Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

26 Mayıs 2017 Cuma

Le Mont Saint-Michel

Le Mont Saint-Michel
(Son Güncelleme: 02.08.2017) Çok uzun zamandır yazmak istediğim bir yazıyı nihayet yayınlıyor olmanın mutluluğuyla başlıyorum satırlarıma. Bugüne kadar üç kez ziyaret ettiğim Le Mont Saint Michel'den daha çok kişinin haberi olmasını, bu güzelliği daha çok kişinin görmesini çok istiyordum çünkü. Daha önceki gidişlerimde amacım kişisel, turistik bir ziyaretti, o yüzden oturup yazacak kadar birikim sahibi değildim ama Nisan 2017'deki son ziyaretimden sonra artık bu muhteşem yeri sizlere anlatabilirim, Le Mont Saint Michel nerededir, nasıl gidilir, neden gidilmelidir ve orada neler yapılabilir, tüm bildiklerimi sizlerle paylaşabilirim. Buyursunlar, başlayalım:

Le Mont Saint-Michel


Paris'in 360 km batısında, Normandiya-Bretonya bölgesi sınırında, Manş Denizi'nin Le Mont Saint Michel Körfezi kıyısında bulunan bu muhteşem manastır, denizin ortasındaki bir ada üzerinde bulunan küçük bir yerleşim yeri aynı zamanda. Fransa'da Eyfel Kulesi'nden sonra en çok ziyaret edilen ikinci yer olduğunu söylersem ne kadar popüler bir mekan olduğunu ayrıca belirtmeme gerek kalmaz sanıyorum. Düşünsenize, burayı yılda yaklaşık iki buçuk milyon insan ziyaret ediyor. Neden onlardan biri de siz olmayasınız?

Le Mont Saint-Michel
Elbette işin en keyiflisi Le Mont Saint Michel'e arabayla gitmek. Trafiğin durumuna bağlı olmakla birlikte, Paris'ten yaklaşık dört saatlik bir yolculuk sonunda buraya ulaşabiliyorsunuz. Bir kuzey tarafından Caen üzerinden dolaşarak gelme seçeneği var, bir de güneyden, Le Mans ve Rennes üzerinden gelmek mümkün. İkisi de mesafe olarak aynı gibi ama ben kuzeyden dolaşmanızı öneriyorum, çünkü güney seçeneği, Paris'i güney şehirlerine bağlayan daha yoğun bir trafiğin içine düşmenize neden olabilir. Yine de trafik şans işi biliyorsunuz. Ayrıca otobanların çok pahalı olduğunu tekrar belirteyim. Gidiş-dönüş 30-40 euro otoban ücreti ödeyeceğinizi de hesaba katın lütfen.

Le Mont Saint-Michel


Le Mont Saint Michel'e trenle gitmek de mümkün ama hemen yanıbaşına kadar ulaşamıyorsunuz. Bunun için Paris Gare Montparnasse istasyonundan kalkan TGV hızlı trenle önce (yaklaşık iki saatte) Rennes'e geliyorsunuz (ki burası da güzel bir şehirdir) sonra otobüsle Le Mont Saint Michel'e ulaşıyorsunuz. Buna da bir, bir buçuk saatlik bir süre diyebiliriz.


Bir de her sabah bir gidiş, her akşam bir dönüş olmak üzere yine Paris'te Montparnasse Garı'ndan kalkan özel bir tren olduğunu öğrendim bu yazıyı hazırlarken ve bu trenle (yaklaşık dört saatte) Le Mont Saint Michel'in yanıbaşındaki Pontorson istasyonuna ulaşıyorsunuz ve buradan yine otobüsle Le Mont Saint Michel'e geçiyorsunuz. Gerçi ben hiç trenle gitmedim ama siz öyle yapmak isterseniz Fransa'nın TCDD'si olan SNCF'in bu linkteki online tren bileti satış sayfasına girip Paris kalkışlı Le Mont Saint Michel treni arattırırsanız size uygun seçenekleri sunacaktır. Olmazsa bir de varış noktası olarak Rennes'i seçersiniz.

