(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda, tarihte pek çok önemli olaya tanıklık etmiş olmakla birlikte turistik açıdan, Fransa’nın ünlü kraliçesi Marie Antoinette‘in Fransız Devrimi sonrası hapis yattığı, giyotinle idam edilmeden önce son günlerini geçirdiği yer olmasıyla tanınan Conciergerie’yi tanıyacağız hep birlikte. Conciergerie gotik mimarisiyle Paris’in ortasında tüm görkemiyle yükselen bir yapı ve içi de dışı kadar etkileyici…

Notre-Dame Katedrali‘nin de bulunduğu Cité Adası‘nda, Châtelet‘nin tam karşısında yer alan Conciergerie (konsiyejeri ya da konsiyejeği), mimari açıdan orta çağa ait olduğu hemen anlaşılsa bile, restorasyon sonrası yepyeni görünümü ile sizi şaşırtmasın. Çünkü bu bina Paris’in en eski yapılarından biri, aynı zamanda Cité Sarayı – Palais de la Cité olarak geçen tarihi yapı kompleksinin günümüze ulaşmış en eski bölümü.
Conciergerie

Yapının tarihi 13. yüzyıla uzanıyor. Fransa kralı Philippe Auguste‘ün kraliyet sarayı olarak kullanmaya başladığı Conciergerie’nin adı ise kralın üst düzey hizmetlilerinden birinin ünvanı olan Le Concierge’den geliyor.

Burası bir müze ve özellikle Bir Hafta Paris Turu için gelenlerin gezmesini önerebileceğim bir yer. 4 Numaralı metro hattının Cité istasyonunda inerek ulaşabileceğiniz Conciergerie, istasyondan çıkınca, meydanın tam karşısında göreceğiniz süslü Palais de la Justice – Adalet Sarayı’nın sağında bulunuyor. 

Conciergerie

Bilet ücreti 9€, eğer hemen yan tarafta bulunan ve muhteşem vitrayları ile ünlü Sainte-Chapelle‘i de birlikte gezmek isterseniz 15€ ödüyorsunuz. Müze 1 Ocak, 1 Mayıs, 25 Aralık tarihleri hariç yılın her günü 09:30-18:30 saatleri arasında gezilebiliyor. Güncel fiyat bilgileri ve diğer detaylar için Conciergerie’nin kendi web sayfasına bakabilirsiniz.

Girişte güvenlik kontrolünden sonra merdivenden inerken ilk büyük salonla karşılaşıyorsunuz. Bilet gişeleri hemen solda bulunuyor. Daha önceden biletiniz varsa, bilet sırasına girmeden bilet kontrolünden geçiyorsunuz ve artık Gens d’Arms olarak anılan bu dev salonun dev sütunları arasında özgürsünüz. Evet, Gends d’Arms “jandarm” olarak okunuyor ve silahlı adamlar yani bizdeki jandarma kelimesinin kaynağını oluşturuyor.

Marie-Antoinette’in Hapsedildiği Yer: Conciergerie

Bu büyük salonun en arka tarafındaki basamaklardan çıktığınızda sağda La Salle des Gardes yani Korumalar Salonu bulunuyor. “Conciergerie acaba bu kadar bir yer mi?” diye düşünürken, ortadaki museum shop‘tan geçip parkurumuza devam ediyoruz ve burayı geçtikten sonra sağa dönersek bir zamanlar Marie Antoinette’in hapis yattığı hücresine ulaşıyoruz.

