Archive

Temmuz 2015

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda yine Paris’in pek bilinmeyen ama gerek binasıyla gerekse içinde sergilenen eserleriyle çok özel müzelerinden birinde, Musée Cernuschi’deyiz. 8. Arrondissement’da, Parc Monceau’nun hemen yanında bulunan Musée Cernuschi (müze sernüşi) uzak doğu sanatlarının birbirinden güzel örneklerinin sergilendiği farklı ve etkileyici bir müze. Doğruyu söylemek gerekirse uzak doğu sanatlarını sevmekle birlikte önceliğim arasında yer almadığından, uzun zaman Paris’te uzak doğu eserlerinin sergilendiği müze arayışına girmemiştim ama her zaman olduğu gibi Paris’te yaptığımız rastgele yaptığımız yürüyüşlerden birinde yağmura yakalanınca, sığınacak bir saçak altı ararken Parc Monceau’nun hemen yanındaki bu güzel binanın önünde olduğumuzu fark edip, buranın da bir müze olduğunu görünce yağmurdan kaçmayı güzel bir kültürel etkinliğe çevirmek için müzeye girdiğimi itiraf etmeliyim. Musée Cernuschi – Asya Sanatları Müzesi Musée Cernuschi, Paris Belediyesi’ne ait bir müze olduğu için ücretsiz olarak gezilebiliyor. Bu tür müzelerin pek çoğunda olduğu gibi girişte -ziyaretçi istatistiği tutmak adına- bazen bilet veriyorlar bazense vermiyorlar. Biz girişte aldık,…

(Son Güncelleme: 27.03.2018) Bugüne kadar Paris'te araba kullanmak ve park etmek hakkında pek çok soru aldım ve herkesin kendi sorununa yönelik pek çok yanıt vermeye çalıştım. Artık bu sorulara bildiğim ölçüde derli toplu olacak şekilde bir bilgilendirme yazısı yazmanın zamanı geldi. Bir diğer yazımda Paris'te Arabanızı Nereye Park Etmelisiniz? Paris'te Otopark sorusuna yanıt verirken bu yazımda Paris'te

(Son Güncelleme: 12.01.2018 – DİKKAT: KAPANDI) Kimilerinin tercihi gezdiği ülkelerin yerel lezzetlerini, farklı mutfak kültürlerini tanımak oluyorken, kimileri de gittiği ülkelerde bildiğinden şaşmayıp, alıştığı damak tadını yakalamaya çalışıyor. Siz de Paris’e gelip bildiğiniz ve alışık olduğunuz yemekleri yemek isteyenlerdenseniz bugün sizlere Sizin Restaurant’ı tanıtmak istiyorum. Tabii bir de vatanından uzakta yaşayanların ara sıra da olsa ülkesinin damak tadına ve yemek kültürüne ait yemekler yeme ihtiyacı olabiliyor. İşte biz o gruba girenler olarak Sizin Restaurant – Faubourg-Montmartret’a gittik geçen akşam; şimdi oturup izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.   İki farklı arkadaşım tarafından aynı günlerde “bir akşam Sizin Restaurant’da yemek yeme daveti” almam enteresandı. O gün öğrendim ki Paris’te iki tane Sizin Restaurant varmış. Benim Paris’im’in yazarı Cüneyt Ayral beni Faubourg-Montmartre’takine davet ediyormuş, BNP Paribas’dan arkadaşım Melih ise Saint George’takine… Artık kime niyet kime kısmet, ilk olarak Faubourg-Montmartre’takine gitmek nasip oldu geçtiğimiz akşam.   Dilerseniz 7 numaralı metro hattının Le Peletier istasyonunda inerek çabucak ulaşabileceğiniz,…

