Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

8 Şubat 2016 Pazartesi

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
(Son Güncelleme: 21.09.2017) Paris turistik bir destinasyon olarak tercih edilecek ilk üç şehirden biri olduğu muhakkak ama Paris rüyasına dalıp burada uzun süreli yaşamaya karar verdiğinizde ya da karşınıza çıkan iş fırsatları sizi buraya sürüklediğinde başınıza neler gelecek, gördüğünüz bu rüya ne kadar sürecek, gördüklerinizin ne kadarı hayal, ne kadarı gerçek? İşte bugün bu sorulara yanıt vermek için bir yazı ile karşınızdayız. Karşınızdayız diyorum çünkü bu yazıyı tek başıma hazırlamadım. Paris’te önemli kademelerde, gerek kendi işini yapan, gerek expat olarak halen çalışmakta olan gerekse kısa bir süre önce çalışıp Türkiye’ye dönmüş, yakın çevremdeki değer verdiğim insanlardan Paris’te iş hayatına bakışlarını anlatan, kendi şahsi görüşlerini içeren bir yazı yazmalarını rica ettim ve sağ olsunlar, beni kırmayıp herkes uzun-kısa fark etmeksizin, Paris’e gelip burada çalışacak olanlara ya da çalışmayı düşünenlere yol göstermesi açısından fikirlerini bizlerle paylaştılar. Beyaz yaka çalışanlar, kendi işinin patronu olanlar, vaktiyle iş adamı olarak Paris’te büyük işlere imza atmış olup şimdi şair, yazar ve gazeteci olarak yaşamını sürdürenler olmak üzere kimler kimler yok ki. Hatta hak geçmesin diye, Türkçe öğrenen bir Fransız arkadaşımız bile bizimle fikirlerini paylaştı...

Kimi isimlerinin yayınlanmasını istedi, kimisi de rumuz kullanmayı tercih etti. Öyle ya herkes benim gibi internet ve sosyal medya ortamında herkes tarafından tanınmak ve bilinmek derdinde değil. Zaten bizler için kim olduklarından çok ne düşündükleri ve düşüncelerinin bizlere nasıl yol göstereceği önemli. Bu nedenle alfabetik sıraya göre hepsinin Paris ve Paris’teki iş hayatı üzerine düşüncelerini öğrenelim teker teker. Kimsenin yazısına müdahale etmedim; olduğu gibi yayınlıyorum... Buyursunlar:
 ___________________________________

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Rumuz: MMA

Paris'te Fransızlar ve farklı diğer milletlerden insanlarla 3 yıl çalışma fırsatım oldu. Çok güzel günlerim geçti. Zorlandığım zamanlar da oldu. Fransızlarda gözlemlediğim, Fransızların en göze çarpan özellikleri politik davranmaları ve sorumluluk almaları gerektiğinde bunu sürece yayıp işleri ertelenecek noktaya getirmeleri. Böylece sorumluluktan kurtulma şanslarının olduğunu düşünüyorlar; bununla birlikte esasen problem ortadan kalkmıyor. Sadece, taraflar süreçten soğudukları için ilk zamanlardaki ısrarcılıklarını kaybediyorlar. Bu durumda projeler kimi zaman durma noktasına geliyor. Öte yandan bu tip durumlarda herkesin konu hakkında görüş belirtmeye ve söz söylemeye hakkı olması, önemli kararlar verilene değin her bir ilgili tarafın konuşmaya teşvik edilmesi, son olarak, söylenmemiş, telaffuz edilmemiş hiçbir fikrin kalmamasını sağlamaları Fransız iş hayatının takdir edilesi yönüdür.
___________________________________

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Burak Küçükak

Herkese Merhabalar,

Paris’te çalışma hayatıyla ilgili genel deneyimlerimi paylaşma fırsatı verdiği için öncelikle sevgili Ahmet’e çok teşekkürler. Ben kendi tecrübelerimden edindiğim kadarıyla dikkat etmeniz veya kaçınmanız gereken konulara şöyle bir dokunmak isterim; zira haftaya "Paris'te Expat Olmak" konusu üzerine çok daha kapsamlı bir inceleme yazısı paylaşıyor olacağız :)

Öncelikle çalışan haklarının geniş kapsamlı bir şekilde koruma altında olduğu bir sistemde kendinize yer bulduğunuzu bilmenizi isterim. Tabii kötü niyetli bir yönetici ve/veya kıskanç takım üyeleri ile çevrili iseniz dünyanın hangi ülkesinde, şehrinde, sektör, şirket ve bölümünde çalışıyor olursanız olun her şey ama her şey ziyadesiyle zorlaşacaktır. Bu kapsamda takım arkadaşlarınızın hakkınızda yapacağı paylaşımların iyi olmasını sağlamaya gayret göstermenizi özellikle öneririm.

