Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

17 Haziran 2016 Cuma

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
(Son Güncelleme: 18.05.2017) Pek çok insan müze gezmenin turistik bir aktivite olduğunu düşünür, oysa bu ne kadar yanlıştır. Elbette turist olarak başka bir şehirde, başka bir ülkede bulunduğumuz zaman o yerin müzelerini gezmeye daha bir eğilimli oluruz ama aslında müzeler turistlerin gezdikten sonra  to do list'lerinde işaretlemeleri gereken bir tik değil, bir yeri, bir ülkeyi, bir toplumu bir o kadar da kendini tanımak için hayata bambaşka bir pencereden bakmanızı sağlayan çok özel etkileşim mekânlarıdır.

İşte o yüzden bu yazıda yine Paris'teki en ilginç müzelerden birini bu bakış açısı ile gezeceğiz hep birlikte. Bu seferki müzemizin konusu biziz, yani bilinmezlerle dolu "insan". Hal böyle olunca insanı anlamak, insanı anlatmak ve gezeceğimiz Musée de l'Homme - İnsan Müzesi'ni tanıtmak da çok kolay olmayacak.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Yine de bir yerlerden başlamak gerekiyor işte: Trocadéro Meydanı'ndayız. Eyfel Kulesi'ni tepeden gören bu muhteşem manzaralı meydanda, yüzümüzü Eyfel'e verdiğimizde sağlı sollu iki yarım daire şeklinde iki bina görürüz. Burası Palais de Chaillot'dur.

Sol tarafta Mimarlık Müzesi - Cité de l'Architecture ve Chaillot Tiyatrosu vardır. Ortada Eyfel'i seyretmeye doyamadığımız meydan, sağ kanatta ise Denizcilik Müzesi - Musée de la Marine ve İnsan Müzesi - Musée de l'Homme bulunur. İkisinin kapısı yan yanadır. Sağdan girerseniz Denizcilik Müzesi'ne ulaşırsınız, soldan girerseniz de şimdi hep birlikte gezeceğimiz İnsan Müzesi'ne.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Aslına bakarsanız Musée de l'Homme'u İnsan Müzesi olarak çevirmek bana da garip geliyor ama bu biraz da Fransızcanın ilginçliğinden geliyor. Çünkü Fransızcada "l'homme" hem "erkek" demek hem de "insan" demek. Bir de konu müze olunca "İnsan Müzesi" yerine "İnsanlık Müzesi" diye çeviresi geliyor insanın ama sanırım "İnsan Müzesi" dememiz daha doğru olacak.

Bu müze milyonlarca yıllık dünya tarihine kıyasla çok küçük bir zaman diliminde yeryüzü sahnesinde yerini alan insanın macerasını anlatmak, bunu araştırmak ve bir anlamda insana kendini tanıtmak ve bir o kadar da kendini anlamasını sağlamak için kurulmuş diyebiliriz.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Müzenin tarihi 1882'ye kadar uzanıyor. O zamanlar -şimdi yerinde yeller esen- güzelim Trocadéro Sarayı'nda Etnografya Müzesi olarak kurulmuş, daha sonra aynı yere Palais de Chaillot'nun inşa edilmesiyle 1937'de kapılarını İnsan Müzesi - Musée de l'Homme olarak açmış. Müzenin kurucusu Paul Rivet, müzenin açılışından kısa süre sonra gerçekleşen Alman işgali sırasında da direniş hareketinin önemli isimlerinden biri olmuş, müze de bu anlamda önemli bir bağlantı noktası görevi üstlenmiş.

İnsan Müzesi, Chaillot Sarayı'nın Passy kanadını Denizcilik Müzesi ile ortak kullandığı için bu müzeye girerken biletinizi aldıktan sonra doğrudan üst kata çıkıyorsunuz. Merdivendeki ışıklı panolarda, aralarından Türkçe'nin de bulunduğu pek çok dilde "Hoş geldiniz" yazısı karşılıyor sizi.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
2009'da geniş kapsamlı bir renovasyon çalışması başlatılan müzenin kapılarının yeniden ziyaretçilere açılması tam altı yıl sürmüş ve 2015'te müze yeniden hizmet vermeye başlamış. Benim de bu müzeyi ilk gezişim 21 Mayıs 2016'da gerçekleşen Avrupa Müzeler Gecesi kapsamında oldu.

