(Son Güncelleme: 02.10.2018) Bu yazıda Loire Vadisi Şatoları Turu yaparken gezebileceğiniz en güzel şatolardan birini, benim de bu bölgede en sevdiğim şato olan Château de Chenonceau – Chenonceau Şatosu‘nu tanıyacağız hep birlikte. İlginç konumu, farklı mimarisi, zengin dekorasyonu, keyifli bahçeleri ve pek daha çok detayıyla özel bir ilgiyi hak eden bu şatonun fotoğraflarına şöyle bir baktığınızda ve tabii şato hakkındaki tüm bilgileri okuduğunuzda bana hak vereceğinize eminim. Üstelik Pariste.Net’teki 500. yazı konusu olması nedeniyle de Chenonceau Şatosu daha bir anlamlı benim için 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Konum olarak Paris’e arabayla yaklaşık 240 kilometre mesafede, Loire Vadisi’ndeki Chenonceaux köyünde, Loire Nehri‘ne katılan Cher Irmağı üzerinde bulunan Chenonceau Şatosu, Amboise‘a yakınlığı nedeniyle Amboise Şatosu ve Leonardo da Vinci’nin Evi ile birlikte tur programınıza mutlaka dahil etmeniz gereken bir şato. Hatta sırf bu şatoyu görmek için bile Paris’ten kalkıp günü birlik gelseniz yeridir.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Bugüne kadar Chenonceau Şatosu’nu, ilki Aralık 2008’deki doğum günü gezim sırasında, ikincisi buraları bir de yazın görmek için Haziran 2014’te, üçüncüsü de Loire Vadisi Şatoları‘nı yazmak üzere detaylı gözlem yapmak ve fotoğraf çekmek için olmak üzere üç kere gittim. Yani bu bölgenin kışını da yazını da gördüm ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bu şatoyu ve bölgedeki diğer şatoları görmenin mevsimi yok; ne zaman gitseniz başka güzellikler ön plana çıkıyor tabii her mevsimin de kendi dezavantajları var 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Biz her seferinde Loire Vadisi Şatoları‘nı özel araçla gezmeyi tercih ettik, böylesi -haliyle- çok daha konforlu. Araba kiralamak isteyenlere herhangi bir firma öneremem belki ama rentalcars.com‘dan, tüm rent a car firmaları arasından kendinize uygun aracı kiralamak en ideal yöntem olabilir. Tabii ki tercih sizin.

Araba kiralamak istemeyenler için Paris’ten Chenonceau Şatosu’na trenle gitmek elbette mümkün. Buraya Paris’ten Gare d’Austerlitz ve Gare Montparnasse olmak üzere iki ayrı gardan tren kalkıyor ama ben size Gare Montparnasse‘tan kalkan trenlere bilet almanızı, Chenonceaux yakınlarındaki Tours’daki Saint Pierre des Corps Garı’ndan aktarma yapıp kısa bir yolculukla Chenonceaux’ya ulaşmanızı öneriyorum. Şato zaten Chenonceaux Garı‘nın hemen yanıbaşında. Bu şekilde gelirseniz Paris’ten iki saatte Chenonceau Şatosu’na ulaşmanız mümkün 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Tabii özgür olmak adına kendi aracınızla ya da araba kiralayarak bu bölgeyi dolaşırsanız çok daha rahat edersiniz. Chenonceau Şatosu’nun hemen girişinde büyükçe bir otopark var, üstelik ücretsiz. Hatta gezi programınıza bağlı olarak (hava güzelse) arabanızı park ettikten sonra, şato gezinize başlamak yerine, sadece 350 civarında insanın yaşadığı Chenonceaux (şönonso) Köyü’ne yürüyerek iki dakikada ulaşmanızı, belediyeyi geçtikten sonraki köşedeki Hostel du Roy‘ya girip arka bahçedeki minik bahçede öğle yemeği yemenizi öneririm. Yukarıdaki fotoğraf o bahçeden… Biz şans eseri keşfetmiştik, siz işinizi şansa bırakmayın 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Chenonceaux Köyü küçücük bir yer, şöyle bir dolaşın isterseniz tabii ama bence yemekten sonra doğruca Chenonceau Şatosu’na gitseniz iyi olur 😉 Gişeden geçtikten sonra şatonun bahçesine girmiş oluyorsunuz ve sizi yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda, iki yanı dev ağaçlarla çevrili nefis bir yol bekliyor. Bu yolda yürüdükçe şato ufukta görünmeye başlıyor. Kışın gittiğimizde ağaçlar yapraksızdı ama ortalık boştu, yazın gidişlerimizde ise ortalık yemyeşildi ama epey kalabalıktı. Diyorum ya avantajlar ve dezavantajlar meselesi. Bu arada resmi kayıtlara göre Chenonceau Şatosu’nu yılda 850.000 kişi geziyor. Neden onlardan biri de siz olmayasınız?

