Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

1 Ağustos 2016 Pazartesi

Château de Fontainebleau

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
(Son Güncelleme: 17.11.2017) Bu yazıyla birlikte size bir iyi bir de kötü haberim var: İyi haber; blog'ta sıra artık Paris çevresindeki birbirinden güzel şatoları gezmeye geldi. Kötü haber; Paris çevresinde o kadar ama o kadar güzel şatolar var ki, bunları sırasıyla tanımaya başladıkça, kısıtlı süre için Paris'e gelmişseniz önce hangi birini gezmeniz gerektiğine bir türlü karar veremeyeceksiniz :) Yani size iyilik mi yapıyorum yoksa kötülük mü, buna hep birlikte karar vereceğiz.  O zaman ilk yazımız, en sevdiğim şatolardan biri olan Fontainebleau Şatosu - Château de Fontainebleau üzerine olsun...

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fontainebleau (fontenblo) Paris'in merkezine yaklaşık 60 kilometre uzakta bir şehir, aslına bakarsanız bana göre bir kasaba. Fransız idari sınıflandırmasına göre il olarak geçse de bir İstanbullu gözüyle burası uzak bir Paris banliyösü desek daha doğru olur. Belki Fontainebleau için ayrı bir yazı yazmak gerekir ama henüz burayı anlatacak kadar çevreyi tanımıyorum. Bugüne kadar Fontainebleau'ya sadece iki kez gittim. 2012'deki ilk gidişimde şatonun bahçesini gezmiştim, şatoyu gezmeye vaktim olmamıştı; Temmuz 2016'daki gidişimde ise sadece şatonun içini gezdim; bahçeyi etraflıca dolaşmaya vakit kalmadı; halim de kalmadı :) Eylül 2016'da ise sadece "La Bohéme" operasını izlemek için gittim bu muhteşem şatoya.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fontainebleau'ya banliyö treni ile ulaşmak çok kolay. Bunun için önce Gare de Lyon'a gitmeniz, buradan "Ligne R" yani "R hattı" trenlerine binmeniz gerekiyor. İneceğiniz istasyon ise Fontainebleau Avon olarak geçiyor. Gare de Lyon'dan kalkan trenlerin her biri bu hat treni bile olsa, farklı farklı istasyonlarda duracağı için trene binmeden önce ışıklı panolardan Fontainebleau Avon istasyonuna gidip gitmediğini de kontrol edin lütfen.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Arabayla giderseniz tabii daha özgür olursunuz, araba kiralamak istemiyorsanız da Paris Dolmuşu gibi özel şöförlü araç hizmetlerinden yararlanabilir, çok da rahat edersiniz hatta yol üstündeki Ressamlar Köyü Barbizon'u görme şansınız da olur ama sonuçta şatoya gelmek için toplu taşıma imkânı da var. Fontainebleau Avon istasyonunda indikten sonra dilerseniz şatoya yarım saatlik bir yürüyüşle ulaşabilir, dilerseniz garın önünden kalkan 1 numaralı belediye otobüsü ile ulaşabilirsiniz.  Buraya trenle ilk geldiğimizde biz gardan şatoya yürümeyi tercih etmiştik. Hatta şatonun ücretsiz gezilen ve halka açık olan bahçesinin daha doğrusu dev parkın en ucundan girmiş, bahçe içinden şatoya doğru yürümenin keyfini yaşamıştık. Ama şatonun içini gezecekseniz belki yolda yorulmamak ve otobüse binmek en iyisi; yani siz bilirsiniz. Les Lilas yönüne bineceğiniz otobüs için durakta maksimum 15-20 dk kadar beklersiniz sanıyorum.  Fontainebleau Şatosu'na ulaşmak içinse otobüsten Château durağında inmeniz gerekiyor. Paris merkezindeki otelinizden çıkıp şatonun kapısına toplu taşıma ile ulaşmanız bir buçuk - iki saati bulur sanıyorum.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fontainebleau beşinci zonda yer alıyor. Buralara kadar gelip toplu taşıma kullanmayı tercih ettiyseniz, ulaşım için zaten Navigo kartınız olduğunu düşünmek istiyorum. Navigo kartınız buraya ulaşan banliyö treninde de, sonrasında bineceğiniz otobüste de geçiyor. Eğer kartınız yoksa tren bileti için Paris'ten 1-5 zone bileti almanız gerekiyor. Biletler ve zone uygulaması hakkında yazıyı bu linkte paylaşmıştım...