Le Mont Saint-Michel
Le Mont Saint Michel'e ekonomik yoldan otobüsle gitmek de mümkün. Bunun için ideal bir seçenek olabilir. Paris'te Bercy (ulaşım için: M6 ve M14 metroları) ya da La Défense'tan (ulaşım için: M1 metrosu ya da RER-A) kalkan otobüsleriyle doğrudan Le Mont Saint Michel'e ulaşabiliyorsunuz. Otobüslerde free Wi-Fi ve priz de varmış :) Doğrusunu isterseniz ben buraya hiç otobüsle gitmedim ama içinizde giden varsa ya da bu yazıyı okuduktan sonra otobüsle gidenleriniz olursa, görüş ve önerilerinizi yorum kısmına yazabilirseniz herkes için faydalı olur.

Dediğim gibi ben buraya hep arabayla gittim. Le Mont Saint Michel'e ilk gidişim olan Temmuz 2011'de ve hiç unutmam burada, o zamanlar Brest'te öğretmen olan sevgili dostum Ali'yle buluşmuştuk. Herkes buraya yazın gitmek gerektiğini söyler -ki doğrudur- ama bizim gittiğimiz o Temmuz günü tam arabayı eski otoparka park ettiğimizde öyle bir yağmur başlamıştı ki arabadan inip bagajdaki şemsiyeyi bile alma imkanım olmamıştı, öyle bir yağmur yağdı yani :) Çaresiz yağmurun dinmesini bekleyip öyle çıkmıştık arabadan ve yağmur dinince karşımıza çıkan o muhteşem manzarayı da unutmam mümkün değil; rüya gibiydi...

Ahmet ÖRE - Le Mont Saint-Michel



Neyse ki Nisan 2017'deki son gidişimde hava çok güzeldi. Gerçi Le Mont Saint Michel'in bulunduğu Normandiya ve Bretonya sınırı Karadeniz iklimini andıran bir iklime sahiptir ve genel olarak gökyüzü kapalı ve çoğu zaman da yağmurludur. O yüzden burayı güzel havada gezebilenler gerçekten çok şanslı insanlardır :) Biz de bu kez şanslı günümüzdeymişiz demek ki, bulutlar ara sıra oyun bozanlık yapsa da genel olarak güneşli ve güzel bir gün oldu; tabii yine unutulmazdı.

Le Mont Saint-Michel


Le Mont Saint-Michel'e ilk gidişimizde arabayla manastırın kapısına kadar gidilebiliyor, neredeyse kapısının önüne park edilebiliyordu ama burası önemli bir gel-git alanı olduğu için suyun yükselip alçalması bu otopark alanı için bir risk oluşturuyordu. Aynı zamanda fotoğraf çekmek için de çok kötü bir görüntüye neden oluyordu. Neyse ki birkaç yıl önce buradaki otopark kaldırılmış ve daha geriye devvvvv bir alana taşınmış. Arabanızı bu büyük otopark alanına 12€'ya park ediyorsunuz! 10€ da manastıra giriş için vereceğimizi düşünürsek, ciddi bir rakam gerçekten. Ben her ne kadar yazılarımı düzenli olarak güncellemeye çalışsam da gözden kaçırabilirim; o yüzden güncel fiyatları ve diğer tüm detayları tabii her zaman Le Mont Saint-Michel'in resmi web sayfasından kontrol etmenizde yarar var. Atladığım bir şey olursa da lütfen beni haberdar ediverin ki en doğru bilgiye hep birlikte ulaşalım.

