Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

28 Temmuz 2017 Cuma

Provins

Provins
(Son Güncelleme: 21.11.2017) Paris ve çevresini gezmeyle bitiremeyeceğiz; bitmesin de zaten ama ben tanıtmaya, öğrendiklerimi paylaşmaya devam edeceğim. İşte bu yazıda yine Paris yakınlarında çok özel bir yeri, tarihi orta çağ kasabası Provins'ı tanıyacağız hep birlikte.


Provins


Paris'in yaklaşık 100 kilometre güney doğusunda bulunan Provins, Île de France sınırlarında yer aldığı için 5. zone'da bulunuyor ve buraya 5. zone biletiyle, banliyö treniyle ulaşıyorsunuz. Haftalık Navigo Découverte kartınız bu bölgede geçerli, yani ekstra para ödemeden Gare de l'Est'ten kalkan Ligne P yani P hattı treniyle yaklaşık bir buçuk saat gibi bir sürede ulaşabiliyorsunuz.


Provins
Saatte bir tren olduğu için SNCF'in linkinden tren saatlerine bakmanızı ya da RATP'nin uygulamasından saatleri kontrol etmenizi şiddetle öneririm. Trenler son derece konforlu, en azından bizim gidişimizde de dönüşümüzde de çağdaş trenlere denk geldik. Yol uzak gibi görünse de tren her istasyonda durmadığı için oldukça hızlı gidiyor ve en son istasyon olan Provins'da iniyorsunuz.


Provins



Aslında kasabanın tarihi ve turistik yerlerini yürüyerek gezmek mümkün ama size tavsiyem, garın hemen karşısından kalkan turistik hat minibüsüne binip yukarıya, tarihi surların olduğu yere çabucak ulaşmanız. Ne yazık ki ulaşım kartlarınız burada geçerli değil. Kişi başı tek yön 2,5€, günlük 4€ karşılığında bilet alıyorsunuz. Güncel fiyatları bu linkten kontrol edebilirsiniz.


Provins



Yaşlı bir teyzenin kullandığı minibüs (yani en azından bizim bindiğimizde öyleydi) sizi döndüre dolaştıra kısa bir şehir turu attırıyor ve sonra yukarı tırmanıp tarihi surların ana kapılarından birinde duruyor. Dilerseniz burada da inebilirsiniz ama bence inmeyin, çünkü minibüs buradan yoluna devam ediyor ve surların etrafından dolanarak diğer kapıdan tarihi merkeze girip biraz ilerleyerek sizi yukarıda fotoğrafını gördüğünüz meydanda bırakıyor.


Provins



Bu meydanda minibüsten inip sola dönüp düz yürürseniz Provins'da görmeniz gereken en özel yapılardan biri olan Tour César - Sezar Kulesi'ne ulaşıyorsunuz. Burası XII. yüzyıldan kalma eski bir donjon; Türkçeye belki büyük burç olarak çevrilebilir ve aynı zamanda çan kulesi. Bu kuleyi 4,30€ karşılığında gezebiliyorsunuz. Tabii güncel fiyatları, müzelerin açık olduğu gün ve saatleri bu linkten kontrol etmenizi öneririm... Provins'da gezmenizi önereceğim birkaç müze daha olduğundan dört müzeyi kapsayan ve diğer etkinliklerde indirim sağlayan 12€'luk günlük pass olan Pass Provins alsanız iyi olur. Günlük bilet Pass Provins içinse bu linkten güncel bilgi alabilirsiniz.


Provins



Kuleye tırmanmak çok keyifli. Pierrfonds Şatosu'nda da benzer bir orta çağ tadı almıştım ama Tour César elbette ki daha küçük ama en azından daha insani. Yukarı tırmandıkça çocukça bir zevk alıyorsunuz ve en tepeye doğru merdivenler cidden epey darlaşıyor. Sacré Coeur'ün dome'una çıkarken bile daha genişti inanın. Buradaysa belirli bir kilonun üstünde olan cüsseli kişiler sanki yukarı çıkamazmış gibi geldi bana...


