Hayat nasıl da akıp gidiyor? Hangi ara cennette yedinci yıl oldu ben de anlamadım. Evet, bugün İstanbul’dan ayrılıp Paris’e taşınmamın yedinci yılı. Tam yedi yıl önce bugün valizlerimi toplamış, sabaha karşı Paris’e doğru uçan bir uçağa atlamış ve tek kelime Fransızca bilmeden Paris’te yeni bir hayata başlamıştım. Aslında bu yıldönümü için yazı yazmayı tasarlamıyordum ama bu sabah annem bana, bende müthiş bir anlamı olan bir mimoza fotoğrafı gönderip, “yedi yıl önce bugünü hatırlıyor musun?” diye başlayan duygu dolu bir mesaj yazınca ben de oturup, hem genel durum değerlendirmesi olsun, hem de Paris’te yaşamanın nasıl bir şey olduğu hakkında size fikir versin diye bu yazıyı yazıp yayınlamaya karar verdim.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Yedi yıl önce bugün sabaha karşı İstanbul’daki evimin kapısına gelen arabaya binmeden önce babam bana sımsıkı sarılmış, uzunca bir süre de bırakmak istememişti ama ben gitmek zorunda olduğum için o karanlıkta, araçtan üzerimize vuran far ışığının sinemasal atmosferinde gözyaşları içinde arabaya binip havaalanına doğru yola koyulmuştum. Havaalanına geldiğimizde kapıyı açarken ayağıma takılan mimozaları son anda fark ettim. Babam veda anısı olarak koskoca bir mimoza demeti bırakmıştı gizlice arabaya… O anıların hiçbirini unutmadım. Birgün tüm detaylarıyla hepsini yazacağım.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Bu yazıyı yazmadan önce Cennette Bir Yıl, Cennette İkinci Yıl, Cennette Üçüncü Yıl, Cennette Dördüncü Yıl, Cennette Beşinci Yıl ve Cennette Altıncı Yıl yazılarımın hepsini en başından itibaren okudum. Hayat yolculuğumun Paris kısmını anlayabilmeniz için sizin de okumanızı tavsiye ederim. Aslında bu yılki yazı başlığı Cennete Yedinci Yıl mı yoksa Paris’te Yedinci Yıl mı olacak diye epey bir düşünmüştüm. Zira bundan önceki altı yılda her şey bir anlamda güllük gülistanlık iken cennette yedinci yıl biraz sarsıntılı geçti. Bugüne kadar sizlerle tüm yaşam deneyimlerimi dürüstçe paylaştığım için, bu yılki yazımda da bu sarsıntılara değinerek yaşam çizgimdeki kırılmaları ve değişiklikleri anlatarak, bundan önceki yazılarımdaki mutluluğum konusunda ne kadar samimiysem, şimdi de aynı samimiyetle deneyimlerimi aktarmak istiyorum.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Paris’te geçirdiğim yedi yıla dönüp bakıyorum da, bundan önceki yazılarımda Paris’ten ve Paris’in bana kazandırdıklarından nasıl övgüyle ve sevinçle bahsediyorsam bugün de aynı şeyleri söyleyebilirim. Paris’te sanatı, estetiği, huzuru ve özgürlüğü sonuna kadar yaşayabiliyorum ve bu bana çok iyi geliyor. Kendimi Paris’te ilk gün çok iyi hissetmiştim, bugün de aynı şeyleri hissediyorum. Peki o halde değişen ya da ters giden ne? Anlatayım:

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Hakkımda yazımda tüm detaylarıyla görebileceğiniz gibi ben, Paris’te blogger olarak çalışıyorum ve amacım Paris ve çevresini tanıtan çok kapsamlı bir içerik sunan Pariste.Net ile insanlara rehber kaynak oluşturmak. Çok ısrar edilse de kişisel olarak tur rehberliği hizmeti vermiyorum, onun yerine tüm enerjimi başlıbaşına bir rehber olan Pariste.Net’e ayırıyorum. Ocak 2014’te başladığım Pariste.Net için artık günde 6-8 saat blogla ilgilenmek epey yorucuydu zaten ama bir ara işler o kadar yoğunlaştı ki günde 12 saat bilgisayar başında çalışmaya başladığım oldu. Ne yapsam ne etsem yetişemiyordum. Sabahtan akşama deli gibi çalışıyor olmuştum ve yine de yapmak istediğim her şeyi yapamıyordum. Üstelik kimse benden daha iyisini beklemiyordu, herkes okuduğundan, gördüğünden memnundu ama ben daha iyisini yapabilirdim, çünkü daha iyisini hayal edebiliyordum ama benim de bir kapasitem vardı tabii 🙂 Sonra 2018 sonuna doğruydu sanıyorum, Türkiye’de döviz bir anda fırladı, Euro da gereksiz seviyelere yükseldi. Paris’te yaşayan biri olarak Euro’nun yükselmesi benim için iyi bir şey değil mi? Hayır efendim değil…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Fransa’da euro kazanıp Türkiye’de euro harcamak şahane bir şey ama benim blogdan kazandığım para genel itibariyle Türkiye’den gelen, TL kazanıp Euro harcayan insanlara bağlı olduğu için; Euro’nun ani yükselişiyle, tatil için Paris’e gelenlerin sayısında ciddi bir azalma oldu, sonra yavaş yavaş gelişler artsa bile bütçeler kısıtlandığı için harcamalar da aynı oranda azaldı ve benim Türkiye’den gelenlere bağlı olan gelirim de gözle görülür biçimde düştü. Hal böyle olunca, bugüne kadar emeğimin karşılığını iyi kötü alıyorken 2018 sonu itibariyle ibre diğer tarafa döndü ve artık günde 12 saat bilgisayar başında Pariste.Net’le ilgilenmenin bir anlamı kalmamaya başladı. Oysa ben sürekli içerik üretiyordum, düzenli olarak eski yazıları güncelliyordum ve her gün gelen sayısız soruya tek tek yanıt vermeye çalışıyordum. Sosyal medyaya harcadığım zaman da cabası…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Baktım ki durum düzelmiyor, 2019 başı itibariyle işleri yavaşlatmaya, daha doğrusu günde 10-12 saatten, günde 4-5 saate düşürmeye karar verdim. Böylelikle kendime daha çok zaman ayırabilecek, biraz dinlenecek, eşe dosta zaman ayıracak ve en önemlisi, uzun zamandır yazmayı düşündüğüm Paris Kitabı için çalışmaya zaman bulabilecektim. Ocak 2019’u tamamen Pariste.Net’te bugüne kadar yayınlanmış 500 küsür yazıyı baştan aşağı güncellemeye ayırdım. Böylelikle tüm yazılar 2019 tarihi itibariyle gözden geçirilip güncellenmiş oldu. Şubat 2019’a geldiğimizde kendime zaman ayırmak için ortam oluşturmayı başardım ama o da ne? Bir de baktım ki meğerse, özellikle son iki yıldır çalışmaya o kadar ama o kadar çok vakit ayırmışım ki çevremde kimse kalmamış 🙂 Eh tabii insanları ihmal ederseniz insanlar da sizden uzaklaşıyorlar 😉

