Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

28 Nisan 2017 Cuma

Deauville & Trouville

Deauville & Trouville
(Son Güncelleme: 13.09.2017) Pariste.Net'te en severek yazdığım yazılardan biriyle daha birlikteyiz. Bu kez yine Paris'in iki saat kadar dışına çıkıyor, Manş Denizi kıyısında birbirinden güzel iki ayrı kasaba olan Deaville ve Trouville'i birlikte tanıyor, birlikte geziyoruz. Dediğim gibi bu iki kasaba gerçekte iki ayrı komün ama ikisi de yanyana olunca, birine gittiğinizde ötekini de mutlaka gezeceğiniz için sizi fazla bekletmeden ikisini birden yazayım istedim. Buyurun başlıyoruz:

Deauville
Önce "Deauville ve Trouville'e nasıl gidilir?" sorusuna yanıt vereyim: En ideal yöntem elbette ki tren... Trenler Paris'te Gare Saint Lazare'dan kalkıyor. Biletinizi Fransa'nın TCDD'si diyebileceğimiz SNCF'in resmi web sayfasından, Intercités olarak geçen şehirler arası tren biletlerinizi önceden alırsanız, gidiş dönüş 30€ civarı bilet bulmanız mümkün.


Elbette ki gardaki gişelerden ya da otomatlardan -yer varsa- son gün bilet almak da mümkün ama o zaman haliyle daha pahalı olma ihtimali yüksek. O yüzden gelmeden önce biletinizi internetten almakta fayda var.

Bir de Otobüs seçeneği var. Ben Deaville ve Trouville'e hiç otobüsle gitmedim ama dilerseniz 'ü deneyebilirsiniz. O da oldukça hesaplı olabiliyor haliyle. Otobüs saatine göre Porte Maillot'dan (ulaşım için: M1 Metrosu ya da RER-C) ve Bercy'den (ulaşım için M6 ve M14 metroları) kalkan otobüslerle Deauville'e ulaşmak mümkün. Otobüslerde Free Wi-Fi ve elektrik prizi de varmış ;) 

Deauville
O güzelim Deauville Garı gezimizin başlangıç noktası diyebiliriz. Buradan sol çapraza doğru yürürseniz şehir merkezine ulaşıyorsunuz. Sağa doğru yürürseniz de Trouville tarafına geçiyorsunuz. Dediğim gibi ikisi de yan yana zaten. Ben -nedense- gezmeye hep Deauville tarafından başlıyorum, sonra Trouville'e geçiyorum. Siz öyle yapacaksınız diye bir şey yok ama bu yazıyı o sırayla yazmak istiyorum izninizle.

Deauville
Mart 2014'te soğuk ama güneşli bir gündü, ikinci gidişimse Nisan 2017'de sıcak ve güneşli bir güne denk geldi. Aslında denk gelmedi; bir Cumartesi sabahı evde kahvaltı yaparken camdan dışarıdaki güzel havaya bakıp, "akşam bebek görmeye gidene kadar bir şeyler yapsak, acaba ne yapsak?" diye konuşurken birden "hadi Deauville'e gidelim" dediğimizi hatırlıyorum. Hangi ara sofrayı toparladık da hangi ara arabaya atlayıp yola koyulduk, inanın farkında değilim :) Üçüncü gidişimizse Haziran 2017'deydi ki o da şahane bir gezi oldu. Haziran 2017'deki gidişimizde kaldığımız yerden o kadar memnun kaldık ki, Ağustos 2017'de dördüncü kez, bu kez bir haftalığına gittik ve o gidişimizde buranın sadece Deaville ve Trouville'le sınırlı olmadığını gördük; hemen yakında Benerville-sur-Mer, Blonville-sur-Mer, Villers-sur-Mer, Houlgate ve Cabourg gibi birbirinden güzel yerler keşfettik. Onları da ilk fırsatta ayrı ayrı yazacağım.

