Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

8 Ağustos 2016 Pazartesi

Château de Chantilly

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
(Son Güncelleme: 22.06.2017) Bu yazıda, Paris çevresinde görüp görebileceğiniz en güzel şatolardan biri olan Château de Chantilly'i yani Chantilly Şatosu'nu gezeceğiz hep birlikte. Yine görkemli, yine etkileyici bir şatodayız ama bu kez işimiz bir parça daha kolay. Çünkü Chantilly Şatosu gezmesi en rahat ve keyifli şatolardan biri; diğerleri gibi uçsuz bucaksız binalar silsilesi değil, derli toplu bir plana sahip çok güzel bir şato.

Château de Chantilly (şato dö şantiyi) adı size yabancı gelmeyecektir. Evet, hani hepimizin bildiği o meşhur "krem şanti"ye adını veren şato işte burası. Gerçi ben krem şantinin çok karmaşık bir şey olduğunu zannederdim; mutfaktan çok anlamayan biri olarak, arkadaşlarım arasında tanıdığım en iyi profesyonel aşçı olan sevgili Derya'ya sordum, meğerse krem şanti dediğimiz şey, bildiğimiz süt kaymağıyla pudra şekerinin karışımıymış. Gerçi o çok daha detay verdi ama konumuz şimdi bu değil, zaten ben de anlamadım :) Sadece küçük bir ek bilgi vermek istiyorum: Orijinali crème chantilly olan bu kelimeyi aslında krem şantiyi  şeklinde okumamız gerek ama nedense dilimize krem şanti olarak yerleşmiş, ben de el mecbur o şekilde devam edeceğim. Ah tabii aslında biraz daha doğru telaffuz edebilmek için kğem şantiyi dememiz gerek ama işin o telaffuz detaylarına hiç girmiyorum :)

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Bu rüya gibi şatoyu, Paris'e ilk yerleştiğim zamanlar Türkiye'de bir Fransız şirketinde çalışan arkadaşım Timur'dan duymuştum. Sık sık Paris'e şirket toplantılarına gelir, kimi zaman da bu şato civarındaki otellerde toplantılar yaparlarmış. Ben daha Paris içini keşfedememişken alıp başımı buralara gitmeye hiç sıcak bakmadığım için, 2012 yazında çocukcağızın eşiyle Paris'e bizi ziyarete geldiği sırada, ısrarla bizi buraya götürmek istemesine hep karşı çıkmıştık. Onlar gittikten bir iki hafta sonra, Chantilly'e biz kendimiz gittik ve karşımızda bu masalsı şatoyu görünce Timur'un ne kadar haklı olduğunu anladık. Kendisine buradan selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum ;)

2012 yazındaki ilk gezimiz için Chantilly'e trenle gelmiştik. Bunun için Gare du Nord'dan Creil yönüne giden RER-D'ye ya da yine aynı yöne giden Ligne H yani H Hattı  trenine binip, Chantilly - Gouvieux istasyonunda inmek yeterli. Her zaman söylediğim gibi bineceğiniz trenin bu istasyonda durup durmadığını gardaki ışıklı panolardan teyid etmeniz gerekiyor. Unutmadan şu bilgiyi de paylaşayım, Chantilly, başka bir region'da, Picardie bölgesinde olduğu için Navigo ya da diğer toplu taşıma kartları bu trenlerde geçmiyor. Dolayısıyla gardan 8,70€'a tek yön bileti almanız gerekiyor. Güncel tren bileti fiyatını bu linkten öğrenebilirsiniz.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Biz Chantilly - Gouvieux'de indikten sonra yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşle şatoya ulaşmıştık, dilerseniz siz ücretsiz shuttle'dan yararlanabilirsiniz. Temmuz başından Ekim başına kadar her hafta sonu ücretsiz shuttle var. Sefer saatlerini ve diğer ulaşım detaylarını bu linkte bulabilirsiniz.

Daha sonraki iki gidişimde ise kendi kullandığım araçla ulaşmayı tercih ettim. Hem daha pratik hem de daha keyifli. Özellikle GPS'ten paralı yolları seçmeyip, otoban dışı bir rotayı seçerseniz, çok güzel köylerden geçerek geze geze gitmiş oluyorsunuz. Tabii böylesi çok daha uzun sürüyor. Araba kiralamayı düşünmüyorsanız da Paris Dolmuşu gibi özel şöförlü araç hizmetlerinden yararlanmanız böylesine güzel bir şatoyu gezerken kendinizi kral gibi hissetmenizi sağlayacaktır...