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Yalnızlık demeyelim de onca zaman emek emek oluşturduğum Fransız çevrem (ve bir o kadar da uluslararası çevrem) bir şekilde kaybolmaya başlamış. Evet yine varlar, ara ara da görüşüyoruz, öyle ya da böyle iletişim halindeyiz ama nasıl desem, bir şeyler olmuş ben farkına varmadan, bir şeyleri kaybetmişim. Hep böyle kalacak değil elbette ama şu an için hissettiğim duygu bu. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde bu konunun üzerine gideceğim ve bir şekilde çözüm bulacağım, yoksa bu böyle gitmez 🙂 Aslına bakarsanız “Fransız çevrem” derken Paris’teki Türk çevremi bunun dışında tutuyorum; çünkü ilginç bir şekilde Paris’teki Türk çevrem inanılmaz bir şekilde genişledi. Yazının ilerleyen bölümlerinde o konudan da bahsedeceğim ama bugüne baktığımda görüyorum ki benim için Paris’te yaşamayı güzel ve ayrıcalıklı kılan, uluslararası kültürler üzerine kurulu arkadaş çevreme dayanan hayat biçimim bir anlamda sekteye uğramış; bunu fark etmem beni biraz şaşırttı. Şimdi üstesinden gelmek için emek sarf etmem gereken konu bu, onun altını çizmeye çalışıyorum.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Yoksa Paris’te kendimi yalnız hissetmem mümkün değil. Burada yaşayan o kadar güzel insanlar var ki. Siz arayın yeter ki, karşınıza çıkıveriyor. Örneğin benim hayatımı değiştiren ve bir o kadar da güzelleştiren şey, Paris’te Türk sanat müziği yapan Chorale de Paris ile yollarımın kesişmesi oldu. Ekim 2018’de aralarına katıldığım bu müthiş ekip sayesinde, yıllardır hayalini kurduğum Türk sanat müziği söyleme amacıma da ulaşmış oldum. Koroya katıldım, hızımı alamayıp solo olarak bir parça okumak istediğimi de söyledim, kabul edildi ve hep birlikte müthiş bir heyecanla konsere hazırlandık. Sonuç olarak Şubat 2019’da Paris’te bir konser verdik. Bu yaptığıma, yaşadıklarıma inanamıyordum. Aşağıdaki videoda 10 Şubat 2019 tarihli konserimizden minik bir kolajı izleyebilirsiniz:

Konser günü yaşadığım heyecanı anlatamam. Solo parçam “Yıldızların Altında“ydı… Bırakın solo şarkımı düzgün söyleyebilmeyi, bayılmadan korodaki yerime geri dönebilirsem marifetti benim için 🙂 Neyse ki bayılmadan parçamı okudum, o yüzden kendimi başarılı addediyorum 😀 Konserin en büyük sürprizi benim için, seyirciler arasında, İstanbul’da yaşayan, Paris’e tatile gelmişken konserimi izlemeye gelen Pariste.Net okuyucularından Tuğba Demirsoy & Emre Demirsoy çiftini görmek oldu. Hiç beklemiyordum, çok duygulandım. Kendilerine buradan bir kere daha teşekkür ederim.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore Chorale de Paris

Dediğim gibi, Chorale de Paris bana çok iyi geldi. Başta hocamız Zuhal Karadağ olmak üzere öyle güzel bir ekibin arasına girdim ki size anlatamam. Her Perşembe akşamı iki saat boyunca şarkılar söyleyip, gülüp eğleniyoruz. Sonrasında da bir kafeye gidip en az bir saat daha güle oynaya sohbet muhabbetle geçiyor vakit; nasıl iyi geliyor bilemezsiniz. O kadar ki hızımızı alamayıp, bir sonraki konsere hazırlık sürecinde provalar için bize ayrılan salondaki süre yetmeyince, dışarıda buluşup, piknikle karışık müzik çalışması yaptığımız bile oldu. Yukarıdaki fotoğraf, üstelik Şubat ayında Paris’te böyle bir atmosferde Chorale de Paris ekibinin bir bölümüyle yaptığımız pikniğin güzel bir anısı örneğin…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Sürekli Türkçe bir blogla ilgilenip Türk bir çevreyle içli dışlı olmaya başlayınca, böylesi bir hayat her ne kadar çok kolay olsa, aslında bir yandan da, içten içe kendimi tuhaf hissetmeye başladım. Paris’te yaşıyorum ama neredeyse hiç Fransızca konuşmaz olmuşum. Oysa ilk 3-4 yıl boyunca yoğun bir şekilde Fransızca ile geçiyordu hayatım. Blogla birlikte başlayan Türkçe yoğunluğu, son dönemde iyice ağırlık kazanmaya başladı. Her ne kadar uzun bir süredir sözlüksüz Fransızca kitap okuyabiliyor olsam da Paris’te daha çok Türkçe bir ortam oluşturduğumu fark etmek bana biraz garip gelmeye başladı. Gerçi ilk başlarda Paris’teki hayatımı, buraya geçici süreliğine gelmiş bir expat‘ın Paris’in tadını çıkarması gibi yaşamış olsam da geçtiğimiz yıl Fransız vatandaşlığını alınca kafam iyice karışmaya başladı 🙂