Provins



En tepede şahane bir Provins manzarası var. Epeyce geniş bir alanda tarihi şehir merkezi, çok az da olsa çağdaş binalar hemen ardında da geniş tarlalar. Artık hangi mevsimde gidecekseniz elbette ki manzaranın peyzajı da ona göre değişecektir ama benim size önerim Nisan başından Ekim sonuna kadar olan dönem daha güzeldir. Belki Noel zamanı da renkli ve cıvıl cıvıl bir yer oluyordur, bilemiyorum. Yağmur yağmasın da :)


 Provins


Sezar Kulesi'nin en en tepesine çıktığınızda ise çanların olduğu bölüme ulaşıyorsunuz ve sanki gizli bir yere girmişsiniz gibi hissediyorsunuz. Sonuçta burası çan kulesi işlevi de görüyormuş. Güvercin pislikleriyle bezeli ahşap konstrüksiyon ve çanlar çok ilginç bir fotoğraf veriyor inanın. Gerçi çok yüksek bir yerde değilsiniz ama buraya kadar tırmanmış olmak da büyük bir haz. Yukarıdan manzarayı seyredip Provins'ın orta çağda Paris ve Rouen'dan sonra Fransa'nın en büyük üçüncü kenti olduğu zamanları düşünmek de farklı bir his.


Provins




Buradan sonraki durağınız kulenin tepesinden gördüğünüz kilise olabilir: Collégiale Saint Quiriace. Gerçi Fransa'da kilise gezmekten içinize fenalık gelmiş olabilir ama böylesi küçük yerlerde kilise gezmeyi özellikle severim. Daha bir gerçekçi, daha bir yaşamın içinde oluyorlar. Özellikle içerinin gün ışığında oldukça aydınlık olması bu kiliseyi farklı kılıyor. Bu kilisenin bir diğer önemi de Jeanne d'Arc'ın burada bir ayine katılmış olmasıymış. Bilmem sizin için bir önemi olur mu...


Provins



Bu kilise ile Tour César arasındaki Provins Müzesi'ni de atlamamanızı öneririm. Ne de olsa Pass Provins aldığınızı düşünüyorum. O yüzden bu müzeye de en az bir yarım saat ayırmakta fayda var. Sadece içeride sergilenenler için değil, binanın kendisini görmek için de gezilmeli bence.


Provins



Provins Müzesi - Musée Provins XII. yüzyıldan kalma bir bina. İki kata ek olarak bir çatı bir de bodrum katından oluşan binanın odalarında dolaşmak, merdivenlerinden inip çıkmak bile büyük bir keyif. Müzede antik dönemden XIX. yüzyıla kadar Provins tarihini yansıtan objeler sergileniyor.


Provins



Müzenin en etkileyici katı belki yukarıda fotoğrafını gördüğünüz çatı katıdır ama beni en çok şaşırtan şey, aşağıda fotoğrafını gördüğünüz, fıçı görünümündeki kabin oldu. Yanındaki panoda yazılanları okuyunca gözlerime inanamadım, Fransızcam yetersiz herhalde diye tereddüt yaşadım ama doğru okumuşum: Bu kabinler 19. yüzyılda Provins'daki hastanenin bahçe duvarında duruyormuş ve çocuğuna bakamayacak olan yeni doğum yapmış anneler bebeklerini bu kabine bırakıp gidiyorlarmış; rahibeler de çocukları alıp büyütüyormuş! O dönemde bu kabine toplam 1258 bebek bırakılmış...


Provins



Müze gezimizi de tamamladıktan sonra biraz sokaklarda rastgele dolaşıp biraz daha kaybolmaya, bu güzellikler içinde kendimizi kaybetmeye devam ediyoruz. Ne de olsa küçük yer. Bir tepede tarihi kale bölümü Le Châtel, bir de aşağıda eski şehir bölümü Le Val var. Rampa inip çıkması biraz sevimsiz olsa da buraya güzelliğini veren de belki de bu.