Yine bu konuyla bağlantılı olarak sabah saat 10-11 arasında veya akşamüstü saat 16-17 arasında verilen “kahve araları”nın Fransız çalışma hayatındaki öneminin altını çizmek isterim. Özellikle bu kahve aralarına ve kahve aralarında başta tatil planları olmak üzere, farklı konuların şeffaflıkla paylaşılmasına alışmam için bir müddet geçmesi gerekmişti. Tabii bunda da Türkiye’de senede sadece 14-15 iş günü tatilimizin olup, Fransa’da bu rakamın 35 ve üzeri olmasının ayrı bir yeri var. İnsanların kurum,  ünvan ve maaş odaklı yaşamadıklarını fark ettiğimde aslında bunları kovalamaktan, nelere dokunmadan yanından geçtiğimize dair derinlemesine düşünme fırsatı yakalamıştım.

Bunun yanında özel hayata dair farklı konuların uzun süre öncesinden planlanabildiğini görmek beni etkilemişti. Kimseyi özendirmek veya gösteriş yapmak istemem ancak 4 ay öncesinden bilet alıp 1, 2 veya 3 haftalık izinlerin onaylandığını görmek de ayrı bir keyif vermişti. Tabii benim Paris’te ve aynı kurumda ilk çalışmaya başladığım bölümde bunun tam aksini uç noktalarda yaşamış birisi olmamın, bölüm değiştirdikten sonra bu koşulların varlığını keşfetmemin de Fransa iş hayatı tecrübemde ayrı bir yeri vardır.

İçinde yer alacağınız bölüm dâhilindeki şartları dikkate almadan genel iş kuralları ile ilgili birkaç yorum yaparak konuyu kapatmak isterim: Birisinden bir konuda yardım istediğinizde öncelikle sözlü lisanla konuyu ayaküstü açmanızı ve daha sonra da mail atmanızı tavsiye ederim. Fransızları oldukça hassas buluyorum, zira attığınız maili direkt mail kutunuzda gördüklerinde (özellikle gün içerisinde genelde karşılaşıyor ve merhabalaşıyor iseniz) hiç beklemeyeceğiniz ve “ben şimdi neyi yanlış yaptım” diyebileceğiniz tarzda tepkilerle karşılaşabilirsiniz. Bir de, aslında anlatırken zor ancak yaparken daha da zorlandığım “iş takibi” konularında sizlere Türkiye’de yaptığımız gibi “aynı gün içerisinde çözme” unsurunu unutmanızı, ancak üzerinden mesela 3 iş günü geçmiş, ancak cevap alamamışsanız tekrar mail ile hatırlatmada bulunmanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Tabii bu tespitlerimi asgari değerler olarak alıp her sene sonu, mart ve ağustos aylarındaki uzun tatiller ile mayıstaki birer günlük resmi tatillerde daha da uzatabilirsiniz. Kısaca, ısrar ederseniz işinizin bitme süresi uzuyor, kara listeye giriyorsunuz :)

Unutmadan, ilk başladığınızdaki tanışma faslından sonra çeşitli nedenlerden dolayı birisiyle toplantı yapma fırsatınız olmamışsa ancak illa ki konuşmanız gereken iş odaklı bir konu varsa bu kişiyle öğle yemeği yiyerek hangi konuda konuşmak isterseniz, o konuda alışverişte bulunabilirsiniz. Öğle yemekleri demişken, bu konuda aslında iki ortalı defter kadar bir kitap yazılabilir ancak kahve aralarından sonra en önemli şey öğle yemekleri! Kaçırmamalı hatta bazen sizin insanları organize etmeniz bekleniyor. Yani yok öyle kaytarmak :)
___________________________________

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Rumuz: Marmota Marmota

Her şeyden önce biraz ön bilgi: Finans sektöründeyim, müşterilerim uluslararası diğer bankalar, iş arkadaşlarım ise Fransız. Bekarım, 37 yaşındayım. Yazacaklarım Paris’te bir Fransız firmasında çalışacaklara yönelik. Yorumlarım uluslararası firmaları ya da buradaki yabancı firmaların temsilciliklerini kapsamamaktadır.

Paris benim yaşadığım dördüncü Avrupa şehri. Londra, Brüksel ve Cenevre sonrası  açık ara en ilginci olduğunu da söyleyebilirim. İlk olarak Stephen Clarke’dan "A Year in Merde" okumanızı öneririm. Ayrıca How to Become Parisian in One Hour tiyatrosunu Paris’te seyredin.