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Evet resmi olarak artık franco-turc‘üm. Fransız pasaportu elde etmek nasıl çileli bir maceranın sonucunda gerçekleşti tahmin edemezsiniz. Gerçi biz herhangi bir profesyonel destek almadan bu süreci tamamladık ama inanın bana vatandaşlık alma sürecinde öyle garip aşamalar var ki bu konuda profesyonel destek veren insanlar bence paralarının hakkını alıyorlar. Süreç hakkında benim kesinlikle kimseye destek olmam mümkün değil çünkü bir daha o kanunların yüzünü -mümkünse- görmek istemiyorum. Bu konuda bildiklerimi Yurt Dışına Nasıl Yerleşilir? yazımda paylaşmaya çalışmıştım biliyorsunuz. Neyse ki artık o cendereden kurtuldum, ikide bir oturum izni uzatma derdim kalmadı. Fransız pasaportunun sağladığı avantajla, hareket özgürlüğü kazanmanın huzurunu ve kafa rahatlığını yaşıyorum. Yaklaşık on yıl önce kurduğum hayalim gerçekleşti, izninizle biraz tadını çıkarayım.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Birkaç yıl önce Londra’ya yerleşen kuzenimi görmeye gitmek için Fransız pasaportu alacağım günü beklemiştim. Çünkü bir daha vize prosedürleriyle uğraşmak istemiyordum. Pasaportumu aldıktan sonra ilk gittiğim ülke de İngiltere oldu. Gare du Nord‘dan bir Eurostar trenine binerken pasaport kontrolünde pasaport polisiyle bile muhattap olmamak ne büyük bir mutluluktu benim için; sınırdan “parafe” adı verilen otomatik bir uygulamayla geçmenin konforunu yaşamak harika bir kolaylık. Ve yolun sonunda sevgili kuzenime kavuşmuş olmak da başka bir hayalin gerçekleşmesiydi.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Geçtiğimiz bir yıl boyunca yine bol bol gezildi tabii. Londra, Atina, Amsterdam, Dublin, Belfast, Glasgow, Edinburg ve Roma tatilleri unutulmazdı. Roma’da Ferzan Özpetek’le tanışma fırsatı yakalamak da ayrı bir hoşluk oldu… Son birkaç yılın geleneği olarak, 10 Aralık’taki doğum günümü yine sıcak bir memlekette, bu kez Guadeloupe’ta geçirme şansına sahip oldum. Daha önceki yıllardaki Martinique, Rio de Janeiro ve Havana tatili gibi Guadeloupe tatili de müthiş iyi geldi. Kış ortasında ferahladım, tazelendim, rahatladım. Bir yaş daha almanın, hele böyle bir diyarda almanın kadrini kıymetini elbette bildim.

Yukarıda gördüğünüz videoyu, Karayipler’deki Guadeloupe‘ta Aralık 2018’de çekmiştim. Amacım denizden bu linkteki kafenin fotoğrafını çekmekti ama her şey o kadar güzeldi ki birden kendimi Pariste.Net’in Instagram hesabı üzerinden instalive canlı yayını yapıyorken buldum ve silinmesin, anı kalsın diye kaydettim. Umarım siz de izlerken o anki mutluluğuma eşlik edersiniz. Evet bu canlı yayın işi aldı yürüdü. Gerçi Pariste.Net Tv Youtube Kanalı hedeflediğim kadar hızlı büyümedi, çünkü Youtube için daha çok bütçe ve teknik ekip desteği gerek; o yüzden tek başıma altından kalkmam -en azından şu an için- mümkün olmayacak gibi görünüyor ama Instagram üzerinden yaptığım canlı yayınların ciddi bir takipçisi oluştu. Haftada birkaç gün, özellikle Paris sokaklarında, kimi zaman bir saati bulan canlı yayınlarda sizlerle olmayı ben de çok seviyorum. Tabii artık “Ahmet Bey Eyfel’e çıkıp canlı yayın yapsanıza” diyenlere tebessümle “bilet parasını gönderin çıkayım” deme yüzsüzlüğünü gösterebiliyorum. Zira bugüne kadar Pariste.Net’te yayınlanmış onca müzenin, sarayın; nasıl desem, parayla gezilen tüm yerlerin giriş ücretlerini cebimden ödedim. Blog yazmaya başladığım Ocak 2014’ten beri sırf bu bilet paraları için bile toplam kaç para harcamışımdır acaba? 😀 O değil de, yıllardır Türkiye ile Fransa arasında kurmaya çalıştığım köprüye Fransız Kültür filan destek olsa ne güzel olurdu… Aslında benim bu networking işlerin peşinden koşturmam gerekiyor ama karakter olarak kendini pazarlayabilen biri değilim 😉

