(Son Güncelleme: 12.01.2018 – ÖNEMLİ NOT: Balon Yenileme Çalışmaları Nedeniyle Geçici Süre Kapalı) Paris’in klasik atmosferinden sıyrılıp değişik bir şeyler yapmaya ne dersiniz? Hem kendiniz hem de çocuğunuz için çok eğlenceli, bir o kadar da keyifli bir aktivite için bu kez kuş olup uçacağız, Paris’i yukarıdan seyredeceğiz. Hem de balonla…
 
Evet Paris’te, şehri yukarıdan seyredebileceğiniz büyük bir balon var: Ballon de Paris. 15. arrondissement‘da, Parc André-Citroën – Adré-Citroën Parkı‘nda bulunan Ballon de Paris her sabah 09:00’dan itibaren kullanıma açılıyor. Sezona göre kışın 18:30, yazın 21:00’e kadar da hizmet vermeye devam ediyor.
 
Ballon de Paris’nin bulunduğu Parc André-Citroën‘e gelmek içinse birkaç seçeneğiniz var: Dilerseniz RER-C‘nin Javel ya da Pont du Garigliano istasyonlarından birinde; dilerseniz 10 numaralı metro hattının Javel – André-Citroën istasyonunda, dilerseniz de 8 numaralı metro hattının Lourmel ya da Balard istasyonlarından birinde inip buraya yürüyerek ulaşabilirsiniz. Hatta T3a tramvay hattının Pont du Garigliano ya da Balard duraklarında inerek de buraya ulaşmak kolay. Siz yeter ki gelmek isteyin.
 
Balonla Paris: Ballon de Paris
Otobüsle gelmek istiyorsanız da 42, 88 ya da 169 numaralı belediye otobüslerinin Hôpital Européen – George Pompidou durağında inebilirsiniz. 42 Numaralı Otobüs, hani size Paris turu yapmanız için Hop On Hop Off Otobüsleri yerine binmenizi önerdiğim belediye otobüsü…
 
Parkın hangi köşesinden girerseniz girin balonu zaten göreceksiniz; balonun olduğu yere yürüdüğünüzde de gişeye ulaşacaksınız. Biletinizi önceden internetten alsanız bile sıraya girip, gişede asıl biletle değiştirmeniz gerekiyor, o yüzden internetten önceden almanın pek bir esprisi yok.
 
Balona binmek içinse sıra tamamen şansa bağlı. Bizim balonu denediğimiz gün Ağustos 2016’nın bir Pazar günüydü ve sadece 15-20 dakika bekledik. Balona biniş ücreti yetişkinler için 12€, 3-11 yaş arası çocuklar için 6€, 0-2 yaş çocuklar içinse ücretsiz. Güncel fiyatlara ve diğer bilgilere bu linkten ulaşabilirsiniz.
 
Balonla Paris: Ballon de Paris
Aslına bakarsanız Ballon de Paris 30 kişilik ama her seferde binebilen kişi sayısı hava koşullarına göre değişiyor. Biz gittiğimizde 20’şerli gruplar halinde içeri alıyorlardı. Grup için maksimum sayıya ulaşıldığında bilet gişesi kapanıyor, balon havalandıktan sonra gişe yeniden açılıp bir sonraki sefer için bilet satılıyor.
 
İnternetten bilet almış olsanız bile bu sıraya uymanız gerekiyor, herhangi bir önceliğiniz olmuyor. Dilerseniz -sırada sizden biri beklerken- gişenin yanındaki küçük kabindeki mini sergiyi gezme imkânınız var. Biletinizi satın aldıktan sonra ahşap yoldan balonun ineceği bekleme bölümüne geçiyorsunuz ve sıranızın gelmesini bekliyorsunuz.
 
Bilet kontrolünden sonra Ballon de Paris’nin sepetine çıkıyorsunuz ve o andan itibaren içinizi çocukça bir sevinç kaplıyor. Görevli size Fransızca ve İngilizce olarak kısaca bilgi veriyor; kalkışta ve inişte sıkı tutunmanızı rica ediyor. Hava koşullarına bağlı olarak balon bazen savrulabiliyor. Ciddi bir tehlike yok ama yine de düşmemek için tutunmakta fayda var.
 
Balonla Paris: Ballon de Paris
Ve Ballon de Paris yükselmeye başlıyor… O aklınıza Jules Vernes‘in hikayeleri, Hindenburg Zeplin’i, Kadıköy’deki balon ve hatta Aygaz’ın kaybolan dev zeplini geliyor. Sahi, Aygaz’ın kaybolan zeplinini hatırlar mısınız? Yıl kaçtı hatırlamıyorum, Aygaz firmasının bir balonu dolaşırdı gökyüzünde, İstanbul semalarında. Sonra bir gün kayboldu ve bir daha da kendisinden haber alınamadı. Ben o balona ne olduğunu hep merak etmişimdir…
Düşündüm de, Kadıköy’deki balona da binmedim ben; neden bilmiyorum, protesto ettim. Kadıköy’ün onca trafik sorunu varken, olduğu yerde dönüp duran bir tramvay ve hiçbir yere gitmeyen bir balon yapmalarına çok içerlemiştim. Oysa binmeliymişim o balona, Koşuyolu’ndaki evimi balonla tepeden seyretmeliymişim, özür dilerim.
 