Her şeyden önce Fransızlar ne düşünür onu bilin: Parisli iseniz diğer herkes (Fransızlar da dahil) taşralıdır. Fransızsanız ama diğer şehirlerden ya da banliyölerden geldiyseniz de... Niye geldiniz ki sahi? Çoğu Türkiye’de bulunmuş, eğer iyi eğitimli ise, Kapadokya-Efes gibi yerleri görmüştür. Türkiye hakkında fikirleri vardır, genelde iyi fikirler değildir; hele ki son saldırılardan sonra... Görünmese de kast sistemi gibi katı toplum tabakaları vardır. Avam sınıfın, burjuva ve aristokratların okulları da, restoranları da, mağazaları da farklıdır. Oturdukları yerler bile farklıdır. 6-7-8'inci arrondissement’da; 15'incide oturanlarla banliyölü bir mi canım siz de şimdi Allah aşkına :p

Hollandalıların adı çıksa da Fransızlar daha cimridir. Sadece para değil, arkadaşlığa yatırım, vakit harcama vs konusunda da. "Par contre", gereksiz konuları saatlerce konuşabilirler -sadece tartışmak için- İki bardak şarap ve peynir ile tüm akşamı bir terasta başınız üstteki ısıtmadan pişip, götünüz alttan esen soğukta üşürken, küçük hasır sandalyede rahatsızca «bien sûr» diyerek geçirebilirsiniz.

Peki ya iş hayatı? İlk ve en önemli kural: Eğer Fransız şirketindeyseniz Fransızca bilin, bilmiyorsanız öğrenin. Hiyerarşi önemli, altınızı üstünüzü tanıyın, sizli-bizli konuşun. Çat diye laubali olmayın, sonra kafayı arkaya çekip kaşların çatılmasıyla gelen siz (vous) cevabı yiyip şaşırırsınız. Maço kültürünü kabullenin. Güçlü ve yıkılmaz Fransız kadınları büyük şirketlerde önemli yerlerde değil görün.

İş yerinde (hatta her yerde) çok renkli giymeyin, siyah hadi çok maceracı olacağım diyorsanız gri iyidir.

Uzun süren toplantılarda sakin olun, boş konuşmak burada da var, gerekmedikçe gitmeyin hatta. Siz yönetiyorsanız siz konuşun, onlara sadece "evet-hayır" soruları sorun ki konu dağılmasın :)

Birisine bir şey yaptırmak istiyorsanız "hayır" cevabına hazır olun. Sakinliğinizi koruyun; kibar ama ısrarlı bir şekilde neden "evet" olması gerektiğini tekrar tekrar da olsa izah edin.

Sabah herkes işe geldikten sonra ve öğle yemeğinden sonra kahve molası veriyorlar, onlara muhakkak gidin. Toplantılarda konuşulmayan ne varsa oralarda konuşuluyor, kaçırmayın. Öğle yemekleri networking aktivitesi, muhakkak birileriyle yiyin.
___________________________________

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Rumuz: Deniz

Zor zanaat Fransa’da iş dünyasında olmak.

Sabırlı olacaksın, profesyonel olacaksın, kalıba girmeyi, suyuna gitmeyi ve ağırdan almayı bileceksin :)

İlk geldiğim günler ve haftalar rüyada gibi geçmişti ve geriye dönüp baktığımda olan biteni hep nasıl da olumlu yönünden aldığımı unutamıyorum hâlâ. Öğlen yemeği için outlook’tan davet göndermek zorunda kalmak bile bir oyun gibi görünmüştü bana. Şimdi öyle bir alıştım ki artık yadırgamak bir yana, telefonda konuştuktan sonra bile ben gönderiyorum daveti unutulmasın diye.

Yabancı olmak Kıta Avrupası’ndaki her ülkede zordur eminim biraz. Açıkça yüzünüze vurulmasa bile, olan bitene olan uzaklığınızdan hep hissedersiniz bir parça yabancı olduğunuzu. Dışlanmak demeyelim ama bazen sohbetin ve paylaşımların dışında kalırsınız doğal olarak. Belki ana diliniz gibi Fransızca konuşsanız bir parça bir şeyler değişebilirdi bilemem ama burada doğup büyümedikten sonra, burada anılar biriktirip buranın kültürüyle, tarihiyle yoğrulmadıktan sonra her konuya hakim olmak tabi ki çok kolay değil.

Dillerine bağlılık konusunda Fransızlar diğer ülkelere göre bir gömlek daha üstünler, sanırım bunu bilmeyen yoktur. Yabancı dillere karşı olan isteksizlikten midir, biraz utangaçlıktan ya da korkudan mıdır nedir ama karşılarındakinin birkaç kelime de olsun Fransızca öğrendiğini anladıkları andan itibaren İngilizceyi hemen bırakırlar. Eğer ilk günden ağırlığınızı koymaz ve bilmediğiniz, anlamadığınız halde Fransızca konuşmaya çalışmakta ısrar ederseniz benim gibi çok hızlı bir adaptasyondan geçersiniz ama arada da çok şeyi kaçırır, kaybedersiniz. Altın bir denge kurmakta fayda olduğunu anladığımda çok geçti benim için ama yeni gelenlere tavsiyem, bulunduğunuz ortama göre değişir tabi ama kendinizi kasmayın o kadar ve eğer bu şansınız varsa, sıkıştığınızda İngilizceye dönüverin. Fransızca pratiğini bırakın kahve sohbetlerine, öğlen aralarına.