Deauville
Dediğim gibi tren ve gibi otobüs seçenekleri elbette ki çok daha ekonomik ve pratik ama arabayla gidince de ara sıra otobandan çıkıp -tabii hava güzelse- o kadar çok şey görüyorsunuz ki, insanın içi açılıyor. Küçük köyler, kasabalar, uçsuz bucaksız tarlalar; mevsimine göre göz alabildiğine uzanan çiçek tarlaları; her şey aklınızı başınızdan almaya yetiyor. Vaktiniz varsa yol üstünde Giverny, Rouen gibi yerlere uğrama şansınız var... Tabii iki önemli problem var: 1- Trafik özellikle hafta sonu çok yoğun oluyor. 2- Otoban ücretleri çok çok çok pahalı. Sanıyorum gidiş dönüş toplam 30-40 euro civarı otoban ücreti ödemişizdir. Tam hatırlamıyorum çünkü sadece Deauville & Trouville turu yapmadık, devamı da oldu, anlatacağım :) 

Deauville Belediyesi
Nedendir bilinmez, ben bu iki kasabayı birden görmeye her gidişimde hep Deauville'den başlarım. Kasabanın merkezinde ve sahil boyunca otopark ücretli; ilk gidişimizde sanıyorum merkeze bırakmıştık ama ikinci gidişimizde biraz dışarıya, dışarıya dedimse yürüyerek merkeze 10 dakika mesafede rüya gibi bir yere bıraktık arabayı. Bir yere park etmeden önce şehri şöyle bir turlamıştık ve şanslıyız ya, yine bir antika pazarına, daha doğrusu brocante'a denk geldik. Orayı gezmek için arabayı ücretsiz bir sokağa park ettik ve sonrasında da Deauville'i yürüyerek keşfe devam ettik.

Deauville'de bir "Brocante"
Deauville'e ilk gelişimde bizim mütevazı arabamızla sokaklarda park yeri ararken etrafta dolaşan son derece lüks arabaları gördükçe "Allahım bu arabayla Deauville'e gelmek ne büyük bir utanç" diye kendimle dalga geçtiğimi hatırlıyorum :) İşin şakası bir yana Deauville de Trouville de Fransa'nın oldukça zengin sahil kasabalarından.

Deauville
Gerçi Fransızlar milyon euro'luk evlerde yaşadıkları halde kapılarında genelde Clio tarzı arabalar olur ama nedense Deauville (dovil) ve Trouville'de bu kuralın biraz dışına çıkılıyor. Sokaklarda Monaco tadında bolca lüks araba görebileceğiniz gibi, beni asıl etkileyen klasik otomobillerle sırf keyif olsun diye insanların Deauville ve Trouville sokaklarında turlaması. Hiçbir zaman son model bir Ferrari almak gibi bir hayalim yok ama en az benimle yaşıt -çocukluk hayalim- cabrio bir Mercedes'le bu sokaklarda gezinmek istemediğimi söyleyemeyeceğim :)

Deauville Balık Pazarı
Deauville de Trouville de yürüyerek gezilebilecek boyutta küçük ama son derece görkemli kasabalar. O yüzden şuradan şuraya sapın, şuradan şuraya gidin diye tarif etmeme çok gerek yok ama atlamamanız gereken bir iki yeri söyleyeyim isterseniz: Öncelikle bir pazar meydanı olan Place du Marché'deki balık pazarını görmeyi ihmal etmeyin. Orası çok sevimli. Şansınıza pazara denk gelirseniz daha fazla keyif alırsınız ama denk gelmeseniz de çok güzel.