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Canımı sıkan bir başka gelişme, daha doğrusu “gelişmeme” de Pariste.Net’in İngilizce versiyonunu yayına sokma projemin sekteye uğraması oldu. Projeyi üstlenen arkadaş tüm iyi niyetine rağmen, dört aylık çalışma sonrasında bana İngilizce dosyayı yolladığında metinleri ana dili İngilizce olan arkadaşlarıma okuttum ama ne yazık ki çevriyi beğenmediler 🙁 Ben daha Türkçe içeriğe yetişemezken İngilizce içeriği toparlamaya vaktim olamayacağı için de Pariste.Net in English projemi askıya almak zorunda kaldım. Zaten çeviri için yolladığım metnin bile her ay düzenli olarak güncellenmesi gerekiyordu, zira Pariste.Net’teki yazılar aynı kalmıyor ki, sürekli gözden geçirip hep güncelliyorum. Bunu bir de İngilizcede yapmaya kalkarsam devrelerim yanabilir 🙂 En azından şu an için, tek başıma mümkün görünmüyor…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Neyse, güzel şeylerden söz edelim: Geçtiğimiz bir yıl içerisinde, hani şu spor yapma ve kilo verme konusu vardı ya işte o işi hallettim 😉 En son Eylül 2018’de 75 kiloyu görünce “bu gidişe bir dur diyerek” sıkı bir beslenme programına başladım ve toplam 5-6 ayda 63 kiloya düşmeyi başararak kendi çapımda bir rekor kırdım 🙂 63-65 kilo aralığı benim üniversite yıllarımın kilosudur ve bu kiloya yıllar sonra geri dönmüş olmaktan çok mutluyum. İlk beş kiloyu kendi çabamla verdim ama bir türlü 70’in altına düşemiyordum, ne yapsam olmuyordu. Ve bir gün, biyokimya uzmanı Dr. Ayşegül Çoruhlu‘nun videolarına denk geldim ve böylece -bir anlamda- hayatım değişti. Sağlıklı beslenme ve kilo verme konusunda özellikle şu üç videoyu izlemenizi, mümkünse uygulamanızı öneririm: Ne Yemeliyim?, Hayatın Kaynağı: Mitokondri ve Çiğnemenin Önemi

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Hayatım boyunca yediğim yemekleri üç kez bile çiğneyemeyip hemen yutan biri olarak, bu yaşımdan sonra çiğnemenin önemini kavradım ve tıkır tıkır kilo vermeye başladım ve dediğim gibi, yedi kilo da öyle vererek toplam 12 kilo vermeyi başarmış oldum. Ne olur siz de yediklerinizi iyi çiğneyin… Tabii olay sadece sağlıklı beslenme değil. Evde düzenli olarak kendi kendime pilates yaparak da bir anlamda vücudumu toparlamayı başardım, yani bu kadar oluyor, kusura bakmayın 🙂 İşin şakası bir yana artık ne özel beslenme programlarına, ne spor salonlarına ne de ek desteklere ihtiyaç duyuyorum. Bu anlamda yeni yaşam biçimimin sonuçları beni her anlamda mutlu ediyor; size de tavsiye ederim. Bir de kendimi bildim bileli sürekli başı ağrıyan (ve Vermidon‘la gezen) biriyken, derin nefes alıp vermenin önemini kavradım, hayatımda uygulamaya başladım. Size şöyle söyleyeyim: Aylardır baş ağrısı çekmiyorum. Başım ağrıyacak gibi olduğunda derin derin nefes alıp veriyorum ve hiçbir sorunum kalmıyor. Kronik baş ağrılarımdan böyle kurtuldum, size de denemenizi öneririm

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Tabii sağlıklı yaşam, kilo verme, formda kalma filan diye kendimizi o kadar da kasmaya gerek yok; birgün öleceğimiz gerçeğini de aklımın bir köşesinden hiç çıkarmıyorum. Zaten ölüm gerçeğini aklımdan çıkarmamak için hayat, geçtiğimiz bir yıl boyunca epey bir hatırlatma yaptı. Eylül 2018’de, Bin yıllık bir dostum hiç beklenmedik şekilde, ani bir rahatsızlık sonucu eşini kaybedince, acilen İstanbul’a cenazeye gittim. Tabutun başında hayatımla ilgili yeni kararlar aldım ve şimdi onları uyguluyorum. Ayrıca geçtiğimiz bir yıl içinde, genci yaşlısı pek çok tanıdığın, daha doğrusu tanıdık yakınlarının vefat haberini aldım; çoğu da genç sayılabilecek yaşta kişilerdi… Yani ölüm diye bir şey var arkadaşlar ama hep söylediğim gibi, ölüm gerçeği bana “hayatın boş olduğunu” değil “vaktimizin az olduğunu, yapmak istediklerimiz için elimizi çabuk tutmamız gerektiğini” hatırlatıyor. 

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore Esra Tanriverdi

Hayat sevdiğimiz insanlarla, dostlarla güzel olduğu için geçtiğimiz yıl boyunca pek çok dostu ziyarete gittim, pek çoğu da Paris’e ziyaretime geldi. Malum, yıllardır taş taş örülmüş dostlukları günümüzde de korumak, üzerine yeni taşlar inşa etmek, inşa ettiğimiz dostluğun içini dışını özenle süslemek önemli. Hayatım boyunca bunu düstur edindim, çok şükür emeklerimin karşılığını bu anlamda hep aldım. “Arkadaşlık” ve “dostluk” kavramları arasındaki farkı bilen, bu farkın altını özenle çizen biri olarak da kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore Ayben Duztepe

Kimi zaman güldük, kimi zaman ağladık, kimi zaman ciddi meselelere kafa yorup, kimi zaman da işin eğlencesine daldık ama şu geçtiğimiz bir yıl içinde, hayatımdaki pek çok özel insanla çok özel zaman dilimleri geçirme şansı yakaladım. Gerçi sosyal medya sayesinde sıkı bir iletişim söz konusu ama bir o kadar da yüz yüze, yan yana, gönül gönüle zaman geçirebilmekti önceliğim. Neyse ki beni hiç yalnız bırakmadılar, ben de onları yalnız bırakmamak için elimden geleni yaptım. Hatta Haziran 2018’de iki arkadaşımızın doğum günü için Normandiya‘da kiraladığımız şatoda geçirdiğimiz o unutulmaz bir hafta yok mu…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Hep birlikte şirin bir şato kiralayıp, bir hafta boyunca Normandiya‘da Deauville & Trouville, Rouen, Honfleur, Etretat, Giverny artık aklınıza neresi gelirse her yeri gezdik. Hem hayatımızdaki iki özel insanın doğum günlerini kutlamış olduk, hem de birbirimiz için ne kadar önemli olduğumuzu, neden bu kadar önemli olduğumuzu hatırlama fırsatı bulduk. Hatta bundan sonra uzaktaki arkadaşlarımızla ayda yılda bir değil, her fırsatta görüşmek için elimizden geleni yapmaya karar verdik. Şimdi o planı uygulamaya koyduğum evredeyim…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore Derya Erten Fatih Erten