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Paris'in 50 kilometre kuzeyinde bulunan şatoya aracınızla geldiyseniz hemen karşısındaki otopark alanına 4€ karşılığında günlük park edebiliyorsunuz. Zaten uzaktan şatoyu görünce gözünüze başka hiçbir şey görünmüyor, rüya gibi bir yer dediğim gibi. Şatoya ve çevrenin yeşilliğine hayran hayran baka baka çayırdan aşağı doğru yürüyüp ana giriş kapısına ulaşıyorsunuz.

Chantilly Şatosu giriş ücreti 17€'dan başlıyor. Bu size şatoyu, bahçeyi ve hemen karşı tarafta bulunan Musée du Cheval - At Müzesi'ni (evet At Müzesi de var) gezme imkânı tanıyor. Ek sergiler ve etkinlikler için de bilet almak isterseniz fiyat  biraz daha artıyor. Güncel fiyatları ve diğer detayları bu linkte bulabilirsiniz.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Ana kapıdan bahçeye girip şatoya doğru yürümeye başladığınızda önce bir rampa tırmanıp, ortadaki kaidede at üzerinde temsil edilen ve şatonun vaktiyle sahiplerinden olan Anne de Montmorency'nin heykelinin oraya ulaşıyorsunuz. Şatonun giriş kapısı burada. Gerçi en son gidişimde Tour de France nedeniyle şatonun girişi arka bahçedendi ama normalde girmeniz gereken kapı burada. Demek ki bazı istisnai durumlarda giriş kapısı değişebiliyor.

Açılır kapanır şato kapısının oradan geçip tarihte birkaç yüzyıl geriye gideceğiniz avluya ulaştığınızda, çevrenizi saran yapı size biraz küçük gibi görünebilir ama uzaktan gördüğünüz o muhteşem şatonun içinin de aynı şekilde muhteşem olduğu konusunda sizi temin ederim. Tam karşınızdaki ana kapıdan içeri girdiğinizde ulaşacağınız antrenin görüntüsü ise aşağıdaki fotoğraftaki gibi. İçeri girdiğiniz an bana hak vereceksiniz zaten.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Chantilly Şatosu'nu gezmek diğer büyük şatolara kıyasla daha kolay demiştim. Çünkü ana girişten girdiğiniz anda şato üç ana kola ayrılıyor. Bu üç kanadı ayrı ayrı gezip hep yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz merkez noktasına geri dönüyorsunuz. Dilerseniz ilk önce, girişte sağdaki basamakları çıkarak ulaşacağımız bölümden başlayalım.

Bu salon Galerie des Cerfs olarak geçiyor. Vaktiyle burası yemek salonu ve resepsiyonların verildiği bölüm olarak kullanıyormuş. Ağır ahşap tonları iç karartıcı olsa da biraz sonra göreceklerinizin içinizi açacağına eminim. Bundan sonrasını istediğiniz gibi dolaşabilirsiniz elbette ama ben önce, aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz şekilde, sağdaki birinci değil ikinci kapıdan girmenizi öneriyorum size.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Sağdaki ikinci kapıdan girdiğinizde karşınıza çıkan salon Galerie de Peinture olarak geçiyor; adından da anlaşılacağı gibi burası birbirinden değerli tabloların sergilendi muazzam bir bölüm. Zaten Chântilly Şatosu'nun en önemli özelliği, Fransa tarihinde Louvre Müzesi'nden sonra açılmış olan ikinci müze olması.

Son Fransa kralı III. Napolyon'un oğlu olan Duc d'Aumale, 23 yıllık İngiltere sürgününden sonra şatoya yerleştiğinde tüm koleksiyonunu bir müze olarak sergilemeye karar veriyor ve burası Musée Condé ismiyle açılıyor. Aslına bakarsanız da hâlâ buranın adı Musée Condé olarak geçiyor. Condé adı, şatonun 1643'ten itibaren sahibi olan Condé Ailesinden geliyor.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Galerie de Peinture'de birbirinden değerli tablolar var. İnsan duvardaki bu şahane tablolara mı, dekorasyona mı, tavandan gelen aydınlığa mı, tam karşıda sunak gibi tasarlanmış mermer sütunlu yuvarlak bölüme mi bakacağını şaşırıyor.

