Archive

Temmuz 2016

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Pariste.Net’teki 400. yazı ile birlikteyiz. İstedim ki 400. yazımızı ağız tadıyla, Paris’teki ünlü dondurmacı Berthillon’da kutlayalım… Paris’te dondurma deyince herkesin aklına önce Berthillon gelir ki böyle olması da çok normal. Aslına bakarsanız şehrin her köşesinde yiyeceğiniz tatlılar gibi dondurmalar da birbirinden güzel ve lezzetli ama işte nasılsa içlerinden biri böyle sıyrılıveriyor, Paris’te de Berthillon dondurması arzu nesnesi olabiliyor… Nasıl ki Moda’ya her gidişimde Ali Usta’dan dondurma yemek benim için özelse Paris’te de Berthillon (bertiyon ya da beğtiyon) dondurmaları özel oluveriyor. Aslına bakarsanız Kadıköy-Moda’daki Ali Usta iyi kötü İstanbullular (belki de sadece Kadıköylüler) arasında ün yapmış durumda; Berthillon’un önünde uzun kuyruklarda bekleyenlerse dünyanın dört bir yanından gelmiş turistler oluyor. Dondurma Klasiği: Berthillon Hal böyle olunca kiminiz “amaaan oranın dondurmasında ne var, filanca yerde daha iyisi bulunuyor” diyebilirsiniz ya da “orası çok turistik bir yer” diye burun kıvırabilirsiniz -ki haklı da olabilirsiniz- ama bu söyledikleriniz Berthillon’un ününe gölge düşürmüyor…

(Son Güncelleme: 20.03.2018) Bu yazıda sizlere Paris yakınlarında en sevdiğim restoranlardan birini, Restaurant Baudy'yi tanıtmak istiyorum. Burası sadece leziz yemekler yiyebileceğiniz bir restoran değil, mekân ve ambiyans olarak da çok seveceğinize inandığım, çok özel bir yer. Ne var ki şöyle küçük bir sorunumuz var: Restaurant Baudy, Paris'e 80 kilometre uzaklıktaki Giverny'de!... Peki kalkıp sırf güzel
(Son Güncelleme: 25.05.2018) Fransa'nın pek çok yerini dolaştım, bugüne kadar görüp de hayran kalmadığım pek bir yeri yok diyebilirim. Belki birkaç tane "fena değil" kategorisinde şehir, köy ya da kasaba görmüşümdür, onun dışında hepsi birbirinden muhteşem. Bu yazıda sizlere o köylerden birini tanıtmak istiyorum. Hep birlikte Paris'in 80 kilometre dışına, Giverny (jiverni ya da jiveğni)

Paris’te yaşamaya başlamadan önce, İstanbul’da televizyondan izlerdim “Paris Plajları Açıldı” haberlerini. Seine Nehri kıyısında düzenlenmiş plaj mizansenlerindeki kumların üzerindeki insancıkların haline bakıp gülümserdim biraz müstehzi; nereden bilebilirdim ki bir gün bu plajların açılışı kapanışı ile ilgili yazılar yazacağımı ve nereden bilebilirdim ki bir gün Paris’te yaşayacağımı… C’est la vie! Paris’e yerleştiğimden beri beşinci yaz mevsimini yaşıyorum. Paris’e Ne Zaman Gidilir? Paris’e Gitmek İçin En Uygun Zaman yazımda da detaylı bir şekilde anlatmaya çalıştığım gibi burada mevsimler bir garip. Hatta biraz abartıp, okullarda mevsimler tablosu öğretilmediğini bile iddia edebiliyorum 🙂 Ama elbette buranın da bir yaz mevsimi var. Mayıs gibi başlayıp Eylül sonuna kadar bir görünüp bir kayboluyor. Bazen feci sıcak yapıyor, bazen Temmuz ortasında kaz tüyü kaban giydiriyor ama nihayetinde var bir yaz mevsimi 🙂   Paris Belediyesi’de biz Paris’te yaşayan biz zavallı insancıklar için yaz mevsimini renklendirmek üzere bu yıl 14. kez Paris’e plaj getiriyor. Denizimiz yok ama Seine Nehri’miz…

(Son Güncelleme: 04.05.2018) Paris çevresinde görülmesi gereken yerlerin en önemlilerinden birini, Claude Monet'nin Giverny'deki evini anlatmaya geldi sıra... Bu yazıyı yazmayı çok uzun zamandır istiyordum ama bir türlü vakit bulamadım. Çünkü empresyonizm denince akla ilk gelen isim olan Claude Monet'nin evine gitmek için doğru zamanı kollamak gerekiyordu. Malum, Paris'e Ne Zaman Gidilir? yazımda da belirttiğim

