Archive

Mart 2016

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda ipin ucunu biraz kaçırıyor, hep birlikte Amsterdam’a gidiyoruz… Aslında Amsterdam hakkında bir rehber yazısı yazarak haddimi aşmaya niyetim yoktu ama son Amsterdam gezimi Pariste.Net’in sosyal medya hesaplarında duyurup, Paris’ten trenle Amsterdam’a gidip, tren garından çıkıp ilk fotoğrafı kişisel hesabımda paylaşınca yağmur gibi gelen “Amsterdam’da hangi otelde kalmamızı önerirsiniz?”, “Amsterdam Havaalanı’na gardan ulaşım kaçta başlıyor?”, “Orada hangi restorana gitmemizi tavsiye edersiniz?” gibi soruları görünce neye uğradığımı şaşırdım ve o an bu tatilin sonunda Paris’e döndüğümde minik de olsa bir Amsterdam Rehberi hazırlamaya karar verdim. İnternette Amsterdam’la ilgili pek çok içerik bulabilirsiniz. Benim niyetim en iyi, en güzel, en zengin paylaşımda bulunmak değil, bunu uzaktan uzağa yapmak pek mümkün değil. Bu mini rehberi hazırlarken amacım bu güzel şehri benim gözümle tanımanızı, bu dünyalar güzeli şehrin sadece uyuşturucu ve seks özgürlüğünden ibaret olmadığını fark etmenizi sağlamak. Nasıl ki Pariste.Net’i hazırlarken Paris’in Eyfel Kulesi’nin, “Şanzelize”nin, Notre Dame’ın çok ötesinde bir şehir…

Bugün itibariyle Paris’e yerleşmemin dördüncü yılını kutluyorum. İnanılır gibi değil; tam dört yıl olmuş. Dört yıl önce bu vakitlerde La Défense yakınlarındaki küçük stüdyo dairemize, o minicik geçici lojmana yerleştiğimiz günkü karışık duyguları, heyecanı, mutluluğu, özlemi, her şeyi ama her şeyi dün gibi hatırlıyorum. Hatırlayıp şöyle bir geçmişe bakıyorum ve tarihe not düşmek adına Paris’te dördüncü yılımı, son bir yılda yaşadıklarımı, tüm geçmişin süzgecinden geçirip şöyle bir değerlendirmek istiyorum izninizle. Bu şekilde yurt dışında yaşayan birinin bakış açısı hakkında da size fikir vermesi açısından yararı dokunur diye düşünüyorum. Cennette Bir Yıl, Cennette İkinci Yıl ve Cennette Üçüncü Yıl yazılarımı tekrar okuduğumda görüyorum ki başladığım noktada ne kadar mutluysam, bugün de aynı mutluluğu ve huzuru yaşıyorum. Değişen en ufak bir şey olmamış. Hâlâ başka bir ülkede bir süre yaşama kararı verdiğim günü sevinçle anıyorum, bu rüyanın gerçekleşmiş olmasının tadını da sonuna kadar çıkarıyorum. Paris’te dört yıldır yaşıyor olmak, şimdiye dek bende…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazımızın konusu akıllara ziyan… Paris’in orta yerinde, kendi halinde bir yapının küçük kapısından içeri girip yeraltında bambaşka bir dünyanın içine, Paris’te yeraltı mezarlarının bulunduğu çok özel bir yere, Catacombes’a gireceğiz hep birlikte. Catacombes (katakomb) yeraltı mezarlığı anlamına geliyor ve burası Paris’te gezip görebileceğiniz en ama en enteresan yerlerden biri. Her ne kadar yeraltı mezarlığı gibi tanımlansa da ben burayı, ölümün sessiz tanıklarıyla oluşturulmuş bir yeraltı “sanat galerisi” olarak değerlendiriyorum. Neden mi? Bunun nedenini anlamak için dilerseniz önce Catacombes’un hikayesini öğrenelim: Burası aslında Paris’i Paris yapan o binaların yapımında kullanılan sarı kalker taşının çıkarıldığı eski taş ocaklarından biri. Normalde kilometrelerce uzunluğunda tünellerden oluşuyor ama günümüzde sadece iki kilometrelik bir bölümü geziliyor. Ve gezdiğiniz bu yerler sadece taş ocağı tünelleri değil, yeraltı mezarlığı şeklinde düzenlenmiş galeriler… İnanın dehşet verici; insan, insanoğlunun yapıp etmeleri karşısında bazen donup öylece kalıyor. Catacombes Girişi – Denfert Rochereau Peki burası nasıl yeraltı mezarlığı olmuş? Anlatayım……

