Archive

Eylül 2015

Browsing
(Son Güncelleme: 22.05.2018) Bu yazıda sizlere, daha önce Paris'te Ulaşım konusunda yazdığım, biletler ve ulaşım kartları başlığında kısaca bahsettiğim çok özel bir kartı, Navigo Découverte'i detaylı bir şekilde tanıtmak istiyorum. Eskiden bu kart oldukça pahalı bir seçenekti ama 2015'te Paris Belediyesi'nin İETT'si diyebileceğimiz RATP'nin uygulamaya koyduğu avantajlı tarife sayesinde daha oldukça ekonomik bir hale geldi. Dileyenler

27 Eylül’de Paris’teyseniz çok ilginç bir etkinliğe tanıklık edeceksiniz. Bu Pazar Paris’in önemli bir kısmında araçların trafiğe çıkmasına izin verilmeyecek, şehir bir günlüğüne de olsa yayalaştırılacak… Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun yaptığı duyuruyla aylar öncesinden ilan edilen, benim de Pariste.Net’in Facebook, Twitter, Instagram, Google Plus gibi sosyal medya hesaplarında birçok kez duyurusunu yapmaya çalıştığım Journée Sans Voiture (jurne san vuatür ya da juğne san vuatür) aslında “Taşıtsız Gün” ya da “Araçsız Gün” olarak  çevrilebilir ama ben “Arabasız Gün” belki daha doğrusu “Otomobilsiz Gün” olarak çevirmeyi uygun gördüm. Çünkü trafik deyince ilk akla gelen ya arabalar ya da otomobiller oluyor.   Zaten bu etkinliğin amacı toplu taşımayı ya da alternatif taşıtları özendirmek, insanları özel araç kullanımının “olmazsa olmaz” algısından uzaklaştırmak ve şehrin yayalara daha doğrusu insanlara ait olduğunu hatırlatmak. Zaten Paris’te yaşıyorsanız ya da Paris’e ziyarete gelen iyi bir gözlemciyseniz bu şehrin araçlar için değil yayalar için dizayn edildiğini, daha doğrusu…

(Son Güncelleme: 02.05.2018) Bir turist olarak Paris'e geldiğinizde yolunuz belki T.C. Paris Başkonsolosluğu'ndan geçmeyecektir ama kazara başınıza bir şey geldiğinde, bazı ciddi problemlerle karşılaştığınızda, başvurmanız gereken ilk yer olan T.C. Paris Başkonsolosluğu'nun size hangi konularda ve nasıl yardımcı olabileceğine dair bilgiler paylaşmak istiyorum bu yazımda. Sevimsiz bir konu gibi görünse de aşağıda yazılanlar hepimizin başına gelebilir,

Bu hafta sonu Paris’te olağanüstü iki gün yaşanacak. Journées du Patrimoine (Kültürel Miras Günleri) etkinlikleri kapsamında sayısız devlet kurumu, saray, müze, özel yapılar ziyaretçilere kapılarını ücretsiz olarak açacak; başka zaman gezme fırsatı bulamayacağınız yerleri bu iki gün içinde gezip görme şansı yakalayabileceksiniz. Bu etkinlik aslında her yıl Avrupa’da ve tüm Fransa’da eşzamanlı olarak gerçekleştiriliyor ve sayısız mekan halka kapılarını açıyor. Çerçeveyi daraltmak ve konuya odaklanmak adına ben haliyle sadece Paris ve civarındaki etkinlikler konusunda size kısa bir bilgi vererek konudan haberdar olmanızı sağlamak, daha sonra nerelerin ziyarete açılacağına dair linki paylaşarak yüzlerce seçenek arasında karar vermekte güçlük çekmenize neden olmak istiyorum 🙂 Sırf bu hafta sonuna özel, birbirinden güzel o kadar çok yer ziyarete açık olacak ki, hem aynı anda birkaç yerde birden olamayacağınız için hem de gittiğiniz pek çok yerde uzun kuyruklarla karşılaşma riskiyle karşı karşıya kalacağınız için seçim yaparken epey zorlanacağınızı düşünüyorum. Hôtel de Ville de Paris Paris’te…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’te birbirinden güzel restoranlar arasında hangi birini yazacağını şaşırıyor insan. Ama yine de fırsat buldukça, gidip yemek yediğim, keyif aldığım, sizin de seveceğinizi düşündüğüm mekanları burada paylaşmaya çalışıyorum. Bu yazıda yine böyle keyifli mekanlardan birinde, hoş bir İtalyan restoranı L’Osteria Del Passe Partout’dayız. L’Osteria Del Passe Partout Paris’in 6. arrondissement’ında, en popüler, en turistik semtlerden biri olan Saint Michel’de bulunuyor ama bu mekanın güzel tarafı, bölgenin turistik karmaşası içinde değil de oldukça sakin bir yerinde olması. Saint Michel’in meşhur çeşmesine geldiğinizde hayat orada tüm coşkusu ve curcunasıyla akarken, başınızı sağa çevirdiğinizde karşınızda Restaurant Le Rive Gauche ile ünlü kitapçı Gibert Jeune arasında yuvarlak kemerli, sütunlu bir geçit olduğu göreceksiniz ki bu geçit pek az kişinin dikkatini çeker. Burası aslında bir sokağın girişidir ve Rue de l’Hirondelle olarak geçer. Saint Michel’de Keyifli Bir İtalyan Restoranı: L’Osteria Del Passe Partout Bu pasaj gibi geçitten geçtiğinizde sanki bir binanın arka avlusuna…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Özellikle hafta sonları “Paris’in kalabalığından ve karmaşasından” uzaklaşmak için biraz şehir dışına çıkmak iyi gelir. Böyle dediğime bakmayın, bu blog’u takip edenler Paris’te gezilecek yerler arasında pek çok nefes alma ve kafa dinleme durakları olduğunu biliyor ama hep Paris’in içinde kalmaya da gerek yok; ara sıra havamızı değiştirmek için biraz şehir dışına da çıkmalıyız değil mi? İşte o yüzden bu yazıda sizlere Paris yakınlarında çok sevdiğim bir banliyöden Enghien Les Bains’dan söz etmek istiyorum.   Enghien Les Bains’ın okunuşunu da yazılışını da öğrenene kadar canım çıktı 🙂 Bu yazıyı hazırlayana kadar ben buraya “Ayn le ban” diyordum, geçen hafta buraya en son gidişimde tren anonsunda “Angiyan le Ban” olduğunu öğrendim. Gördüğünüz gibi gezmek her zaman yeni şeyler öğretiyor insana… Enghien Les Bains Daha önce başka bir banliyö olan Courbevoie yazısında da belirtmeye çalıştığım gibi Paris çevresindeki banliyöler resmi olarak Paris’e bağlı değiller, en azından 2016 başında hayata…