Provins
Civarda estetiği bozacak tek bir şey olmadığını görmek insana "işte Fransa'dayım" dedirttiriyor. Eskiden bu güzellikleri görmek için Fransa'nın diğer şehirlerine giderdim ama fark ettim ki Paris çevresinde de köy kıvamında tarihi kasabalar bolca mevcut. Paris'ten çok uzaklaşmadan da küçük ve tarihi kasabalarda yaşamın nasıl olduğu konusunda insan fikir sahibi oluyor. Her gezdiğiniz yeri çok beğenip bir eviniz olsun istiyorsunuz ama Fransa'da o kadar çok "çok güzel yer" var ki, sınırsız paranız olsa bile o evlerden hangi birini alıp hangi birinde yaşayacağınızı şaşırıyorsunuz :)


Provins
Sol taraftaki rampadan, huzur dolu bir yokuştan aşağı inerken gezeceğiniz üçüncü müze olan Les Sousterrains yani yer altı koridorlarına ulaşıyorsunuz. Pass Provins'ı ilk hangi müzeden almış olursanız olun, parayı ödedikten sonra burayı gezeceğiniz saati belirtmeniz ve rezervasyon yaptırmanız gerekiyor ki ona göre gruba dahil oluyorsunuz.


Provins
Biz ilk bileti aldığımız yerde, konuyu tam çözemediğimiz için saat 14:00 için rezervasyon yaptırmıştık ama saat 12:50'de işimiz bitip buranın kapısına gidince randevumuzu bir saat öne aldırmayı başardık :) Evet Les Sousterrains randevuyla ve grupla geziliyor ve anladığım kadarıyla her saat başı bir grup alıyorlar. Maalesef tur Fransızca ama rehber kız o kadar şahane bir Fransızcayla anlatıyor ki sanki Fransızca bilmeseniz bile her şeyi anlayabilecekmişsiniz gibi geliyor :)


Provins
Burası eski bir taş ocağı ve yüzyıllar boyunca şehrin altı koridorlar şeklinde kazılmış. Aslında çok daha geniş bir alanı kapsıyor ama sadece belirli bir bölümü geziliyor. İçerisi yıl boyunca yanlış -hatırlamıyorsam- 12 derece. O yüzden ince kıyafetle üşüyebileceğinizi hesaba katmalısınız, zira ben dondum :) Bir de o zamanlar burada çalışanların ortalama ömürlerinin yirmi beş yıl olduğunu öğrenmek de epey bir dokundu bana. Hayat hiç adil değil...


Provins



Ana kapıdan girip rehberli tur eşliğinde koridorlarda dolaşıp karşı çaprazdan bir kapıdan çıkıyorsunuz ve sonra sola aşağı doğru inip bir anlamda şehir merkezine varıyorsunuz. Belki artık yemek vakti gelmiştir, gözünüze kestirdiğiniz bir yerde yiyebilirsiniz. Biz L'Appart diye bir yerde yedik, aşağıda hemen sağda. Gayet güzel ve lezzetliydi. Sadece bu tür küçük kasabalarda hatta pek çok şehirde yemek servis saatlerine dikkat etmeniz gerekiyor, 14:30 sonrası öğle yemeği için aç kalabilirsiniz.


Provins



Yemek sonrası minik şehir turuna devam edebilirsiniz. Rastgele sokaklara girip çıkıp küçük keşifler yaparak turunuza devam etmeniz mümkün. Bir noktadan sonra kasabanın kuzey yönüne doğru ilerlemenizi önereceğim. Burada La Rosaraie de Provins diye bir gül bahçesi var. Zaten burası gül reçelleriyle de ünlü. Belki içeriyi gezmek istersiniz ama giriş paralı: Biz gittiğimizde 7,5€'ydu. Güncel fiyatları ve bilgileri bu linkte bulabilirsiniz.


Provins
Gül bahçesinin biraz ilerisine yürürseniz, küçük ama uzun bir kanal, o kanalın iki yanına sıralanmış ağaçları göreceksiniz. Buradan sola dönüp yürümenizi öneriyorum ve bir süre sonra yol bitecek, küçük bir sur duvarının yanından oldukça dik bir yokuşu tırmanacaksınız. Bu şekilde ulaşacağınız kapı Jouie Kapısı - La Porte de Jouy olacak.