Örneğin yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz, Kanada’da yaşayan dostlarımız Derya ve Fatih de Normandiya tatilimizdeki ekipteydi… Sonra bir kez de Paris’e ziyaretimize geldiler; kısmetse Ağustos 2019 sonunda bu kez biz onları görmeye Montréal’e gideceğiz… Ne kadar çok görüşürsek o kadar kârdır… Üstelik benim için onların şöyle de bir önemi var: Dünyalar tatlısı Derya eski bir bankacı ama yıllardır kendine meze ustası olarak bambaşka ve şahane bir kariyer yaptı. Fatih ise şu an Paris’te yaşıyor olmamın sorumlularından biri 🙂 Neden mi? Anlatayım: Yaklaşık 8 yıl kadar önce hem Kanada’da hem de Fransa’da yaşamak için ortam oluşunca kararsız kalmış, Fatih’e de fikrini sormuştum ama o hiçbir zaman “gelin Kanada’da yaşayın” demedi; deseydi vallahi giderdim 🙂 O bize her iki seçeneğin de artılarını ve eksilerini söyledi ve kararı bize bıraktı. Ama Kanada’da yaşayacaksak onlar gibi Montréal’e yerleşmemizi önerdi, oysa ben o zamanlar tek kelime Fransızca bilmeyen, o nedenle Toronto’da yaşamak isteyen biri olarakiki cihan bir araya gelse Fransızca konuşulan bir yerde yaşamam” demiştim Fatih’e… Sonuç, şimdi Paris’te, Cennette Yedinci Yıl yazısını yazıyorum işte 😀 Hayat, biz planlar yaparken başımızdan geçenlermiş, değil mi?

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Başka neler oldu bu bir yıl içinde? İstanbul’a birkaç kez gittim geldim. İstanbul bildiğimiz gibi. Tabii bu kez Bağdat Caddesi tarafında daha çok vakit geçirerek, İstanbul’u güllük gülistanlık bir yermiş gibi hissetmeyi tercih ettim. Ve artık İstanbul’a gelişlerimi kesinlikle gizlice yapmak zorunda kalıyorum, yoksa tanıdık tanımadık herkes görüşmek istiyor. Daha aileme, kuzenlerime, yeğenlerime, eşime dostuma vakit kalmazken, internetten beni tanıyan insanlar, tabii ki çok iyi niyetle ve nezaket göstergesi olarak “bir kahve sohbeti için buluşmak” istiyorlar. Davetlerini kabul edemeyeceğimi söylerken öyle zorlanıyorum ki. Oysa cidden vakit bulamıyorum. O kadar gizli gelmeme rağmen her seferinde mutlaka beni Pariste.Net sayesinde tanıyan birilerine yakalanıyorum 😉

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

Paris’te de görüşmek isteyen çok oluyor. Oysa herkes bir kere görüşüp, merakını giderip, sonra kendi yoluna gitmeye meyilli 😉 “Paris’e nasıl yerleştiniz?”, “oturum izninizi nasıl aldınız?”, “geçiminizi neyle sağlıyorsunuz?”. Bu sorulara hep aynı yanıtları vermekten o kadar yoruldum ki. Oysa hepsini blogda olabildiğince detaylı olarak yazdım… Herkesle tek tek buluşmayı ben de isterdim ama cidden öyle bir vakit söz konusu olamıyor; keşke olsa… Tabii başıma ilginç şeyler de gelmiyor değil hani: Geçenlerde Champs-Elysées‘de yürürken yanıma koşarak biri geldi: “Sizi internetten takip ediyorum, bir fotoğraf çektirebilir miyiz?” diye kibarca sorunca memnuniyetle kabul ettim. Sonra fotoğrafı çekti ve teşekkür edip koşarak uzaklaştı 😀 Ne yalan söyleyeyim, o an kendimi ortada kalmış gibi hissettim 🙂

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Sarı Yelekliler Gillets Jaunes

Bir de geçtiğimiz yıl sonuna doğru başlayan Sarı Yelekliler – Gillets Jaunes (jile jon) eylemleri var tabii Paris’te günlük hayatı etkileyen. Gösteriler sadece Cumartesi günleri belirli bölgelerde yapılıyor olsa da medyanın abartılı yansıtması sonucunda insanlar her gün Paris yanıp yıkılıyor zannediyor; oysa yok öyle bir şey. Gösteriler sadece Cumartesi günleri oluyor ve o gün, size hep bahsettiğim Paris’in Öteki Yüzü ortaya çıkıyor. İnsanlar gelir dağılımındaki adaletsizliğe isyan ediyorlar, son derece de haklılar ama maalesef bazı Cumartesi eylemlerinde taşkınlıklar olabiliyor. Bakalım eylemler daha ne kadar devam edecek, ne yönde gelişecek, bunu zaman gösterecek.

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Sarı Yelek eylemleri dışında Paris’te hayat ışıl ışıl devam ediyor. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Paris’te de tok açın halinden anlamıyor… Paris’te öyle bir zenginlik var ki aklınız durur. Türkiye’deki ya da orta doğu ülkelerindeki gibi gözünüze gözünüze sokulan bir zenginlik değil, çok daha rafine ama kapitali çok daha bol bir zenginlik bu. Varsıllarla yoksullar görünmez bir engelle birbirinden ayrılmış, herkes kendi yaşam mücadelesini veriyor. Orta gelir grubundaki insanlar da yoksullar arasına savrulmamak için çırpınıyor. Bakalım bu acımasız dünya düzeninde bizim yerimiz nerede olacak?