Deauville Plajı
Deauville Plajı'nı görmek zaten Allah'ın emri ;) Buraya kadar gelmişsiniz, deniz havası almak için değil mi ya? Ama itiraf etmem gerekirse bu plaj benim tarzım değil. Ben Kaş-Kalkan gibi çakıl sahillerde yüzmeyi severim. Ya da biraz daha havalanacak olursak Mykonos, Martinique gibi yerlerde... Zaten Manş Denizi'nde hangi mevsim yüzülebilir tam kestiremiyorum; burası daha çok seyirlik sanki. Yine de Paris Plajları'ndan iyidir desem de insanın kumları aşıp denize ulaşması için Şener Şen'in arabesk filmindeki Kilyos sahneleri gibi kumlarla epey bir haşır neşir olması gerekiyor :) Bilemiyorum, bir de Ağustos'ta görmek gerek belki. Aranızda çok sıcak mevsimlerde burada yüzme şansı elde etmiş olanlar varsa deneyimlerini bizlerle yorum kısmında paylaşıversinler lütfen.

Deauville Plajı
Ama Deauville Plajı'nın en bilinen özelliği, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz plaj kabinleri. Bir önceki gidişimde bu kapılar maviydi ve çok daha güzel görünüyordu ama o zamanki fotoğraf makinem güzel olmadığı için o halinin fotoğrafını koymadım. Belki siz gittiğinizde başka bir renge boyanmış olur. Bu kabinler ünlü sinema yıldızlarının adını taşıması bakımından da ayrı bir hoş görünüyor. Sahil boyunca biraz pahalı olmakla birlikte birkaç kafe-restoran bulunuyor ama ben yemek yemek için daha çok kasaba merkezini, aslında daha çok Trouville tarafını öneriyorum. Birazdan oraya da geçeceğiz, merak etmeyin.

Deauville
Dediğim gibi, Deauville tarafı daha bir "havalı". Burası tarih boyunca pek çok kez popüler olup sonra önemini kaybetmiş ama 20. yüzyıl başında özellikle Coco Chanel'in buraya butik açmasıyla ayrı bir popülerlik kazanmış. Daha sonra Yves Saint Laurent de benzer bir yol izlemiş. Ayrıca Rita Hayworth o zamanki eşi Ali Khan'la bir süre Deauville'de yaşamış. Günümüzde de Birleşik Arap Emirlikleri kraliyet ailesinin burada villası bulunuyor. Özellikle Ağustos ayındaki at yarışlarını izlemeye geliyorlarmış. Sokaklardaki gereksiz lüks arabaların Fransızlara ait olamayacağı tezimi belki bu cümle özetliyor olabilir; bilemiyorum.

Deauville
Tabii Deauville'in bir de ünlü casinosu yani kumarhanesi var. Kumarla hiçbir ilgisi olmayan biri olarak bugüne kadar sanırım bir tek Monaco'daki ünlü kumarhaneye girmiştim; Deauville'de ve Trouville'de ayrı ayrı bulunan kumarhanelere merak edip girmedim bile ama belki sizin ilginizi çeker; o zaman oraları da atlamayın derim.

Deauville
Deauville'in bir diğer önemli özelliği de her yıl Eylül ayında düzenlenen Amerikan Filmleri Festivali. 1975'ten beri düzenlenen bu festival -eğer Amerikan sinemasını da seviyorsanız- ilginizi çekebilir. Allah için benim gibi Hollywood sinemasından fellik fellik kaçan biri olarak bu konu da ilgimi çekmiyor maalesef :) Ben buraları daha çok denizi, martıları, güzel sokakları, birbirinden şık evleri ve huzuru için seviyorum sanırım. Yine de zevkler ve renkler; o renkler ne güzel renkler...