Provins



Kapıdan çıkmadan önce surlara şöyle bir tırmanmanızı, kısa da olsa merdivenlerden ine çıka surların üzerinde yürüyüş yapmanızı önereceğim. İnsan bu surlarda dolanırken her an bir köşeden Bizans askerleri çıkacakmış da "Kara Murat benim" diye bağırıverecekmişsiniz gibi geliyor :)


Provins



Bu kapıdan içeri doğru yürürseniz minibüsün sizi ilk bıraktığı meydana ulaşırsınız. O nedenle ben kapıdan çıkıp sola doğru yürümeyi, surların çevresini dolaşmayı tercih ettim. En köşeye gittiğinizde bu yazının kapak fotoğrafı olan açıyı yakalıyorsunuz ve çepeçevre surlarla çevrili olan tarihi kentin eski kale bölümünün nasıl bir yer olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Kalenin içindeykense etrafınızın surlarla çevrili olduğunu hiç hissetmiyorsunuz.


Provins



Surların dışında tarlalar başladığı için mevsimine göre yeşilli sarılı ya da çiçekli manzaralarla karşılaşmanız mümkün. Bizim Provins'ı gezmeye gittiğimiz gün Temmuz 2017 ortasıydı ve biçerdöverler tarladaki ürünleri biçiyordu. Dev bir tavşanın koşuşunu unutamıyorum. Bir de surların köşe tarafındaki mezarlık Paris'teki Père Lachaise kadar olmasa da ilginçti.


Provins



Mezarlıktan düz devam ettiğimizde kale kapılarından ilkine yani minibüsün ilk durağına ulaşmış oluyorsunuz. Buradan içeri girdiğinizde tekrar sur içindesiniz. Tam kapının sağ alt tarafında şövalyelerin günde bir kez gösteri yaptığı bir yer var. 12€ karşılığında izleyebileceğiniz bu gösteri hakkında bilgileri ve güncel fiyatları bu linkte bulmanız mümkün.


Provins



Kale kapısından içeri girip dümdüz yürüdüğünüzde yine günlük Pass Provins'ınızın geçerli olacağı La Grance Aux Dîmes adında bir müze var. Küçük bir yer ama içerisi ilginç. Eski zamanlarda esnaf, tüccar ve zanaatkârların yaşamlarına dair örnekler görüyorsunuz. Alt kata inmeyi sakın unutmayın. Küçük bir yer dediğim gibi, ayrıca para verip girmeye değer mi bilmiyorum ama Pass Provins aldıysanız buraya da bir girip çıkmakta yarar var.


Provins
Buradan çıkıp yolunuza devam ettiğinizde minibüsten inip gezinize ilk başladığınız Place du Châtel'e ulaşıyorsunuz. Bu noktadan sonra yine sağa sola yürüyerek gezinize devam edebilirsiniz ama biz turumuzu bu noktada bitirmiştik. Aslında civarda yapacak daha pek çok şey var ama sanki bir güne bu kadar gezme yeter gibi geldi bize.


Provins
Aslında bir de mini tren var ama ben bugüne kadar hiç bu tür trenlere binmedim nedense; ne Paris'te ne de başka bir yerde. Belki siz bu trene binip şehri bir de bu şekilde keşfetmek isteyebilirsiniz. Ya da sizi gara götürecek minibüsünüzü beklerken civardaki hediyelik eşya dükkanlarını dolaşıp bir kafede oturup bir şeyler içmek isteyebilirsiniz.


Provins
Ah bir de Provins Provins diye yazdık ama nasıl okunuyor bu Provins? Türkçede tam karşılığı yok son hecenin. "Provan" değil, "pğovan" değil, "proven" değil, "pğoven" hiç değil :) Aslında son hece "an" ile "en" arası bir ses. Dişçi koltuğuna oturmuş azı dişinizi çektiriyormuşsunuz da "pğovan" demeye çalışıyormuşsunuz gibi :) Sondaki "s" harfinin okunmuyor oluşu mevzusuna girmiyorum bile :) Ah şu Fransızca...


Provins


Paris'in "büyük şehir" atmosferinden bir anda uzaklaşabileceğiniz, kendinizi bambaşka bir yerde, ayrı bir tatile çıkmış gibi hissedeceğiniz Provins'ı belki Paris'e ilk gelişinizde değil ama ikinci ya da daha sonraki gelişlerinizde gezip görmenizi öneriyorum. O nedenle burayı da Paris'te Alternatif 15 Gün yazımıza eklememiz gerek. Paris ve çevresinde yapacak o kadar çok şey var ki zaten; hepsi sırayla, hepsi zamanla...