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Ağaçlı yol bitip de iki tarafta sfenkslerin bulunduğu girişten asıl bahçeye girdiğinizde karşınızda duran Chenonceau Şatosu küçük bir şatoymuş gibi görünüyor ama görkemli kısmı biraz sonra karşınıza çıkacak. Sol tarafta yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Diane Bahçesi – Jardin de Diane sağ tarafta da aşağıda fotoğrafını gördüğünüz Catherine Bahçesi – Jardin de Catherine var ki ikisi de birbirinden güzel. İlerleyen satırlarda Diane kimdir, Catherine kimdir, hepsini anlatacağım merak etmeyin 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Havanın durumuna ve sizin keyfinize bağlı olarak önce bahçeyi mi gezersiniz yoksa doğrudan tam karşınızda duran şatoya mı girersiniz bilemiyorum ama bahçede dolaşmaya başlarsanız “dur şurayı da göreyim, burayı da göreyim” diye diye bahçede kaybolup yorgun düşebilirsiniz 🙂 O yüzden bence önce şatoyu gezin, haliniz kalırsa bahçede yürüyüş yapıp, yorulduğunuz zaman bir yerde oturup dinlenirsiniz. Şatonun içi de dışı kadar güzel, hiç merak etmeyin.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Şatonun ana binasına girdiğinizde ilk sağda XIV. Louis Salonu bulunuyor. Buradan yandaki I. François Salonu‘na geçiyorsunuz; sonra karşıdaki Diane de Poitiers’in yatak odası, onun yanında da Korumalar Salonu diyebileceğimiz Salle de Gardes var. Salle de Garde’ın arkasında şahane bir şapel, Diane de Poitiers’nin odasının arkasında da bir Yeşil Oda, bir de minik bir kütüphane var ki, Cher Irmağı’na bakan penceresinden dışarıyı izlemek çok keyifli.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Aslında bu bölümü gezdikten sonra yapmanız gereken şey yine bu kattaki, Chenonceau Şatosu’nun en en en güzel bölümü olan galeriyi gezmek ama siz beni dinleyin, o bölümü en sonra bırakın; nedenini daha sonra anlayacaksınız 😉 Bence bu söylediğim bölümleri gezdikten sonra merdivenlerden bodrum kata inerek mutfak bölümünü gezebilirsiniz. Fransa’daki şatolarda özellikle mutfak ve kiler bölümlerini gezmek çok keyiflidir. Bir yandan çocukken izlediğim Zengin ve Yoksul dizisini hatırlatır bana, bir yandan yeryüzünde insanlar arasındaki adaletsizliği ve tüm bunlara rağmen o dönemin hizmetçi sınıfının bile ne kadar şık ortamlarda yemek yediğini nasıl bir görgünün hakim olduğunu şöyle bir düşündürüverir.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Merdivenlerden birinci kata çıktığınızda sağdaki odadan gezmeye başlarsanız ilk oda, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz,  Charles de Vendôme’un yatak odası. O odanın karşı kapısından, Tuileries Bahçesi‘ni (ve tabii Tuileries Sarayı’nı) yaptıran, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz Fransa Kraliçesi Catherine de Medici’nin yatak odasına giriyorsunuz. Bu odanın arkasında yine Cher Irmağı’na bakan küçük ama çok güzel bir çalışma odası var.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Hemen yandaki oda ise Catherine de Medici’nin, her biri Fransa kraliçesi olmuş (ikisi öz, üçü üvey) beş kızkardeşinin onuruna Chambre des Cinq Reines adı verilmiş Beş Kraliçe Odası olarak geçiyor. Onun karşısındaki oda ise Kral IV. Henri’nin metresi Gabrielle d’Esterées‘ye adanmış… Hani Paris’te Cité Adası‘nda, Pont Neuf‘ün ortasındaki park Square Vert-Galant‘a inerken , at üstünde heykeli bulunan yaşlı kurt (azgın teke) Henri IV 🙂 🙂