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Benim bu son birkaç aydır süren hafif depresif halimde, evimizin önünde yaklaşık bir buçuk yıldır süren ve daha bir üç buçuk yıl kadar da devam edeceği görünen metro çalışmasının da etkisi yok değil. Eskiden her sabah evden çıktığımda ağaçların yapraklarından gökyüzünü görebildiğim kadarıyla göz kırpıp teşekkür ederdim hayata; şimdi bizim evin önündeki ağaçlar duruyor ama ortadaki büyük alandaki bütün ağaçları kesip metro kazı alanı kurdular; kapıdan çıkınca nasıl sevimsiz bir görüntü, anlatamam 🙂 Neyse ki evin değeri arttı birden bire, ona şükredip, onun için teşekkür ediyoruz bu kez hayata 😉 Hayat bir “artılar-eksiler” meselesi…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Eşim dostum eşini dostunu kaybettikçe, ölümler de sıklaştıkça yapmak isteyip de yapmamın anlamsız (ve gereksiz) olduğunu düşündüğüm bir şey yaptım geçtiğimiz doğum günüm öncesinde: Emektar ve mütevazı arabamı satıp hayallerimdeki arabayı bir miktar karşılayan yeni bir araba aldım, üstelik kırmızı! Yeni arabanın adını “pomme d’amour” yani “elma şekeri” koydum… Doğrusunu isterseniz Paris gibi bir yerde araba kullanmak saçmalık ama benim gibi araba seven birinin de hayallerini gerçekleştirmesi gerekiyordu haliyle. Neyse efendim, o çılgınlığı da yaptım ama merak etmeyiniz, araba garajda öylece duruyor; Paris metrosu dururken insan arabayı ne yapsın? Tatillere çıkacağız artık, ne yapalım… Bir hayalim de Adalet Ağaoğlu’nun Fikrimin İnce Gülü romanında olduğu gibi  “Alamancı modunda” Türkiye’ye arabayla gitmek. Bu planımı en geç beş yıl içinde gerçekleştirmek, yol boyunca yaşadıklarımı da kitaplaştırmak istiyorum. Bunu da yapılacaklar listemize ekleyelim o halde…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

İlk olarak Cennette Beşinci Yıl yazımda kendimi biraz gurbetçi gibi hissettiğimden söz etmişim. Kendimi hiçbir zaman gurbette hissetmedim ama bugün baktığımda görüyorum ki yavaş yavaş İstanbullu olmak duygusu uzaklaşıyor; şimdi değil ama birkaç yıl sonra epey uzaklaşmış olacağımı görüyorum, daha doğrusu hissediyorum. Peki Parisli olabilecek miyim? Türkiye’den bakan biri için belki evet ama bir Fransız gözüyle, hiçbir zaman olabileceğimi sanmıyorum. Öyle öyle aralarda bir yerlere yuvarlanıyor sanki insan. Belki de o yüzden Paris’i bir expat gibi yaşamaya çalışmayı seçişim? Bakalım… Hayat…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Cennette Sekizinci Yıl yazısı olur mu bilmiyorum ama önümüzdeki bu sekizinci yılı Paris üzerine bir kitap yazmaya ayırdım. Kitap yazmak ne zor işmiş. Anlatmak istediğim tonla hikaye var ama ansiklopedi yazacak halim olmadığına göre anlatmak istediklerimi güzelce toparlamam gerekiyor. Salt rehber yazmak da istemiyorum, Pariste.Net dururken başka bir rehber kaynağı kim ne yapsın? Paris’te geçen bir hikayeyi, belki de hikayeleri anlatmak istiyorum rehber tadında. Hikaye örgüsü üzerinde çalışıyorum şu an, karakterler oturuyor yerlerine yavaş yavaş. Bu bir yıl içinde bitirmeyi amaçlıyorum. Artık hangi yayın evi yayınlar, kitap ne zaman basılır, onu hep birlikte göreceğiz. Ben üzerime düşeni yapıp bir yıl içinde kitabı tamamlayayım da…

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Pariste.Net’teki tüm bilgileri düzenli olarak güncellemeye, sosyal medyayı makul seviyede tutmakla birlikte aktif olarak kullanmaya devam edeceğim bu önümüzdeki bir yıl ama gerçek bir sponsor desteği olmadıktan sonra oturup artık günde 10-12 saat blogla ilgilenmek istemiyorum. O yüzden çok önemli şeyler olmadığı sürece bu bir yıl boyunca yeni yazı yayınlamama kararı aldım. Dediğim gibi üzerinde çalıştığım Paris kitabına odaklanacağım. Ne zaman ki gerçek bir sponsor destek olur, bunca emeğimin karşılığı tam anlamıyla alınır, o zaman yeni yazılar yazmaya başlarım. Zaten daha yazılmayı bekleyen 100 yazı konusu daha var bekleyenler listemde. Halen blogda düzenli olarak güncellenen 500 küsür yazı olduğunu da düşünürseniz, işim bitecek gibi değil 🙂 Siz önce bugüne kadar yazdığım yazıları bir okuyup bitirin de 😉

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net Ahmet Ore

İşte efendim böyleyken böyle. Gördüğünüz gibi yazının başlığının Paris’te Yedinci Yıl değil de Cennette Yedinci Yıl olması rastlantısal değil. Çünkü Paris benim için hâlâ bir cennet ama yaşantımla ilgili, üstesinden gelmem gereken kimi aksaklıklar var sadece. Bu da Paris’in suçu değil benim sorunum 🙂 Hiç merak etmeyin, hepsini bir şekilde halledeceğim ve Paris’teki cennetimi yaşayabilmek, sahip olduklarımın kıymetini bilmek için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Özetle: İyi böyle

Cennette Yedinci Yıl Pariste.Net

Yazıyı sonuna kadar okuduğunuz için ama en önemlisi de Paris maceramda her zaman yanımda olup bana gönülden destek verdiğiniz için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnanın bana sizin bu güzel yorumlarınız, bana gönderdiğiniz samimi ve içten mesajlarınız olmasaydı ben çoktan pes etmiştim, çünkü yaptığım şey pek akıllı işi değil. Ama artık şundan eminim ki dünyanın herhangi bir şehri için hazırlanmış, sürekli olarak içeriği gözden geçirilip güncellenen, Pariste.Net gibi Türkçe başka bir blog yok. Bunu sizlerin sayesinde başardım. Hepiniz sağolun, varolun…

Hayat hepimize güzellikler getirsin, her şeyin en güzeli sizlerin olsun.