Hiyerarşi Fransa’da tahmin etmeyeceğim kadar Türkiye’nin 70’li yıllarındaki haline benziyor. Bir sürü ünvan, bir sürü kademe ve bir sürü hiyerarşik adım var. üstelik amire olan saygı, kararı üstüne bırakma eğilimi, bizdeki o biraz kokuşmuş "patron ne derse o doğrudur" yaklaşımını andırıyor ama tabi çalışacağınız kurumun kültürü, organizasyonun büyüklüğü gibi birçok kriter de rol oynayabilir bunda. Yine de toplantılarda ve ortak paylaşım anlarında insanların çok da rastgele fikirlerini söylemediklerini, sözü üstlerine bıraktıklarını gözlemlerseniz şaşırmayın derim.

Üstüne üstlük bir de -sanırım eğitim sisteminden gelen bir alışkanlıkla- bir  uzmanlaşma eğilimi var insanlarda. Öyle "her şeyi yaparım" gibi bir yaklaşım olumludan çok olumsuz bir etki yaratıyor onların üzerinde. Daha çok, belli konularda uzmanlaşıp o işi çok iyi yapmayı önemsiyorlar. Sanırım ne yapabileceğinizi ve ne yapmak istediğinizi dikkatlice seçip buradaki kariyer çizginizi ona göre tanımlamakta fayda var bu yüzden.

Yine eğitim sisteminden kaynaklanıyor olsa gerek herhalde ama bir şey basit ve kolaysa değerli olmuyor burada. Ne kadar kompleks ve ne kadar karışıksa o kadar çok değer kazanıyor. Bu da işinizle ilgili hedeflerinizin, iş tanımınızın belirlenmesinden ücret ve maaş sistemine kadar her şeye yansıyor doğal olarak.

Benzer şekilde günlük iş yaşamında, proje yönetiminde bir işi pratik bir şekilde çözümler üreterek çarçabuk yapıp bitirmek değil, detaylı bir şekilde planlayıp, organize edip, uzunca bir zaman diliminde kalıcı bir şekilde sonlandırmak yeğleniyor.

İş yerinde iş arkadaşlarıyla ikili ilişkilerden bahsetmek gerekirse, açıkçası bunu ülkeye, milliyete bağlamak çok yanlış. Kişiden kişiye değişen bir olgu bu. Ama bilinmesi gereken şey burada iş yerinde dost edinmek kolay değil. Güvene dayalı çok sağlam dostlukların yeri iş yeri değil. Bu bir tespit değil, aksine herkes tarafından doğru olarak kabul edinilip benimsenmiş bir olgu. Ama şanslıysanız sevimli, tatlı insanlar bulup, esprili hoş sempatik ortamlar yakalama şansınız var. Tabi yine her zamanki gibi biraz beklemek gerekiyor bunun için de. Bir keresinde ben, iş arkadaşlarımla bir turlu çok samimi ve içten olamamaktan yakındığımda bir Fransız arkadaşım “dur bakalım, sen geleli daha 2 yıl bile olmadı”  demişti :)

İş yerinde ilişkileri zedeleyen sorunlardan biri de dedikodu. Ben şahsen bunun doğu kültürüne has bir hastalık olduğunu sanırdım gelmeden önce hep ama burada bizim iş yeri dedikodularını yolda bırakacak derecede derin konuların konuşulduğunu görünce başkalarının hakkında -ne yalan söyleyeyim- elimi eteğimi çekip biraz uzak kalmaya çalıştım bu tip paylaşımlardan. Ama o zaman da iş yerindeki gelişmelerle ilgili de haber alamama riski var tabi :)

Fransız kültürünü tanıyan bilen insanların çok iyi anlayacağı ve hatta Fransızların da kendilerini öz eleştiri olarak getirdikleri en çarpıcı özelliklerden biri de şikayetçi kültür. Hemen her şeyden mutsuz olan, sürekli eleştiren, şikayet eden bu kültürün iş yerinde üst-ast ilişkilerinde ve ekip çalışmalarında ne kadar sıkıntı yaratacağını tahmin edersiniz. Pozitif olmakla ve Polyanna gibi her şeyi olumlu algılamakla suçlandığınızda da nerede hata yaptığınızı düşünmeye başlarsınız!

