Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

21 Nisan 2017 Cuma

Rouen

Rouen
Bu yazıda sizleri Paris'in bir saat kadar dışına çıkarıp bir başka harika şehre, Rouen'a götürmek istiyorum. Paris'i yaza yaza, geze geze bitiremeyiz ama farklı şeyler yapmak isteyenler için çok kolay bir şekilde ulaşabileceğiniz Rouen'ı gördüğünüz zaman, Fransa'da Paris dışındaki şehirlerde hayatın nasıl aktığına dair fikir sahibi olurken, yine birbirinden güzel yerlerde dolaşıyor olmanın da keyfini yaşayacaksınız.

Rouen
Fotoğraflara bakınca hemen anlayacağınız gibi burası tam bir orta çağ kenti. O kadar ki şehrin her köşesinde bu tarihi dokuyu hissedebiliyorsunuz. Hatta Rouen fotoğraflarını ilk kez gören biri buranın bir köy olduğunu bile düşünebilir ama gayet güzel ve gelişmiş bir Fransız şehridir Rouen... Siz bakmayın Rouen yazıldığına, Rouen yazılır ama "ruan" hatta "ğuan" olarak okunur. O kadar ki, "ğu"su gırtlaktan, "an"ı da genizden :) Zor şeydir Fransızca telaffuzu ama gezmesi keyiflidir hiç merak etmeyin; biz kendi aramızda konuşurken "ruan" deyip işi kolaylaştıralım ;)

Rouen
Aslına bakarsanız Rouen kent merkezi olarak 110.000 civarında bir nüfusa sahip ve nüfus yoğunluğu olarak Fransa'nın 35. büyük şehri diyebiliriz. Çevresindeki yerleşim alanlarıyla birlikte toplam nüfusu 500-600 bin dolayında. Kent merkezi oldukça küçük ve bizim turistik açıdan ilgimizi çekecek olan bölümse elbette ki old town olacak. Yoksa oturup bir Rouen Rehberi yazmak haddim değil. Biz buradan gelip geçenleriz, insanlar bu şehirde bir ömür geçiriyorlar... Bu anlamda Rouen hakkında ahkâm kesmek bana düşmez, ben sadece gezip gördüklerimi paylaşmak istedim.

Rouen
Bugüne kadar Rouen'ı üç kez gezdim. İlk görüşüm Nisan 2012'deydi. Daha Paris'e yerleşeli bir ay bile olmamışken nereden esti de Paris'i gezmek dururken Rouen'a gittik, hatırlamıyorum :) Kesin, Paris'e eşi Ebru'yla bizi ziyarete gelen Timur'un başının altından çıkmıştır. Kendisi huzursuz biri olduğu için, illâ değişik bir şeyler yapmak isteyecek, Paris'e gelmişken civardaki yerleri de aradan çıkarmak isteyecek bir mizaca sahip :) Onun gönlünü eğleyecek yer ararken Rouen'ı ilk öyle bulmuştuk galiba. Gittik, gezdik ve çok sevdik. Sağolasın Timur diyelim o zaman :)

Rouen
İkinci gidişim ne zamandı hatırlamıyorum ama üçüncü gidişim Nisan 2017'de, Pariste.Net'te bu yazıyı yazmak için oldu diyebilirim. İlk iki gidişimiz trenle oldu, son gidişimizdeyse arabayı tercih ettik. Paris'ten Rouen'a trenle gitmek en kolayı: Paris Saint Lazare Tren Garı'ndan SNCF trenleriyle yaklaşık 1 saat 10 dakikada Rouen'ın merkezinde olmak mümkün. Bazı trenler bir buçuk saatte de gidebiliyor; bu tamamen bineceğiniz trenin hangi istasyonlarda durduğuna göre değişiyor. Online tren biletinizi Fransa'nın TCDD'si diyebileceğimiz SNCF'in internet sayfasındanerkenden alırsanız, gidiş dönüş 30€'ya bilet bulmanız mümkün. Elbette ki gardaki gişelerden ya da otomatlardan -yer varsa- son gün bilet almak da mümkün ama o zaman haliyle daha pahalı oluyor ve yer olmama ihtimali var.