İtalyan ve Fransız resim sanatının en değerli örneklerini görebileceğiniz bu salonda epey bir vakit geçirebilirsiniz. Benim içinse bu salonun şöyle duygusal bir değeri var: 2012 yazında burayı ilk gezişimde, aşağıdaki fotoğraftaki gibi tam bu merdivenlere oturmuş, benzer bir poz vererek fotoğraf çektirmiştim. Şimdi aynı mermer basamaklardan aldığım enerji ile, aradan geçen dört yılda yaşadıklarımı düşünüp, böylesine büyüleyici bir atmosferde benzer bir fotoğraf çektirebildiğim için kendimi şanslı hissettim. Üstelik bu kez çekindiğim fotoğrafı böylesi bir blog'ta yayınlama imkânım da olmuştu. Evet, kesinlikle eminim: Hayat benden yana... (Bkz: Cennette Bir Yıl, Cennette İkinci Yıl, Cennette Üçüncü Yıl, Cennette Dördüncü Yıl, Cennette Beşinci Yıl)

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Bu yuvarlak bölümün içine girdiğinizde sağa doğru bir kapı olduğunu göreceksiniz, bu kapıdan geçip gezinize devam edebilirsiniz. Sıra sıra dizili odalar, odalar dolusu birbirinden güzel tablolar, sanat objeleri, pencereden görünen muhteşem bir bahçe, gezinizin rüya gibi geçmesine katkıda bulunacak hep.

Bu güzergâh sizi yemek salonu olarak geçen Galerie des Cerf'in olduğu bölüme geri döndürecek. Buradan, bence yeniden tabloların olduğu Galerie de Peinture'e geri dönün, bu kez o salonun sol kapısından içeri girip gezinize devam edin. Bu kez girdiğiniz uzun galeri şeklindeki salonun sol tarafında küçük bir oda göreceksiniz. İşte o odada Rafaél'in 1504-1505 yıllarında yaptığı ünlü "Üç Güzeller" (Three Graces - Les Trois Grâces) tablosu var...

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Üç Güzeller - Rafaél
Eğer çok çok zenginseniz, dünyanın en lüks eşyalarını satın alabiliyorsunuz. Dilerseniz abartıp, örneğin, station vagon altın kaplama ferrari bile yaptırabilirsiniz ama parayla satın alabildiğiniz her şeyi başka biri de satın alabiliyor, çünkü tek zengin siz değilsiniz. İşte o zaman zenginler dünyasında sanat koleksiyoneri olmak çok daha önemli bir prestij göstergesi, kişisel tatmin kaynağı olabiliyor. Çünkü, örneğin Rafaél'in bu tablosundan, istediğiniz kadar para verin, bir tane daha yaptıramıyorsunuz. O yüzden böyle paha biçilmez sanat eserlerine sahip olmak da farklı bir hazzın kaynağı oluyor işte.

Şatonun ve içindeki sanat koleksiyonunun son sahibi olan dük d'Aumale şatoyu, arazisi ve içindeki eserleri ile birlikte Institue de France'a bağışladığı için şimdi bu gördüğünüz her şeyin mülkiyeti de Institue de France'ın oluyor haliyle. Paranın geçmediği başka türlü bir zenginlik bu, ne yapsanız boy ölçüşemiyorsunuz.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Parkur sizi tekrar Galerie des Cerf'e döndürünce artık şatonun birinci -ve bence en etkileyici- kanadını bitirmiş oluyoruz. Ama yok merak etmeyin, daha görecek çok şeyimiz var. Ana girişin olduğu bölüme çıkıp bu kez sağa döndüğümüzde ikinci kanadın olduğu bölümün ilk salonuna girmiş oluyoruz. Burada da hoş tablolar, güzel heykeller var ama asıl sürpriz soldaki ilk kapıdan içeri girdiğinizde karşınıza çıkıyor.

Bir bakıyorsunuz ki burada da son derece etkileyici bir kütüphane var... Kitap önemli, okumak önemli, kültür önemli, sanat önemli. Hepsinin oluşturduğu müthiş bir birikim sizi -yine- içine alıveriyor bu kütüphanede. Tavana kadar dizili kitaplara bakıyorsunuz, içlerinde tanıdık bir şeyler arıyorsunuz.


Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Kitaplar arasında benim karşıma çıkan La Fontaine'den Masallar oldu. Aklıma önce çocukken okuduğum bu masallar, sonra Vaux le Vicomte Şatosu'nda gördüğüm La Fontaine'in çalışma odası geldi. La Fontaine, orada olduğu gibi bu şatoda da epey bir itibar görmüş...