Sevgiyle…

Author

42 Comments

  1. Fulya Altınışık Reply

    7 yıllık maceranızın son bir yılında birlikteyiz. Yazılarınız ve canlı yayınlarınızı keyifle takip ediyorum. Paris gerçekten çok güzel ama sizinle daha güzel. İyi ki varsınız

  2. Cennetten yedinci kez gelen sesi dinlemiş gibi oldum.O kadar duygu dolu ve içten gelen bir yazı ki.
    Bir yazarın sesini duyuyor gibiyim.Kitabın müjdesini aldık.Artık sabırsızlıkla kitabı bekleyeceğiz.
    Biz sizi üç yıl önce Paris seyahati öncesi araştırma yaparken tanıdık.O seyahatin en büyük kârı Ahmet Ore yi tanımak oldu.Aynı yaş grubunun insanıyız ve sizi seviyoruz sevgili Ahmet….
    Viajero ( viahero) gezgin Mustafa Hoş / Çelebi Seyyah Çetin Tezcan / ve sevgili eşim Meral Hoş

    • Ahmet Ore Reply

      Çok teşekkürler Mustafa Bey, hepinize ayrı ayrı selamlar, sevgiler…

  3. inci aksoy Reply

    Nice sağlıklı, huzurlu, içinize sinen yıllarınız olsun…. hayata, kendinize ve insanlara gösterdiğiniz samimiyet müthiş…

    Sevgiler

    • Ahmet Ore Reply

      Çok teşekkür ederim İnci Hanım; selamlar, sevgiler…

  4. emre demirsoy Reply

    cennette yedinci yiliniza ufakta olsa guzel bir iz birakabildiysek ne mutlu bize. biz tesekkur ederiz hersey icin. nice guzel, mutlu, huzurlu yillariniz olsun cennette…

    • Ahmet Ore Reply

      Konser günü yaşadığım heyecan ve şaşkınlığın hatırası bu yazıyla bir kenara not düşülsün istedim, o yüzden asıl ben teşekkür ederim.

  5. Iyi ki varsiniz,sayenizde son beş yıldır Paris in kıyı köşelerini sizin değerli katkılarınızla çok daha keyifli keşfediyoruz.Yapacağımız her planda dur bi bakalım Ahmet Öre ne diyor diye önce sitenize göz atıyoruz.Nice mutlu yıllara sevdiklerinizle ve en sevdiğiniz şehirde

  6. Güzin Tezcanlı Reply

    8. yıl çok daha keyifli olsun! Bol gezmeli, çok eğlenceli, dostlarla vaktin nasıl geçtiği anlaşılmayan zamanlar diliyorum.

    • Ahmet Ore Reply

      Hayat dostlarla güzel… Çok çok teşekkürler…

  7. Tüm dileklerinizin gerçekleştiği nice seneleriniz olsun umarım ve aydınlatmaya devam edin bizleri keyifli anlatımınızla, kitabınızı şimdiden dört gözle bekliyoruz, selamlar…

    • Ahmet Ore Reply

      Çok teşekkür ederim Hilal Hanım, umarım hayalimdeki kitabı yazmayı başarabilirim… Selamlar sevgiler…

  8. Özgür Coşar Reply

    kitabı merak ile bekliyorum. nice yıllara

    • Ahmet Ore Reply

      Kitabı ben de çok merak ediyorum 🙂
      Çok teşekkürler…

  9. Ata Emir Reply

    Kelimeleriniz insanların hislerine o kadar isabetli dokunuyor ki Ahmet Bey, üstelik de bunu bir rehber ile başarıyorsunuz. Kimbilir kitabınızla neler başaracaksınız, hem merakla, hem heyecanla hem de sabırsızlıkla bekliyoruz.
    Daha nice “Cennette … .Yıl” yazılarınızı okumak dileğiyle.
    Sevgiler.

  10. Esin Günebakan Reply

    Daha nice yillariniz olsun, sağlikla dostlarla.

    • Ahmet Ore Reply

      Çok teşekkür ederim Esin Hanım…

  11. Baris Altan Dogan Reply

    Siz yazdıkça okuruz, siz gezdikçe sizinle gezeriz Paris sokaklarında Ahmet Beycim 🙂
    Hayat tökezlemeden, tereddüte düşmeden, bunalmadan, acı çekmeden yaşanmıyor çok iyi bildiğiniz gibi. Hele dost kayıpları, tarifi zor zamanlar. Ama hayatta bir o kadar da güzellikler, sevgiler, muhteşem anlar… Siz de tüm bunların farkındalığıyla, o pozitif bakış açınızla, uzaktan bir arkadaşımız oldunuz, iyi ki oldunuz 🙂 Euronun bacağını kırar da 2019’da Paris’e gelebilirsek, bir canlı yayında yolunuza çıkıveririz belki. Söz ama fotoğraf çektirip kaçmayız biz:))
    Nice güzel yıllar diliyorum sağlıklı ve mutlu, hep sevdiklerinizle ve gerçekleşmiş dileklerinizle cevrili.