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Provins, Seine-et-Marne, Île de France

Paris'e Birkaç Saat Mesafede Görülmeye Değer Diğer Yerler:
Giverny
Rouen
Deauville & Trouville
Honfleur
Etretat
Le Mont Saint-Michel
Saint Malo
Amiens
- Barbizon
La Roche Guyon

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i en güzel şekilde gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim 500'e yakın yazıyla bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler. ÖNEMLİ NOT: PARiSTE.NET ALTYAPI ÇALIŞMALARI NEDENİYLE 2018 BAŞINA KADAR YORUM YAZMA ÖZELLİĞİ DEVRE DIŞIDIR.

7 yorum:

  1. Ne kadar güzel bir yermiş Provins. Sayenizde bir yer daha tanıdık. Sanal da olsa gezdik. Her zamanki gibi harika bir anlatım; açıklamalı ve keyifli. İnşallah bir gün gelmeyi çok istediğim Paris'i sizin değerli yazılarınızın rehberliğinde gezeceğim. Çok teşekkürler bu güzel tur için;) Natali Çelikoğulları

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Paris çevresinde bu tarz o kadar çok güzel yer var ki, tek sorun hangi birini gezeceğimizi şaşırıyor oluşumuz :) Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Mutlu günler...

      Sil
  2. Ahmet Bey merhaba,
    Öncelikle böyle güzel ve faydalı bir site hazırladığınız için çok teşekkürler.
    30 Ağustos'ta, Brugge'den hızlı tren Thalys ile Paris'e geçeceğiz. Paris'teki otelimiz Arc de Triomphe 'e çok yakın, adı Hotel Astrid. Varış istasyonu olarak Paris'te hangisini seçmemiz daha uygun olur, Gare de Lyon mu yoksa Paris Nord mu? Otelimize ulaşım açısından hangisi daha hızlı ve kolay olur?
    Şimdiden çok teşekkürler yardımlarınız için..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Seda Hanım,
      Gare de Lyon'dan Arc de Triomphe'a RER-A ile kolayca ulsşabilirsiniz, seçme hakkınız varsa orayı seçebilirsiniz. Ben Brugge'den Gare du Nord'a geliniyor diye biliyorum ama hiç trenle gitmedim, o yüzden bir şey diyemeyeceğim.