Sonra güzergah boyunca ilerlemeye devam ediyorsunuz. Artık hangi birini anlatayım bilemiyorum. Zaten bir süre sonra kültürel ve sanatsal uyaranların yoğunluğundan duyargalarınız iflas ediyor :) Süslemeler, sanat objeleri, mimari detaylar, zihninizin en uç kıvrımlarına çarpıp çarpıp duruyor, bir süre sonra serseme dönüyorsunuz. Yine de müthiş bir haz alacağınızdan eminim.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Bakmayın o kadar görkemden şatafattan bahsettiğime, Chantilly Şatosu diğer pek çok Fransız şatosuna göre çok daha mütevazı; en azından boyut olarak çok daha insani çok daha gezilebilir ölçekte. Oradan oraya gezerken kaybolmuyorsunuz, iyi kötü her tarafını görmüş oluyorsunuz.

Bazen kasvetli odalar, bazen beyaz üzerine altın varaklı, süslü-püslü işlemeli aydınlık salonlar arasında gidip geliyorsunuz. Şatonun 14. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan tarihini içinide keyifli yolculuk yapıyorsunuz.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Fransız Devrimi sırasında hapishane olarak kullanılmış, sonrasında yok olma tehlikesi geçirmiş bu şatonun günümüze ulaşmış olmasından bir yandan mutluluk duyuyorsunuz, bir yandan da buranın (ve diğer şatoların) yapılması için harcanan parayı, o para için başka insanların döktüğü alın terinin değerini adaletsiz bir terazide tartıp ölçmeye çalışıyorsunuz. Hep söylediğim gibi: Hayat hiç adil değil...
Bu duygularla ikinci kanadın en ucundaki müzik odasına ulaşıyorsunuz. Köşede öylece duruveren harpı görünce yüzünüze garip bir tebessüm yerleşiyor. Bir zamanlar bu harpı kimlerin çaldığını düşünüyorsunuz, hayal gücünüz biraz gelişmişse o tınıları şimdi bile duyabiliyorsunuz...

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Müzik odası ikinci kanadın son bölümü; buradan başka bir yere geçilmiyor, aynı parkuru geri dönüyor, yolda da, geçerken daha önce kaçırdığınız diğer detaylara bakıp ana giriş kapısının olduğu antreye geri dönüyorsunuz. Bundan sonra da şatonun üçüncü ve son kanadı olan bölüme geliyor sıra.

Bunun için sağa dönüyorsunuz, o muhteşem merdivenin çevresinden dolanıyor, karşıdaki basamakları takip ederek koridorun sizi ulaştıracağı şapele adım atıyorsunuz. Burası diğer şatolarda gördüğüm şapellere göre çok daha mütevazı ama size tavsiyem, sağ tarafta göreceğiniz kürsünün arka tarafına geçmeniz; çünkü arkada harika heykellerin bulunduğu ayrı bir bölüm var.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Sonra tekrar ana girişe dönüyoruz ve bu kez o güzel merdivenlerden aşağı iniyoruz. Aşağıda museum shop var, bir de La Capitainerie olarak geçen restoran. Burada Chantilly'nin ünlü krem şantisini deneyebilirsiniz.

Sonra da bahçeyi gezmeye geliyor sıra... Şatoyu gezmek kolaydı ama bahçeyi gezmeye sağlam bir kondisyon gerek. O kadar büyük ve o kadar güzel ki, bir tarafını gezseniz öbür tarafın hatırı kalıyor. Ünlü bahçe peyzajcısı André le Nôtre'un tasarladığı bahçenin büyük bölümü Fransız bahçesi olarak geçiyor ama Fransız Devrimi sonrasında tahrip olan bazı bölümler daha sonra İngiliz Bahçesi ve Çin Bahçesi olarak yeniden düzenlenmiş.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Bahçede, şatonun çevresini dolanmak oldukça keyifli çünkü Chantilly Şatosu her açıdan başka türlü bir fotoğraf veriyor. Bazen bir orta çağ şatosuna bakıyormuş gibi hissediyorsunuz bazen de bir rönesans şatosu karşınızda duruyor. Hava ve ışık durumuna bağlı olarak bahçenin/parkın her köşesinden farklı bir fotoğraf çekme imkânınız oluyor.