Le Mont Saint-Michel


Arabanızı büyük otoparka park ettikten sonra ücretsiz servis otobüslerininin kalktığı yeri bulmanız gerekiyor. Bunun için okları takip etmeniz yeterli. Kalabalık gözünüzü korkutmasın, bu otobüsler vızır vızır çalışıyor ve sizi köprü üzerinden geçirerek adaya ulaştırıyor. Eskiden tüm bu yolu özel aracınızla geçebiliyordunuz ama artık o uygulamadan vaz geçilmiş; bilemiyorum, belki de iyi olmuş. Dilerseniz yürüyerek de gidebilirsiniz ama fazla vaktiniz yoksa otobüsü öneririm. Otobüs sizi köprü üzerinde, adaya yakın bir yerde bırakıyor. Önce bir "öf bir de yürüyecek miyiz?" diye söylenir gibi oluyorsunuz ama indiğiniz nokta fotoğraf çekmek için ideal; lafınızı hemen geri alıp başlıyorsunuz fotoğraf çekmeye :)

Le Mont Saint-Michel



Le Mont Saint Michel 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık hariç yılın her günü açık. Mevsime göre saatler değişiyor ama kabaca yazın 09:00-19:00, kışın 09:30-18:30 diye aklınızın bir köşesine not alırsanız iyi edersiniz. Bir de bazı günler deniz çok yükseldiği için kapanıyor, bunun için de gitmeden resmi web sayfasından takvime ve açık olup olmadığına bakmakta fayda var. Mevsiminde ve güzel bir havada gittiyseniz büyük olasılıkla çok kalabalık bir ortamla karşılaşacaksınız ana kapıdan adaya ilk girdiğinizde. İnsanın gözü bir bilet gişesi arıyor ama bu kısım ücretli değil, manastırı gezmek için yukarı tırmanmanız gerekiyor. Dümdüz yukarı doğru, biraz kıvrıla kıvrıla, biraz tırmana tırmana ilerleyerek tepeye doğru ilerliyorsunuz etrafınıza hayran hayran bakınarak. Eh tabii turistik bir alandayız, etrafta da bolca turistik mağaza bulunuyor. Bence oraları gezmeyi dönüşünüze saklayın, önce yukarı çıkıp manastırın içini gezin.

Le Mont Saint-Michel


Dilerseniz biletinizi önceden internetten de alabilir, sıra beklemekten kurtulabilirsiniz ama ben her zamanki gibi şanslı olduğum için hiç sıra beklemeden biletimi alıp manastıra girmeyi başardım. Elbette 2011'deki ilk gelişimde gördüklerim beni çok daha fazla etkilemişti ama sonrasında Fransa'da onca şato, katedral ve kale gezdikten sonra Nisan 2017'deki gezimde içeriden o kadar etkilenmediğimi itiraf etmeliyim. Burada bir zamanlar yaşanan onca tarihi olayı, popüler anlamda da Gülün Adı filminin çekildiği mekanda olduğumu düşündükçe içimde yine bir şeyler kıpraşmadı değil. Buraya ilk defa gidecek olanların çok etkileneceğinden eminim şahsen.

Le Mont Saint-Michel
Dik merdivenlerden tırmanırken basamaklara mı, üzerinize üzerinize geliverecekmiş gibi duran duvarlara mı, çeşme başındaki siyah demir musluk başına mı, kıyı-köşe detaylara mı; nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz içeri ilk girdiğinizde. Sonra yukarıda bir taraça, tırmandığınız onca yolun ilk geçmişini şöyle bir seyrediyorsunuz aşağıdaki ovaya bakıp; içiniz bir hoş oluyor. Yan taraftaki odacıkta bulunan ve geçmişi sekizinci-dokuzuncu yüz yıla dayanan Le Mont Saint-Michel'in geçirdiği tarihi süreci gösteren maketlere bakarak "nereden nereye" diye soruyorsunuz kendi kendinize.