Neyse, şimdi Paris semalarındayız, bu anın tadını çıkarmalıyız. İtiraf etmem gerekirse, Eyfel Kulesi ya da Montparnasse Gökdeleni‘ne çıktığınızdaki kadar büyüleyici bir manzara beklemeyin. Yine de üfül üfül esen bir balon sepetinde, 360 derece Paris manzarası görebiliyor olmak güzel. Benim için, yaşadığım yer olan La Défense‘ı görmek manevi anlamda hoş bir duyguydu.
 
Balonla Paris: Ballon de Paris
Eyfel Kulesi ise önündeki çirkin apartmanlar nedeniyle o kadar büyüleyici durmasa da size Paris’te olduğunuzu hatırlatıyor. Her şeyden önemlisi de, bir balonun sepetinde gökyüzünde olmak, özellikle de bunu Paris’te yaşamak özel olan. Yüzünüze rüzgar vururken, sallanan sepetin çevresinde dolaşıp manzaranın tadını çıkarmak…
 
Üzerinde bulunduğunuz Parc André-Citroën ve Seine Nehri‘nin çevresi hariç civarda pek bir yeşillik görüldüğünü söyleyemeyeceğim. Tabii périphérique dışına doğru Boulogne Ormanı ve ardında görülen alanda yeşillikle var ama Paris’in şehir merkezi beton yığınıymış gibi duruyor. Oysa şehrin içinde dolaşırken bana hiç öyle gelmez. Hele ki bu kadar çok parkın olduğu bir şehirde.
 
Yine de, özellikle 15. arrondissement‘ın betonarme apartmana kurban gitmiş Seine Nehri kıyıları, eğer tüm Paris böyle olsaymış nasıl bir felaketle karşı karşıya olacakmış konusunda fikir veriyor. Neyse ki Paris’in büyük çoğunluğu bu beton sevdasından korunmuş ve günümüze bugünkü güzelliği ile ulaşmış.
 
Balonla Paris: Ballon de Paris
Ballon de Paris 1999’dan beri burada, göğe bir çıkıp bir iniyor. Gönül ister ki Paris üzerini dolaşsın ama öyle değil; aşağıya çelik halatla bağlı. 150 metreye kadar yükseliyor. Bugüne kadar yarım milyon kişi binmiş bu balona.
 
2008’den beri de meteorolojik gözlem, özellikle de hava kirliliği ölçümleri yapan bu balonun 2013’ten bu yana (beş yıllığına) sponsorluğunu Generali Sigorta üstlenmiş; zaten o yüzden üzerine kocaman Generali yazıyor. Aslında Ballon de Paris Paris Belediyesi‘ne ait.
 
Balonun boyu yükseklik olarak 30 metre, eni ise 22,5 metre. İçinde tam 2 ton ağırlığında helyum bulunuyor! Bu koskoca balon yerden yükselince aşağıdaki gölgesini görmek de yine çocukça bir sevinç yaratıyor insanın içinde; çocuklarsa her daim “çocuklar gibi” sevinçli zaten.
 
Balonla Paris: Ballon de Paris
Binmesi inmesi en fazla 15 dakika sürüyor; biraz kısa sürse de bence yeterli ve inanın buna değiyor. Dediğim gibi, hem Paris semalarında olmak, hem de Paris’i böyle bir balonun içinden seyretmek önemli olan. Bence tek eksiği Paris’i gezmiyor oluşu; keşke o da olabilse.
 
Ballon de Paris teorik olarak her gün hizmette ama meteorolojik nedenlerle önceden uyarı zorunluluğu olmaksızın uçuşlar iptal edilebiliyor. Eh, hava koşulları uygun değilken de böyle bir balonla göğe yükselmek çok akıllıca olmasa gerek. Sonra Aygaz balonu gibi gözden kayboluverirsiniz mazallah 🙂
 
Bu keyifli deneyimi yaşadıktan sonra mevsimine göre Parc André-Citroën‘de keyifli bir gezi yapabilir, mevsimine göre gününüze bu parkta bir piknik programını bile dahil edebilirsiniz. Hava çok güzel değilse zaten balona binmek için de ideal bir gün olmayacaktır. Öylesi zamanlarda Paris’i yukarıdan seyretmek için sizi Eyfel Kulesi‘ne hatta daha da kolayı Montparnasse Gökdeleni‘ne yönlendirmek isterim.
 
Keyifli geziler, keyifli keşifler.
 
 
 
 
Yazar

Yorum Yazın