İnsan müzesinin üzerinde durduğu üç temel konu var: Biz kimiz, nereden geldik, nereye gidiyoruz... Ne kadar basit gibi görünüyor öyle değil mi? Evet, bu sorulara yanıt verdiğini iddia eden ve pek çok insanın inandığı kimi kutsal kaynaklar mevcut ama bu sorulara bilimsel yanıt aramaya çalışmak hem büyük bir cesaret, hem büyük bir çılgınlık, hem de aklın yolu bir düsturuyla insanoğlu olarak yapıp etmemiz gereken yegane şey değil mi zaten?

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Müzeyi gezerken izleyeceğiniz güzergâh tam bir kronolojik sıra izlemiyor. İnsan beyni gibi karışık ve bilinmezlerle dolu bu varoluşun dünyada bıraktığı izler, tutunma çabası ve yaşam mücadelesi yanında, kültürel yapıp etmeleri de farklı bölümlerde farklı şekillerde sunulmuş.

Burayı gezerken dünyadaki biricikliğinizi sorguluyor, yeryüzündeki varoluşunuzun değersizliğini ensenizde şöyle bir hissediyor, bir yandan da varolarak neyi başardığınızı, neyin devamı olduğunuzu gözden geçiriyorsunuz.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Tarih akışında ateş böceği gibi bir yanıp bir sönecek olmanın çaresizliği yanında, o yanışı en görkemli şekilde yapabilme telaşını bir arada yaşamanın tuhaf duygusu kaplıyor içinizi. Binlerce yıl öncesine ait orijinal neandertal insanın kafatasına bakıp, -elimizdeki bilimsel verilere göre- bir zamanlar Afrika'dan geldiği düşünülen atalarımız homo sapienslerin Avrupa'nın yerlisi neandertal insanı nasıl ortadan kaldırdığını düşünüyor, bunu başaramasaydık dünyanın gidişatının nasıl olacağını şöyle bir hayal etmeye çalışıyorsunuz.

Tabii tüm bu söylediklerim bilimin bugün için ulaştığı bilimsel veriler ışığında. Zaten yeryüzündeki milyarlarca insanın içinde ortak dil konuşmak için bilimin verilerinin ışığı dışında hareket etmek mümkün mü? Bilim hiçbir zaman mutlak doğruyu bulduğunu iddia etmiyor, bilimi yine ancak bilim yalanlayabiliyor. Neyse bunlar çok karışık konular, biz gezimize devam edelim.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Bir salonda dünya dillerinden örnekler eğlenceli bir şekilde sunulurken diğer bir salonda karşınıza yeryüzündeki çeşitli ülkelerdeki cenaze törenlerine ait detaylar sergileniyor. Yeryüzünde ne çok farklı hikaye olduğunu bir kere daha görüyorsunuz. Böylesi yerleri gezerken ben hep "dünyanın tek akıllısı ben miyim? her şeyin en doğrusu sadece bana öğretilenler mi?" diye düşünür dururum. Kendimi tarif etmeye çalışırken kullandığım "herkes kadar aynı, herkes kadar özel" ifadesi de buradan gelir zaten. O yüzden bu tür yerleri gezmek bana iyi gelir.

Bu müzenin en güzel yönlerinden biri Eyfel Kulesi'ni şahane bir açıdan görüyor oluşu. Zaten sık sık, sergilenen eserlerden başınızı çevirip pencereden dışarı bakarak Eyfel Kulesi'ni seyretmekten alamıyorsunuz kendinizi. Bir dışarı bakıyorsunuz bir de içeri, kafanız karışıyor, hayat gözünüze bambaşka görünüyor.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Üst katlara çıktıkça konular çeşitleniyor, örnekler çoğalıyor. İnsan iskeletleri, doldurulmuş hayvanlar, geleneksel kostümler, eşyalar; süslü püslü bir minibüs, Türkmen çadırı ve daha neler neler. Kafanızı ne yöne çevirseniz sizi başka boyutlara taşıyan farklı bir eserle karşılaşıyorsunuz.