Le Mont Saint-Michel
Sonra sağa dönüp asıl kilise bölümüne giriyorsunuz; içeride ruhani bir havaya bürünür gibi oluyorsunuz ama kalabalık buna biraz engel oluyor. Sonra okları takip ederek size çizilmiş rotada -izin verildiği ölçüde- bu orta çağ yapısını, tüm gotik ruhuyla içinizde hissediyorsunuz ve bir o kadar da kendinizi o ruhun içine bırakıveriyorsunuz. Taş taş taş her yer, o taşların ağırlığı altında ezilir gibi oluyorsunuz, sonra "iyi ki o yıllarda yaşamamışım" diye geçiyor aklınızdan, benim geçmişti yani, bilmem sizler ne düşüneceksiniz buraları gezdiğinizde.

Le Mont Saint-Michel



Le Mont Saint Michel'in manastır kompleksinde en sevdiğim bölümlerden biri yukarıda fotoğrafını gördüğünüz avlu. Bu avlu stilini daha sonra Fransa'nın pek çok yerinde gördüm ve her görüşümde "Aaa aynı Mont Saint Michel'deki gibi" dediğimin farkındayım :) Ne var ki Nisan 2017'deki ziyaretimde bu bölüm restorasyondaydı, umarım siz gittiğinizde tamamlanmış olur, çünkü çok güzel bir yer burası. Yazıdaki tüm fotoğraflar son gidişimden ama yukarıda gördüğünüz fotoğraf, Temmuz 2011'deki gezimden kalma; fikir versin diye.

Le Mont Saint-Michel
Bu tür anıtsal yapıların korunması ve restorasyonu önemli. Hal böyle olunca gezdiğimiz yerlere birkaç yıl arayla gittiğimizde başka başka yerlerini başka başka şekillerde gördüğümüz oluyor. O yüzden nereye gidersek gidelim, restorasyonda olan bir bölüme denk geldiğimizde şanssız olduğumuzu düşünmek yerine, gezdiğimiz o yeri koruyup gelecek nesillere aktarmak için uğraş verdiklerinden dolayı yetkililere teşekkür edelim bence. Yoksa nasıl bugünlere ulaşır, yarınlara nasıl miras kalır ki böylesi güzellikler?

Le Mont Saint-Michel

Böyle ine çıka döne dolaşa manastır gezimize devam ederken bazen karanlık dehlizlerde dolaşıyoruz bazen de teraslara çıkıp uçsuz bucaksız denize bakıp sonsuzluğu hissediyoruz. Başımızın üzerinde uçup giden martılar çığlıklarıyla bizi selamlıyor, güzel havadaysak tatlı bir rüzgar, kötü bir havaya denk geldikse şiddetli bir soğuk bize yaşadığımızı, insan olduğumuzu hissettiriyor. Benim martılara olan düşkünlüğümüyse zaten tüm Pariste.Net okuyucuları yakından biliyor. Paris'te yaşayıp da martılara hasret kalmış bünyeye de Le Mont Saint Michel ilaç gibi geliyor.

Le Mont Saint-Michel

Le Mont Saint-Michel'in manzarası gel-git zamanlarına göre değişiyor. Deniz yükselmişken geldiyseniz burası bir ada gibi görünüyor, deniz çekilmişken geldiyseniz çölün ortasında bir tepeymişçesine bir manzarayla karşılıyor sizi. Hele bir de denizin yükselmekte ya da çekilmekte olduğu zaman denk gelirseniz çok daha farklı bir deneyim yaşıyorsunuz ve bu doğa olayına hayret ediyorsunuz. Ben birkaç yıl önce Roscoff'ta deniz kenarında bir restoranda yemek yerken gözümün önünde hızla denizin yükseldiği o anı hiç unutamıyorum. Aynı şeyi bu son Le Mont Saint Michel gezimde de yaşadım. Doğa ne güzel şey, doğa olaylarını izleyip kendini doğaya ait hissetmek de öyle.