Ama bunun yanında insanların özel yaşamlarına duyulan saygıyı da es geçmemek gerek. Kimse gelip özel yaşamanızı didiklemez ve siz anlatmadıkça da detayları sorgulayıp sizi kasmaz. Tabi bir yerden sonra insanın dertleşmek istediğinde anlatacak adam bulamaması aşamasına da gelebilecek bir durum bu ama neyse :)

Son olarak bir de, değişime duyulan isteğin altını çizmek gerek sanırım. Bir şey uzun süre olduğu gibi kalamıyor burada. Ne projeler, ne organizasyonlar ne de sistemler ve yöntemler. Eğer bir şey uzun süre değiştirilmezse sanki eskimiş köhnemiş gibi algılanıyor sanırım ve ne olursa olsun bir yerleri değiştirilmek isteniyor. Değişim güzeldir ve insanı dinamik tutar ama bu değişim süreci zoraki hale gelir ve üstüne üstlük bu değişim sürecinde de sürekli şikayet edilirse tabi dayanılmaz hale gelir! İş yerine uygulayacak olursak bunu, yaptığınız işi uzun süre değiştirmezseniz bu olumsuz bir algı yaratacaktır, buna hazırlıklı olmanız gerekir. Hatta geldiğinizin daha altıncı ayında “eee bundan sonra ne yapmayı düşünüyorsun sen şimdi?” gibi sorularla bile karşılaşmayı göze almalısınız :)

Sonuçta kolay hiçbir şey yok, her şey zor ama Fransa’da kendinden taviz vermeden, iş yapış şeklini biraz olsun değiştirmeden, iş arkadaşlarına ve iş hayatına bakışını buraya göre adapte etmeden mutlu olmak ve dolayısıyla başarmak olası değil.

İçinden çıktığınız ve içine düştüğünüz iki kültürün olumlu yanlarını alarak bir sentez oluşturmak fikri kanımca çok doğru bir yol ama bu yolda ilerlerken eğer etrafınızdaki insanları, benimsemediğiniz alışkanlıkları yüzünden eleştirmeye ve adapte olamamış imajını vermeye devam ederseniz, burada tutunmanız kolay olmayacaktır.

Kolay gelsin, ya da yerel değişiyle «bon courage» :)
___________________________________


Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Elisa Colliez (*)

“Paris aşk şehridir” denir, bu doğru  olabilir ama iş açısından tam bir cennet olduğu söylenemez. Belki de hep böyle değildi, döneme göre değişir tabii ve biz, tam büyük ve bitmeyecek gibi görünen bir krizin ortasında gibiyiz. Biz derken, benim gibi, 25-30 yaş arasında “genç çalışanlardan” söz ediyorum.

Aslında bizim için başkent olarak Paris’te olmak bir şans: Burada her şey var,  herhangi bir alanda her şey bulunabilir, herhangi bir formasyona katılabiliriz. Yine de iş bulmak çok zor ve genç çalışanlar için Paris çok fazla pahalı. Örneğin, sanat tarihi master’ını bitirirken Paris’teki müzelerde iş aradım: Bu alanda yapacak çok şey var, müzelerin de çalışanlara ihtiyacı var ama ya bütçeleri kısıtlı ya da hiç paraları yok. O yüzden müzelerde sadece stajyer olarak çalışmak mümkün oluyor. Küçük bir şehirde, Lille’de bile ya da Italya’da 400-500 euro ile yaşamak mümkün olabilir ama  Paris’te bu rakamlara bir ev bulmak imkansız, yani tek başına olurken zor oluyor, ancak ortak bir ev arkadaşıyla mümkün olabilir.

Ama iş bulduktan sonra, yani uzun süreli kontratlı bir iş, tabi ki Paris’te çalışmak güzel; çünkü başkent olduğu için birçok alanda birbirinden değişik ve ilginç projeler karşınıza çıkabiliyor. Örneğin ben halen bir dernek/eğitim merkezinde çalışıyorum ve benim için bu ilginç bir deneyim, çünkü her yerden gelen insanlarla çalışıyorum – demek ki insanlar daha “açik fikirli”, birbirimizden çok şey öğreniyoruz. Aynı zamanda, Paris’te ve Paris çevresinde büyük dernekler, kurumlar, kamu/özel kuruluşlar yoğunluklu olarak bulunuyor. Onlarla çalışmak daha kolay. Bir de bu kuruluşlar diğer bölgelere göre daha  “zengin” içerikli olduklarından, çalıştığımız projelerın gerçekleşmesi şansı daha yüksek oluyor :)

Sonuç olarak, Paris’teki iş hayatı zor ve çok stresli olabilir ama yine de Paris’te iş hayatımıza başlamak kariyer ve kişisel açılardan çok güzel bir fırsattır...
___________________________________


Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Cüneyt Ayral

Fransızlar bizim bürokrasi dediğimiz olgunun yaratıcısıdırlar, ülkede herşey “ne olur ne olmaz” üzerine kurulu bir yazışma düzeni ile belirlenmiştir. Bugün bu kurallar ne kadar geçerlidir ve sistemi ne kadar korumaktadır, bu ciddi bir tartışma konusu olabilir, ancak Fransa’da “ırkçılık” yasak olduğundan bürokrasinin kuralları burada yaşamakta olan herkes için aynıdır, kurallar hiç bir sapma olmadan herkese birebir uygulanır.

Fransa’da ticaret yapacağınız insanların etnik kökenleri ve kültürleri bu nedenle hep önemli olmuştur ancak eğer bir kurumsal yapı ile ticaret yapıyorsanız o zaman sorun yok demektir.