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Palais de Fontainebleau - Fontainebleau Sarayı olarak da geçen bu şato o kadar büyük ki, sanıyorum tamamını gezmeniz mümkün olmayacak. Ben de ne kadarını gezebildim bilmiyorum ama zaten bir süre sonra hem gördüklerinizin fazla etkileyici olmasından hem de uzun yürüyüş parkurlarından dolayı yaklaşık 2 saat sonra bîtab düşüyorsunuz ve bir süre sonra tekerlekli sandalye ile dolaşma arzusuna kapılıyorsunuz :)

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fontainebleau Şatosu Pazartesi günleri hariç haftanın her günü açık. Ekim'den Mart'a 09:30-17:00, Nisan'dan Eylül'e 09:30-18:00'e kadar gezilebiliyor. Müzenin 1 Ocak, 1 Mayıs, ve 25 Aralık tarihlerinde kapalı olduğunu unutmayın lütfen. Giriş ücreti yetişkinler için 11€, eğer gezmeyi düşünüyorsanız geçici sergiler ve ek bölümler için de ayrıca ücret talep edilebiliyor. Güncel fiyatları ve diğer tüm detayları bu linkten öğrenebilirsiniz. Ayrıca bir güzel haber, Temmuz ve Ağustos hariç her ayın ilk Pazar günü bu şato ücretsiz gezilebiliyor.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Evet artık gezimize başlayabiliriz... Ne var ki bu şatoyu gezerken izlemeniz gereken bir parkur önermem biraz güç. Çünkü hem şato çok dallı budaklı, hem de restorasyon çalışmaları nedeniyle benim gezdiğim parkurla sizin gezeceğiniz parkur farklı olabilir ama hiç endişe etmeyin; ne zaman giderseniz gidin, birbirinden etkileyici şeyler göreceğinizden eminim. Yine de prensip olarak gezeceğimiz iki ana bölümden biri 1. Napolyon Müzesi, diğeri ise Grands Apartements olarak geçiyor.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
1. Napolyon Müzesi bölümünde meşhur Napoléon Bonoparte teması çerçevesinde gezeceğiniz salonlar var. Kostümleri, ünlü şapkası, silahları, yazışmaları, kişisel eşyaları, tabloları, heykelleri gibi birbirinden farklı objeler şahane bir saray atmosferinde sizleri bekliyor. Gerçi Fransa tarihine biraz daha hakim olmam gerekiyor ama kendini kral ilan eden Napolyon taç giyme törenine gelecek olan Papa'yı en iyi şekilde ağırlamak gerekçesiyle ve aynı zamanda asalet eksikliğini gidermek için olsa gerek, Fransız Devrimi sonrasında talan edilen mobilyaların yerine sarayı baştan dekore ettiriyor. Ne gariptir ki Napolyon, tahttan feragat ettiğine dair belgeyi de yine Fontainebleau'da imzalıyor.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Sarayın en etkileyici bölümü belki de Grands Apartements olarak geçen kısmı diyebiliriz. Burada kralların, kraliçelerin ve diğer soyluların süitleri bulunuyor. Her yer o kadar görkemli, o kadar abartılı bir şatafatla dekore edilmiş ki, sanat ve mimarlık tarihi izlerini arayan biri değilseniz -dediğim gibi- bir süre sonra içiniz bayılıyor. Bir zamanlar (ve belki günümüzde de hâlâ) halkı yönetenlerin nasıl bir debdebe içinde yaşadığını, insanlar arasındaki eşitsizliğin kaynağını yerinde tespit etmek için de sosyolojik bir gözlem olarak düşünülebilir bu gezi.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Hadi halka açık ibadethanelerde güvenlik nedeniyle soyluların farklı bir bölümde ibadet etmesi anlaşılabilir ama bu şatoda / sarayda, örneğin La Chapelle de la Trinité - La Trinité Şapeli'nde dini törenlerin izlendiği üst kattaki loca bana ayrı bir enteresan geldi (ve itiraf ediyorum ki, bir o kadar da etkileyici). Bu arada magazinsel bir not, Lana Del Rey'in Born to Die şarkısının klibi Fontainebleau Şatosu'nda çekildi, ağırlıklı olarak da bu şapelde yer alan sahneler var...