Parkın doğu tarafında Restaurant Hammeau ve biraz ilerisinde büyük bir labirent var. Labirent dediğim yüksek çalılardan oluşturulmuş büyükçe bir yer; çocuklar için, hatta sizin için bile ilginç olabilir. Ayrıca bahçede Masion de Sylvie ve Château de d'Enghien gibi yapılar da var ama Chantilly şatosunu gezdikten sonra bunlar gözünüze basit görünüyor :) Oysa sırf bu binaları başka bir yerde görseniz turistik kataloglara koyup, gezilmesini şiddetle tavsiye edersiniz...

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Batı tarafında ise İngiliz bahçesi bulunuyor ki ben kısmı çok sevdim. Buraya doğru yürürken ara ara arkanıza baktığınızda şatonun yeşillikler içinden görüntüsüne doyum olmuyor. İngiliz bahçesinin ortasında, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz l'Île d'Amour (Aşk Adası) ve biraz ilerideki Temple de Vénus görülmeye değer.

Bir de yol üstünde karşınıza koyunların otladığı bir ağıl çıkıveriyor. Nerede olduğunuzu ne hissetmeniz gerektiğini şaşırıyorsunuz. Haliniz varsa şatonun bahçesini, yani bu dev parkı kıyı köşe gezebilirsiniz ama ben başaramadım :) Hem enerjinizin hepsini tüketmeyin, daha At Müzesi'ne de gideceksiniz...

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Evet, daha önce söylediğim gibi yolun diğer tarafında -neredeyse- Chantilly Şatosu'ndan da büyük bir At Müzesi ve hipodrom bulunuyor, elinizdeki biletle bu müzeyi de gezebiliyorsunuz. Sadece özel at gösterileri için ek bilet almanız gerekiyor.

Şatonun içini 1-2 saatte gezebileceğinizi düşünüyorum. Bahçeyi ise ne kadar sürede gezeceğiniz size kalmış. Sonrasında At Müzesi'ne de en az bir yarım saat, belki bir saat ayıracağımızı hesap edersek, finalde Chantilly'nin merkezini de gezmek için vakit ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü neredeyse tüm Fransız şehirleri/kasabaları/köyleri gibi Chantilly'nin merkezi de çok güzel. Hele sonrasında Chantilly orman arazisi uçsuz bucaksız yeşillikleri içinde rastgele dolaşmak, koşanları, yürüyüş yapanları, bisiklete hatta ata binenleri gözlemlemek çok keyifli.

Château de Chantilly - Chantilly Şatosu
Evet, Paris çevresinde mutlaka görülmesi gereken şatolardan bir tanesini daha sizlere tanıtmış olmanın mutluluğunu yaşıyorum böylece. Ben yazdıkça işinizin zorlaşacağının farkındayım, çünkü hangi birini gezmeniz gerektiğini şaşıracağınızdan eminim. Zaten bu şato gezileri için ya önceden Paris'i biraz gezmiş olmalısınız ya da bu tür yerler özel ilgi alanınız olmalı. Özellikle Paris'te Bir Hafta geçirecekseniz Chantilly Şatosu listeye alınabilir, ama Paris'te 15 Gün geçirecekseniz burası da mutlaka görülmesi gereken yerler arasında diyebilirim.

Yoksa ilk gezinizde, hele ki bir haftadan az bir süre için Paris'e gelmişseniz, şatolara giderek Paris'in merkezindeki güzellikleri kaçırma riskiniz yüksek. Hep söylediğim gibi, Paris öyle bir kere gezip bitirilebilecek bir yer değil, ben kaç kez turist olarak geldim, kaç yıldır da burada yaşıyorum ama bitiremedim. Bitmesin de zaten.

Keyifli geziler, keyifli keşifler.




Adres: Château de Chantilly, 60500 Chantilly


TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

4 yorum:

  1. Yine harika, hep harika bir yazı. Tebrikler :)

    YanıtlaSil
  2. Ahmet bey elinize sağlık merhabalar. Fransaya indiğimizde havalimanlarından alabileceğimiz haftalık sim kartları var mı? bu konuda bilgi verebilirmisiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Öncelikle çok teşekkür ederim.
      Havaalanındaki Relay mağazalarından hazır kart alabilirsiniz ama ben şehir merkezindeki Bouygues mağazalarından hazır kartlardan almanızı öneririm. Bu konuda ilk fırsatta detaylı bir yazı hazırlamaya çalışacağım.
      Mutlu günler.

      Sil

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.