(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in size sunacağı en güzel şeylerden biri, farklı kültürleri, özellikle de o kültüre ait yeme içme alışkanlıklarını bir arada bulabilme fırsatı olsa gerek. Irish Pub’lar da bu anlamda şehrin pek çok yerinde karşınıza çıkacak alternatif yeme içme mekanları olacaktır haliyle. Biz de bu kez parizyen havamızdan sıyrılıp içimizdeki İrlandalıyı ortaya çıkarıyor, Paris’in orta yerinde, Montmartre Tepesi’nde, üstelik de Sacré Coeur’ün hemen dibindeki bir Irish Pub’a gidiyoruz hep birlikte: Corcoran’s Iris Pub…

Corcoran’s Irish Pub, Montmartre‘ta tam “Beyaz Kilise” Sacré Coeur‘ün dibinde, Montmartre Füniküleri‘nin yanıbaşından aşağı inen merdivenlerin başında bulunuyor. Hava güzelse öndeki küçük terasta oturmak keyifli olabilir ama gerçek bir bar havasını yaşamak için elbette ki içeri girmeniz gerekiyor.
 
Corcoran’s Irish Pub Montmartre Tepesi haricinde, Saint Michel, Grands Boulevards, Place de Clichy, Bastille, Boulogne, Porte des Lilas ve Chatelet‘de de bulunuyor; yani toplamda sekiz şubesi olan popüler bir bar. Ben bugüne kadar Saint Michel‘dekine ve Montmartre‘takine gittim. Montmartre Tepesi’ndekini daha özel bulduğum için ilk burayı yazmak istedim.

Corcoran’s Iris Pub – Montmartre

Buradan hep gelip geçerdim ama ya aç olmazdım ya da daha yukarıda, Ressamlar Meydanı – Place du Tertre taraflarında bir şey yeme hevesim olurdu ama nedense hiç içeri girip denemek aklıma gelmemişti ama ilk olarak Şubat 2016’da, Montmartre‘ta dolaşıp kendimize yemek yiyecek bir yer ararken, önce fünikülerle yukarı yukarı çıktık, daha sonra sağa mı sola mı dönsek diye bakınırken gözümüze Corcoran’s Irish Pub ilişiverdi.

Hani olur ya, hep gözümüzün önünde olan şeyleri görmeyiz bazen, bizimkisi de o hesap. Bu kez gördük, deneyelim dedik. İyi ki de demişiz, çünkü bir anda atmosfer değişti, atmosfer değişince de bizim havamız değişti; Corcoran’s bize iyi geldi.
Irish Pubların dekorasyonu iyidir hoştur da genelde karanlık olur malumunuz, burası tam aksine apaydınlıktı. Tabii bizim gündüz öğle yemeği için gittiğimizi eklemem gerek. Akşamları illa ki o bildik atmosferine dönüyordur. Gündüz mekanın bu kadar aydınlık olmasının nedeni elbette ki Montmartre eteklerinde konuşlanmış olması ve her iki tarafından da aşağı, Montmartre Tepesi‘nin meşhur merdivenlerinin iniyor olması. İki yanı, bir de şehre bakan cephe diye düşünecek olursak toplam üç tarafı büyük pencerelerle çevrili mekan gerçekten içimizi açtı.

Corcoran’s Iris Pub – Montmartre

Bizim yıllardır süren, bazen tavsayıp bazen yeniden ciddiye binen ama hiç bitmek bilmeyen dengeli beslenme alışkanlığımız nedeniyle bu tür mekanlara çok sık gelemiyoruz. İşte alkol şöyle zararlı, kızartmalar böyle zararlı ama hayat şöyle güzel, yemekler böyle güzel ikilemleri arasında kendimizi frenlemeye çalışıyoruz da bazen böyle yaramazlık yapmak için kendimize izin verdiğimiz zamanlar oluyor. Burayı denediğimiz gün de öyle yaramazlık yapma günüydü işte.