Bu blog’ta en severek yazdığım yazılarımdan biriyle karşınızdayım. Çünkü bugün Paris’te Türkçe tiyatro yapan genç bir grubu tanıtmak istiyorum sizlere. Evet, Paris’te gençler Türkçe tiyatro yapıyorlar. Bu öyle Paris’e turneye gelmiş tiyatrocuların değil, Paris’te yaşayıp Türkçe tiyatro yapan gönüllü bir grubun, PaTuTi’nin hikayesi. “Paris’te Türkçe Tiyatro”nun kısaltması olarak kendilerine PaTuTi ismini veren bu gençlerden, benim de birkaç hafta önce haberim oldu. Mart 2016’da, Paris’te en sevdiğim Türk restoranı Labranda’da bir akşam yemeği sırasında, grup üyelerinden Tuğçe ile tanışıp, Paris’te Türkçe tiyatro yaptıklarını öğrenince, hemen ekip arkadaşlarıyla da tanışmak istedim ve hemen ardından, Centre Culturel Anatolie’deki provalarına katılıp bu harika gençeleri ziyaret etme şansı yakaladım. Provalarını izleyip, sonrasında onlarla sohbet edince tiyatro sevdalısı bu gençleri o kadar sevdim, yaptıkları işle o kadar gurur duydum ki bu yazı ile sizlerin de PaTuTi’den haberdar olmanızı, oyunlarını izlemenizi ve onlara destek olmanızı sağlamayı gönüllü olarak üstlendim. Paris’te Türkçe Tiyatro: PaTuTi PaTuTi Paris’te Türkçe tiyatro…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) 14 Mart 2016 Tıp Bayramı yazısı da Fransız Ulusal Tıp Akademisi olsun. Hem kısaca akademiyi tanıyalım hem de akademinin 6. arrondissement’da bulunan binasını gezelim hep birlikte. Fransız Ulusal Tıp Akademisi’nin tarihi 1731’e dayanıyor. İlk olarak Kraliyet Cerrahi Akademisi (Académie Royal de Chirurgie) adıyla XV. Louis’nin emriyle kurulan akademi, 1778’de XVI. Louis tarafından kurulan Kraliyet Tıp Topluluğu (Société Royal de Medicine) ardından, XVII. Louis’nin emriyle 1820’de Kraliyet Tıp Akademisi’ne (Académie Royal de Medicine) dönüşüyor. Fransız Ulusal Tıp Akademisi – Academie Nationale de Medicine Bundan sonra Fransız tarihindeki krallık-cumhuriyet dönüşümlerinden etkilenerek (malum, şu an 5. cumhuriyetteyiz) adının başına Royal-National (Kraliyet/Ulusal) eklenip duruyor ve en son 1947’de günümüzdeki adına kavuşuyor. Akademinin kuruluş aşamasında başlıca görevleri arasında Fransız devletinden gelecek, halk sağlığı ve genel sağlık konularını ilgilendiren tüm sorulara yanıt vermek, salgın hastalıkları önleme konusunda çalışmalar yapmak, aşının yaygınlaştırılması için gerekli adımları atmak gibi önemli konular sıralanmış. Zaman içinde bilim ve tıp…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in Latin Mahallesi (Quartier Latin) bugüne kadar yolumun çok sık düşmediği ama ne kadar güzel bir yer olduğunu bildiğim özel bir bölge. Artık vakit buldukça yolumu o taraflara düşürüp, her geçen gün biraz daha keşfetmeye çalışıyorum; tıpkı geçtiğimiz hafta olduğu gibi…  Fransızca exchange arkadaşım sevgili Elisa, en son buluşma adresi olarak Strada Café’yi verince burayı Mart 2016’da keşfetme şansım oldu, beğendiğim yerleri sizlerle paylaşmayı sevdiğim için de bu yazı konusu olarak Strada Café’yi seçtim.   