Archive

Aralık 2015

Browsing
(Son Güncelleme: 22.03.2018) Hepimizin bildiği gibi Paris bitmek tükenmek bilmez bir hazine. Hiçbir zaman "bitti" diyemiyorsunuz, her seferinde sizi şaşırtacak, heyecanlandıracak ve elbette mutlu edecek yeni bir güzellikle karşılaşmanız mümkün. Bu yazıdaki keşif noktamız da işte böylesi bir yer: Cour Damoye (Kur Damua ya da Kuğğ Damua). Üstelik Paris'in en kalabalık bölgelerinden birinde, her gün önünden binlerce

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Hep söylediğim gibi, Paris’i anlatmaya zaten ömür yetmez de kafe ve restoranlarını tanıtmaya ekstra birkaç ömür daha lâzım 🙂 Belki de en kolayı “Paris’in en güzel restoranları” diye bir yazı yazıp, oraya her gittiğim, daha doğrusu gidip de sevdiğim restoranların isimlerini sıralamak olurdu ama bu benim tarzım değil. Ben bir şehri gezmeye giderken araştırma yapsam, nerede yemek yiyeceğime karar verirken “hmm bak burası en iyi/en güzel restoranlar listesinde yer alıyor, o yüzden biz de gidelim” demem kesinlikle. Gideceğim yerin bir hikayesi, dolayısıyla bir anlamı olmalı. O yüzden ben de bu blog’ta sizlere sadece yemek yenilecek güzel yerleri değil, onların benim için hikayesini anlatmaya çalışıyorum. Üstelik bu hikaye her zaman büyüleyici olmasa bile. Yaşanmışlık, başlı başına büyüleyici bir şey değil mi zaten?   Bu yazıda Montmartre Tepesi’ne doğru tırmanırken soluklanabileceğimiz ya da tepeyi gezdikten sonra aşağı inerken serseri mayın gibi dolanırken acıkan karnımıza ödül verebileceğimiz mütevazı ama güzel restoranlardan…

(Son Güncelleme: 12.01.2018 – Konuk Yazar: Cüneyt Ayral) Başlık çok iddalı! O nedenle önce bazı açıklamalar yapmakta yarar var. Pariste.Net benden meraklılarını gezdirmekte olduğum Paris’in Street Art ile olan bağlantısını yazmamı istedi, aslında bu tür isteklere pek hevesli yaklaşmıyorum ama işin içinde Ahmet Öre olunca da “hayır” demek zorlaşıyor… Her şeyden önce ben Street Art ve Graffiti’nin uzmanı, bileni, bilirkişisi değilim. Uzun zaman birlikte küratörlük yaptığım kızım Roxane Ayral sonunda bu konuyu seçip 2014 yazında İstanbul Pera Müzesi’nde “Duvarların Dili” sergisini açınca ben de merak sardım. Serginin hazırlıkları sırasında özellikle Paris’teki sanatçılarla buluşmalarında bulundum, sonra sergide pek çoğu ile tanışıp sohbet ettim ve pek çok şey öğrendim. Çağdaş sanatı yıllardır, özellikle FIAC’ta izlemekte olduğum ve artık pek bir anlam veremediğim için, Street Art ve Graffiti iyiden iyiye ilgimi çekmeye başladı ama ben bu konuda bir izleyiciden öte değilim, bir kere bunu söylemekte yarar var… Paris ve Street Art Paris’in ne çok meraklısı…

(Konuk Yazar: Faruk Uraz) Paris’e ilk gelindiğinde en önce görülmesi gereken yer bence Montmartre Tepesi’dir. Her şeyden önce Montmartre, ziyaretçilerine enfes bir Paris manzarası sunar. Sonra gezilmesi her turiste farz, ünlü Sacré Coeur Kilisesi de buradadır. Ardından Paris’in hristiyanlık tarihinde çok özel bir  yeri olan Saint Pierre Kilisesi vardır, gelmişken muhakkak uğranılması gereken. Ve Ressamlar Meydanı kafelerinde bir kadeh Fransız şarabı içmek veya soğan çorbasını denemek için soğuk kış aylarında… İyi bir Montmartre Turu bağlardan bahçelerden geçerek – bahçeler biraz sözün gelişi olsa da, her yıl törenlerle bağ bozumu yapılan bir bağı gerçekten var- Utrillo’nun, Dali’nin, Dalida’nın, Picasso’nun izinde her bir sokağı ayrı ayrı keşfedile keşfedile Pigalle’e kadar yürüyerek tamamlanır… CHEVALIER DE LA BARRE HEYKELİ Peki neden illa da bu heykel , en önce bu heykel , muhakkak bu heykel ? Gıcıklık olsun diye diyormuşum 🙂 İsterim ki insanlar Paris’in o güzel romantik havasından, bohem havasından, turistik havasından çıksınlar ve bir an…