Fransızlarla yaklaşık 30 yıl ticari ilişkilerim oldu. Bunun ilk 20 yılında daha çok onlardan ürün satın alır durumdaydım. Fransızlar mal satmayı pek bilmezler ama iyi mal üretirler, onların ticarethanelerine gittiğinizde biz de olduğu gibi çay kahve ikramı vs pek beklenmez, işlerine odaklıdırlar, kurallar ile çalışırlar, güvendikleri alıcılar ile çok rahat çalışırlar. Sigorta sistemleri çok geniş ve yaygın olduğu için kendileri risk almazlar, hemen hemen her şeyleri sigortalıdır, bu nedenle de isteyeceğiniz krediler bile sigorta şirketlerince onaylanmak durumundadır, yani eğer sigorta şirketleri sizi uygun bulmuyorsa kredili ticaret yapmanız mümkün olmayabilir.


İkinci dönemde Fransızlara mal satar durumdaydım. O durumda ise her şey daha farklıdır. Eğer kurumlara mal satıyorsanız işiniz kolay, genel olarak 60-90 gün içerisinde satmış olduğunuz ürünün bedelini tahsil edersiniz, yok eğer mağaza bazında mal satıyorsanız o zaman işiniz zor demektir ya alacaklarınızı sigorta ettirip öyle mal satmanız gerekir ya da peşin para ile çalışmanızı öneririm çünkü pek çok mağaza ödemediği zaman tahsilatınız hemen hemen olanaksız gibidir ya da size alacağınızdan daha pahalıya mal olabilir.

Fransa’da iş yaparken eğer eleman tutacaksanız o zaman ÇOK dikkatli olmanız gerekir, çünkü süresiz sözleşme ile alacağınız elemanı işten çıkartmanız gerektiğinde bunun hemen hemen olanaksız olduğunu görürsünüz, süreli sözleşme ile eleman işe aldığınızda da, sözleşme süresi sonunda ödemeniz gerekecek olan tatil vs paralarını iyi hesap etmenizi öneriyorum. Küçük işlerde çok güvendiğiniz aile işletmeleri oluşturmanız en doğrusu ve akıllıcasıdır.

Fransa’da iş yapmaya başladığınız gün, daha para kazanmaya başlamadan pek çok zarfı posta kutunuzda bulacaksınız ve içinden pek çok ödeme emri çıkacak. Başta da söylemiş olduğum gibi bürokrasi sizin iş yapmaya başlamanızı belli bir sermayenin sahibi olduğunuz olarak algılar ve hemen çeşitli ödemeleri yapmaya başlamanızı ister, bütün bu ayrıntıları önceden bilip öğrenmenizde yarar vardır. O nedenle uzun yıllar burada yaşamış olan Türk muhasebe bürolarını tercih etmenizi öneriyorum, iyi bir muhasebe bürosu sizi çok rahatlatacak ve yaptığınız işi kolaylaştıracaktır… Paris’te bu konuda çalışmakta olan pek çok muhasebe bürosu vardır. Ayrıca sözleşmelerinizi her zaman bir avukat aracılığı ile yapmanızı ve onun önerilerine kulak vermenizi de öneririm. Fransa, Avrupa’da sosyal hakların en yüksek olduğu ülkedir ve her şey çalışandan yanadır, o nedenle sermayedarın çok dikkatli olmasında yarar vardır.
___________________________________


Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Rumuz: Charles (*)

Küçük bir şirkette çalışıyorum. Yaklaşık yüz elli insan var.  Her şey dağınık. Ayrı takımların arasında iletişim az. Problem varsa hep başka bir takımın hatasıdır.  Başlangıçta o kadar önemli mailler olduğunu öğrendim. Bitirilmiş işler sununca, mailler sözlerinden dikkatleri daha çok çekiyor. Insan yaptığını diğerlerine söyleyebilir fakat mail atmazsa hiçbir şeyi yapmamış sayılır.

Söylediklerime her zaman dikkat etmem lazım. Meslektaşlarla sobet ederken bazıları arkadaşça görünüyor ama sonra dediğim her şeyi herkese tekrarlıyor. İşten sonra beraber bir yere gidip bir şeyler içtiğimiz zaman, meslektaşlar sadece iş hakkında konuşuyorlar. Konuyu değiştirmek zor oluyor. Benim için iş sadece para kazanıp yaşamaya yarar.  En derin isteklerime uymaz. Onun için şirkette dostluk kurmak zor. Çoğu zaman bana uzun gelen bir iş gününden sonra içimi temizleyip kim olduğumu hatırlamak için yoga gibi bir fiziksel aktivite yapmaya ihtiyacım var. Yoksa bazen çıldıracak gibi oluyorum.
___________________________________

