Archive

Ocak 2016

Browsing
(Son Güncelleme: 26.03.2018) Pariste.Net'i yazmamdaki amaç, Paris'i gezmeye ya da Paris'te yaşamaya gelenlere, Paris'in kıyısını köşesini tüm güzellikleriyle yansıtmaya çalışmak oldu hep. Ama ara ara "Paris o kadar güzel bir şehir değil, bize Paris'in çirkin yüzünü, Öteki Paris'i de göster" diyen yorumlar da aldığım oldu. Her şeyden önce Pariste.Net, Paris üzerine yazılmakta olan bir gezi ve
(Son Güncelleme: 24.02.2018 - Konuk Yazar: Av. Bilgehan Avcı) Sorbonne Üniveristesi'nin bulunduğu Latin Mahallesi! Acaba Latinler mi yaşıyor bu mahallede? Yoksa burada yaşamak için Latince mi bilmek gerekiyor? Nerden gelmiş bu mahallenin adı acaba? Latince uzun yıllar boyunca Avrupa’da bilim dili olarak kullanılmış. Bünyesinde bulundurduğu üniversiteleriyle, kütüphaneleriyle, matbaalarıyla, kitapçılarıyla ve entelektüel tartışmalara imkân sağlayan mekânlarıyla ün yapmış ve

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris restoran ve kafe cenneti. Öyle ünlü markaların, birbirinin kopyası olan fabrikasyon zincirleri değil de her biri kendine özgü karakteristiğe, kendine has mutfağa ve damak tadına sahip restoranlar. Fırsat buldukça yeni yerler deniyorum ama bazı yerleri diğerlerinden çok sevince oranın müdavimlerinden oluyorum. İşte bu yazıda sizlere, Paris’in en sevdiğim köşelerinden biri olan Rue Mouffetard’da, yemek yemeyi en çok sevdiğim restoran olan Le Mouffetard’ı tanıtmak istiyorum sizlere. 5. arrondissement’da, Paris’in ünlü Quartier Latin – Latin Mahallesi’nde bulunan restorana 7 numaralı metro hattına atlayıp Censier – Daubenton istasyonunda indiğinizde, Rue Mouffetard’ın güneydeki başlangıç noktası iki adım ötenizdedir. Hem bu istasyonun çevresi hem de Rue Mouffetard’dan yukarı doğru yürüdüğünüzde sizi karşılayan gerçek Paris atmosferi ile mutlu olacağınıza inanıyorum. Yokuştan çıkarken sağda bir manav göreceksiniz, renk renk meyveler içinizi (ve iştahınızı) açacak. Tam çaprazında bir Nicholas butiği bulunuyor. Restoranımız Le Mouffetard işte tam bu noktada. Restaurant Le Mouffetard Bu sokakta nerede yemek yerseniz…

KAMPANYA SONA ERDİ. KATILIMINIZ İÇİN TEŞEKKÜRLER. Ocak 2016 itibariyle Pariste.Net ile olan serüvenimiz üçüncü yılına girdiğine göre artık bunu güzel bir hediye ile kutlamanın zamanı geldi… Bugüne kadar Paris gezinizi kolaylaştırmak ve güzelleştirmek adına Paris hakkında ne biliyorsam sizlerle paylaşmaya çalıştım, bundan sonra da daha pek çok yazıyla bilgi ve deneyimlerimi aktarmaya, elimden geldiğince size destek olmaya edeceğim.   Bu süreçte sizlere Paris’le ilgili olarak ihtiyacınızı karşılayacağını düşündüğüm tüm çözüm önerilerini, tamamen kendi deneyimlerimden yola çıkarak aktarmaya çalıştım, kendi deneyimlemediğim; kullanmadığım ya da işinize yayacağını düşünmediğim hiçbir şeyi sizlere önermedim.   Bugüne kadar tüm kişisel seyahatlerimde, otel rezervasyonlarımın neredeyse tamamını booking.com aracılığıyla yaptığım için de çok uzun zaman önce, otel ve konaklama konusunda dikkat edilmesi gerekenleri anlattığım yazım Paris’te Nerede Kalınır?’da booking.com’u gönül rahatlığıyla önermiştim. Yakın zaman öncesinde de sizlerden otel rezervasyonlarınızı booking.com’dan yapacaksanız, Pariste.Net üzerinden yaparak bana destek olmanızı rica ettim. Baktım ki çağrıma cevap verenler olmaya başladı, ben…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda sizlere Paris’te en sevdiğim mahallelerden olan Marais Bölgesi’nde, yine sevdiğim bir kafe restoran olan Le Voltigeur’ü tanıtmak istiyorum. Tüm restoran yazılarımda belirtmeye çalıştığım gibi Le Voltigeur de, keyifle yemek yiyebileceğiniz, oturup bir şeyler içebileceğiniz, Paris’teki yüzlerce (binlerce) mekandan sadece biri. Ne “en iyisi” gibi bir iddiam var ne de mutlaka gitmeniz konusunda bir telkinde bulunacağım. Sadece ben burayı çok severim, yolunuz düşerse sizin de gidip bir denemenizi tavsiye edebilirim.   Le Voltigeur Marais Bölgesi’nin tam kalbinde, Musée des Archives Nationales ile Musée Carnavalet arasında bulunuyor. Tam köşe konumda olduğu için Marais’de akıp giden hayatı seyretmek için ideal bir konumda. Havalar güzelse terasta oturup bu atmosferin tadını daha çok çıkarmak elbette mümkün ama dışarıda yer bulamazsanız ya da hava yağışlı ve soğuksa gönül rahatlığıyla içeride de oturabilirsiniz. Zaten ufacık bir mekân; pek çok Fransız restoranında olduğu gibi masalar dip dibe; dolayısıyla son derece samimi bir atmosferi var.…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıdaki konumuz biraz değişik… Paris’in bazı “en”lerinden bahsetmek istiyorum sizlere. Hayır, kişiden kişiye değişeceği için, sizi yönlendirmek için oluşturulmuş listelerden olmayacak bu. “En iyi restoran”, “En güzel park”, “En şahane makaron” gibi göreceli listeler yapmayacağım. Pariste.Net’i takip edenler bilirler; bu ifadeleri olabildiğince kullanmaktan sakınırım; göreceli kavramlardır bunlar ve herkese göre değişir ama kimi zaman “En sevdiğim”le başlayan cümleler kullandığımı biliyorsunuz; o başka bir şey… Bu yazıdaki konumuzsa daha elle tutulur bir şey. Paris’in en uzun caddesini, en kısa sokağını, en geniş bulvarını, en dar yolunu, en eski ve en küçük evlerini yer tarifleriyle kısaca anlatmak istiyorum sizlere. Belki ileriki yazılarda içlerinden bazılarının hikayelerini daha detaylı anlatma şansım olur. Buyursunlar o zaman başlıyoruz: Paris’teki en yüksek yapının Eyfel Kulesi olduğu herkesçe bilinir… Peki ya gerisi? Paris’in En Uzun Caddesi: Rue de Vaugirard Rue de Vaugirard (rü dö vojirar ya da ğü dö vojiğağ), Paris’in 6. ve 15. arrondissement’larını…