Rouen
Tren biletinizi önceden internetten alırsanız gidiş dönüş 20€ civarı bilet bulabilirsiniz. Bilet fiyatları aldığınız tarihe göre değişiyor, eğer tren boşsa son dakikada da ucuza bilet alabiliyorsunuz ama doluysa haliyle fiyatlar yükseliyor. Bileti önceden almayıp Rouen'a gitmeye son dakikada karar verdinizse de hiç sorun değil Gare Saint Lazare'a gidip gişeden ya da otomatlardan biletinizi alıp, hoop treninize atlayıp, keyifli bir yolculukla Rouen'a varıyorsunuz. Sık sık tren var ve zaten yol da şahane. Hele ki güzel bir havaysa ve ortalık yeşermişse pastoral bir havada yolculuk yapıyor, Monet'nin Evi'nin bulunduğu Giverny'den de geçip Rouen Garı'na ulaşıp buradan Rue Jean d'Arc'tan aşağı inerek şehrin içine karışıyorsunuz. Ah bu arada küçük bir not, Jean Paul Sartre ve Simone de Beauvoir bu garın çevresindeki kafelerden birinde tanışmış diye okumuştum bir yerlerde.

Rouen
Rouen'a bir kez daha gidip özel bir blog yazısı yazmak uzun zamandır aklımıdaydı zaten ama 2017 Nisan'ında bahar erken gelip, çiçekler açıp da hayat bir anda canlanınca, hafta sonlarımızı da Paris yakınlarındaki yerlerde geçirmeye başlar olduk. Sırf Jules Verne'in Evi'ni görmeye Amiens'a gittiğimiz gibi hafta sonları atlayıp Deauville & Trouville, Honfleur, Etretat, Mont Saint Michel, Saint Malo gibi yerlere gitmeye başladık. Rouen'a gidişimiz de böyle oldu: Bir Cumartesi sabahı kahvaltı sofrasında birden güneş açınca "hadi Rouen'a gidelim" deyiverdik. Sofrayı ne zaman topladık, ne zaman arabaya atlayıp yola koyulduk hatırlamıyorum :)

Rouen
Rouen'a arabayla gitmek de keyifli ama sadece Rouen'ı gezip Paris'e dönecekseniz kesinlikle trenle gidip gelmenizi öneririm. Çünkü hem trafik yoğun hem de otoban oldukça pahalı. Günün hangi saatinde gittiğinize ve hangi gişeleri kullandığınıza bağlı olarak Paris-Rouen gidiş dönüş 20-30 euro otoban ücreti ödeyebilirsiniz! 120-130 kilometrelik bu yolu en iyi şartlarda yaklaşık iki saatte kat edebiliyorsunuz. Dediğim gibi, ben araba kullanmayı çok sevdiğim için ve son dakika planı olduğu için arabayla gitmeyi tercih ettik. Böylelikle gidiş ve dönüş saatlerimizde özgür olduk, çok da iyi yaptık ;) Hele ki vaktiniz varsa ve otoban dışından devlet karayolundan ve köy yollarından giderseniz, manzaranın tadına doyum olmuyor.

Palais de Justice - Adalet Sarayı - Rouen
Gezimize nereden başlasak? Trenle geldiyseniz Rue Jeanne d'Arc'tan aşağı yürüyerek başlayabiliriz. Merak etmeyin, şehir merkezi rahatlıkla yürüyerek keşfedilebiliyor. Buradan aşağı yürürken eğer gördüğünüz güzel şeyler aklınızı çelip sizi yoldan çıkarmazsa, Palais de Justice (Adalet Sarayı) durağına kadar yürüyün ve tam bu noktada yukarıda fotoğrafını gördüğünüz Adalet Sarayı sol tarafınızda karşınıza çıkacaktır. O tarafa değil de sağ taraftaki sokaktan Rue Guillaume le Conquérant'dan girerseniz aşağıda fotoğrafını gördüğünüz Jeanne d'Arc Kilisesi'nin olduğu bölgeye ulaşırsınız ki burası Rouen'ın görülmesi gereken en önemli, bir o kadar da en canlı bölgelerinden biri: Place du Vieux Marché...

Jeanne d'Arc Kilisesi - Rouen
Burada eski bir pazar yeri ve hemen onun yanında 1979 yılında inşa edilmiş ve ilginç mimarisiyle dikkat çeken Sainte Jeanne d'Arc Kilisesi bulunuyor. Eğer erken saatte gelirseniz pazar yerinin canlılığı keyif verici. Kilisenin içi de ayrıca görülmesi gereken yerlerden; zira son derece ilginç bir mimarisi var. Alışık olmadığımız çatı formu, ahşap ağırlıklı iç tasarımı ve vitrayları oldukça etkileyici. O yüzden içeri girip bakmanızı şiddetle öneririm.