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Bu kattaki odaları bitirdikten sonra ırmak üzerine doğru devam eden galeri bölümüne girebilirsiniz. Girebilirsiniz derken, alt kattaki galeriye hemen girmeyin dedim ama buradaki galeriye girip bir bakın manasında 🙂 Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz bu galeride dönemsel sergiler oluyor, şatonun zaman içinde geçirdiği aşamaları gösteren projeler, çizimler ve tablolar incelenebiliyor. Ayrıca galerinin pencerelerinden Cher Irmağı’nı izlemek çok keyifli. Dev koridorun sonunda nefis bir şömine var, bu şöminenin alınlığında zincirli iki köle figürü oldukça dikkat çekici.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Bu katı da bitirdikten sonra sıra çatı katını gezmeye geliyor. Oldum olası çatı katlarını seven, tavan aralarında dolaşmaktan gizemli bir tat alan biri olarak Chenonceau Şatosu’nun çatı katını da çok beğendiğimi söylemeliyim. Özellikle merdivenden çıktığınızda ulaştığınız holün, aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz ahşap tavanı ve tavan süslemesi olağanüstü. Bu katta bulunan siyah renkli yatak odası ise Fransa kralı III. Henri’yi bir suikastte kaybedip bu şatoda yasını sürdüren dul eşi kraliçe Louise de Lorraine‘e ait. Yatak odası simsiyah ama kraliçeye La Reine Blanche yani Beyaz Kraliçe deniyormuş, çünkü o dönemin adetlerine göre yas giysisi olarak hep beyazlar içinde dolaşmış…

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Bu katı da bitirdiğimize göre artık giriş katındaki ana galeriye gidebiliriz 😉 O zaman merdivenlerden aşağı inip giriş katı holüne ulaşalım, oradan sağa dönüp büyük galeriye giriş yapalım. Aşağıda fotoğrafını gördüğünüz 60 metre uzunluğunda 6 metre genişliğindeki bu koridor tam 18 pencereyle aydınlanıyor, her iki taraftan da Cher Irmağı’na bakıyor. Bu galeri I. Dünya Savaşı sırasında askeri hastane olarak kullanılıyor. II. Dünya Savaşı sırasında da Almanya Fransa’yı işgal edip Fransa ikiye bölününce, İşgal Bölgesi (Zone Occupée) ile Özgür Bölge (Zone Libre) sınırı tam bu şatonun ortasından geçiyor. Yani şatonun kuzey tarafı Zone Occuppé, güney tarafı ise Zone Libre oluyor…

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

2008 Aralık ayındaki Chenonceau Şatosu gezimizde galerinin en ucundan geri dönmemiz gerekmişti, hatta Noel zamanıydı ve en uçta kocaman bir Noel ağacı bulunuyordu. Haziran 2014’teki gidişimizde galerinin sonuna kadar gitmemiştim ama 2017 Ağustos’undaki ziyaretimizde en sonuna kadar yürüyünce bir de baktık ki iki yanda iki ayrı kapı var buradan şatonun bahçesinin güney tarafına geçiliyor! Sanırım kışın burası kapalı oluyor ama eğer o kapı açıksa kapıdan çıkıp şatonun diğer taraftaki bahçesini de gezmenizi şiddetle öneririm. Zaten şato, bahçenin dört bir köşesinden dört farklı fotoğraf veriyor ve hepsi de rüya gibi…

