Archive

Mayıs 2016

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Hem Champs-Elysées’de geziyorsunuz hem de hesaplı bir yerde, nispeten eli yüzü düzgün bir mekanda doğru dürüst bir şeyler yiyip içmek istiyorsunuz… Her şeyin ateş pahası olduğu bu bölgede böyle bir şey mümkün mü? Evet mümkün… Paris’te yeme-içme konusunda daha fazla mekan önerisinde bulunmam gerektiğinin farkındayım; elimden geldiğince de bu konuda yardımcı olmaya, bildiklerimi paylaşmaya çalışıyorum. İşte o yüzden bu yazıda yine size tavsiye edebileceğim restoranlardan birini tanıtmak istiyorum: Restaurant Monté Carlo. Champs-Elysées dedimse tam da “Şanzelize” Bulvarı üzerinde değil de, bulvarın başındaki Arc de Triomphe – Zafer Takı’nın orada, hemen sağdaki bulvar olan Wagram üzerindeyiz… Benim için tüm bu bölge Champs-Elysées olarak geçiyor. Eğer böyle düşünmeyeceksek, yine bu bölgedeki, benim çok sevdiğim Relais de l’Entrecôte bile Champs-Elysées’de değil deriz 🙂 Champs-Elysées’nin başında, Zafer Takı’nı karşınıza aldığınızda, takın tam sağ tarafındaki Wagram Bulvarı’na girip kaldırımın solundan yürüdüğünüzde, biraz ilerde solda Retaurant Monté Carlo’nun kırmızı camekanını göreceksiniz. Size bu restoranı tanıtmak…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Pariste.Net’i takip edenler Paris’te büyük bir cami olduğunu zaten biliyorlar. Hatta o yazıda bu caminin bir köşesinde nane çayıyla ünlü bir çay bahçesi / kafe olduğundan bahsetmiştim. İşte bu yazıda sizlere o çay bahçesini, daha geniş bir biçimde, restoranı hakkında da bilgi verecek şekilde tanıtmak istiyorum. 5. arrondissement’da, Jardin des Plantes’ın hemen arkasında bulunan Grande Mosquée de Paris – Paris Büyük Camisi’nin hemen köşesinde yer alan bu kafe – restoran, söylediğim gibi en çok nane çayıyla ünlü. Sadece şehirde yaşayan müslüman nüfus tarafından değil, Parislilerin de yoğun olarak rağbet ettiği hoş bir mekan. Salon de Thé de la Grande Mosquée de Paris Bu çay bahçesinin methini Paris’te Fransızca öğrenmeye ilk başladığım zamanlar, kursta sevgili hocam Laura’dan duymuştum. Bana buraya mutlaka gidip nane çayı içmemi tavsiye etmişti. İlk başlarda burun kıvırdımsa da farklı kültürleri tanımak adına burayı da denemem gerektiğinin farkındaydım. Çok geçmeden gidip denedim; ne yazık ki çok kalabalık…

ÖNEMLİ NOT: Sikana Türkçe projesi bütçe yetersizliği nedeniyle geçici bir süre için durdurulmuş 🙁 Dolayısıyla şu an gönüllü seslendirmeci arayışları bulunmuyor. Ben yine de bu yazı kalsın istiyorum. Umarım tekrar bütçe ayrılır ve proje devam eder. Şu dünyada sadece kendimiz için yaşamamak, başkalarına yararlı olacak işler yaparak çevremize bir faydamızın dokunması, hiç tanımadığımız insanların yaşamını güzelleştirmede az ya da çok katkımızın olması ne güzel bir duygudur. Bu duyguyu yaşama fırsatı sunacak projelere örnek olması açısından bu yazıda sizlere, gönüllülük konusunda Paris’teki bir fırsattan, SIKANA’dan söz etmek istiyorum. Hatta yazının ilerleyen satırlarında göreceksiniz ki, bu projeye destek olmak için sadece Paris’te olmanıza da gerek yok. Çağımız internet çağı; yaşamı kolaylaştırmak için internetin iki ayrı ucunda doğru ve iyi niyetli insanların olması yeterli… Sikana 2012 yılında Paris’te kurulmuş ve hazırladığı ücretsiz eğitim videolarıyla tüm dünyadan insanların tarım, ilk yardım, sağlıklı yaşam, çizim, pratik bilgiler ve akla hayale gelmeyecek daha pek çok konu…