Bazen tarih öncesini konu alan bir arkeoloji müzesini gezdiğinizi düşünüyorsunuz, bazen bir etnografya müzesinde olduğunuzu sanıyorsunuz, bazen de çağdaş bilimler üzerine araştırma yapıyormuşsunuz gibi geliyor. Ben bir ara Toronto'da gezdiğim Bilim Müzesi'nde olduğumu bile düşündüm :)

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
İnsan Müzesi'ni bir "insan" olarak geziyor olmak, sergilenen eserlerin aslında doğrudan bize ait olduğunu görmek; ırk, dil, cins, milliyet, ülke fark etmeksizin hepimizin bu dünyada ortak bir kaderi paylaştığımızın farkına varmak açısından ufkunuz fersah fersah açılıveriyor. Sonra dışarıda sizi yine tüm ayrımları yücelten o bildik dünya bekliyor belki ama olsun; en azından siz bunun böyle olmadığını bilen, farkındalığı gelişmiş insanlardan biri oluyorsunuz.

Müzeyi gezerken yüzüme hoş bir tebessüm yerleştiren şeylerden biri de, sergilenen eserler arasında bir zamanlar severek izlediğim Müfettiş Gadget'ı karşımda görmek oldu. Gerçi o zamanlar yaşım da büyüktü, neden bu kadar severdim bilmiyorum :) Büyük olasılıkla o dönem ilgilenmek durumunda olduğu bir çocuğa eşlik etmek için izliyordum ama sonuçta Müfettiş Gadget benim de hafızama yer etmiş ve şimdi burada böylece karşımda duruyor olması, gözümün önünden türlü türlü anıların geçmesine neden oldu işte.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Gezinin sonlarına doğru, üst katta yani, dönemsel sergilerin olduğu salona ulaşmadan önce karşımıza çıkan müze kafesini ise unutmam mümkün değil. Mekân olarak öyle aman aman değil belki ama karşınızda Eyfel Kulesi tüm heybetiyle yükselirken kahvenizi içip ağzınızı tatlandıracak bir şeyler yemeniz bu gezinizi unutulmaz yapıyor. Sonra dilerseniz dönemsel sergiyi de gezip gezinizi tamamlıyorsunuz; ardından merdivenlerden aşağı inip, başladığınız yere dönüyorsunuz.

İnsan Müzesi Salı günleri hariç haftanın her günü 10:00-18:00 arası açık, Çarşamba akşamları ise 21:00'e kadar gezilebiliyor. Resmi tatil günleri olan 1 Ocak, 1 Mayıs ve 25 Aralık'ta da kapalı olan müzenin normal giriş fiyatı 10€, geçici sergilere de girmek istiyorsanız +8€ daha ödemeniz gerekiyor. Güncel fiyat bilgisine ve diğer detaylara bu linkten ulaşabilirsiniz.

İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
İnsan Müzesi'ni gezdikten sonra dilerseniz hemen yan kapıdaki Musée de la Marine - Denizcilik Müzesi'ni de gezebilirsiniz. Hatta Palais de Chaillot'nun diğer kanadındaki Mimarlık Müzesi - Musée de l'Architecture de görülmeye değer yerlerden. Hatta Mimarlık Müzesi'nin önünden aşağı doğru inen caddeden yürürseniz yol üstünde Palais de Tokyo, Paris Modern Sanat Müzesi ve Asya Sanatları Müzesi - Musée Guimet de tüm çekicilikleriyle sizi bekliyor.

Ya da belki müze gezisi sonrası ortadaki meydandan aşağı doğru iner ve kendinizi Eyfel'in çekiciliğine bırakmayı tercih edersiniz? Paris'te gezecek, görecek ve yapacak o kadar çok şey var ki...
İnsan Müzesi - Musée de l'Homme
Belki de hiç uzaklaşmadan doğrudan Trocadéro Meydanı'nda vakit geçirmek isteyebilir, buradaki kafe ve restoranlarından birinde oturarak Paris'in tadını çıkarabilirsiniz?

Keyifli geziler, keyifli keşifler...




Adres: Musée de l'Homme, 17 Place du Trocadéro, 75116 Paris


TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

0 yorum:

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.