Strada Café’den Paris’te iki tane var. Bir tanesi Marais Bölgesi’nde, bir tanesi de bu yazıda bahsettiğim Latin Mahallesi’nde. Le Marais’deki yerlerini henüz denemedim ama Latin Mahallesi’nde bulunan şubelerinin son derece sıcak ve sevimli olduğunu söyleyebilirim. O yüzden gelin bu kez Strada Café’de oturup hafif bir şeyler yiyelim, olmazsa sıcak-soğuk bir şeyler içip hasb-ı hal edelim. Strada Café (Quartier Latin) Strada Café 5. arrondissement’da, 10 numaralı metro hattının Cardinal Lemoine istasyonunun hemen orada, 24…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Charles de Gaulle Havaalanı ile Paris şehir merkezi arasında ulaşım için tercih edebileceğiniz seçeneklerden biri olan RoissyBus’ten söz etmek istiyorum bu yazıda sizlere. Charles de Gaulle Havaalanı’nın olduğu bölge Roissy olarak geçtiği için bu havaalanına giden otobüsün adı RoissyBus olarak geçiyor. Nasıl ki Orly Havaalanı ile şehir merkezi arasında OrlyBus çalışıyorsa, Charles de Gaulle Havaalanı (CDG) ile şehir merkezi arasında da RoissyBus (roasibüs ya da ğoasibüs) adında özel bir otobüs hattı bulunuyor. Özel dediğime bakmayın, bu hat yine Paris Belediyesi’ne bağlı RATP tarafından işletiliyor ama normal otobüsler gibi her durakta durmadığı, sadece havaalanı ile şehir merkezi arasında sefer yaptığı ve özel bir tarifesi olduğu için bu şekilde düşünebiliriz. RoissyBus’ün en güzel yanı Paris’in kalbindeki noktalardan biri diyebileceğimiz Opéra’ya doğrudan ulaşımı sağlıyor olması. Eğer konaklayacağınız yer Opéra Garnier tarafındaysa o zaman RER-B ile dolanma derdi olmadan doğrudan RoissyBus ile bu noktaya ulaşabilirsiniz. Ama Paris merkezinde başka bir yere gidecekseniz RER-B seçeneğini değerlendirmekte fayda var. Ulaşım için taksiyi tercih edenlerdenseniz, o zaman Paris Dolmuşu’nu önerebilirim. RoissyBus’e Charles de Gaulle Havaalanı’nın her terminalinden…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in size sunacağı en güzel şeylerden biri, farklı kültürleri, özellikle de o kültüre ait yeme içme alışkanlıklarını bir arada bulabilme fırsatı olsa gerek. Irish Pub’lar da bu anlamda şehrin pek çok yerinde karşınıza çıkacak alternatif yeme içme mekanları olacaktır haliyle. Biz de bu kez parizyen havamızdan sıyrılıp içimizdeki İrlandalıyı ortaya çıkarıyor, Paris’in orta yerinde, Montmartre Tepesi’nde, üstelik de Sacré Coeur’ün hemen dibindeki bir Irish Pub’a gidiyoruz hep birlikte: Corcoran’s Iris Pub… Corcoran’s Irish Pub, Montmartre’ta tam “Beyaz Kilise” Sacré Coeur’ün dibinde, Montmartre Füniküleri’nin yanıbaşından aşağı inen merdivenlerin başında bulunuyor. Hava güzelse öndeki küçük terasta oturmak keyifli olabilir ama gerçek bir bar havasını yaşamak için elbette ki içeri girmeniz gerekiyor.   Corcoran’s Irish Pub Montmartre Tepesi haricinde, Saint Michel, Grands Boulevards, Place de Clichy, Bastille, Boulogne, Porte des Lilas ve Chatelet’de de bulunuyor; yani toplamda sekiz şubesi olan popüler bir bar. Ben bugüne kadar Saint Michel’dekine ve Montmartre’takine gittim. Montmartre Tepesi’ndekini daha özel…