Jeanne d'Arc'ın Yakıldığı Yer - Rouen
Bu meydanda Rouen'daki en ilginç detaylardan birini de gözden kaçırmamanız gerekiyor, çünkü burası Jeanne d'Arc'ın yakıldığı yer! Evet, bir zamanlar Fransız tarihinde önemli rol oynayan Jeanne d'Arc 30 Mayıs 1431'de "cadı olduğu gerekçesiyle" bu meydanda yakılmış, daha sonra da "azize" ilan edilmiş... Ne garip hayatlar, ne garip hikayeler; "insanın insana ettiğini etmiyor en zalim harı ateşin" diye geçiyor insanın aklından tam da bu noktada, insana insanın ateşle ettiğini düşündükçe... Jeanne d'Arc'ın Orléans'da kaldığı ve bugün müze olarak ziyaret edilen evini gördükten sonra şimdi de burayı görmek de enteresan bir duygu oldu benim için. Neyse; bu önemli yeri gördükten sonra, bu karışık duygulardan sıyrılıp, gezimize devam edelim biz.

Place du Vieux-Marché
Bu meydan dediğim gibi oldukça hareketli. Özellikle güzel havalarda ortalığa taşmış masalarda insanlar cıvıl cıvıl bir hayatı sürüyor. Küçük şehirlerde yaşamın hep ölü olduğu söylenir ama ben mi şanslıyım yoksa gerçek hakikaten mi farklı bilmiyorum ama hangi şehre gitsem, tarihi şehir merkezindeki yaya bölgelerinde gündüz vakti -tabii hava güzelse- sokaklar ve meydanlar cıvıl cıvıl oluyor. Herkes masaların çevresinde toplaşmış bir şeyler içerken bitmek bilmez sohbetlere dalıyor. Ortada genç ve canlı bir enerjinin havasını alıyorum böyle yerlerde. İtiraf etmem gerekir ki bu genç enerji Paris'te yok, Paris'teki daha başka bir dinamizm ama kesinlikle gençliğin enerjisi değil.

Rouen
Place du Vieux Marché'nin alt tarafından sola doğru yürümeye başladığımızda Rue de Gros Horloge sokağına girmiş oluyoruz ki şehirdeki en önemli yaya yollarından biri de burası. Artık sıra sıra dükkanlar, kafeler, restoranlar, mağazalar şunlar-bunlar, muhteşem bir orta çağ mimarisi ile aklınızı başınızdan alıyor olacak. Bir şehir nasıl bu kadar güzel olur, nasıl bu kadar güzel korunur, gördükçe şaşıracaksınız. Bizim Safranbolu'da, Cumalıkızık'ta yapmayı başarabildiğimizi Fransızların bir şehir merkezinde başarmış olduğunu görmek de hem biraz kıskandıracak hem de ne olursa olsun mutlu edecek. Dikkat etmeniz gereken şey, bu canlılığın en çok Cumartesi günleri olduğu, Pazar günleri ise dükkanlarının çoğunun kapalı olması nedeniyle daha sakin bir atmosferle karşılaşacağınız. Kalabalık seviyorsanız Cumartesi günü, sakinlikten hoşlanıyorsanız Pazar günü gitmekte fayda var. Sadece alışveriş odaklı değil, şehirdeki birbirinden güzel parkların da görmeye değer olduğunu unutmamak gerek.

Rue du Gros Horloge ve Ünlü Saat - Rouen
Bu sokakta yürürken karşınıza Rouen'ın bir anlamda simgesi olan Gros Horloge yani Büyük Saat çıkacak ki bunu da görmeden Rouen'dan dönmemeniz gerekiyor. Zaten görmeden geçmenize olanak yok, yol sizi bir şekilde buraya illa ki çıkarıyor. Dilerseniz saatin bulunduğu binayı ziyaret edip kulesine çıkarak şehre yukarıdan bakmayı deneyebilirsiniz. İtiraf etmem gerekirse, üç kere gitmeme rağmen ben bunu yapmayı tercih etmedim, sokaklarda gezip tozmaktan vakit kalmadı belki de :) Ama siz ziyaret etmek isterseniz detaylı bilgiyi bu linkten alabilirsiniz. Paris'te de bu saate benzer bir saat var aslında ama böyle köprü şeklinde değil, Conciergerie'nin köşe duvarında bulunan ve Paris'teki en eski meydan saati olan Horloge du Palais de la Cité.