Hani Bağdat Caddesi’nde Polonez vardır, ben orayı çok severdim İstanbul’dayken; bazen gider yaramazlığımızı orada yapardık. Gelsin kızartmalar, gitsin biralar… Burada da bu tür sağlıksız ama lezzetli beslenme için Irish Publar imdadımıza yetişiyor işte 🙂 “Amaaan bidaha mı gelicez dünyaya?” moduna geçip hemen verdik siparişimizi şahane İngilizce konuşan garsona (büyük ihtimalle Fransız değildi :))
 
Denemek için küçük dört farklı biranın servis edildiği setten söyledik, ben her zamanki gibi ekstradan bir blonde… Özür dilerim, Guiness benim tarzım değil. Zaten alkolle pek arası olan biri değilim, bir de üzerine yeme içme konusunda maceraya atılma alışkanlığı olmayan biri olmam eklenince, bildiğinden şaşmayan biri oluveriyorum haliyle.

Corcoran’s Iris Pub – Montmartre

Biralarımızın yanında da ortaya karışık atıştırmalık tabağımızı söyledik, atıştırmak ne kelime, iki dakikada yalayıp yuttuk 🙂 Karışık atıştırmalıklar yetmeyince de ek olarak benim ana besin kaynağım olan patates kızartmalarımızı söyledik 🙂 İnanmazsınız, içlerinde en sağlıklısı patates kızartmasıydı; sanki kızartma değil de fırın gibiydi. Elde doğranmış, kabuklu, misss… Bir de füniküler istasyonu tarafında cam kenarına oturmuşsanız, keyifle yiyip içerken, önünüzden oyuncak gibi inip çıkan vagonları izlemesi de ayrı bir zevk veriyor üstelik. Onun arkasındaki park Square Louise-Michel‘in yeşilliği de manzaranızı tamamlıyor.

Burası akşamları gerçek bir bara dönüşüyor. Bazı akşamlar maç yayını yapıyorlar, bazı akşamlarda da canlı müzik var. Maç sevmeyen, gürültüden hoşlanmayan biri olarak (ben de ne sıkıcı adammışım :)) akşamları burayı dener  miyim bilmiyorum ama bir akşam canlı müzik dinlemeye gitmek isteyebilirim. Dilerseniz siz programa kendi web sitelerinden bakabilirsiniz. Ayrıca Corcoran’s’dan da bahsedilen Youtube kanalım Pariste.Net Tv‘de yayınlanan Klasik Montmartre Turu videoma bakabilir, mekanın yeri hakkında fikir sahibi olabilirsiniz:

 
Corcoran’s Irish Pub Pazar-Perşembe 10:00-02:00, Cuma ve Cumartesi günleri ise 10:00-05:00 arasında açık. Gece kuşları için hoş bir seçenek olabilir yani. Yine de bugüne kadar buraya defalarca gitmeme
rağmen hiç akşam denemedim.

Buradan çıktıktan sonra dilerseniz Sacré Coeur‘ü gezebilir, Place du Tertre‘e doğru yürüyebilir ya da merdivenlerden aşağı inip Montmartre‘ın eteklerinde kendinizi kaybedebilirsiniz. Hem belki aşağıya Sacré Coeur‘ün hemen altındaki park Square Louise-Michel‘den inmek de isteyenilirsiniz? Kafa da zaten hafif çakır keyf olacak, Paris gözünüze bir başka güzel görünecek. Civarda bir başka bar deneyimi, üstelik Eyfel Kulesi manzaralı olanı için Le Terrass”ı da öneririm.
 
Keyifli geziler, keyifli keşifler.
 
Afiyet bal şeker olsun, eh bir de yarasın…
Yazar

2 Yorum

  1. Foursquare'den kaydedeyim dedim. "28 rue Saint-André des Arts" adresinde bir şubeleri daha varmış. Yalnız iki şubenin de puanı düşük nedense.

    • Toplam sekiz şubeleri var Paris'te. Ben sadece ikisine gittim, bir Montmartre'takine bir de Saint Michel'dekine. Hadi otel puanı neyse de hayatımda hiç restoran puanına bakmadım; aslı başı bir şeyler yiyip iki kadeh bir şeyler içeceğiz, o kadar şey etmemek lâzım 😉

Yorum Yazın