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Aydın Dinç – Paris Dolmuşu

Paris Dolmuşu projesini hayata geçirmeden önce, yine Paris’te 2004-2009 yılları arasında Omsan Lojistik için çalıştığım dönemde, Fransa’daki tedarikçiler ve müşteriler ile Türkiye’deki tedarikçiler ve müşteriler arasında köprü görevi gören bir pozisyonda çalışıyordum. Bu dönemde yaptığım gözlemlere göre Fransızların 60’larda başlayıp 80’lere kadar devam eden refah dönemine fazla alıştıklarını ve o dönemi sürekli olarak nostaljik bir şekilde andıklarını fark ettim. Özellikle, bulunduğum uluslararası taşımacılık sektöründe AB sınırlarının açılması ile beraber, eski doğu bloğu ülkelerinin taşımacılık şirketlerinin Avrupa’ya hızla yayılıp kök salması ile beraber, Fransa'da büyük bir huzursuzluk başlamış.  Ama buna rağmen Fransızlar halen “biz bu işin en iyisini yaparız, onlar da kimmiş, onlar bizden öğrendi” düşüncesiyle devam ettikleri için pek çok büyük şirket bir bir kapandı. Dışarıdan gelen bir “yabancı”nın asla kendilerinden daha iyi bilemeyeceğini düşündüklerine de pek çok kereler şahit oldum.

Gelişen teknolojiyi iş hayatında kullanmada geri kaldıkları ve sürekli bir kağıt bürokrasisi ile boğuştukları için Fransızlarla çalışmak pek kolay değildir. Zaten uzun dönem kriz süreci sonucunda beyaz yaka olarak çalışmaktan vaz geçip, Paris'te havaalanı transferi ve şehir içi özel şöförlü araç hizmeti olan Paris Dolmuşu'nu kurduk. Fransa’da kendi işini yapmanın özgürlüğü bir yana, çok geçmeden fark ettim ki ben de eleştirdiğim Fransızlar gibi vaktimin büyük çoğunluğunu bürokratik kağıtlar ve yazışmalarla geçirir olmuşum :) Ne yaparsınız, Fransa’da iş yaparken bürokrasinin bu hantal yapısından kurtulmanız mümkün olmuyor...

Ama her şeye rağmen, toplamda yirmi yıldır devam eden Paris maceramı ve bu şehirde yaşıyor olmayı hiçbir şeye değişmem.
___________________________________

Paris'te İş Hayatı - Fransa'da Çalışmak
Evet, böyleyken böyle... Gördüğünüz gibi Paris'te -çoğunluğu beyaz yaka olmak üzere- çok farklı kategorilerde çalışan insanların Paris'te İş Hayatı ve Fransa'da Çalışmak konularında düşünceleri genel olarak özetlemiş olduk. Hatta hak geçmesin diye iki de Fransız'ın görüşlerini bu yazıya dahil ettim gördüğünüz gibi. Yazıda (*) ile gösterilenlerin ikisi de Fransız... Metinleri kendi dilleriyle, kendi öğrendikleri Türkçe ile yazdıkları için, doğallığını bozmamak adına olduğu gibi aktarmayı uygun gördüm.

Peki ben? Aslında ben, bu konudaki görüşlerimi "Cennette Beşinci Yıl" yazımda detaylı bir şekilde anlatmayı seçiyorum. Zaten bu sayfada yazanlar sizler için yeterince yol gösterici ve aydınlatıcı olacaktır. Şimdilik tek söyleyebileceğim, Fransa'da çalışma hayatı konusunda yeterince şanslı olduğum... İstanbul'da korkunç yoğun bir iş temposu ile geçen yıllarımdan sonra, kaderin garip cilvesi ile kendimi Paris'te bulduğum günden beri hayat bana güzel yüzünü gösterdi hep. Şimdi tek işim bu blog ile ilgilenmek. O yüzden ne bir ofisim var ne de uymak zorunda olduğum mesai saatlerim. Yukarıda resmini gördüğünüz yer oluyor bazen çalışma mekanım, bazen herhangi başka bir kafe, bazen de evimde oturup yazıyorum saatlerce; evet evet saatlerce sürüyor yazmak. Sürekli dışarılardayım Paris'i daha iyi tanımak, öğrendiklerimi sizlerle aktarmak ve güzel fotoğraflar paylaşmak için. Yine de o kadar "lay lay lom" bir hayat değil inanın. Gelen sayısız yorum, mail ve mesaja yanıt yazmak, sürekli internetle haşır neşir olmak, sosyal medya hesaplarıyla ilgilenmek, zevk için geziyorken bile "bunu blog'ta yazmalıyım" diye sürekli iş düşünmek, fotoğraf çekmek, gece vakti gelen bir soruya yanıt bulmak için saatlerce araştırma yapmak ve daha neler neler. Yine de ben sizin için iyi bir örnek değilim Paris'te iş hayatını anlatmak için. İşte yüzden bunca değerli insanı bir araya getirip yazılarını paylaşmak istedim ya zaten.

