(Son Güncelleme: 12.01.2018) Sizlere Paris çevresi dışında bir yer ya da enteresan bir mekan hakkında tanıtım yazısı hazırlarken, oraya sadece tek bir şey için gitmemeniz için, hazır gitmişken görmeniz ya da ziyaret etmeniz gereken yerler hakkında da önerilerimi paylaşmaya çalışıyorum. Böylece Paris’in dışına çıkıp gününüzün önemli bir bölümünü geçireceğiniz yerde daha detaylı, daha keyifli zaman geçirmenizi istiyorum. Bu yazıda yine öylesi yerlerden birini, Musée des Peintres de Barbizon – Barbizon Ressamları Müzesi‘ni tanıyoruz hep birlikte.

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon
Musée Départmental de l’Ecole de Barbizon olarak da geçen Barbizon Ressamları Müzesi, resim sanatında Barbizon Ekolü olarak anılan dönemin ressamlarının hem konakladığı hem de resim çalışmalarını yürüttüğü bir sanat merkezi. Vaktiyle dünyanın pek çok köşesinden ressamlara ev sahipliği yapmış bu müze, hem mekan olarak hem de içindeki eşyalarla ilk günkü gibi korunmuş, ziyaretçilerinin hayranlıkla gezeceği bir atmosfer sunuyor.

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon
Barbizon köyüyle ilgili yazıyı okudunuz, Paris’ten kalkıp görmek için buralara kadar geldiniz; belki sonrasında Fontainebleau Şatosu‘na belki de Vaux le Vicomte Şatosu‘na gideceksiniz ama bu küçük köyün o güzel sokağını bir baştan bir başa yürüyerek hemen bitirecek misiniz? Tabii ki hayır… Buralara kadar gelmişken görmenizi önereceğim üç müzeden biri Jean-François’nın atölye evi olan müze, biri Besharat Gallery, biri de burası, Barbizon Ressamları Müzesi.

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon
Eski adı Auberge Ganne (oberj jan ya da obeğj jan) olan bu yapının adındaki Auberge, eski Türkçede konaklanılan yer anlamında kullanılan “han” olarak düşünülebilir. Hani yolcuların gelip geçtiği, geçerken de konakladığı yer anlamında. Auberge Genne de yaklaşık iki yüz yıllık bir bina ve 19. yüzyıl ortalarında, dönemin önemli ressamları için hem otel hem de okul işlevi görmüş bir yer. Ressamlar hem bu küçük ama muhteşem köyde etkileşim içine girip sanatlarını geliştirmişler, hem de köyün hemen yanı başındaki Fontainebleau Ormanı’nda, köy çevresindeki tarlalarda birbirinden güzel doğa tabloları yapma fırsatı bulmuşlar.

Auberge Ganne – Musée Départemental de l’Ecole de Barbizon
Barbizon‘un bir tane ana caddesi, hatta -cadde demek biraz abartılı kaçar- sokağı var. O sokağa girdiğinizde biraz ileride solda, yazının başında fotoğrafını gördüğünüz güzel eve ulaşıyorsunuz. Biz hiç bilmeden “burası da neymiş?” diye kapısından içeri baktık ve buranın bir müze olduğunu anlayınca hemen içeri girdik. Girdik ve bu yazıyı hazırlamak için bu güzel mekanın fotoğraflarını çektik.

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon
Bizim Barbizon Ressamları Müzesi’ni gezdiğimiz gün Ekim 2016’daki Journées du Patrimoine – Kültürel Miras Günleri‘ne denk gelmişti ve o gün müze ücretsizdi. Normalde müzenin giriş ücreti 6€ ve Salı hariç yılın her günü 10:00-12:30 ve 14:00-17:30 arası gezilebilir. Temmuz ve Ağustos’ta müzenin kapanış saati yarım saat daha geç oluyor. 1 Ocak, 1 Mayıs ve 24 Aralık tarihlerinde resmi tatil nedeniyle kapalı olan müzenin güncel bilet fiyatlarını ve diğer detaları incelemek için gitmeden önce lütfen resmi web sayfasını inceleyiverin.

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon
Eh, benim sizin gibi önceden okuyabileceğim bir Pariste.Net’im olmadığı için müzeyi gezmeye karar verdikten sonra içeride nelerle karşılaşacağımıza dair en ufak bir fikrimiz yoktu 🙂 Ama içeri girince ne kadar doğru bir karar verdiğimizi hemen anladık. Barbizon Ressamları Müzesi’nin bilet alma bölümünden hemen sağa girdikten sonra, su kuyusu bulunan minik avludan geçerek karşınıza çıkan ilk kapıdan girip sağa dönüp, eski hanın yemek ve yatak odalarından örneklerle karşılaşınca “insan burada sanatçı olmaz da ne olur?” diye kendinize sormadan edemeyeceğinizi biliyorum.

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon
Yemek masaları, yemek takımları, mutfak malzemeleri, yatak, dolap ve diğer eşyalar, zaten kendisi çok eski olan bu binanın içinde öyle güzel bir atmosfer oluşturuyor ki insan burada uzun uzun vakit geçirmek istiyor. Kıyı köşe detay detay inceliyorsunuz. Sanki müze değil de yaşlı birilerinin evini geziyormuş gibi hissediyorsunuz. Alt kat böyle birkaç oda ile dolaşılıp hemen bitiyor; fazla büyük bir yer değil zaten.

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon
Üst kat ise eşya bakımından boş ama tablo bakımından daha zengin. Vaktiyle burada kalmış, burada çalışmalar yapmış ressamların tablolarını duvarda sıra sıra incelemek çok hoş bir duygu; bir de bu tabloları yapanların bir zamanlar bu odalarda kaldığını bilmek. Sanat sadece sanatçının yeteneği ile ortaya çıkmıyor; ona sanat üreteceği imkanı sağlayan bir ortam ve ilham verici detaylar da gerekiyor. En çok da sanatın saygı gördüğü, sanatçının emeğinin karşılığını bir şekilde aldığı bir ortam. Evet, sanatçıların çoğu öldükten sonra kıymetlenir, onlar yaşadıkları çağların her zaman önündedir ama sonuçta sanat yapmanın “boş işler” olarak algılanmadığı bir diyarda yaşamak da daha bir-sıfır önde başlamanızı sağlamıyor mu hayata?

Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon

Üst kattaki odaları sıra sıra gezdikten sonra diğer taraftaki merdivenlerden inerek gezinize ilk başladığınız yere yani bilet aldığınız bölüme ulaşıyorsunuz. Burası aynı zamanda minicik bir museum shop. Gezi böyle bitip de insan “biraz daha gezseydik ya” demeden edemiyor. Belki de fotoğraf çekmek için bu parkuru ikinci kez dolaşmak isteyebilirsiniz. Geziniz sonrası Barbizon‘da yapacaklarınız konusunda zaten Barbizon yazısında bildiklerimi ve önerilerimi paylaşmıştım.

Keyifli geziler, keyifli keşifler

Adres: 92 Grande Rue, 77630 Barbizon

İlgili Yazılar:
Barbizon
– Besharat Gallery
Fontainebleau Şatosu – Château de Fontainebleau

Yazar

Yorum Yazın