Trouville Belediyesi
Gerçi insanların ömür sürdükleri yerleri tek bir yazıyla anlatmak güç ama dilerseniz Deauville'i bitirip biraz da Trouville tarafına geçelim. Trouville (truvil ya da tğuvil) aslında Trouville-sur-Mer olarak geçiyor, yani deniz üstündeki / deniz kıyısındaki Trouville anlamında. Dediğim gibi Deauville'e trenle geldiğinizde sağ taraftaki köprüden, La Touques nehri üzerinden geçtiğinizde Trouville'e hemen ulaşmış oluyorsunuz. Bu tür benzetmelerden hoşlanmam, çünkü "örneklerin bir ayağı hep topaldır" derdi üniversitede hocamız Prof. Teoman Duralı ama bu anlamda Deauville ve Trouville, Bodrum'daki Gölköy & Türkbükü gibi düşünülebilir. Gerçi bizimkiler ikisini birleştirip Göltürkbükü yaptılar ama Fransızlar kendi kasabalarını karşı tarafa yedirmek istemiyor olmalı :) Öyle ya, kendilerince "Deauville"li olmak ve "Trouville"li olmak mutlaka çok çok önemlidir. Biz de burada bir yazıda toplayıp orada yaşanmış tonla şeyi, pek çok detayı atlıyoruz ama işte ne yaparsınız, hayat...

Trouville
Deauville tarafını daha estetik ve görkemli bulmakla birlikte -kişisel görüşüm olarak- Trouville tarafını daha sıcak, daha samimi, daha gerçek ve daha yaşanılası buluyorum. Deauville tarafı marina, kulüpler, otoparklar, şunlar bunlarla denizden uzak kalmışken Trouville sanki daha bir denizin içinde. Martılar daha bir yakın sanki insana; bilemiyorum, belki de bana öyle gelmiştir her iki seferde de. Aslında bu yazıyı yazana kadar ben buralara üç kez geldim sanıyordum ama meğer 2011'de, Paris'te yaşamaya başlamadan bir yıl önce Fransa'nın kuzey ve batısında turist olarak yaptığım gezide, buralara da uğradım sanıyordum ama meğer Le Mont Saint Michel'den Honfleur'e geçerken burayı es geçmişiz :) Düşünebiliyor musunuz? E tabii o zamanlar böyle yol gösterecek bir Pariste.Net de yok tabii :)

Trouville Martısı ve Gelgit Manzarası
Buraların en sevdiğim özelliklerinden biri de gelgit. Gün içinde -hiç anlayamadığım saatlerde- alçalıp yükselen sular ortama bambaşka bir hava veriyor. Bir bakıyorsunuz ortalık süt liman, tekneler limanda ya da suyun ortasında öylece duruyor; bir bakmışsınız sular çekilmiş, birkaç saat önce suyun ortasında gördüğünüz tekneler karaya vurmuş gibi kurtulacakları anı bekliyorlar. Hele ki tam gelgit anına denk gelirseniz, suların yükselmesini de çekilmesini de izlemek çok keyifli.

Casino - Trouville Kumarhanesi
Ben özellikle bir Bretonya gezimde Roscoff'taki gelgit'i unutamıyorum. Denize karşı bir restoranda yemek yerken sular hızla yükselmişti, sanki ortalığı sel basacak gibiydi ama tabii ki onunda kendi dengesi var, o dengeye göre kurulmuş sahil kasabaları, şehirler var. Doğayla uyumlu hayatlar inşa ettiğinizde tüm bu doğa olayları öyle keyifli bir hal alıyor ki... Benzer bir duyguyu da muhteşem bir yer olan Le Mont Saint Michel'de yaşamıştım.