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Bu taraftaki kapıdan çıkınca güneşin açısına göre iyi fotoğraf almak için sağa ya da sola yürüyebilirsiniz. Dar patikada yürüyüş yapanlar, koşanlar, bisiklete binenler, köpeğini gezdirenler, yani hayatın tadını çıkaranlar sıra sıra yanınızdan geçiyor olacaklar. Nehirde de gezinti teknesi ya da kanoyla dolaşanları göreceksiniz. Gerçi ben hiç burada kanoyla ya da sandalla gezmedim ama belki siz nereden kiralandığını keşfedebilirsiniz 😉 İnsanın seyrederken bile içi gidiyor; belki dördüncü gidişimde denerim 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Şatonun bahçesinin bu kısmı da güzel ama ben yine de enerjinizi şatonun ana girişindeki iki bahçeye bırakmanızı öneririm. Bunun için şatodan çıkış yaptığınız kapıdan geri dönüp ana girişe ulaşabilir, sonra yine hava durumuna ve güneşin konumuna göre ya sağ tarafta Diane Bahçesi‘ne ya da sol taraftaki Catherine Bahçesi‘ne girip şöyle bir dolaşabilirsiniz. Her iki bahçe de birbirinden güzel.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Bahçede biraz daha dolaşmak istiyorsanız size önerim şatonun ana kapısından çıkınca sol çapraza doğru ilerlemeniz. Düzenlenmiş bahçenin arka tarafında devasa bir park, orangerie, restoran, bostan, piknik alanı, at arabası sergisi, eşek çiftliği(!) ve daha neler neler var. Hava güzelse devasa ağaçların, birbirinden güzel ek binaların arasında dolaşarak hayatın tadını çıkarabilirsiniz. Yeme içme için Chenonceau Şatosu’nun bahçesinde birkaç seçenek var; dilerseniz sadece oturup bir şeyler içip dinlenebilirsiniz.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Sağ tarafta Diane Bahçesi’nin olduğu bölümün sol üst tarafında, yani karşıdaki ağaçlıklı yolun sağ tarafında ise güzel bir sürpriz sizi bekliyor: Labirent! Buraya 2008’deki gelişimde labirenti son anda fark etmiş, çalıların arasında koşturarak yolumu bulmaya çalırken çocuklar gibi eğlenmiştim. 2014’teki gidişimde de aynı çocuksu heyecanı yaşadım ama son gidişimde o kadar yorgundum ki labirente uzaktan el sallamakla yetindim 🙂 Siz burayı gezerseniz benim için labirentte bir fotoğraf çektirin lütfen. Özellikle labirent çalılarının arasından fırlarken karşıdan fotoğrafınız çekilse ve yüzünüze o mutluluk anı yerleşmiş olsa süper olur 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Şatoyu güzel güzel gezdik, dilerseniz biraz da buranın tarihinden bahsedelim: Chenonceau Şatosu’nun geçmişi 1230’lara kadar uzanıyor. O yıllarda buralarda bir değirmen varmış ve bu arazi Marques Ailesi‘ne aitmiş. 1432’de VII. Charles’ın izniyle II Jean Marques buraya 50 metreye 55 metrelik bir şato inşa etmiş. XV. yüzyılın sonunda şato dönemin burjuvalarından Thomas Bohier’in eline geçmiş. Thomas Bohier ve eşi Catherine Briçonnet eski şatonun büyük bölümünü yıkıp yeniden bir şato inşa ettirmişler. Eski şatodan günümüze ulaşan bölüm, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz, ana şatoya girmeden önce sağda bulunan Tour des Marques

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Thomas Bohier’nin 1524’teki ölümünün ardınan Fransa kralı I. François, Thomas Bohier’nin zimmetine para geçirdiğine dair kanıtlar nedeniyle Bohier’nin mirasçılarına çok yüklü bir ceza kestirmiş ve tabii ki mirasçılar bu cezayı ödeyemedikleri için Fransa krallığı -bir anlamda- şatoya el koymuş ve şato kraliyet malı olmuş! Ama anladığım kadarıyla I. François buranın pek sefasını sürememiş 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

I. François’nın Mart 1547’de kan zehirlenmesinden ölümü sonucu tahta oğlu II. Henri geçmiş ve II. Henri bu şatoyu Haziran 1547’de sevgili metresi Diane de Poitiers‘ye hediye etmiş! Diane de Poitiers şato’ya yerleştikten sonra şatoda geniş çaplı bir çalışma başlatmış. 2 hektarlık Diane Bahçesi bu dönemde yapılmış ve bir yandan da o zaman Cher Irmağı’nın kuzey tarafında bulunan şatoyu bir köprüyle güneye bağlatmış; böylece şato günümüzdeki formunu almak için ilk büyük değişimini geçirmiş. Bir ilginç olay da aşağıda yatak odasının fotoğrafını gördüğünüz Diane de Poitiers’nin bu şatoda, sevgilisi kral II. Henri ve kralın eşi Catherine de Medici’yi ağırlaması bence. Sanırım Catherine de Medici o zaman bu şatoya göz koymuş 😉

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

10 Temmuz 1559’da II. Henri‘nin Paris’te bir at gösterisi turnuvası sırasında ağır yaralanıp ölmesi üzerine dul kalan ama aynı zamanda da tahta geçen oğlunun yaşı küçük olması nedeniyle ana kraliçe olarak Fransa tahtında uzun süre hüküm süren Catherine de Medici tabii ki kralın metresine bir güzellik düşünmüş. Yine insaflı biriymiş ki Diane de Poitiers’yi kapının önüne koymak yerine ona kendi oturduğu Chaumont sur Loire Şatosu‘nu verip karşılığında Chenonceau Şatosu’na kendisi yerleşmiş…