      Sil
  3. Sizi çok kıskanıyorum gerçekten.çünkü özlemini duyduğunuz hayatı yaşama şansına sahipsiniz sadece bu cesareti göstermeniz dolayı bile tebrik ediyorum sizi.umarım ben de bir gün sizin gibi gerçekten istediğim yerde istediğim hayatı yaşayabilirim. Sizi kendime benzetiyorum nedense.ben de sizin gibi naif hassas kimseyi kırmak için kendisi kırılan estetik ve güzelliklere aşık sanatın her dalına meraklı biriyim.ancak son günlerde yaşadığım çevreden ve acımasız Riyakâr insanlardan çok sıkıldım.buralardan çekip gitme isteğim iyice arttı. Bu nedenle sizin seçiminizi ve orda yaşamayı neden u kadar sevdiğinizi mutlu olduğunuzu anlayabiliyorum.insan içinde yaşadığı toplumda kendini ifade edemediğini düşündüğü kendisi gibi insanları etrafında bulamadığında yalnızlığı gitgide artıyor.artık bu ülkede kendimi dışlanmış hissediyorum.düşüncelerimi açıkça ifade etmeye çekiniyorum. Çünkü bizde insanlar birbirini yargılamak ve infaz etmek için yaşıyor adeta.örneğin ben ateistim ve gizlemek zorunda hissediyorum baskıdan ve anlayışsızlıktan dolayi.burda insanlar birbirinin hayatına çok müdahil ve sen ne kadar bulaşmamaya çalışsan da bi şekilde musallat oluyorlar kaçamiyorsun.kişisel alan diye bişey yok.adalet dürüstlük yok.sadece yalakalık ve ikiyüzlü prim yapıyor. Size sormak istediğim şu gerçekten oralarda bu durumlar farklı mı yani gerçekten de insana saygı nezaket hoşgörü var mı.ben de 2 hafta önce paristeydim ve gözlemlediğim kadarıyla insanlar birbirinin ne yaptığına ne giydiğiyle hiç ilgilenmiyor.sıra beklerken birbirine tahammülü saygılı duruyor.örneğin bi pastanede yemek yerken satıcıyla bişeyler almak için konuşan ve turist olduğunu düşündüğüm birisi görevlisi o kadar oyaladi ki kararsız davranarak ve arkasında uzun bi kuyruk varken üstelik.ben bile adama sinir olmuşken sırada bekleyenlerde ne bir homurdanma ne bir laf söyleme olmadı. Bizde aynı şey olsaydı adama bi araba laf söylerlerdi diye düşündüm elimde olmadan.bir de sabah saatlerinde muhtemelen işe gitmeye hazırlanan kişilerdi kuyruktakiler bunu da belirtmeliyim. Bu yüzden de her ne kadar bu coğrafyayı çok sevsem de sırf bu nedenlerle ilerde parasal durumumu ayarlayıp italya fransa gibi bi ülkede sakin bir sahil kasabasında yaşamak istiyorum.çünkü gerçekten de bu yobazlıktan ikiyüzlülükten ötekileştirilmekten cahillikten çok sıkıldım.ve emin olun benim gibi düşünen ve hisseden çok insan var bana göre ve bunlar sessiz bir azınlık olmaya mahkum oldular son dönemde.bu yüzden sizin yaşam şekliniz ve cesaretiniz bize umut oluyor ilerisi için yazılarınız ilaç gibi geliyor.özellikle videolarınız çok güzel ve samimi.orada yaşıyor gibi oluyoruz biz de.peki sitenizi takip edenler için soruyorum size destek olmak için ne yapmak gerekiyor youtube kanalına üye olmak reklamları tıklamak falan gibi.bu arada burcununuzu çok merak ettim de merakımı mazur görürseniz akrep burcu musunuz acaba.mutlu sağlıklı bol gezip tozmalı günler dilerim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar güzel, bu kadar içten bir yoruma nasıl teşekkür yanıtı yazılır, bilemedim ama yine de çok çok teşekkür ederim.

      Aslında size vereceğim yanıtı Mart 2018'de yayınlayacağım "Cennette Altıncı Yıl" yazımda vermeyi düşünüyordum ama o kadar beklemeyelim, burada küçük ipuçları vereyim:

      Şu an için Paris'e yerleşeli 5,5 yıl oldu ve bir gün bile Paris'te yaşadığım için mutsuz olmadım, herhangi ters bir durumla karşılaşmadım, en ufak bir ayrımcılığa maruz kalmadım, kendimi hiçbir zaman yabancı gibi hissetmedim; tabii yabancılara yönelik vize ve evrak işlerinde yaşadığım sorunlar hariç :)

      Her şehrin, her ülkenin iyi ya da kötü insanları var, herkes iyi ya da herkes kötü demek mümkün değil; bir yeri yaşanır kılan daha çok, iyi insanların çoğunlukta olması, kötü insanlara daha az maruz kalmak sanki. Benim doğup büyüdüğüm İstanbul'da iyi insanlar çoktu, şehir hayatına adapte olmayı reddeden insanlar azınlıktaydı; o yüzden İstanbul'da yaşamak dünyanın en güzel şeyiydi. Şimdiki durum malum... Paris'teyse, benim yaşadığım ve ömrümün geçtiği yerler itibariyle kaybettiğim çocukluk ve gençlik dönemimi burada bulmuş olmanın mutluğunu yaşıyorum. Bilemiyorum, belki ben şanslıyımdır, iyi bölgelerde vakit geçiriyorumdur. Yoksa burada da eğitimsiz bırakılmış ya da eğitimsiz kalmaya itilmiş insanların yaşadığı bölgelerde hiç de hoş olmayan durumlar yaşanabiliyordur ama ben böyle bir şeyle karşılaşmadım dediğim gibi.

      Sıra bekleme konusu ise benim en hassas noktalarımdan biri... Dediğiniz çok doğru, herkes fırın kuyruğunda bekler, insanlar ip gibi dizilmiştir, bir anne beş yaşındaki kızına şu pastadan mı alalım bu pastadan mı diye sorar, küçük kız beş dakika boyunca karar veremez ve kimse sesini çıkarmaz, herkes küçük kızın kararını vermesini bekler; bunu defalarca yaşadım. Zaten karakter olarak sabırlı biri olduğum için bu tür beklemeler beni hiç rahatsız etmez, benim tek kızdığım şey, birinin sırada önüme geçmeye kalkmasıdır ki bunu Paris'te yaşamanız neredeyse imkansızdır.