    • Ahmet Ore Reply

      Çok ama çok teşekkürler Barış Hanım. İlk fırsatta, Paris sokaklarında karşılaşmak dileğiyle. Selamlar, sevgiler…

  12. Daha nice 7 yıllara…aynı şevkle, aynı enerjiyle…Hep mutlu, hep umutlu. Sevgilerimle güzel adam.

  13. Serdar Esenli Reply

    Size Paris te nice cennet yıllar diliyorum yazılarınızı ilgiyle okuyorum henüz hepsini okumak mümkün olmadı Paris seyahati öncesinde sizi okumak güncel bilgilere ulaşmak anlamına geliyor…… sizin Paris te olmanız sizi orada göremesek bile güven duygusu veriyor insana…. Paris’i ve diğer yerleri ; kendinizi ve olayları çok akıcı bir dille ve samimiyetle net olarak aktarıyorsunuz, okuyanlara Paris’i yazılarınızda yaşatmayı başarıyorsunuz… ifade tarzınızda duygu ve düşünce aktarımlarınızda belki biraz da kendimi bulduğumdan, sanki kendi yazılarımı okuyormuş gibi oluyorum… zorluklar olsa da yazmaya ve çalışmaya devam … İyi ki Ahmet bey Paris’tesiniz adeta oradaki gözümüz kulağımızsınız…. arkadaşlarıma da her fırsatta sizden bahsediyorum… . belki bir gün Istanbul Bağdat caddesinde veya Paris te St.Michel taraflarında karşılaşabiliriz ve ben çok sevinirim…..
    Tekrar başarılar Istanbul’dan selamlar ve sevgiler

    • Ahmet Ore Reply

      Çok teşekkür ederim Serdar Bey… Dediğim gibi, böylesi güzel geri dönüşler almasam inanın bugünlere gelemezdim. O yüzden yazdıklarınızın her bir kelimesi benim için çok önemli ve anlamlı… Bir gün İstanbul’da ya da Paris’te görüşmek dileğiyle. Sağolun, varolun…

  14. Ünay Eyrek Reply

    Ahmet Bey, gecenin saat 02.00’sinde yazınızın tamamını okudum. Kendinizi, yaşama dair fikirlerinizi ve yaşadıklarınızı dokunaklı bir şekilde ne kadar da güzel ifade etmişsiniz. Daha nice, her gününü mutluluklar yaşadığınız 7 yıllar diliyorum. Çocukluğumuzda büyükler tarafından hepimize mutlaka sorulmuştur: “büyüyünce ne olacaksın?” diye. Hepimiz bu soruya genelde adını duyup ama tam olarak nasıl bir iş yaptığını bilemeyeceğimiz bir meslek ismiyle cevap verirdik. Şu anki 45 yaşımla ve hayat tecrübemle çocukluğuma dönsem ve bana aynı soruyu sorsalardı tek bir şey söylerdim; ben büyüyünce mutlu olmak istiyorum derdim. Bence hayatın en önemli hedefi mutluluktur ve mutluluk içinde güzellik olan her şeyi kapsar. Yaptığımız işler bizi ve daha da önemlisi başkalarını mutlu ediyorsa -ki siz bunu başarıyorsunuz- arada yaşanan sorunlar da gülün dikeni gibidir, hepsi aşılacaktır. Sağlık ve mutluluklar diliyorum.

    • Ahmet Ore Reply

      Çocukluğu çizim ve maket yapmakla geçmiş biri olarak ben hep mimar olmak isterdim aslında… Sonra hayat başka başka yönlere doğru savurdu ve bugünlere geldik işte. Aslına bakarsanız olduğum yerden, ulaştığım noktadan mutluyum ama siz “büyüyünce ne olacaksın?” diye yazınca aklıma geldi birden… Mutlu olmak hepsinden önemli. Hatta ilk gençlik yıllarımda “sağlık mı mutluluk mu?” diye soranlara bile “mutluluk” diye yanıt verirdim hiç düşünmeden. Şimdi artık seçim yapmak istemeden, “ikisini de” diyebiliyorum 🙂

      Güzel yorumunuz, değerli takibiniz, canlı yayınlardaki katılımlarınız için çok teşekkür ediyorum. Selamlar, sevgiler…

  15. Size nice seneler dilerim. Paris’te mutlu olduğunuz belli darısı bizim başımıza 🙂

  16. Nilgün CC Reply

    Sevdiklerinizle beraber daha nice keyifli anılar & yazılarınız olsun cennet yerlerde…

  17. Banu Divan Reply

    Ahmet bey merhaba bu bir teşekkür mesajı ❤️ siz ve şahane blogunuz sayesinde Paris’e her gelişimde kolayca geziyorum. Bu yıl üçüncüsü olacak ziyaretimin. Ancak cidden havaalanından otele gidişim olsun , nerede nasıl gezebilecegim ulaşımım hatta yeme içme tavsiyeleriniz beni yönlendirdi. Instagram da zaten takip ediyordum şimdi uzun versiyon videolariniz yine benim seyahat rehberim . Anladığım kadarıyla titiz ve detaycı bir yapınız ve bunlar bize yani takipçilerinize güzellikler olarak dönüş yapıyor. Videolarınız çok keyifli iyiki varsınız tekrar teşekkürler ve kolaylıklar dilerim. Banu Divan

    • Ahmet Ore Reply

      Merhaba Banu Hanım,
      Bu güzel yorumunuz bana güç verdi, yoksa inanın bunca yazıyla ilgilenmek, sürekli güncel tutmak, yeni videolar yayınlamak ve Instagram üzerinden canlı yayınlarda Paris sokaklarında dolaşmak oldukça yorucu.
      İyi ki sizin gibi görüşlerini benimle paylaşan insanlar var ve ben sizler sayesinde bunca emeğimin boşa gitmediğini görüp çalışmaya devam edecek gücü kendimde bulabiliyorum.
      Çok teşekkür ederim.

  18. ERHAN KAYIŞ Reply

    MERHABA AHMET BEY.PARİS ZİYARETİ ÖNCESİ 2017 YILINDA BİR SÜRE YAZIŞMIŞTIK.PARİS ZİYARETİNDEN MUTLU AYRILDIM.GEÇEN SÜREÇ İÇERİSİNDE HAYATINIZIN İYİ GİTMESİ BENİ AYRICA SEVİNDİRDİ.KİTABINIZI BEKLİYORUM.ŞİMDİDEN İYİ BAYRAMLAR DİLERİM.

    • Ahmet Ore Reply

      Çok teşekkür ederim Erhan Bey, size de iyi bayramlar…

  19. Ne güzel yazmışsınız günlük değil yıllık olmuş. Güzel şeyler yaşamışsınız ne mutlu size…

Write A Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.