Rouen'da dünya tatlısı bir insan, Nilüfer Hanım ve dükkanında hoş bir anı
Tam bu noktada size hoş bir yer önermek istiyorum, Gros Horloge'un bir arka sokağında, yani Rue aux Juifs'te çok hoş bir sandviççi olan Sandwiches et Plus... Burası, dünya tatlısı bir insan olan Nilüfer Hanım tarafından işletiliyor. Kendisiyle uzun zamandır Facebook üzerinden takipleşiyorduk, bir iki kere Paris'e geldiğinde görüşmeye çalıştık ama bir türlü vakit uyduramamıştık. Ben de bir gün mutlaka kendisini ziyarete geleceğime dair söz vermiştim. Aslına bakarsanız üçüncü Rouen ziyaretim sadece blog yazısı için değil bir bakıma da ona böyle hoş bir sürpriz yapmak içindi ;) Kendisiyle kısıtlı vaktimizde çok keyifli bir sohbet yaptık. Sonuçta dediğim gibi biz Rouen'dan gelip geçiyorduk ama kendisi yıllardır orada yaşayan bir İstanbullu. Rouen'ı gezmeye gittiğinizde, hem hesaplı hem de lezzetli seçeneklerle karnınızı doyurmak için gayet merkezi bir yerdeki dükkanına uğrarsanız benden de selam söylemeyi unutmayın lütfen...

Dame Cakes - Rouen
Yeme-içme demişken, Rouen'da elbette pek çok yeme-içme seçeneği mevcut. Uzun boylu bir şeyler yemek istiyorsanız gözünüze kestirdiğiniz herhangi bir restoranda yemek yiyebilirsiniz. Dışları ayrı güzel, içleri ayrı güzel, yemekleri ayrı güzel. Tek sorun, yemek servisi saatlerinin sınırlı olması. O yüzden genel olarak 12:00-14:00 ve 19:00-21:00 saatleri dışında service continue yemek servisi yapan yer bulmanız kolay değil pek; böylesi durumlarda Nilüfer Hanım'ın dükkanı Sandwiches et Plus gibi yerler hayat kurtarıcı olabiliyor.

Dame Cakes - Rouen
İstediğiniz yerde yemek yiyin ama Rouen'a kadar gelmişken Dame Cakes'e gidip tatlı yemeden döneni dövüyorlarmış :) Eh biz de mecburen tatlımızı orada yedik haliyle... İşin şakası bir yana Dame Cakes, Rouen'ın en karakteristik, en özgün mekanlarından biri. Elbette turistik ama işte bir zamanların İnci Pastanesi'nin turistik olması neyse, Dame Cakes de o kadar turistik ama nihayetinde çok güzel bir yer. Ah ah, İnci Pastanesi mi kaldı zaten? Lütfen "hâla var" demeyin, yeni mekanına zorla taşındırtılan İnci başka bir şey oldu; sadece profiterolle olmuyor bu işler; tarih lâzım, kök lâzım, sanat lâzım, estetik lâzım... Neyse...

Notre Dame de Rouen Katedrali ve Sokak Müziği
Dame Cakes, Rouen Katedrali'nin hemen yanında. Rouen'daki pek çok dini yapı gibi, Notre Dame de Rouen Katedrali de oldukça etkileyici. İçeriye girip bir bakmanızı şiddetle öneriyorum. Orleans'daki, Amiens'daki, Strasbourg'daki katedraller gibi burası da oldukça etkileyici ve görkemli. Zaten buraları gördükten sonra bunların değil de neden Paris'teki Notre Dame Katedrali'nin bu kadar meşhur olduğuna şaşırıyorsunuz. Anlaşılan her şey Victor Hugo'nun Notre Dame'ın Kamburu'nu yazmasıyla olmuş; yoksa diğer katedraller de bir o kadar (hatta daha fazla) görkemli ve büyüleyici...

Aître de Saint-Maclou
Bilirsiniz ben gezdiğim yerlerde sokaklarda rastgele dolaşıp kaybolmayı, daha doğrusu gezdiğim yerde kendimi kaybetmeyi çok severim ve güzel yerler keşfetme konusunda şansıma her zaman güvenirim. Rouen Katedrali'nin arka sokaklarında da dolaşa dolaşa kaybolurken yine açık bir kapı bulup "burası da neymiş?" diye meraklı gözlerle bakına bakına yürümeye başladık ve yukarıda fotoğrafını gördüğünüz muhteşem bir avluya denk geldik. Orada öğrendim ki burası eski bir mezarlıkmış ve 14. yüzyılda müthiş bir veba salgını sonucunda Aître de Saint-Maclou'ya inanılmaz sayıda insan gömülmüş. Şimdi huzur dolu bir bahçe görünümünde olan bu tarihi avluda bir zamanlar nasıl da acı günler yaşanmış. Hep diyorum ya: Ne hayatlar, ne hayatlar...