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fontainebleau Şatosu'nun 12. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan bir hikayesi var. İlk olarak 1. François'nın emriyle yapımına başlanıyor ve bir orta çağ şatosu görünümünde ortaya çıkıyor, yüzyıllar boyunca da şato çeşitli değişikliklerle, eklemelerle ve daha çok da genişletmelerle büyüdükçe büyüyor. Son olarak III. Napolyon tarafından dekore ediliyor, belki de en şatafatlı düzeyine o zaman ulaşıyor. Zaten bizim Fransız mimarisi deyince kafamızda canlanan imgenin müsebbibi de daha çok bu III. Napolyon, sanki ne yapmışsa o yapmış gibi...

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Dolayısıyla bu şatoyu gezerken 12. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan geniş bir tarihi yelpazede, mimari ve sanat tarihi eserleri ile etkileşim içinde oluyorsunuz. Birbirinden değerli tablolar, mobilyalar, sanat objeleri, artık aklınıza ne gelirse hepsi salon salon, sıra sıra sizi bekliyor. Versailles Sarayı'nın turistik popülaritesinin bunaltıcılığından sonra böylesine görkemli bir sarayın sizi Fontainebleau'da bekliyor olması da ayrı bir avantaj tabii. Ve yine söylediğim gibi, gezip görmeniz gereken saraylar bunlarla sınırlı değil; hepsini tek tek yazacağım merak etmeyin; liste yazının sonunda ;)

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Bazen detaylara hayran hayran takılarak, bazen şaşadan ve yürümekten yorgun düştüğüm için kimi salonlara şöyle bir bakıp es geçerek yaptığım gezide beni en çok etkileyen bölümlerden biri de aşağıda fotoğrafını gördüğünüz kütüphane bölümü oldu. Burası eskiden kraliçeye aitmiş, Fransız Devrimi sırasında hapishane olarak kullanılmış ve çok zarar görmüş, sonra da Napoléon Bonoparte tarafından kütüphane olarak düzenlenmiş, yaklaşık 80 metre uzunluğunda, 10 metre genişliğinde etkileyici bir yer.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fazla şaşalı olduğu için beni etkilemekten çok rahatsız eden yerlerden biri ise Marie-Antoinette'in yatak odası oldu. Ağır desenli kumaş kaplı duvarlar ve aynı desende yatak içimi baymadı desem yalan olur ama işte, dönemin zevkleri, öncelikler, lüks ve gösteriş hevesleri; hepsi bir araya gelince böyle bir sonuç çıkıyor ortaya demek ki. Bir zamanlar burada uyuyan kraliçenin sonra Conciergerie'deki hapishane hücresini görünce "nereden nereye?" demeden edemiyor insan. Yine de bunun ilahi adalet olduğunu düşünmüyorum. Gayet güzel yaşamış nihayetinde...

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fransız saraylarını gezerken insan Osmanlı'nın son dönemlerinde sultanların hangi kültürden, hangi akımlardan etkilendiğini daha iyi bir anlıyor. Özellikle beyaz zemin üzerine altın yaldızlı işlemelerin kökeni Fransız mimarisinden kaynaklandığı anlaşılıyor ama çocukken bunları ilk defa Yıldız Sarayı'nda görmüş biri olarak sanki Fransızlar Osmanlılardan etkilenmiş yanılgısına kapılıyorum bile bile, her seferinde :)

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Fontainebleau Şatosu'nun en etkileyici salonlarından biri de elbette ki taht salonu. Burada tahta oturup Fransa'yı yönetmiş, dünyanın kaderini belirlemede söz (ve vebal) sahibi olmuş kralların şimdi boş duran tahtlarına bakınca da aklıma Sezen Aksu'nun Sultan Süleyman şarkısındaki "bu dünya ne sana ne de bana kalmaz" sözleri geliveriyor. Hepimiz bu tarih sahnesinde bir varız bir yokuz ama kimilerimiz daha bir varız, kimilerimiz daha bir yokuz...