Le Mont Saint-Michel


Manastır gezinizden sonra yapacağınız şey elbette ki adayı çepeçevre saran surlarda, kat kat teraslarda, daracık sokaklarda yani kıyı köşe adada dolaşmak olacak. Bazen karşınıza minik bir ev, bazen bir kafe, bazen bir dükkan, bazen de bir mezarlık çıkacak. Her köşesinden başka bir manzara sunan Le Mont Saint-Michel'i gezmeye doyamayacaksınız inanın; elinizde fotoğraf makinesi, oradan oraya çocuklar gibi sevinçle koştururken bir ara durup beni hatırlarsanız sevinirim ;)

Le Mont Saint-Michel
Yemek içinse mutlaka manastırın sağ tarafında surlar üzerinde bulunan restoranları öneriyorum. Bu restoranların teraslarında şahane manzara oluyor. Hele ki bizim gibi denize hasret bünyeler için çok iyi geliyor bu setlerin üzerinde yemek yemek. Yemek fiyatları Paris ayarında; ne daha ucuz, ne daha pahalı. Servisse daha sıcak ve samimi. Yine de turistik bir mekandayız haliyle... Turist olmak o kadar da küçümsenecek bir şey değil, içiniz rahat olsun.

Le Mont Saint-Michel




Yemek yerken aşağıda yürüyen insanlar göreceksiniz. Yürümeyi seven bu insanlara heves etmekte haklısınız ama ben dikkatlice bakınca çok heves etmediğimi söylemeliyim. Aşağının taşlık ya da kayalık değil balçık olduğunu bir kenara not ediverin, eğer buralarda yürümek istiyorsanız mutlaka yanınızda yedek ayakkabı bulundurun. Bir diğer uyarım da fazla açılmamanız, eğer uzun bir yürüyüş yapmak istiyorsanız mutlaka rehberli bir tura katılmanız. Çünkü suyun ne zaman ne taraftan hangi hızda yükseleceğini kestirmeniz çok güç; cidden zor bir durumda kalabilirsiniz.

Le Mont Saint-Michel
Le Mont Saint-Michel (lö mon sen mişel) belki bu kadar kalabalık bir yer ama aslında burada yaşayan kişi sayısı 30-40 arasında değişiyor. Disneyland şatolarına benzeyen bu nefis manastırın bulunduğu adada yaşamak ne kadar ilginç bir şey olurdu kim bilir? Ama bunca kalabalığın içinde huzur bulmak sadece kış aylarında mümkün olur herhalde ama o zaman da kalabalık olacağını düşünüyorum. Ben yine de burayı gezmek için kış harici bir mevsim seçmenizi öneriyorum.

Ahmet ÖRE - Le Mont Saint-Michel
Ben hiç Le Mont Saint Michel'de kalmadım. Eğer siz düşünürseniz bu linkten kendinize otel bakabilirsiniz. Le Mont Saint Michel Paris dışında yapacağınız Normandiya ya da Bretonya gezinizin en önemli duraklarından biri bence. Bretonya'ya yapacağınız en az bir haftalık bir gezide ya da Normandiya'da, Normandiya Çıkarması'nın yapıldığı Omaha Beach taraflarına yapacağınız bir geziye çıktığınızda burayı da görülecek yerler listenize eklemelisiniz. Dilerseniz Caen, Rennes gibi şehirleri de görmek güzel olabilir ama benim bu civarda görmenizi şiddetle önereceğim yer elbette ki benim çok çok sevdiğim Saint Malo olacaktır. Özellikle Paris'te Bir Hafta geçirecekseniz burası listeye alınabilir ama Paris'te 15 Gün geçirecekseniz mutlaka Le Mont Saint Michel'i mutlaka görmelisiniz...


Bu güzellikleri herkesin görmesi dileğiyle, keyifli geziler, keyifli keşifler.




Adres: Le Mont Saint Michel, 50170 Fransa


Paris'e Birkaç Saat Mesafede Görülmeye Değer Diğer Yerler:

TÜM YAZILAR           ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

0 yorum:

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.