Bir de çok engin bilgi birikimine sahip oldukları halde bunu yazıya döküp bizlerle paylaşmaya zaman bulamayan arkadaşlar da oldu tabii. Örneğin bir tanesi aşağıdaki satırları özet olarak mail ile gönderip, daha sonra bir araya gelip konuşabileceğimizi söyledi ama vakitsizlikten bir araya gelip anlatmak istediklerini detaylandıramadık; o arkadaşımın "Paris'te çalışma" konusunda yolladığı mail'i aşağıda aynen aktarıyorum:
___________________________________

"Hoş tarafları:

- İşe geç gelebilmek, "entre midi et deux" kavramı yani iki saatliğine öğle yemeğine çıkmak
- İnsana saygı, hafta sonu eğitim programı olmaması, iş güvencesi
- Uzun tatiller

Farklı tarafları:

- Önce planlayıp düşünüp sonra yapmak (Türkiye’de tersin oluyor)
- Daha az dinamik olması
- Politik ifadeler, iletişimde iki farklı anlam olması (Premier dégré, second dégré)"
___________________________________

Vaktimiz olsa daha ne kadar çok şey yazardı kim bilir ama olsun, ne de olsa bu bir gazete değil blog, o yüzden bu yazı yayınlandıktan sonra da yeni görüşler eklememiz mümkün ne de olsa...

Her neyse... Hayat çizginiz sizi Paris'e getirirse, burada bir işte çalışmanız gerekirse ya da Fransa'nın herhangi bir yeri için tüm bu söylediklerimizle, umarım kafanızda bir fikir oluşturabilmişizdir.

Bu yazıda görüşlerini esirgemeden bizlerle paylaşan herkese çok teşekkür ederim. Oturup onca işin gücün arasında bu kadar şey yazmaları hiç de kolay değil. Hele ki Burak bir yazı yazmıştı "Expatlık Nedir? ve Paris'te Expat Olmak" üzerine, o kadar detaylıydı ki onu ayrı bir başlık olarak yayınlamaya karar verdik.

Ve tüm bu yazılanları sıkılmadan okuyup ilgiyle takip ettiğiniz için sizlere de ayrıca teşekkür etmek istiyorum tabii...

Hayat paylaştıkça güzel, bilgi paylaşıldıkça değerli.

Güzel günler, mutlu yarınlar dilerim.

Sevgiyle

...




İlgili Yazılar:

Paris'te Expat Olmak - Expatlık Nedir, Nasıl Expat olunur?


TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

10 yorum:

  1. Merhabalar Ahmet Bey,
    Hem çok bilgilendirici hem de eğlenceli bu güzel yazı için size ve fikirlerini paylaşan herkese çok teşekkürler.:)
    Selamlar
    Gökçe Pir

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten hem bilgilendirici hem eğlenceli bir yazı oldu :) Umarım herkesin işine yarar. Farklı deneyimleri olanlar da burada yorum kısmına paylaşırlarsa çok mutlu olurum. Teşekkürler...

      Sil
  2. 3 aydir Pariste yasiyorum. tum dusunduklerimi yazida gorunce yanliz olmadigimi anladim. Hayaller Paris, gercekler Eminonu. Cok takilmamak ve kulturunden nasiplenmek sanirim herhalde. Calisma hayatlarini sevmesem bile kulturleri ve sanatlari ile Fransizlar bir baska. ona odaklanmak lazim. elinize saglik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle yalnız değilsiniz... Çok teşekkürler...

      Sil
    2. Ahmet bey bende is ariyorum ama blamiyorum

      Sil
    3. Fransa'da işsizlik oranları son dönemde oldukça yüksek, o yüzden iş bulma ihtimali her geçen gün azalıyor ne yazık ki. Yine de araştırmalarınızda bol şans dilerim.

      Sil
  3. Merhaba. Ben şuanda 16 yaşındayım ve lise öğrencisiyim. Üniversitem yüksek ihtimal makine mühendisliği vb. Bir bölüm olacak. Hayalim Fransa da bir fabrika da çalışmak. Sizce ne kadar şansım var ?

    Fransa da yaklaşık 10 12 akrabam yaşıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba
      Eğer üniversiteyi Fransa'da okuyacaksanız ve buradan başarıyla mezun olursanız Fransa'da iş bulma olasılığınız %95, Türkiye'de okuyup Fransa'ya gelmeyi düşünüyorsanız burada işe kabul edilme olasılığınız %0,000001 ihtimal diyebilirim. Tabii rakamları tamamen atıyorum. İki seçenek arasındaki olasılık farkını söylemeye çalışıyorum sadece.
      Bol şans dilerim.

      Sil
  4. Lise 3 deyim liseyi bitirince yurt disina fransada garsonluk yapmak istiyorum bulabilirmiyiz is ne kadar veriyorlar aceba

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne yazık ki bu konuda bilgim yok. Bir şekilde üniversite okumanızı, daha sonra yüksek lisans için yurt dışına burslu gitmenin yollarını araştırmanızı öneririm. Aksi takdirde Fransa'da mutlu bir hayat sürmeniz çok kolay olmayacaktır.

      Sil

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.