Archive

Ekim 2016

Browsing

(Son Güncelleme: 28.01.2018) Paris’te yolu Montmartre Tepesi’ne düşen herkesin ya başından ya sonundan mutlaka gördüğü ama içine bir türlü girmediği, yani yine uluorta olduğu halde gizli saklı kalmış yerlerden birini, güzel bir parkı tanıyacağız bu yazımızda: Square Louise-Michel… İlk olarak 1877’de yapılmış ve sık sık renovasyon çalışması yapılmış yaklaşık 24 dönümlük bu parkın adı tarih içinde pek çok kez değişmiş ve yakın zaman önce bu adı almış ama bana kalsa ben buraya Montmartre Parkı ya da Sacré Coeur Parkı derdim…   Basilique du Sacré Coeur – Sacré Coeur Basilikası’nın hemen altında, dik bir yamaç üzerine kurulu olan parkın en yukarısından geniş bir Paris manzarası var. O yüzden Montmartre Tepesi’ni gezmeye gelip Sacré Coeur’ü ziyaret edenler, bu üst terastan şehre şöyle bir bakmayı ihmal etmiyorlar ama sağlı sollu merdivenlerden aşağı inmeyi tercih edenlerin sayısı o kadar da fazla değil. O yüzden ben size bu parkın içinde şöyle bir dolaşmayı, daha doğrusu…

(Son Güncelleme: 16.05.2018) Paris'in içinde olduğu kadar yakın çevresinde de yapacak o kadar çok şey var ki, hangi birine öncelik vereceğine şaşırıyor insan. Örneğin baharın çiçeklerini ya da sonbahar yapraklarını görmek için uzaklara gitmenize gerek yok, Le Vésinet - Le Pecq gibi bir yere, bu küçük cennete ulaşmak o kadar kolay, burada gezinmek o kadar
(Son Güncelleme: 16.05.2018) Hani diyorum ya Fransa'da ölmeden önce görmeniz gereken 1.000 köy var diye; yine çıktık yola, Paris çevresinde o köy sizin bu köy benim dolaşıyoruz, yine küçük ama çok güzel bir köyde, La Roche-Guyon'da mola veriyoruz. Amacımız sadece bu köyü görmek için Paris'ten kalkıp gelmenizi sağlamak değil; yine civarda yapacak pek çok şey var.

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda size bahsetmek istediğim Bistro Alexandre III sadece yazın güzel havalarda değil, hava soğukken de gidilebilecek, Seine Nehri kıyısında daha doğrusu üzerinde, harika bir manzaraya sahip keyifli bir mekan. Bistro Alexandre III (bistro aleksandr trua ya da bistğo alekandğ tğua) Paris’teki en şık köprülerden Pont Alexandre III – Üçüncü Alexandre Köprüsü’nün hemen yanında yer alıyor ve adını da bu köprüden alıyor zaten. Bistrot Alexandre III Burası eski bir péniche (peniş) yani Türkçesiyle mavna ve bu mavnanın restoran bara dönüştürülmesiyle oluşturulmuş çok keyifli bir mekan. İçinde olmak da dışında olmak da ayrı ayrı keyifli. Bir de güzel havalarda kara tarafına masalar kuruluyor, orası da güzel ama ben yer olduğu sürece teknede, suyun üzerinde olmayı tercih ediyorum; ne kadar suyla iç içe olursak kârdır. Bistrot Alexandre III Yalan yok, bu taraflardaysam ve Seine Nehri üzerinde bir şeyler yiyip içmek istiyorsam genelde köprünün diğer tarafındaki Rosa Bonheur sur Seine’i tercih ederim. Orası bana daha bir…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Fransa’yı Fransa yapan en önemli özelliklerden biri, sanata ve sanatçıya duyulan saygı. Bu ülkede sanat da sanatçı da el üstünde tutuluyor. O yüzden her düşünce akımından, her görüşten sanatçıların birbirinden değişik eserler üretmesi mümkün, çünkü atmosfer buna müsait. O kadar ki, sanat ne Paris’in ne de diğer büyük şehirlerin tekelinde. Ülkenin neresine giderseniz gidin karşınıza sanat çıkıyor. Örnek olması açısından işte öylesi yerlerden birini tanıtmak istiyorum size bu yazıda. Yok hayır, çok uzaklara gitmeyeceğiz; Paris’e sadece bir saat mesafede bir galeri, aynı zamanda bir çağdaş sanatlar müzesi burası: Besharat Gallery… Besharat Gallery – Musée Besharat – Barbizon Size Ressamlar Köyü olarak geçen Barbizon’dan bahsetmiştim ve bu 1.500 nüfuslu köyde üç müze ve on sanat galerisi saydığımdan da. Bu küçücük köydeki yarım günlük turumuzda Musée des Peintres de Barbizon – Barbizon Ressamları Müzesi’ni bir de Besharat Gallery’yi gezmeye vaktim olmuştu ama Jean-François Millet’nin atölye evini gezememiştik, çünkü akşam…

