Archive

Haziran 2016

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Yine Champs-Elysées’deyiz ama bu kez gündüz kalabalığına değil gecenin renkli dünyasına karışacağız. Bu yazımızın konusu Paris’in en ünlü kabarelerinden biri olan Lido de Paris. Gelin show hakkında bilgi vermeden önce buranın tarihine kısaca bir bakalım. Lido 1946’da kurulmadan önce bulunduğu ilk yerde, seçkin kesimin müdavimi olduğu bir havuz varmış ve bu havuz adını Venedik’teki ünlü Lido Plajı’ndan alıyormuş. İkinci dünya savaşı sonrasında bu havuz kapanmış ve ardından, Joseph – Louis Clérico kardeşlerin girişimiyle buraya çok özel şovların sergileneceği bir kulüp açılmış. 20 Haziran 1946’dan bu yana belirli kesintiler dışında varlığını ve ününü büyük başarıyla sürdüren Lido de Paris 1977’de şu an bulunduğu 116 Avenue des Champs-Elysées adresine taşınmış. Günümüzdeki sahibi ise Sodexo…. Her gün önünden binlerce insan gelip geçiyor ama şanslı olan pek azı içeri girip bir show izleme şansına sahip oluyor. Lido de Paris Lido, tıpkı Moulin Rouge ve Crazy Horse gibi Paris gece hayatının seksi…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Versay Sarayı’nın içi ayrı güzeldir, bahçesi ayrı. Bu kadar görkemli bir sarayın koridorlarında dolaşırken sanatın ve estetiğin ihtişamı karşısında kendinizden geçersiniz. Benzer duyguyu uçsuz bucaksız bahçesinde dolaşırken de yaşarsınız ama bu yazıda bu görkemin biraz daha fazlasını bulacaksınız. Yine Château de Versailles – Versay Sarayı’nın bahçesindeyiz ama bu kez yılın belirli dönemlerinde gerçekleştirilen çok özel bir etkinliğe tanıklık edeceğiz hep birlikte. Les Grands Eux de Versailles olarak geçen, Versay Büyük Su Gösterisi diye çevirebileceğim, özel etkinliğe ek olarak bunun bir de yazın Cumartesi akşamları gerçekleştirilen ses-ışık-su ve havai fişek gösterisi var ki dillere destan. İşte bu yazımızın konusu Cumartesi akşamları yapılan bu çok özel gösteri: Les Grands Eaux Nocturnes olarak geçiyor. Château de Versailles “Les Grands Eaux Nocturnes” Versay Sarayı Havai Fişek Gösterisi Her yıl Haziran ayından Eylül ayına kadar Cumartesi akşamları gerçekleştirilen bu gösteriyi ben sizler için 18 Haziran 2016 Cumartesi akşamı izledim ve hemen bu…

1982 yılında Fransa Kültür Bakanı Jack Lang’ın girişimiyle başlatılan ve daha sonra tüm Avrupa’ya yayılan “La Fête De La Musique” her yıl 21 Haziran’da, yani gündüzün en uzun olduğu günde tüm gün boyunca Avrupa’da, Fransa’da ve tabii ki Paris’in dört bir köşesinde Müzik Bayramı olarak kutlanılıyor; gerek profesyonel, gerek amatör pek çok sanatçı, grup ve orkestra yüzlerce konser düzenliyor. La Fête De La Musique 2016 Nedir La Fête De La Musique (la fet de la müzik)? Müzik Bayramı, Müzik Şenliği… Bu etkinliğin olduğu akşam, tüm Fransa’da olduğu gibi Paris’i de bir müzik coşkusu sarar. Şehrin her yerinde, neredeyse her meydanda, her köşe başında, barlarda, restoranlarda, kafelerde, müze ve saraylarda, olur olmaz her yerde müziğe dair bir şey karşınıza çıkar, müziğin büyülü notaları kulaklarınızdan içinize dolup yüreğinizi titretir. La Fête De La Musique 2016 Zaman nasıl da hızlı akıyor. Ben bu yıl Paris’te beşinci La Fête de la Musique’i kutlayacağım. İlk yıl…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Pek çok insan müze gezmenin turistik bir aktivite olduğunu düşünür, oysa bu ne kadar yanlıştır. Elbette turist olarak başka bir şehirde, başka bir ülkede bulunduğumuz zaman o yerin müzelerini gezmeye daha bir eğilimli oluruz ama aslında müzeler turistlerin gezdikten sonra to do list’lerinde işaretlemeleri gereken bir tik değil, bir yeri, bir ülkeyi, bir toplumu bir o kadar da kendini tanımak için hayata bambaşka bir pencereden bakmanızı sağlayan çok özel etkileşim mekânlarıdır. İşte o yüzden bu yazıda yine Paris’teki en ilginç müzelerden birini bu bakış açısı ile gezeceğiz hep birlikte. Bu seferki müzemizin konusu biziz, yani bilinmezlerle dolu “insan”. Hal böyle olunca insanı anlamak, insanı anlatmak ve gezeceğimiz Musée de l’Homme – İnsan Müzesi’ni tanıtmak da çok kolay olmayacak. İnsan Müzesi – Musée de l’Homme Yine de bir yerlerden başlamak gerekiyor işte: Trocadéro Meydanı’ndayız. Eyfel Kulesi’ni tepeden gören bu muhteşem manzaralı meydanda, yüzümüzü Eyfel’e verdiğimizde sağlı sollu iki yarım…