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Catherine de Medici de kendi bahçesini yani Catherine Bahçesi’ni yaptırmış ama daha da önemlisi, Diane de Poitiers’nin inşa ettirdiği köprünün üzerine galeri şeklinde bir bina inşa ederek Chenonceau Şatosu’nun bugünkü formuna kavuşmasını sağlamış. Catherine de Medici’nin üç oğlu da Fransa tahtına geçtiği için kendisinin de saltanatı epey bir uzun sürmüş ama anladığım kadarıyla 1589 yılı biraz acıklı geçmiş.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Ocak 1589’da Catherine de Medici Blois Şatosu‘nda hayata veda etmiş, ardından Ağustos 1589’da kral oğlu III. Henri Saint Cloud’da bir suikaste kurban gitmiş. Yukarıda da anlattığım gibi III. Henri’nin eşi Louise de Lorraine, kendisine miras kalan bu şatoda beyazlar içinde yasını yaşamış… Zaman içinde Fransa tacının soylu aileler arasında el değiştirmesine bağlı olarak şatonun farklı farklı sahipleri olmuş. 1789’daki Fransız İhtilali sırasında şatonun akıbeti epey bir riske girmiş ama neyse ki o zor günleri atlatmayı başarmış.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

1853’ten beri Menier Ailesi’ne ait olan Chenonceau Şatosu bugüne kadar birkaç kez büyük restorasyon çalışmaları geçirmiş. Tabii böylesine büyük bir şatonun restorasyonu da oldukça maliyetli olunca, günümüzde de milyonlarca euro tutan masrafları bu aile ve devlet birlikte karşılıyorlar. Kültürel miraslar da böyle böyle günümüze ulaşıyor; ülkeler geçmişlerini böyle koruyup, geleceklerine de bu şekilde sahip çıkıyorlar.

Chenonceau Şatosu - Chateau de Chenonceau Pariste.Net

Bu şekilde Chenonceau Şatosu’nu gezmeyi bitirmiş oluyoruz. Buraya gelmeden önce Chambord Şatosu‘nu ve Cheverny Şatosu‘nu gezmiş olduğunuzu düşünmek istiyorum. Hemen yakınlardaki Amboise Şatosu ve Leonardo da Vinci’nin Evi‘ni de görmenizi şiddetle öneririm. Bir de hemen yakınlarda küçük ama sevimli bir şato olan Montrésor Şatosu var ama o tercihinize kalmış. Eğer çocukluysanız ve hava müsaitse, yine yakınlarda bulunan, Loire Vadisi Şatoları‘nın maketlerinden oluşan harika park Mini Châteaux da mutlaka görülmeli. Hatta çocuksuz olsanız bile 😉

Bu bölge civarında konaklama için elbette pek çok seçenek mevcuttur ama en son Ağustos 2017’deki gezimizde kaldığımız, Tours civarındaki Château du Veau‘yu gönül rahatlığıyla önerebilirim. Zaten otel rezervasyonlarınızı booking.com üzerinden yapmayı tercih edenlerdenseniz, rezervasyonlarınızı bu blogdaki banner’lara tıklayarak yaptığınızda bana destek olduğunuzu biliyorsunuz 😉

Yılın her günü açık olan Chenonceau Şatosu’nun ziyaret saatleri tarihlere göre değişiyor. Şatonun ziyaret saatlerini, giriş ücretini ve diğer güncel bilgileri aşağıdaki web adresinden inceleyebilirsiniz. Bölgeyi nasıl gecebileceğinizin, nasıl bir program oluşturabileceğinizin bilgisiyse Loire Vadisi Şatoları Turu yazısında…

Bu rüyayı sizin de en kısa sürede yaşamanız dileğiyle.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.

 

 

Web Adresi: chenonceau.com/en/

Adres: 37150 Chenonceaux

Yazar

3 Yorum

  1. Şatolarini değil de yemyeşil bağbahcelerini cok kiskandim, bizim niye boyle yeşilligimiz yok diye oturup aglasam yeridir Gidip gorenler cok sansli. Ben bugun tam da bu şatodan yapilan keyifli bir canli yayini izlemistim, yaziniz sayesinde de detayli bilgi sahibi oldum, kaleminize saglik.

  2. Süper yazı! Özellikle tarihi konusunda bu kadar bilgi aktardığınız için çok teşekkür ederim! Harikasınız.

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.