Bu yaz Paris’te yaşadığım dördüncü yaz oluyor ve dördüncü kez Paris plajlarının açılışına tanıklık ediyorum. Üstelik bu yaz Paris’te oldukça ilginç bir yaz yaşanıyor. Gerçi hep “Paris’te yaz mevsimi yoktur” der dururum ama geçtiğimiz günlerde 1947’den beri en yüksek hava sıcaklıklarına ulaştığımız için bu konudaki fikirlerimi gözden geçirmem gerektiğinin farkındayım. Bu yıl şansa, kapalı bir yağmur havasında sezona başlangıç yapmış olsak da önümüzdeki günlerde yeniden açacak ve Paris plajları daha bir anlamlı olacak.   “Paris’te plaj mı olurmuş?” diye düşünebilirsiniz, böyle düşünmekte de sonuna kadar haklısınız. Benim gibi deniz aşığı bir insan için Seine Nehri kıyısına kurulan geçici yapay plajlar ilk başta çok komik görünse de burada yaşamaya başlayıp dördüncü yazı gördükten sonra bu tür etkinliklerin şehre başka türlü bir hava kattığını da kabullendiğimi söylemeliyim.   Her yıl Temmuz ayının ortasından Ağustos sonlarına kadar Seine Nehri kıyısının bir bölümü, Hôtel de Ville  Meydanı ve Bassin de la Villette’e kurulan plajlar sayesinde…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’te öyle yerler var ki, hem ulu orta herkesin kolayca ulaşabileceği bir mesafede hem de merak edip araştırmayanın hayatta bulamayacağı bir gizlilikte. İşte öylesi yerlerden birinden, Paris’in orta yerinde şahane bir kafeden bahsetmek istiyorum bu yazıda sizlere: Le Jardin du Petit Palais. Daha önce Petit Palais’yi yazarken müzenin bahçesindeki kafede oturup bir şeyler yiyip içmenizi önermiştim. Bu yazıdaysa, o zaman tek satırda bahsettiğim bu şahane yeri detaylı bir şekilde tanıtmak istiyorum. Hem Paris’te yeni ve şahane bir kafe öğrenmiş olacağız, hem de tek satırda geçen bir detayın peşine düşersek ne güzelliklere ulaşabileceğimizi bir kere daha görmüş olacağız. Le Jardin du Petit Palais (lö jarden dü pöti pale ya da lö jağden dü pöti pale) Küçük Saray’ın bahçesi anlamına geliyor. Eh, Petit Palais yazısından çok iyi tanıyacağınız gibi aslında saray olmayan bu küçük ama muhteşem binanın avlusu da bir o kadar güzel ve görülmeye değer. Hele ki böyle özel bir kafeye ev sahipliği yapması…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Tuileries Bahçesi, Lüksemburg Bahçesi, Parc Monceau, Parc Montsouris gibi Paris’in birbirinden güzel parklarının pek çoğu hakkında, yazılması gereken tüm öncelikli parkları yazdığımı düşünüyorum. Hatta Boulogne Ormanı, Vincennes Ormanı, Saint Cloud Parkı yazılarımızı da yazdığımıza göre artık yeşil alan ihtiyacı için şehrin biraz daha dışına çıkmanın vakti geldi diyebiliriz. İşte o yüzden Paris’in yarım saat kadar dışındaki şık banliyösü Saint Germain en Laye’deki Saint Germain en Laye Parkı’ndayız bu kez. İlk söylemem gereken şey, burayı Paris merkezindeki Saint Germain Bulvarı civarı ile isim benzerliğinden dolayı karıştırmamanız gerektiği. Saint Germain en Laye Parkı, RER-A’nın batı yönündeki üç ayrı son durağından biri olan şık Paris banliyösü Saint Germain en Laye’de yer alıyor. Yani trene atlayıp 4. zone’da bulunan bu bölgeye gidip son durakta iniyorsunuz. Paris merkezinden trene binerken de varacağınız son istasyonun Saint Germain-en-Laye (san jermen an le) olmasına dikkat etmelisiniz. Bu konuda RER yazısını okumanızı öneririm. St. Germain en Laye…

(Son Güncelleme: 28.03.2018) Bu kez Paris'in çok az dışına çıkıp şahane bir müzeyi gezeceğiz hep birlikte. Hem muhteşem bir şatoyu görmüş olacağız, hem de arkeoloji meraklıları için zengin içerik sunan çok özel bir yeri tanımış olacağız: Saint Germain en Laye Şatosu Ulusal Arkeoloji Müzesi - Musée d'Archéologie National bu yazımızın konusu. Ulusal Arkeoloji Müzesi, Paris merkeze

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris denince çocuğunuz için ilk aklınıza gelen yer elbette ki Disneyland olacaktır. Oysa ki, Disneyland kadar olmasa da Paris çevresinde bu tarz başka eğlence parkları da bulunuyor. İşte onlardan biri olan Parc Astérix’ten söz etmek istiyorum bu yazıda sizlere. Prensip olarak Paris’te kendi deneyimlemediğim yerleri yazmaktan kaçınıyor olsam da Parc Astérix hakkında o kadar çok soru geldi, sorulara yanıt vermek için o kadar çok araştırma yaptım ki neredeyse gitmiş kadar oldum. Soru soran herkese “gider gitmez burası hakkında da bir yazı yazacağım” diye söz verdim ama ne yazık ki yakın zamanda Parc Astérix’e gitmeye sıra gelmeyecek gibi görünüyor. Daha fazla vakit kaybetmemek adına ve park yazın belli dönemlerde açık olduğu için bir Parc Astérix yazısı yazıp elimden geldiğince size yardımcı olmam gerektiğine karar verdim. Parc Astérix, Paris’in 40 kilometre kadar kuzey doğusunda bulunan bir eğlence parkı. Astérix’i hepiniz bilirsiniz. Çizgi romanları kadar, özellikle Gerard Depardieu’nün oynadığı Astérix filmindeki…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Çağdaş sanatları seviyorsanız, modern sanat müzelerini gezmek hoşunuza gidiyorsa bu yazıda size tanıtacağım sergi sarayı Palais de Tokyo tam size göre bir yer. 16. arrondissement’da, Seine Nehri’nin hemen kıyısında, Trocadéro ile Place de l’Alma arasında yer alan bu müze Paris’in en etkileyici çağdaş sanat merkezlerinden biri. Centre Pompidou’yu neredeyse herkes bilir. Daha önceki yazılarımda hem oradan hem de bir diğer modern sanat müzesi Musée de l’Art Moderne dela Ville de Paris’den bahsetmiştim. Bir de Fondation Louis Vuitton var tabii ki. Bu kez Palais de Tokyo’ya geldi sıra. Palais de Tokyo Palais de Tokyo (pale dö tokyo) 1937 yılında Musée Luxembourg’un yerini alacak şekilde, orta çağ’dan o döneme kadar Fransız sanatından örneklerin sergileneceği bir müze olarak kurulmuş ilk başta. O günden itibaren de çeşitli konularda müze olarak kullanılmış. Bünyesinde barınan eserlerin bir kısmı, açılan yeni müzelerden önce Centre Pompidou’ya ve daha sonra da Musée du Quai Branly’ye taşınmış. Bir dönem fotoğraf…