      Bilemiyorum, belki ben kendime çok daha korunaklı bir hayat kurmayı başarmışımdır, o yüzden her şey olduğundan daha güzel görünüyordur bana; o yüzden beni kriter almamak gerekiyordur belki de kim bilir?

      Bana en büyük desteğiniz bu güzel mesajınız oldu inanın. Bazen cidden çok yoruluyorum, pes etmiyorum ama çok çok yorgun hissediyorum. Öylesi durumda bu tür samimi mesajlar ilaç gibi geliyor, doğru insanlara ulaştığımı görmekten büyük mutluluk duyuyorum.

      Her ne kadar benim için doğru insanlara ulaşıp onların hayatlarını güzelleştirmek yegane amaç olsa da kapitalist dünya rakamlarla, istatistiklerle ilgileniyor... O nedenle yazılarımın çok daha fazla kişi tarafından okunması önem kazanıyor. Bunun için beğendiğiniz ve başkalarının işine yarayacak yazıları sosyal medya hesaplarında paylaşmanız, sevdiklerinize Pariste.Net'in sosyal medya hesaplarını takip etmeleri konusunda tavsiyede bulunmanız benim için en büyük destek. Yoksa zaten Google aramalarında Paris hakkında bir şey arandığında daima en üst sıralarda çıkıyor Pariste.Net ve bunun için bugüne kadar hiç ödeme yapmadım, sadece en güncel içeriği en detaylı biçimde sunmayı ilke edindim. Dediğim gibi benim için tık sayısı hiç önemli değil, ben yazdıklarımı okuyup mutlu olacak insanlara ulaşmayı önemsiyorum sadece. Çünkü her şey para demek değil. Yoksa çok daha fazla kazanmak mümkün ama kazandıklarımı bir psikoloğa ödemek zorunda kalacaksam ne gereği var :)

      İşin şakası bir yana, çok ama çok teşekkür ediyorum. Destek olmak konusunda şu linkteki yazımı okursanız sevinirim: http://www.pariste.net/p/paristenete-destek-olmak-icin.html

      Burcum yay, yükselenim terazi ama burcumun ve yükselenimin etkisiyle burçlara inanmamak gibi kötü bir huyum var. Bu benim suçum değil, tamamen burcumun ve yükselenimin etkisi :)

      Yine işin şakası bir yana, umarım siz de en kısa sürede düşlediğiniz yaşamı kurma şansını elde eder, insan olduğunuzu, olduğunuz gibi kabul edildiğinizi hisseder ve hep mutlu olursunuz.

      İyi ki varsınız.

      Sil
  4. bu içten ve güzel yanıtınız için çok teşekkür ederim.Gezgin ruhunuzdan yay burcu olduğunuzu tahmin etmeliydim:))aslında benim burcum da akrep ama yükselenim yay ve sanırım yükselenimin etkisi daha fazla,belki bu yüzden sizi yakın hissettim kimbilir.Sizin için söylediğim sözler az bile bence,çok temiz kalpli,iyi niyetli,kaliteli bir kişiliğiniz olduğu çok belli oluyor,bize yansıyor bu ekrandan.güzel hayatınızın hep böyle sürmesini,mutluluğunuzun katlanarak artmasını diliyorum çünkü sizin gibi insanlar en güzel şeylere layık bana göre.Videolarınızın ve yazılarınızın devamını merakla bekliyoruz.umarım ben de sizin gibi hayallerime kavuşurum günün birinde.ama maalesef şu an için çok mümkün görünmüyor malum evli ve çocuklu olunca şartların düzgün olması çok daha önem kazanıyor.siz de iyi ki varsınız sevgilerimi gönderiyorum.meltem

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

ÖNEMLİ NOT: PARiSTE.NET ALTYAPI ÇALIŞMALARI NEDENİYLE 2018 BAŞINA KADAR YORUM YAZMA ÖZELLİĞİ DEVRE DIŞIDIR.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.