Trouville
Trouville'in sahili de plajı da iç tarafta bulunan küçük çarşısı da çok keyifli. Burada özellikle deniz ürünlerini sevenler için pek çok seçenek var ama yeme-içme konusunda dikkat etmeniz gereken şey yemek servis saatleri. Pek çok restoran sadece 12:00-14:00 ve 19:00-21:00 arası yemek servisi yapıyor. Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek? yazısını okuyanlar zaten bu service continue meselesini çok iyi biliyorlar ;) Özel bir gün için gidiyorsanız, dilerseniz Fransa'nın ünlü restoran rezervasyon sitesi La Fourchette'ten restoranları inceleyip önceden rezervasyon yaptırmanız da mümkün. Bunun için bu linkten Deauville ve Trouville'deki restoranları aratıp zevkinize uygun bir restoran için online rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Bistrot Fernand - Trouville
Biz ilk gidişimizde plaja bakan tarafta mükellef bir deniz ürünleri tabağı yemiştik ama ikinci gidişimizde orayı bulamadık ya da servis saatini kaçırdığımız için yemek yiyecek yer yoktu o tarafta diyeyim. Mecburen rıhtım tarafındaki caddede restoran bakındık ve service continue olarak Bistrot Fernand diye bir yerde sımsıcak Trouville güneşi altında harika bir servisle yemeğimizi yedik; beyaz güller de ayrıca güzelleştirdi günümüzü; bizden mutlusu yoktu. Belki de vardı; dilerim siz Deauville'de de Trouville'de de bizden mutlu olun...

Trouville Plajından "Mütevazı" Evler
Tabii biz böyle lay lay lom gezerken bir de ne görelim. Akşam için bebek görmeye gideceğimiz Paris'teki arkadaşımız mesaj atmış "kaçta geliyorsunuz?" diye :) Amanın! Biz bu güzelliklere dalıp Paris'teki randevumuzu hepten unutmuşuz iyi mi? Hayatta yapmayacağımız şeydir ama işte oldu bir kere; hatta sanırım hayatımda ilk kez böyle randevuya sadakatsizlik yapmış oldum :( Bu vesileyle kendisinden bir kere daha özür dileyeyim. Neyse ki daha sonra bir başka gün gidip kendimizi affettirdik :) Bebek Aylin'e de buradan, çok güzel bir hayat dileyeyim tekrar...

Trouville'de Gün Batımı
Akşamki randevu böyle sürprizli bir şekilde iptal olunca biz de geceyi bu civarda geçirip yarın da Honfleur ve Etretat'yı görelim diye hızlı bir plan yaptık ve hemen booking.com'dan otel arayıp mütevazı bir yerde geceyi geçirdik. Hal böyle olunca da gün batımını Trouville'de izlemek nasip oldu. Gerçi yukarıdaki fotoğraf ilk gidişimden ama olsun, ikincisi de bir o kadar güzel ve unutulmazdı. Eğer hava güzelse buralarda güneş denize öyle güzel batıyor ki, inanamazsınız. Kalpazankaya geliyor aklıma ama işte Fransa'dayız... Özellikle Paris'te Bir Hafta geçirecekseniz ve hava güzelse Deauville ve Trouville listeye alınabilir ama Paris'te 15 Gün geçirecekseniz de mutlaka görmeniz gerek sanki...

Hayat güzel diyorum, boşuna demiyorum.

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Deauville - Trouville, Normandiya


Paris'e Birkaç Saat Mesafede Görülmeye Değer Diğer Yerler:


TÜM YAZILAR           ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i en güzel şekilde gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim 500'e yakın yazıyla bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

2 yorum:

  1. Sizlere ne kadar tesekkur etsek az. Gorevim dolayisiyla 1 seneligine Paris'te yasiyorum. Haziran sonunda esim ve 2,5 yasindaki oglumuzla beraber gunubirlik seyahatler yapmayi planliyorduk. Bu yazdiklariniz cok kiymetli, rotamizi olusturmamiza cok yardimci oluyor. Tekrar tesekkurler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Asıl bu güzel yorumunuz için ben teşekkür ediyorum. Paris'e turistik amaçlarla gelenler kadar Paris'te yaşayıp Paris ve çevresinde gezip görülecek yerler, yapılacak aktiviteler hakkında bildiklerimi paylaşarak burada yaşayanların da hayattan daha çok keyif almaları için elimden geleni yapıyorum. Yazılarım birilerinin hayatını güzelleştiriyorsa ne mutlu bana.
      Tekrar teşekkürler.

      Sil

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.