(Son Güncelleme: 12.01.2018 – Konuk Yazar: Devrim Bağman) Bir keresinde bu kapının önünden geçerken içeri doğru hafifçe kafayı uzatıp bakmış, gördüklerim karşısında da buraya mutlaka gelip yemek yemeyi aklımın bir köşesine yazmıştım. Aslında çok da merkezi bir yerde, tam Grands Boulevards’ın bir paralelinde, tarihi restoran Chartier’nin hemen yakınında yer almasına rağmen aylar sonra fırsat oldu bir akşam yemeğine Osteria dal Gobo’ya gelmek. O kapıdan içeri uzanan gözlerin aldığı ilk izlenim çok doğru çıktı. Duvarlardaki, masaların üstündeki tonlarla resim, çerçeve, obje ile tam bir renk cümbüşüydü Osteria dal Gobo. Masada otururken insan nereye bakacağını neyi inceleyeceğini şaşırıyordu. Tavandaki ahşap kolonları, duvarlardaki tarihi aynaları, iki odayı birbirinden ayıran ve dışarıya bakan camları örten klasik desenli perdeleriyle çok sıcak bir atmosferde yemek yiyeceğini anlamamak ne mümkündü. Biraz deli dolu, sergüzeşt bir opera sanatçısının oturma odasına gizlice süzülmüş hissini de boşuna uyandırmamıştı; çünkü az sonra operalardan aryalar çalmaya başladı restoranda. Grands Boulevards’da Değişik Bir İtalyan Restoranı: Osteria dal Gobo İlk…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in hazineleri bitmek bilmiyor… Bu yazıda Paris’teki sanat mabetlerinden birini daha, Opéra Royal du Château de Versailles – Versay Sarayı Kraliyet Operası’nı yakından tanıyacak, Paris’in neden dünyanın kültür ve sanat başkenti olduğunu bir kere daha anlayacağız.   Versailles (Versay ya da Veğsay) Kraliyet Operası, Versay Şatosu’nun kuzey kanadında yer alan muhteşem bir opera binası. Gerçi Paris’in tarihi opera binası Opéra Garnier’den küçük ama en az onun kadar görkemli. Zaten bu opera binasını şehir merkezindeki operalardan ayıran özelliği, İstanbul’da günümüze ulaşan tek saray tiyatrosu Yıldız Sarayı Tiyatrosu gibi Opéra Royal’in de bizzat saray kompleksinin içinde yer alıyor olması.   Fransa kralı XV. Louis tarafından, 1768-1770 yılları arasında mimar Ange-Jaqeues Gabriel’e yaptırılan Versay Sarayı Kraliyet Operası – Opéra Royal, XV. Louis’nin torunu XVI. Louis’nin, hepimizin tanıdığı Marie-Antoinette ile evliliği şerefine inşa edilmiş. Daha önce XIV. Louis’nin de saraya bir opera binası inşa etme hayali varmış ama savaşlar ve finansal sıkıntılar nedeniyle…

(Son Güncelleme: 11.04.2018) 1 Ocak 2016 Paris için çok önemli bir tarih. Çünkü bu tarihten itibaren Paris artık Grand Paris oldu. Peki Grand Paris ne demek? Sadece bir isim değişikliği mi yoksa gerçekten değişen bir şeyler mi var, varsa bu değişiklikler neler? Bu yazıda sizlere Grand Paris hakkında merak ettiğiniz ne varsa bildiklerim çerçevesinde aktarmaya