(Son Güncelleme: 04.05.2018) Sizlere Paris çevresi dışında bir yer ya da enteresan bir mekan hakkında tanıtım yazısı hazırlarken, oraya sadece tek bir şey için gitmemeniz için, hazır gitmişken görmeniz ya da ziyaret etmeniz gereken yerler hakkında da önerilerimi paylaşmaya çalışıyorum. Böylece Paris’in dışına çıkıp gününüzün önemli bir bölümünü geçireceğiniz yerde daha detaylı, daha keyifli zaman geçirmenizi istiyorum. Bu yazıda yine öylesi yerlerden birini, Musée des Peintres de Barbizon – Barbizon Ressamları Müzesi’ni tanıyoruz hep birlikte. Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de Barbizon Musée Départmental de l’Ecole de Barbizon olarak da geçen Barbizon Ressamları Müzesi, resim sanatında Barbizon Ekolü olarak anılan dönemin ressamlarının hem konakladığı hem de resim çalışmalarını yürüttüğü bir sanat merkezi. Vaktiyle dünyanın pek çok köşesinden ressamlara ev sahipliği yapmış bu müze, hem mekan olarak hem de içindeki eşyalarla ilk günkü gibi korunmuş, ziyaretçilerinin hayranlıkla gezeceği bir atmosfer sunuyor. Barbizon Ressamları Müzesi – Musée des Peintres de…

(Son Güncelleme: 04.05.2018) Hani ilgi çekmek için, “Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 10 Köy” diye gereksiz listeler yaparlar ya işte biz o listeyi “Fransa’da Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1.000 Köy” diye yapsak yeridir. Çünkü Fransa’da birbirinden güzel, birbirinden özel o kadar çok güzel köyler vardır ki aklınız durur. Paris ve çevresini anlatmayı bitirebildiğimde -ki henüz 500’e yakın yazı oldu ve hâlâ bitmiş değil- daha uzakları da anlatmaya başlayacağım. Sadece büyük şehirleri değil, kıyı köşe birbirinden güzel köyleri, bunca zamandır yaptığım keşiflere yeni keşiflerle de ekleyerek sizlerle paylaşacağım. Hatta sadece blog’la değil, birbirinden güzel videoların olacağı bir vlog’la. Aceleye gelmeden, hepsi yavaş yavaş, hepsi sindire sindire; sağlam adımlarla ve zamanla… Ressamlar Köyü: Barbizon Aslına bakarsanız ben bu “en”li listelere oldum olası karşıyımdır; yazılarımda bir yerden bahsederken böyle bir liste vermek yerine, kimi zaman bahsettiğim yeni bir yer hakkında “mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri” diye yazarım genelde ama illâ liste meraklısıysanız, illâ tatillerinizi bir check-list’e check atma…

(Son Güncelleme: 04.05.2018) Bu yazıda yine Paris çevresinde görülmesi gereken en en özel şatolardan birini daha tanıyacağız hep birlikte. Dışarıdan bakıldığında içerinin ne sürprizlerle dolu olduğunu anlayamayacağınız ama içeriyi gezerken nasıl özel bir yerde olduğunuzun farkına varabileceğiniz şatomuzun adı La Roche Guyon Şatosu - Château de La Roche-Guyon  (la roş giyon ya da la ğoş

1-16 Ekim 2016 tarihleri arasında Paris’te otomobil tutkunlarının kaçırmaması gereken bir fuar var: Paris Auto Show – Paris Otomobil Fuarı – Mondial de l’Automobile Paris 2016. Benim gibi otomobil konusunda saatlerce konuşacak biriyseniz, sokaklarda yürürken gözleriniz arabalar arasında algıda seçicilik yapıyorsa, otomobil kullanmak dünyanın en büyük zevklerinden biriyse ya da yeni araba almaya niyetliyseniz -ve tabii bu tarih aralığında Paris’teyseniz- bu fuarı mutlaka gezmelisiniz.   Zaten Pariste.Net’in konularını bir bitirebilsem, sonra Fransa’da gezilecek yerleri anlatıp, üzerine dünyada gezdiğim şehirler hakkında bilgiler veren bloglar da hazırlamaya zamanım olsa, tüm bunlar bittikten sonra hazırlayacağım ilk blog otomobil üzerine olacaktır; o derece çok seviyorum bu konuyu. Paris Auto Show’u da açıldığı gün gezdiğim için bu yazıda size hem bu otomobil fuarı hakkında bilgiler vermek hem de izlenimlerimi anlatmak istiyorum izninizle.   Paris Otomobil Fuarı 2016 – Paris Auto Show 2016 Paris’te ilk otomobil fuarı 1898’de Tuileries Bahçesi’nde düzenlenmiş. Evet tam 118 yıl önce!…