(Son Güncelleme: 12.01.2018 KAPANDI) Yine Eylül ayına geldik, yine yaz bitiyor ve eteklerim tutuşmaya başladı. Oysa ki bu yaz Paris’te yapılabilecek şeyler hakkında yazmak istediğim ne çok şey vardı, elimden geldiğince de yazmaya çalıştım ama hem zaman çok hızlı geçiyor hem de yaz mevsimi Paris’te kısa sürüyor. Düşe kalka da olsa bu güzel havalar bir süre daha idare eder, o yüzden vakit geçirmeden size Paris’te, Seine Nehri kıyısında oturup yemek yiyebileceğiniz güzel bir yerden Mademoiselle Rose’dan bahsetmek istiyorum.   Evet farkındayım, bu yazının başlığı biraz Instagram fotoğraflarındaki alt yazılar gibi oldu ama inanın Paris’te su kenarında oturup bir şeyler yiyip içecek yer bulmak bulunmaz nimetler arasında sayılıyor. Blog’a ilk başladığım günlerden beri söylüyorum, Paris bu konuda biraz seçenek kıtlığı çekiyor; hatta o kadar çok sızlandım ki sanki birileri sesimi duydu, nehir kıyısında oturup bir şeyler yiyip içeceğimiz yerlerin sayıları yavaş yavaş artmaya başladı; bunda benim serzenişlerimin de payı olduğunu düşünüyorum :)…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in sürprizleri bitmiyor, bitecek gibi de durmuyor. 2015 başında, Montparnasse tarafında Musée Bourdelle (müze burdel ya da müze buğdel) adında çok özel bir heykel müzesi olduğunu öğrenmiş, ilk hafta sonu da atlayıp oraya gitmiştik. Dışı tuğlalı bu küçük binanın kapısına geldiğimizde ne yazık ki hayal kırıklığına uğradık, çünkü tadilat dolayısıyla kapalıydı. Sonra aradan bir zaman geçti, nereden aklımıza estiyse, ah evet hatırladım hava çok güzel olduğu için Montparnasse Gökdeleni’nin terasına çıkmak istemiştik, hazır Montparnasse tarafına gitmişken müzenin olduğu yere gidip bir daha bakalım istedik. Bu sefer şanslıydık: Müze yeniden ziyarete açılmıştı. Bourdelle Müzesi – Musée Bourdelle Montparnasse Binası’nın batı cephesine sırtınızı verdiğinizde karşıdaki bulvara girip daha sonra ilk sola döndüğünüzde Rue Bourdelle’e girmiş olursunuz. Bu sokakta biraz ilerlediğinizde, hemen ileride sağda, kırmızı tuğlalı cephesiyle ve küçük bahçesiyle Bourdelle Müzesi karşılar sizi. İlk bakışta benim gibi, küçük bir müze olduğunu düşünebilirsiniz ama hiç de öyle bir yer değildir.…