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda, tarihte pek çok önemli olaya tanıklık etmiş olmakla birlikte turistik açıdan, Fransa’nın ünlü kraliçesi Marie Antoinette’in Fransız Devrimi sonrası hapis yattığı, giyotinle idam edilmeden önce son günlerini geçirdiği yer olmasıyla tanınan Conciergerie’yi tanıyacağız hep birlikte. Conciergerie gotik mimarisiyle Paris’in ortasında tüm görkemiyle yükselen bir yapı ve içi de dışı kadar etkileyici… Notre-Dame Katedrali’nin de bulunduğu Cité Adası’nda, Châtelet’nin tam karşısında yer alan Conciergerie (konsiyejeri ya da konsiyejeği), mimari açıdan orta çağa ait olduğu hemen anlaşılsa bile, restorasyon sonrası yepyeni görünümü ile sizi şaşırtmasın. Çünkü bu bina Paris’in en eski yapılarından biri, aynı zamanda Cité Sarayı – Palais de la Cité olarak geçen tarihi yapı kompleksinin günümüze ulaşmış en eski bölümü. Conciergerie Yapının tarihi 13. yüzyıla uzanıyor. Fransa kralı Philippe Auguste’ün kraliyet sarayı olarak kullanmaya başladığı Conciergerie’nin adı ise kralın üst düzey hizmetlilerinden birinin ünvanı olan Le Concierge’den geliyor. Burası bir müze ve özellikle Bir Hafta…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Asya sanatlarına karşı mesafeli duruşum nedeniyle bugüne kadar hep burun kıvırdığım, gezmeyi ertelediğim ama nihayet bir gün kapısından içeri girdiğim anda tüm fikrimi değiştiren, kendine hayran bırakan, Paris’in en farklı, en özel, en zengin müzelerinden biri olan Musée Guimet’yi tanıtmak istiyorum bu yazıda sizlere. Musée National des Arts Asiatiques – Musée Guimet (Asya Sanatları Ulusal Müzesi – Guimet Müzesi) olarak geçen, kısaca Musée Guimet olarak anılan bu muhteşem müze, 8. arrondissement’da Place d’Iéna’da bulunuyor.  Musée Guimet –  Asya Sanatları Müzesi Trocadéro ile Place de l’Alma’nın tam ortasında Wilson Bulvarı üzerindeki müzeye 9 numaralı metronun Iéna istasyonunda inerek doğrudan ulaşabiliyorsunuz. Müze binası, dışarıdan baktığınızda, farklı mimarisine rağmen pek iddialı ve görkemli görünmüyor; yani içeride nasıl büyük bir hazineyi barındırdığını kestiremiyorsunuz. Belki de bu müzeyi gezişimi geciktiren etkenlerden biri de buydu, bilemiyorum. Avrupa Müzeler Gecesi kapsamında aynı gece gezdiğim üçüncü müze olan Musée Guimet’ye giderken -itiraf ediyorum- “aradan çıksın” diye…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazımızda Paris’teki en önemli turistik meydanlardan biri olan Trocadero’yu tanıyacağız. Resmi olarak Place du Trocadéro et 11 Novembre olarak geçen bu meydanı biz kısaca Trocadero (trokodero ya da tğokadeğo) olarak anıyoruz. Burası Paris’te gezilecek yerlerin başında geliyor… Paris’in bu kadar önemli bir meydanı olmasına rağmen bu blog’ta yazmaya daha yeni sıra gelmiş olması da ilginç… Gerçi Eyfel Kulesi’nin -bence- en güzel seyredildiği bu meydandan La Tour Eiffel – Eyfel Kulesi yazısında bahsetmiştim ama artık burayı daha detaylı bir şekilde mercek altına almanın zamanı geldi. 16. arrondissement’da, Eyfel Kulesi’nin tam karşısındaki tepeliğin üzerinde bulunan bu meydanın adı Fransızların 1823’te İspanyollar’a karşı kazandıkları bir savaşın adını taşıyor. 1978’de eklenen “11 Kasım” ibaresi ise 1. Dünya savaşının bitimindeki ateşkesin anısına verilmiş.  Trocadero Meydanı – Place du Trocadéro Bu meydan, Paris’e ilk kez gelip Paris’te Bir Hafta ve Paris’te 3 Gece 4 Gün yazılarımda da belirttiğim gibi, gezilerine Eyfel Kulesi ile…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazının konusu, Paris’te görüp görebileceğiniz en renkli, en canlı, en güzel etkinliklerden biri olan Marche des Fiertés yani Onur Yürüyüşü… Belki biz bu etkinliğin, turist olarak görsel şovu ile ilgileniyor olacağız ama aslında tüm dünyada olduğu gibi Fransa’da da eşcinsel hakları öyle kolay kazanılmış değil. Zira mücadele vermeden hiçbir şey olmuyor. Fransa’ya yerleşmeden önce ben de Avrupa’da bu hakların yıllar önce kazanılmış olduğunu, Avrupalıların cinsiyet eşitliği meselesini çoktan çözdüğünü, şimdi gül gibi geçinip gittiklerini sanıyordum ama işin içine girince fark ettim ki mesele o kadar basit değilmiş. Tüm bu kazanımlar için müthiş mücadeleler verilmiş, toplumlar çok yoğun tartışmalar yaşanmış ama sonuçta şu an bu noktaya gelinmiş. Paris Onur Yürüyüşü – Marche des Fiertés – Gay Pride Paris’teki Onur Yürüyüşü her yıl Haziran sonu Temmuz başı gerçekleştiriliyor. Son iki yıldır Louvre Müzesi’nin Seine Nehri kıyısından Bastille Meydanı’na kadar bir parkur izleniyor. Daha önce izlediğim üç yürüyüş hep Montparnasse’tan…