(Son Güncelleme: 20.02.2018) Paris’te bir yerin tarifini verirken, aşağı yukarı her yazımda geçen arrondissement kelimesinin ne olduğunu açıklamaya çalışacağım bu yazıda:

Arrondissement (arondisman ya da ağondisman) kelimesini türkçede “bölge” olarak kullanabileceğimiz gibi -bana göre- aslında yapısal anlamda “ilçe” kavramına karşılık geliyor.

Paris toplamda 20 arrondissement’dan oluşmuş bir idari yapıya sahip ve bu idari yapı Türkiye’deki “ilçe belediyesi” gibi düşünülebilir.

Louvre Müzesi‘nin olduğu 1. arrondissement’dan başlayarak salyangoz biçiminde bölümlendirilmiş Paris haritasında 20’ye kadar giden bir alan paylaşımı söz konusu.

İlk kez 1795 yılında uygulamaya konan bu sistem, o dönemin ihtiyaçları ve sosyo-kültürel yapısına uygun olarak bambaşka bir şekilde 1’den 12’ye kadar sınıflandırılmış, yani o dönemde son arrondissement 12’de bitiyormuş.

Üçüncü Napolyon‘un hayali olan Grand Paris projesi kapsamında Baron Haussmann‘ın Paris’i yeniden yaratması çalışmaları kapsamında 1859’da arrondissement’ların 20’ye kadar arttırılmasına karar verilmiş ve böylelikle günümüzde -İstanbul’la kıyaslayacak olursak- Beşiktaş’la Üsküdar’ın birleşmesi kadar büyüklükte 100 küsür kilometrekarelik bir şehir planı oluşturulmuş. Böylece eskiden Passy, Villette, Montmartre gibi yerler Paris dışı sayılırken, bu tarihten itibaren oralar da Paris olmuş.

Arrondissements de Paris - Paris Arrondissement Haritası Pariste.Net

Ama o zaman 13. arrondissement‘ın neresi olacağı büyük bir problem konusu olmuş. Çünkü mevcut mantıkta 13. arrondissement şu an 16. arrondissement’ın olduğu yer olması gerekiyormuş ama 13 rakamının sevimsizliğine takılmış olan Parisliler ve özellikle o bölgede yaşayan zengin kesim buna bir çözüm bulunmasını istemişler ve sonunda aranan çözüm bulunmuş: Dönemin Passy belediye başkanının önerisiyle harita bölümlemesi tamamen değiştirilerek Louvre merkez alınacak şekilde salyangoz biçiminde ve saat yönünde ilerleyen bir yapılandırmaya gidilmiş böylelikle 13 olması gereken arrondissement 16’ya yerleştirilmiş 🙂 Bu “dahiyane” çözüm belki o zaman için durumu kurtarmış ama pek çok tarihçiye göre arrondissement yapısının değişmesi, tarihteki mevcut akışı ve her arrondissement’ın kendine has yapısını olumsuz yönde değiştirmiş ve özgünlükleri zaman içinde kaybolmuş. Tabii bu konu tartışmaya açık.

Günümüzde elbette bu konular konuşulmuyor ve Parisliler 20’li sisteme gayet alışmışlar. Günümüzde bir Parisli ile konuşurken bir yerin ve bir adresin kaçıncı arrondissement’da olduğu son derece önemli. “1’de mi, 3’te mi, 15’te mi?” gibi muhabbetler epey bir revaçta.

Ayrıca ikinci kez hayata geçililen yeni bir proje kapsamında 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren Paris yedi kat büyümüş oluyor. Çünkü o tarihe kadar périphérique – periferik içinde kalan alanın çevresini de kapsayan geniş bir kesim Grand Paris olarak yeniden şekilleniyor. Yani tarih tekerrür ediyor ve Napolyon’un Paris’i büyütme hayali 21. yüzyılda kendini yeniden gerçekleştiriyor. Dolayısıyla birkaç yıl içinde mevcut yapı da değişiklik gösterecek gibi görünüyor. Neuilly-sur-Seine, Puteaux, Courbevoie gibi yerler de tıpkı eskiden Passy, Villette, Montmartre gibi zaman içinde Paris olarak algılanmaya başlayacak…

Benim gözlemlerime göre Paris haritasına baktığımız zaman batı tarafı daha zengin ve refah içinde yaşayan kesimken, genel olarak doğu tarafı daha düşük gelir grubu ve daha göçmen ağırlıklı bir yapıyı içinde barındırıyor. Tabii ki istisnalar kaideyi bozmaz, çok merkezi yerde de birdenbire karşınıza Paris’in o şık havasından uzakta bir göçmen gettosu çıkabilir ya da tam tersi, doğu tarafında şahane bir mahalleye denk gelebilirsiniz.

Benim en çok vakit geçirmeyi sevdiğim yerler 1-2-3-4-6-7-8-9-15, 16 ve 17. arrondissement’lar sanırım. Bu yazıyı yazarken fark ediyorum ki 5-10-11-12-13 ve 14. arrondissement’lara pek yolum düşmüyormuş… Paris’te konaklama için en uygun bölgeleri ve otel önerileri listesini görmek için bu linkteki yazıyı okuyabilirsiniz. Paris’te ev satın almak ya da ev kiralamak konusunda öneriler içinse bu linkteki yazı yardımcı olacaktır.

Tabii ki Paris’e ilk geldiğim yıl neredeyse her gün bir otobüse, metroya ya da tramvaya atlayıp şehrin aşağı yukarı her mahallesini alt-üst etmiş, Paris’in neresinde ne var, neresi yaşanır, neresi gezilir, nerelerden uzak durmak gerekir gibi sorulara yanıt aramıştım. Hatta daha sonra Paris dışına da yayılıp gezebildiğim kadar en ücra köşelere kadar gittim. Öyle ki, doğma büyüme bir istanbullu olarak, İstanbul’un (bilinmesi gereken) her köşesini karış karış bilmekten büyük keyif aldığım için aynı şeyi Paris için de yapmaya başladım. Elbette ki Paris de İstanbul gibi keşfede keşfede bitirilemeyecek bir şehir ama olabildiğince çok yerini tanımak, fikir sahibi olmak, yaşadığım yerin farkında olmak adına benim için önemli bir kriter bu. O yüzden her gün yeni bir yerler keşfetmeye devam…

Özetle Paris hakkında konuşurken “arrondissement” dediğimizde Paris “il”inin ilçelerini anlıyoruz ve kafamızda gideceğimiz yerleri buna göre konumlandırıyoruz. O nedenle arrondissement haritasına bir göz atmanızı, kafanızda yerlerini şöyle bir yerleştirmenizi tavsiye ederim.

Keyifli geziler, keyifli keşifler…

Yazar

Yorum Yazın