Archive

Haziran 2017

Browsing
(Son Güncelleme: 19.03.2018) Yayınladıktan sonra başıma iş alacağımı bildiğim için yazmayı hep ertelediğim yazılardan biriyle daha karşınızdayım :) Ertelememin nedeni yine Paris'te hayatınızı kolaylaştıracak ya da zorlaştıracak turistik kartlardan birini daha tanıtma konusunun oldukça karışık olması, kimin ihtiyacı olacağına, kimin işine yarayacağına karar vermenin pek de kolay olmaması. Sözüm ona pek çok turistik atraksiyondan yararlanacak
(Son Güncelleme: 24.05.2018) Yine hem çok kızacağınız hem de çok mutlu olacağınız bir yazıyla karşınızdayım :) Kızacaksınız çünkü "bunların hangi birini yapacağız, keşke haberimiz olmasaydı" diyeceksiniz; mutlu olacaksınız çünkü "Paris ve çevresinde yapacak ne çok şey, görecek ne çok güzel yer var" diye düşünecek, içlerinden ilginizi çekenler arasında alternatif Paris rotalarında kendinize şahane gezi programları hazırlayıp,

1982 yılında Fransa Kültür Bakanı Jack Lang’ın girişimiyle başlatılan ve daha sonra tüm Avrupa’ya yayılan “La Fête De La Musique” her yıl 21 Haziran’da, yani gündüzün en uzun olduğu günün akşamında, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Avrupa’da, Fransa’da ve tabii ki Paris’in dört bir köşesinde Müzik Bayramı olarak kutlanıyor; gerek profesyonel, gerek amatör pek çok sanatçı, grup ve orkestra kapalı ve açık alanlarda yüzlerce konser düzenliyor.   La Fête De La Musique (la fet de la müzik) nedir? diye soracak olursanız: Müzik Bayramı, Müzik Şenliği diyebilirim… Bu etkinliğin olduğu akşam, tüm Fransa’da olduğu gibi Paris’i de bir müzik coşkusu sarıyor. Şehrin her yerinde, pek çok meydanda, köşe başlarında, caddelerde, sokaklarda, barlarda, restoranlarda, kafelerde, müze ve saraylarda, olur olmaz her yerde müziğe dair bir şey karşınıza çıkar, müziğin büyülü dünyası sizi içine alıverir, anında modunuz değişir.   Ben bu yıl Paris’te altıncı kez La Fête de la Musique’i kutlayacağım. İlk yılki sürpriz deneyimi unutmam mümkün değil.…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Yine Paris’in ulu orta yerlerinden birinde olduğu halde, kalabalık turist gruplarının bir arka sokaktan gelip geçtiği, yine de blog takip etmeyi seven ve Paris’in kıyı köşe detaylarını keşfetmeye bayılanların mutlaka gidip gördüğü bir yeri tanıyoruz bu yazıda hep birlikte. Evet, bugünkü durağımız çok keyifli bir restoran: Au Vieux Paris (o viyö pari ya da o viyö paği)   Paris’in ortasındaki Cité Adası’nda, koskoca Notre Dame Katedrali’nin bir yan sokağında olan bu şahane restoran, ne yazık ki (ya da ne mutlu ki) yoğun turist trafiğinin güzergâhı üzerinde değil, bir arkada, gizli kalmış bir sokakta meraklılarını bekliyor. Zaten o yüzden bu kadar güzel kalmaya devam edebilmiş ve bu kadar da huzurlu ve bir o kadar keyifli. Ne demek istediğimi yazının devamındaki fotoğrafları görünce daha iyi anlayacaksınız.   Au Vieux Paris d’Arcole Restaurant Paris Metrosu M4 hattının Cité istasyonunda inip ulaşabileceğiniz Au Vieux Paris’ aynı zamanda Hôtel de Ville’in tam önündeki…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Mart 2012’de Paris’e ilk yerleştiğim zaman en tuhafıma giden şeylerden biri, Seine Nehri boyunca çok güzel sahil bölgeleri olmasına rağmen Parislilerin bu güzelliklerden yararlanmıyor oluşuydu. Artık ne kadar konuştum, ne kadar söz söyledimse bu sözlerim yetkililerin kulağına gitmiş olacak ki, zaman içinde Seine kıyısı hareketlenmeye, birbirinden güzel yerler açılıp hayat canlanmaya başladı. İşte onlardan biri olan ve Nisan 2017’de açılışı yapılan Parc Rives de Seine’i tanıtmak istiyorum bu yazıda sizlere…   Parc Rives de Seine Parc Rives de Seine (park riv dö sen ya da pağk riğv dö sen) Louvre Müzesi’nin önünden başlayıp Bastille tarafına, Port de l’Arsenal’e kadar Seine Nehri kıyısı boyunca uzanan, eskiden sahil yoluyken trafiğe kapatılıp, Nisan 2017’de park ve rekreasyon alanı olarak yeniden düzenlenen, Paris’in ortasına hava alabileceğiniz, son derece keyifli bir parkur olarak hayatımızda önemli bir yer etti.   Parc Rives de Seine Eskiden Tuileries Bahçesi önündeki tünelden arabayla yerin altına iner,…

(Son Güncelleme: 04.05.2018) Bu yazıda -yine- sizlere Fransa'da görüp görebileceğiniz en etkileyici yerlerden biri olan Saint Malo'yu tanıtmak istiyorum. Bugüne kadar üç kez gittiğim, üçünde de aynı şekilde büyülendiğim Saint Malo hakkındaki bu yazıyı okuyunca gezilip görülecek yerler listenize yine etkileyici bir yer olan bu güzel kenti de ekleyeceğinizden eminim. Paris'in yaklaşık 400 kilometre batısında,