Yine bir yıl daha bitiyor, yine yeni bir yılı karşılamanın heyecanını yaşıyoruz. Geçen yıl Yılbaşında Paris’te Ne Yapılır? başlıklı bir yazı yazmıştım ama bu yılki yazımda ise son bir yılda edindiğim deneyimler, bana gelen sorular ışığında güncel olayları da değerlendirerek 2016’yı karşılarken Paris’te neler yapabileceğiniz konusunda bildiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Açıkçası Paris’te ve aslında batı ülkelerinin genelinde, bizim yılbaşı figürü olarak kullandığımız bütün motifler burada Noel’i kutlamak için kullanılıyor. Bu da bizler için kültürel anlamda bir kafa karışıklığına neden oluyor. Fransızlar ve neredeyse tüm batı ülkeleri için Noel yılbaşında kat kat önemli olduğu için, hediyeleşmeler, meşhur aile yemekleri, çılgın süslemeler hep Noel’e özel yapıldığı için sosyal medyada ışıl ışıl süslenmiş bir Paris resmi paylaşırken altına “Paris yılbaşına hazır” yazmam gerekiyor ama aslında “Paris Noel’e hazır” olmuş oluyor. Bu durumda ne demem gerektiğini ben de şaşırıyorum… Her yıl Kasım sonu Aralık başından itibaren Paris Noel için süsleniyor. Bizim içinse önemli olan…

Bu doğum günümü hiç unutmayayım diye mutlaka yazmalıydım. Gerçi unutulmaz bir doğum günüydü ama yıllar geçtikçe insan detayları atlayabiliyor; oysa 2015 Aralık’ında hiçbir ayrıntısını unutmamam gereken bir doğum günü sürprizi yaşadım. Yılların hayaliydi, anlatayım: Aranızda kış aylarında doğanlar ne düşünür bilmem ama ben yıllardır doğum günlerimi soğuk kış gecelerinde kutlamaktan şikayet eder, “bari bir doğum günümde de eşi dost toplanıp sıcak bir memleketin plajında, mayolarla şortlarla kutlama yapsak ve doğum günümde pastam sıcaktan erise” diye hayal kurardım (Bkz Ekşi Sözlük) Kış Masalında Bir Yaz Rüyası Martinik Adası – Karayipler / Martinique – Caraibes Son dönemlerdeki doğum günlerimi başka bir ülkede geçiriyor olmak büyüleyici olsa da genelde gittiğim ülkeler Avrupa ve Kuzey Amerika olduğu için yine kış vakti kutlama yapmak zorunda kalıyordum. Tabii Londra’da, Amsterdam’da, Toronto’da yeni yaşıma girerken “Hey Allahım, bir sıcak memlekette doğum günü kutlamak nasip olmadı” diye şikayette bulunmak ironik olsa da, tüm espirisine rağmen bu şikayetimin bir…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Elimden geldiğince sizlerle Paris’in gizli saklı güzelliklerini bu blog’ta paylaşmaya çalışıyorum ama bazen de bir yeri sadece sosyal medya hesaplarımda bir fotoğrafta anlatıp geçebiliyorum ama fark ettim ki sosyal medyanın yoğun akış trafiği içinde o güzellikler kaybolabiliyor. Oysa tanıtmak istediğim yerleri blogda bir yazı olarak hazırladığımda bir nevi arşivlenmiş oluyor, böylece Pariste.Net’in sosyal medya hesaplarını takip etmeyen ya da kimi gönderileri gözden kaçıranlar için daha kolay ulaşabilir bir kaynak oluşuyor. İşte bu yazıda, böylesi yerlerden birindeyiz yine: Rue Crémieux… Gare de Lyon Yakınlarında Rengarenk Bir Sokak: Rue Crémieux 12. arrondissement’da, Gare de Lyon’un hemen yakınlarında bulunan bu rengarenk sokak, Paris gezilerinize hoşluk katacak, yüzünüze tebessüm yerleştirecek sevimli bir yer. Özellikle kalkıp gelmeye değer mi bilmiyorum ama konaklama olarak Gare de Lyon tarafını seçenler ya da yolu bu taraflara düşenler için, gelmişken görülecek güzel bir sokak. Gare de Lyon’da kalıyorsanız zaten muhakkak görün ama başka bir bölgede kaldığınız halde…