(Son Güncelleme: 12.01.2018 – ÖNEMLİ NOT: Renovasyon çalışması nedeniyle 2021’e kadar kapalı) Paris’te en çok eksikliğini duyduğum şey deniz… Vapur ardı martı çığlıklarına alışmış bir bünye olarak hem o iyot kokusunu, hem de denizin çağrıştırdığı tüm estetiği Paris’te yaşayamamak en çok özlemini duyduğum şeydir diyebilirim. Ama bir o kadar da Fransa’nın denizle olan ilgisi ve bu ilginin Paris’te varoluş biçimi, bu konuda pek çok eksiği kapatıyor, insanın denize ve denizciliğe bakışına bambaşka bir boyut kazandırıyor. Evet, bu yazımızda dünyanın en eski denizcilik müzelerinden biri olan Musée de la Marine’i yani Paris Denizcilik Müzesi’ni tanıyacağız hep birlikte. Trocadéro’da Chaillot Sarayı’nın sağ tarafında yani Passy kanadında yer alan bu müze 1943’ten bu yana bu binada hizmet veriyor ama aslına bakarsanız, tarihi çok daha eskilere dayanıyor. Denizcilik Müzesi – Musée de la Marine İlk olarak, gemi mühendisliği alanında uzmanlaşmış Fransız fizikçi Henri Louis Duhamel du Monceau’nun XV. Louis’ye hediye ettiği gemi modelleri ve gemi ekipmanlarından…

Aslına bakarsanız futboldan pek anlamıyorum ve bunun nedenlerini Paris Saint Germain’in stadı Parc des Princes yazımda kısaca anlatmaya çalıştım. Yine de, dediğim gibi, Pariste.Net turistik bilgi ağırlıklı bir blog olduğundan, Stade de France’ta maç ya da konser izlemek isteyenler için bir rehber yazısı yazmam kaçınılmazdı. Yapımına 1995’te başlanan ve 1998’de ilk futbol karşılaşması olarak Fransa’nın İspanya’yı 1-0 yendiği maçla açılan Stade de France (stad dö frans ya da stad dö fğans) 81.338 seyirci kapasiteli, Fransa’nın en büyük futbol stadyumu. Burada aynı zamanda rugby maçları da yapılıyor ayrıca çok büyük konser organizasyonları da gerçekleştiriliyor. Stade de France périférique dışında, Saint-Denis’de yani Paris’in biraz dışında bulunuyor ama ulaşımı çok kolay. Hem RER-B’nin Hem de RER-D’nin Stade de France istasyonlarından buraya kolayca ulaşılıyor. Ben size RER-B’yi tercih etmenizi öneriyorum. İstasyondan inince dümdüz yürüdüğünüzde stat karşınıza çıkıyor.   RER-B, Charles de Gaulle Havaalanı’ndan gelip, Parc des Expositions – Villepinte Fuar Merkezi’ni geçip, Stade de…

Hiç bilmediğim konularda yazmak haddim değil ama turistik bilgi kaynağı olan bu blog’ta Paris’e gelip Parc des Princes ‘ta maç izleyecekler için bildiklerimi paylaşmayı uygun gördüm. Mesele şu ki futboldan anlamıyorum 🙂 Takım tutmayı -yanlış hatırlamıyorsam- 10 yaşındayken bıraktım. Bunun nedenini soracak olursanız, çok sevdiğim bir futbolcunun başka takıma transfer olup “düşman” takımın formasını giydiği zaman yaşadığım şok diyebilirim… Çocuk aklımla ben de o takıma geçmek istediğimde bana “dönek” damgası vurmuşlardı. Futbolcu başka takıma geçince “profesyonel”, ben başka takıma geçince “dönek” oluyordum ve bunu hiç içime sindiremedim. O yaşta aldığım bir kararla, ben de “profesyonel” olmaya karar verdim ve bana hangi takım en çok parayı verirse o takımı tutacaktım 🙂 Tabii ki kimse para vermedi, ben de futbolla ilgilenmeyi bıraktım 🙂   Bunu neden anlatıyorum, kimileri için böylesine önemli bir konuda yanlış laflar etmek istemem, onu söylemeye çalışıyorum. O yüzden bu yazıda sadece Parc des Princes nerededir, nasıl gidilir, yakın çevresinde neler var…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) 1951’den beri varlığını sürdüren ve Paris’teki en özel kabare şovlarından biri olan ünlü Crazy Horse’u tanıyacağız bu yazıda hep birlikte. Birbirinden güzel dansçı kızların sahne aldığı bu müthiş Paris kabaresi, Paris’e gelip de farklı bir deneyim yaşamak isteyen herkesin görmesi gereken çok ilginç bir gösteri… Paris çılgın bir yer… Burada ne ararsanız var. Dilerseniz gidin Louvre Müzesi’nde Mona Lisa’yı görün, dilerseniz Notre-Dame Katedrali’nde mum dikin, dilerseniz Paris Camisi’nde dua edin, dilerseniz Avenue Montaigne’de lüks alışverişin tadına varın, dilerseniz Saint Ouen’da bit pazarı gezin, dilerseniz de şehrin birbirinden güzel kafelerinden birinde oturup kahvenizi yudumlarken geleni geçeni seyredin… Ama çok daha farklı bir şey yapıp gece hayatının bambaşka bir yüzünü görmek istiyorsanız, o zaman Paris’in ünlü kabare şovlarını seyredin derim… Hadi önce Crazy Horse ile başlayalım. Her şeyden önce şunu söylemem gerekir ki Paris’in tanınmış diğer iki kabaresi Moulin Rouge ve Lido’ya oranla Crazy Horse çok daha erotik bir şov ama bu çiğ bir…