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Artık ayaklarımıza kara sular inmiş bir şekilde gezimizi bitirdiğimize göre hâlâ dermanı olanlar ek sergileri ve diğer ek bölümleri gezmek isteyebilirler. Hatta buralara hiç gelme imkanı olmayanlar, şatoyu internetten online da dolaşabilirler. Bense şato geziniz sonrası, avludaki kafede oturup bir şeyler içmenizi öneririm, bu gezinin üzerine bir yorgunluk kahvesi çok iyi gider. Buradaki kafe diğer şatolardakine göre fazla mütevazı, belki sadece hava güzelken öndeki taşlıkta oturup göleti izleyerek bir şeyler yudumlamak iyi gelebilir.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Sonrasında dilerseniz, Fransız bahçe peyzajının babası sayılan Andé Le Nôtre'un tasarladığı devasa bahçede turlayabilir, imkanınız varsa ve mevsim uygunsa şatonun önündeki gölette sandal kiralayabilirsiniz. Bunun dışında bahçeyi at arabasıyla ya da mini tren römorkuyla dolaşma seçeneği de var. Hatta sizi baştan çıkaracak ama biraz masraflı bir başka keyifli aktivite ise Fontainebleau Şatosu üzerinde balonla dolaşmak! Böyle bir deneyim yaşamak istiyorsanız bu linkten bilgi alabilirsiniz.

Château de Fontainebleau - Fontainebleau Şatosu
Eğer Paris'ten yola çıkıp gelmişseniz Fontainebleau Şatosu'nu gezmek bir tam günlük bir aktivite diyebiliriz ama eğer arabalıysanız ve yola çıkmışken -biraz yorucu olsa da- bir şato daha göreyim diyorsanız o zaman yakınlardaki Vaux le Vicomte Şatosu'nu da gezmenizi öneririm. Her iki şato arasında shuttle çalışıyor ama tabii arabayla gitmek daha kolay olacaktır... Bir de yol üstündeki Ressamlar Köyü Barbizon'u atlamıyoruz. Özellikle Paris'te Bir Hafta geçirecekseniz Fontainebleau Şatosu listeye alınabilir, ama Paris'te 15 Gün geçirecekseniz burası da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında; benden söylemesi ;)

Keyifli geziler, keyifli keşifler.




Adres: Château de Fontainebleau, 77300 Fontainebleau
İlgili Yazılar:
Barbizon

TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i en güzel şekilde gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim 500'e yakın yazıyla bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler. ÖNEMLİ NOT: PARiSTE.NET ALTYAPI ÇALIŞMALARI NEDENİYLE 2018 BAŞINA KADAR YORUM YAZMA ÖZELLİĞİ DEVRE DIŞIDIR.

2 yorum:

  1. Geçen sene Paris'e giderken "Keşke Ahmet Bey şatoları da yazmış olsaydı" diye içimden geçirmiştim, bu nedenle şato yazılarınız beni çok mutlu etti :)

    Ziyaret etmeyi düşünenlere ben de ufak bir öneride bulunayım: Zone 1-5 mobilis bileti almak, Fontainebleau gezisi için mantıklı oluyor. Bu bilet, Fontainebleau'da inince binilen otobüslerde de geçerli. Hem gün içinde Paris'te de kullanıp bir sürü biletle uğraşmamış olursunuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, Geçtiğimiz hafta Paris dışında tatilde olduğum için mesajınıza yeni yanıt verebiliyorum, kusuruma bakmayın lütfen.

      Blog yazıları arasında şato yazılarının çok değerli olduğunu düşünüyorum, bu yazıları yazmak için nasıl emek harcadım bilemezsiniz :) Yine de takdir görmesi, değerinin bilinmesi tüm yorgunlukları silip atıyor, çok teşekkür ederim.

      Evet Fontainbleau'ya 1-5 zone günlük Mobilis ile gitmek de mümkün, çok haklısınız. Ben şatoyu gezecek olanların Paris'te uzun süre kalan kişiler olduğunu düşünüp Navigo kullandıklarını varsaymıştım ama farklı beklentiler için farklı ulaşım kartı/bileti seçenekleri var ve dediğiniz gibi Mobilis de onlardan biri. Hatırlattığınız için de ayrıca teşekkürler.

      Ve mutlu günler...

      Sil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

ÖNEMLİ NOT: PARiSTE.NET ALTYAPI ÇALIŞMALARI NEDENİYLE 2018 BAŞINA KADAR YORUM YAZMA ÖZELLİĞİ DEVRE DIŞIDIR.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.