Rouen'da Bir Vitrin
Rouen'da o sokak senin bu meydan benim dolaşırken bir süre sonra şehrin bu ilginç tarihi mimarisine alışır gibi oluyorsunuz ve arka sokaklara doğru ortalık sakinleşir gibi olunca "artık bitti" sanıyorsunuz ama arka sokaklarda daha ne gizli hazineler var. Biz burada küçük kanalların olduğunu unutmuştuk, yine unuttuk ve yine şans eseri karşımıza o küçük havuz kanalların olduğu sokaklar çıkınca çok sevindik. İnsanlar, altlarından şırıl şırıl sular akan sokaklarda masaları dışarı çıkarmışlar keyifle sohbet ederken bir yandan da bir şeyler yiyip içiyorlar, hayatın tadını çıkarıyorlar. Hep söylüyorum, hayatı güzelleştirmek bizim elimizde...

Rouen
Aslına bakarsanız Rouen, Fransa'daki birkaç şehirle birlikte öğrenciler için ideal en güzel şehirlerden biri. Rouen Üniversitesi buradaki genç nüfusa dinamizm katıyor haliyle ve oldukça da önemli bir okul. Ayrıca şöyle bir anektod da paylaşmak isterim, 2007-2016 yılları arasında Rouen Üniversitesi'nin rektörü bir Türk, Prof. Dr. Cafer Özkul'du ve Özkul, Avrupa'daki ilk Türk rektör olma özelliğini taşıyordu. Bence Prof. Dr. Cafer Özkul'un hayat hikayesini de okuyup azmin ve kararlılığın elinden hiçbir şeyin kurtulamayacağına dair inancınızı pekiştirmekte yarar var.

Rouen
Böyle böyle gezimizin sonuna geldik diyebilirim. Aslında yazacak ve keşfedecek çok şey vardır elbette ama bir günde bu kadar gezilebileceğini düşünüyorum. Örneğin Rouen, ortasından Seine Nehri geçen bir şehir ama sanki şehirde hayat nehir kıyısında değil de kuzey yakadaki tarihi merkezde, içeride akıyor gibi; diğer bölüm çağdaş Rouen ve oradaki mimari heyecan verici değil tabii, bildiğiniz çağdaş bir şehir işte ama yine de Seine Nehri üzerinde Avrupa'nın en büyük açılır kapanır köprüsü Pont Gustave-Flaubert burada bulunuyor. Dediğim gibi yazacak ve anlatacak daha çok şey var ama biz günübirlik gezimizi bitirip Rouen'ı böylece tamamlayalım, planımıza göre belki Paris'e, belki deniz kıyısına, Deuaville & Trouville'e, Honfleure'e, Etretat'ya hatta biraz abartıp Saint Mont Michel'e, Saint Malo'ya gidelim. Hepsini yazacağım merak etmeyin ;)

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Rouen, Normandiya

Paris'e Birkaç Saat Mesafede Görülmeye Değer Diğer Yerler:
Giverny
- Deauville & Trouville
- Honfleur
- Etretat
- Mont Saint Michel
- Saint Malo
- Amiens
La Roche Guyon
- Barbizon

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

2 yorum:

  1. Yalnis yere yorum yazmisim tuh gitti :((

    Neyse cok guzel bi yazi olmus defalarca rouene ve evreuxe giden biri olarak begendim. Kisaca fransa gez gez bitmiyo ve bagimlilik yapiyo cekiciligi ve nerdeyse her sehrin her koyun kendine ozgu mimarisi olmasi acisindan gezdikce daha cok kesfedesi geliyo insanin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazdığınız diğer mesaj elime ulaştı hiç merak etmeyin ;)
      Ben de Fransa'yı epey bir turladım, artık bundan sonraki turlamalarımı da kaleme alıp biraz Paris'in dışına (da) çıkmaya karar verdim. O yüzden önümüzdeki birkaç yazı Paris dışındaki küçüklü büyüklü yerleşim bölgeleri olacak...
      Çok teşekkürler.

      Sil

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.