Marie Antoinette’in hücresi, gezimizin ilerleyen bölümlerinde göreceğimiz diğer hapishane odalarına göre oldukça lüks. Zaten müzedeki bilgilendirme panolarında, o zamanlar varlıklı kişilerin özel odalarda kalabildiğine dair bilgi de yer alıyor. Yani adaletsizlik ve eşitliksizlik hapishanede bile karşımıza çıkıyor. Belki bir tek ölüm insanı eşitliyordur? Onu da sonra göreceğiz; görünce ayırdına varabilecek miyiz, o da ayrı bir konu…

Conciergerie

Marie Antoinette’in hücresini gördükten sonra geri dönüp asıl gezimize başlıyoruz. Karşımıza hapishane olarak kullanılan döneme ait canlandırmalar, mankenler ve maketler çıkıyor bu bölümde. Sonra yukarı çıkıyoruz merdivenlerden ve karşımıza çıkan salonda Fransız Devrimi sonrasında giyotine gönderilen 2780 kişinin adı yer alıyor; insanın tüyleri diken diken oluyor.

Aslında Fransız Devrimi’ni çok daha iyi öğrenmem gerek. Olayı sadece krala karşı ayaklanan halk olarak görmemek gerektiğini Fransa’da yaşamaya başladıktan sonra fark etmiştim. Hele ki iktidar yetkisinin bu devrim sayesinde kralın elinden alınıp halkın eline geçmediğini de yine burada yaşadığım süre boyunca çok daha bir iyi anladım. Bir şeyler değişmiş, büyük bir devrim olmuş, çok canlar yanmış ama olayın perde arkası ve olayların gelişme biçimi gördüğümüzden, bildiğimizden çok daha derinlikli bir konu. 

Conciergerie

Neyse, biz burada turistik bir gezi yapıyoruz. Bir dönem çok acı olayların yaşandığı bu hapishaneyi şimdi turistik kayıtsızlıkla dolaşıyoruz… Hayat ne kadar enteresan. Conciergerie’de karşınıza birdenbire, Fransız Devrimi sırasında kullanılmış bir giyotin bıçağı çıkıyor ve siz de bunu “bunun fotoğrafını blog’a koymam gerek” düşüncesiyle çekmeyi düşünebiliyorsunuz hemen.

Oysa kaç insanın ölümüne neden oldu bu giyotin; o giyotin altında kesilen başlar kaç kişinin canını yaktı daha önce. Yaktı mı yoksa yakmadı mı? Suç ne, ceza ne o halde? Sorular, sorular, sorular… 

Conciergerie

Geziniz boyunca koridorları takip ederek ilerliyorsunuz, merdivenler inip merdivenler çıkıyorsunuz. Bir ara Fransız Devrimi’nin önemli isimlerinden Maximilien Robespierre‘in de kaldığı hücreyi görüyorsunuz. Yine bu bölümde Robespierre’in büstlerini de camekan içinde görmek mümkün.

Evet devrimin önemli isimlerinden, devrim sonucu pek çok kişinin öldürülmesine neden olan Robespierre’nin de başını yine Fransız Devrimi yemiş. Robespierre ismi başlı başına bir araştırma konusu; o yüzden hiç girmeyelim; “ah yazık” deyip Conciergerie’nin diğer salonlarına geçelim… 

Conciergerie

Dediğim gibi Conciergerie’de varlık durumunuza göre kaldığınız hücrelerin konforu da değişiyor. Kimileri penceresiz hücrelerde samanlar üzerinde uyurken, kimileri kendilerine yatacak yatak bulabilmişler. Kimileri ise Marie Antoinette gibi bir tür “özel suit”te konaklamışlar.

“Fransız Devrimi’ni daha iyi öğrenmemiz gerekiyor” derken bir de şunu demek istiyorum: Genelde çoğumuz halkın krala karşı ayaklandığını, sonra halkın yönetimi ele geçirdiğini ve ardından pek çok Fransız soylusunun giyotinle idam edildiğini düşünürüz. Bu hikayenin büyük kısmı doğrudur ama bu süreç sanıldığı kadar kısa sürmemiş, uzun bir sürece yayılmış. Kaldı ki tüm soylular da idam edilmemiş; ki hâlâ soylular ortalıkta görünebiliyor. 