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Avrupa’da Mayıs ayının bir gecesi Avrupa Müzeler Gecesi – La Nuit Européenne des Musées olarak kutlanacak. Bu etkinlik kapsamında Avrupa’nın dört bir yanında pek çok müze, galeri ve kültür merkezi akşam belirli bir saatten sonra ziyaretçilerine kapılarını ücretsiz olarak açıyor ve gece 12’ye, 1’e kadar da bu mekanlar ücretsiz olarak gezilebiliyor. Bununla birlikte kimi mekanlarda da ücretsiz etkinlikler, konserler ve gösteriler düzenleniyor. Bu yıl La Nuit Européenne des Musées / Müzeler Gecesi 21 Mayıs 2016 Cumartesi, yani yarın akşam gerçekleşecek etkinliklerle kutlanacak. İşte bu nedenle bugünkü yazımı bu konuda yazmak, Paris’te yarın gece hangi mekanların bu etkinlik kapsamında açık olacağı konusunda bilgi vermek istedim.   2013’teki müzeler gecesinde Centre Pompideu ve Louvre Müzesi’ni gezmiş, gecenin kör karanlıklarında o sanat eserleri arasında olmanın ve benimle benzer hisleri yaşayan yetmiş iki milletten insanla beraber olmanın yarattığı ruh halini iliklerime kadar hissetmiştim.  2014’teki müzeler gecesinde Louvre’a…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda Paris’in en sevdiğim semtlerinden biri olan Saint Germain’in arka sokaklarında, yine en sevdiğim sokaklardan biri olan Rue de Buci’de dolaşırken, oturup bir şeyler yiyip içmek için en hoş kafe-restoranlardan biri olan Café de Paris’de mola vereceğiz hep birlikte. Paris’te birkaç tane daha Café de Paris var. Üstelik hepimiz bu adı ünlü café de paris sosundan da tanıyoruz ama bu yazı konumuzun o sosla bir ilgisi yok; zaten sosun yaratıldığı yer Paris değil Cenevre. Biz bu yazıda sadece Paris’te hoş bir yeme-içme mekanı daha tanımış olacağız sadece.  Dediğim gibi Rue de Buci en sevdiğim sokaklardan biri. Yaz-kış, gece-gündüz hareketli. Öyle fazla uzun bir sokak değil ama yine de Paris’e hayat veren yaşam alanlarından biri. Buradaki mekanlarda oturup bir şeyler yiyip içmek de çok iyi geliyor insana. Hele ki hava mızmızlık yapmayıp, kapı önünde oturmaya izin verecek kadar iyiyse. Café de Paris (Rue de Buci – Saint Germain) 4…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Saint Germain’in arka sokakları birbirinden güzel hazineler barındırır. Pek çok butik, mağaza, kitapçı, sanat galerisi, kafe-restoran ve daha neler neler, bazen ulu orta, bazense gizli saklı köşelerde sizi bekler. Bunları arka sokaklarda kaybolurken (daha doğrusu kendinizi kaybederken) keşfetmeniz mümkün ama bu yazıda sizlere bunların dışında, enteresan bir mobilya ve dekorasyon mağazasını tanıtmak istiyorum: Flamant Evet Flamant (flaman) bir mobilya ve dekorasyon mağazası ama bu blog’ta yazılmaya değer olmasının nedeni satılan ürünlerinden çok, mağazanın kendisi. Biz burayı epey bir zaman önce Saint Germain’in arka sokaklarında yaptığımız keşif turlarından birinde keşfetmiştik. Çok güzel bir yer olduğunu düşündüğüm için sizlerle de paylaşmak istedim. Flamant – Saint Germain Dışarıdan baktığınız zaman küçük bir yermiş gibi duran Flamant’ın içine girdiğinizde birdenbire atmosfer değişiyor. Evet, nihayetinde burası bir mobilya mağazası ama bana daha çok bir sergi salonuymuş gibi geliyor. İşin ilginç yanı, içerisi labirent gibi; o küçücük görünen mağaza derinlere doğru gittikçe gidiyor. Bilmem hâlâ…