Conciergerie

Devrimin 14 Temmuz 1789’da olduğunu hepimiz biliyoruz ama Marie Antoinette’in giyotinle idamı 16 Ekim 1793’te gerçekleşmiş. Aradan geçen bu sürede neler olup bittiği ise uzun bir tarih araştırması konusu…

Conciergerie gezimizin ilerleyen bölümlerinde binanın şapel olarak kullanılan bir kısmına ulaşıyoruz, buradan içeri girdiğinizde de harika bir vitray karşılıyor sizi. Sonrasında da arka avludan geçiyorsunuz ve ulaştığınız kapı Marie Antoinette’in hücresinin bulunduğu giriş bölümüne geri döndürüyor sizi. 

Conciergerie

Conciergerie’den çıkmak için tekrar museum shop‘ın içinden geçiyoruz ve büyük salona geri dönüyoruz. Sol tarafta yukarı çıkan ama geçişin mümkün olmadığı enteresan bir döner merdiven var. Bir merdiven de tam karşı uçta, o da orta çağdan kalma ama işlevini çoktan yitirmiş.

Yine bu salonda yürürken sütunlara baktığınızda -dikkat ederseniz- bir tanesinin üzerinde “nondation 28 Janvier 1910 yazısı göreceksiniz. Bu yazıdan bir tane de Korumalar Salonu’nda görmüştük. Seine Nehri sularının yükselmesi sonucu 28 Ocak 1910’da gerçekleşen su baskınında su seviyesi çizgi ile işaretlenmiş bölüme kadar yükselmiş, o günün anısına bu yazılar sütunlara işlenmiş. 

Conciergerie

Gezinizin sonunda çıkış kapısından çıkıp sola dönerseniz tam köşede Paris’in en eski meydan saati olan Horloge du Palais de la Cité‘yi göreceksiniz. Köprüden karşıya yürürseniz Châtelet‘ye geçersiniz. Eğer çıkış kapısından sağa dönerseniz de bu kez, Palais de la Justice – Adalet Sarayı ve hemen onun yanında -mutlaka gezmenizi önereceğim- Sainte-Chapelle bulunuyor. Düz devam ederseniz de Saint Michel‘e ulaşıyorsunuz.

Seine Nehri’nin ortasındaki bu adada kalmayı tercih ederseniz de zaten en önce görmeniz gereken yer Notre-Dame Katedrali olacaktır. Ayrıca Marché aux Fleurs – Çiçek Pazarı‘nı da atlamamanızı öneririm. Tüm detaylar Île de la Cité – Cité Adası yazısında. Tam karşıdaki nefis yürüyüş parkuru Parc Rives de Seine de mutlaka bir yürünmeli sanki?

Keyifli geziler, keyifli keşifler…

 

 

Adres: 2 Boulevard du Palais, 75001 Paris

Yazar

2 Yorum

  1. Ahmet Hocam bir kez daha ellerine sağlık. Gerçekten de Fransız Devrimi konusunu pek çoğumuz eksik/hatalı biliriz. Paris Komünü ise bir çoğunun hiç duymadığı bir başka önemli tarihsel deneyim. Bir eliniz değdiğinde, vakit bulduğunuzda bu önemli deneyime dair meydanlar, duvarlar ve anıların mekanlarını da paylaşmanızı rica ediyorum…

    • Ben Paris'e yerleşmeden önce "Fransa krallıkla yönetiliyordu, halk isyan etti ve devrimi gerçekleştirdikten sonra her şey yoluna girdi" sanıyordum, meğerse yönetim şekli kaç kez cumhuriyet ile krallık arasında gidip gelmiş ve daha neler neler olmuş… Fransa tarihini öğrendikçe taşlar yerine oturmaya başlamış olsa da daha fazla araştırma yapıp konuyu biraz daha netleştirdiğime inandığım gün önemli tarihi notları da paylaşmaya çalışacağım. Şimdilik çok iyi bilmeden yazı hazırlayıp hatalı ve eksik paylaşımda bulunmak istemiyorum. Çok çok teşekkürler.

Yorum Yazın