(Son Güncelleme: 03.05.2018) Paris’in hazineleri yazmakla bitmiyor… Bu yazıda hep birlikte, Paris’in en güzel semtlerinden biri olan Saint Germain’in arka sokaklarında, başınızı çevirmezseniz görmeden geçip gideceğiniz bir kapının ardında gizli, oysa Paris’in en ünlü müzelerinden biri olan Eugène Delacroix Müzesi’ni gezeceğiz hep birlikte. 6. arrondissement’da, Saint Germain Bulvarı’nın ünlü kafelerinden Les Deux Magots’nun karşısındaki Saint-Germain des Prés Kilisesi’nin hemen arkasında bulunan Musée Eugène Delacroix – Eugène Delacroix Müzesi’nin girişi, semtin en küçük ama en güzel meydanlarından biri olan Place Furstenberg’te bulunuyor. Eugène Delacroix Müzesi – Musée Eugène Delacroix Paris’teki en hoş mobilya ve dekorasyon mağazalarından Flamant’ın hemen yanındaki kapıdan başınızı uzatıp içeri baktığınızda, yazının başında bulunan fotoğraftaki avluya girmiş oluyorsunuz. Müzenin kapısına ulaştığınızda da sağ taraftaki gişeden biletinizi alıyorsunuz. Müze giriş ücreti 7€ ama ek olarak Louvre Müzesi için de kombine bilet alırsanız 15€ ödeyip her iki müzeyi birden gezme fırsatı yakalıyorsunuz. Güncel fiyatlar ve detaylı bilgi için müzenin web…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Şehirler arabalar için midir yoksa yayalar için mi? Hayatımızı kolaylaştıracağını düşündüğümüz için insanoğlunun, icadını büyük bir sevinçle karşıladığı otomobillerin hızla çoğalması sonucunda, modern şehir yaşamını içinden çıkılmaz bir hale getirmesiyle birlikte çağdaş kentlerde yaşama arzusunda olanlar, kendilerine yeni çıkış yolları arıyorlar. Daha fazla yol, daha fazla araba üreterek ileri ülke olunamayacağı artık aşikâr ama ürettiğiniz arabaları başka ülkelere satarak kendi ülkenizdeki insanlar için daha temiz, daha yaşanası yaşam koşulları sağlamaksa çağdaşlık göstergesi oluyor artık… Garip bir dünyada yaşıyoruz… Paris Belediyesi de, özellikle belediye başkanı Anne Hidalgo’nun seçilmesinden itibaren şehirlerin otomobillere değil de yayalara ait olduğu vurgusunu daha çok yapar oldu. Bu amaçla bugüne kadar pek çok etkinlik düzenlendi; karbon salınımının en aza indirilmesi için fosil yakıtlı otomobillerin değil yayaların, bisikletlilerin ve elektrikli otomobillerin teşvik edilmesi yanında şehrin yayalaştırılması ve yeşil alanların arttırılması için de pek çok proje başlatıldı. Şimdi bu projelere bir yenisi ekleniyor:   Mayıs 2016 itibariyle her ay bir pazar…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Ünlü Fransız ressam Claude Monet’yi tanımayan ve onun birbirinden güzel tablolarını bilmeyen, sanırım yoktur. Bu yazıda Paris’teki en zengin Monet koleksiyonunu gezip görebileceğiniz çok kapsamlı bir müzeyi, Marmottan Monet Müzesi’ni tanıyacağız hep birlikte. Musée Marmotan Monet (müze marmotan mone ya da müze mağmotan mone) Paris’te, periferik içinde olmasına rağmen pek çok kişi tarafından bilinmeyen, bilenlerinse çok büyük ilgi gösterdiği, bu ilgiyi fazlasıyla hak eden çok özel bir müze. 16. arrondissement’da, sessiz sakin, yeşillikler içinde bir köşede, hemen Boulogne Ormanı’nın ve periferiğin yanı başında bulunan bu müzenin yerinde vaktiyle bir av köşkü bulunuyormuş ve bu köşk Valmy Dükü Christophe Edmond Kellermann’a aitmiş. 1882’de Jules Marmottan tarafından satın alınan köşk, daha sonra oğlu Paul Marmottan tarafından büyütülerek bugünkü şekline kavuşturulmuş. Marmottan Monet Müzesi – Musée Marmottan Monet Birinci imparatorluk dönemi sanatına düşkün olan Paul Marmottan o dönem satın almaya başladığı tabloları bu evinde toplamaya başlamış ve koleksiyon zaman içinde genişlemiş. Paul Marmottan…