Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

30 Ocak 2015 Cuma

Paris'te bir Tapas Bar: Casa San Pablo

Casa San Pablo - Tapas Bar
(Son Güncelleme: 18.10.2017) Tapas barları sever misiniz? Ben bayılırım. İspanya'yı gezerken tapas barlara mutlaka uğrarım. Tabii ki her yerin kendine özgü yemeğini kendi memleketinde yemek gerek ama Paris gibi gerçekten kozmopolit bir şehirde farklı mutfakların en güzel örneklerini tatma şansı daha bir mümkün haliyle. O yüzden ara sıra da olsa Paris'te canım İspanyol mutfağı çektiği zaman gittiğim yerlerden birinden Marais Bölgesi'ndeki Casa San Pablo'dan bahsetmek istiyorum sizlere.

Burayı Paris'e ilk yerleştiğimiz dönemde şans eseri keşfetmiştik. Marais'nin hemen başında Saint Paul Kilisesi'nin tam karşı sokağında bulunan bir restoran Casa San Pablo. Yoldan geçerken içerinin şirinliğine bayılmış, belki İspanya'da yediğimiz gibi güzel tapas yiyebiliriz diye düşünmüştük. Gerçek bir İspanyol olmadığımız için aradaki farkı anlamamız mümkün değildi ama servis de yemeklerin lezzeti de gayet güzeldi. Daha sonra bir kaç kez daha gidip aynı zevki alınca; en son da geçtiğimiz gün biri İspanyol biri İrlandalı çok sevdiğim iki arkadaşımla burada yemek yiyip ikisinden de tam not alınca artık burası hakkında da, bilgileri blog'ta paylaşmanın zamanı geldi diye düşündüm.

Aslında gerçek bir tapas bar, hakikaten bar şeklinde oluyor. İspanya’da Madrid, Barcelona, Endülüs ve Bask’ta pek çok tapas bara gittim ama Mallorca’dakini unutamıyorum, resmen esnaf lokantasının bar şeklinde olanı gibiydi. Barda oturup karşında duran tapaslardan beğendiklerini sipariş edip yiyebildiğin esnaf lokantası tadında yerlerdi ve aksi sahibi bizi çok güldürmüştü. Nedense servis yapan insanlar huysuz olunca benim hep gülesim geliyor :)

Casa San Pablo - Tapas Bar
Tabii öyle damak zevki gelişmiş biri olmadığım için gözüme "patatas bravas" ile "patatas alioli"yi kestirmiştim ve her gittiğim yerde bunları sipariş ediyordum. Yanında da ne olduklarını bilmediğim, tatlarının güzel olacağını tahmin ettiğim birkaç meze daha... Yiyip de tadını beğenmediğim pek bir şey olmadı açıkçası; tam benim damak zevkime uygun lezzetler hepsi.

Bir keresinde Marais Bölgesi'ni dolaştığımız bir gün İspanyol arkadaşım Carmen ve İrlandalı arkadaşım Marian'ı götürdüm Casa San Pablo'ya. Aramızda bir İspanyol olunca burada bulunmak daha bir anlamlı oldu tabii. İçerisi küçük ve bir o kadar da sevimli bir atmosfere sahip. Yemekler çeşit çeşit ama biz tapas yemek istediğimiz için bir tanesinde dört tapas tabağı bulunan iki menü isteyerek sekiz farklı lezzeti denemeye karar verdik. Tabii benim seçimim patates braves (acılı patates) ve patatas alioli (zeytinyağlı-sarmısaklı patates) oldu her zamanki gibi. Altı tane de başka başka şeylerden sipariş verdik. Yanında da içecek olarak sangria söyledik. Tabii aslında sangriayı yazın içmek lazım ama işte Paris'te bir İspanyol restoranında olunca insan yaz kış dinlemiyor, bulduğu yerde bu serinletici içkinin tadını çıkarmak istiyor.

Çok geçmeden yemeklerimiz geldi, masaya resim gibi dizildi. Normalde yemek fotoğrafı çekip paylaşan biri değilimdir ama bu masayı çekmek istedim. Sonuçta aşağıdaki resimde gördüğünüz gibi küçük tabaklarda çeşit çeşit mezeler geliyor. Üç kişi için sekiz tapas yeterli geldi bize ama sizin için yeterli olur mu bilmiyorum. Hepsi de birbirinden lezzetliydi; orası kesin.

Casa San Pablo - Tapas Bar
Carmen'in dediğine göre normalde servis tabağı verilmez, tapas ortadan yenirmiş. Tabii biz Fransız konseptinde İspanyol yemeği yediğimiz için servis tabaklarımızı aldık. Ben ki yemek seçen biriyimdir, hatta bu konuda oldukça da uyuzumdur, masaya ne geldiyse hepsinden afiyetle yedim, çok da keyif aldım. Bir de sohbetimiz keyifliydi, o yüzden ağzımızın tadı daha bir yerindeydi. Uluslararası arkadaşlıkları, mümkünse de dostlukları olmalı insanın. Daha bir farklı pencerelerden bakmak mümkün oluyor hayata; göremediklerinizi, kaçırdıklarınızı başka gözlerden görüyor, hayatı daha bir seviyorsunuz öyle olunca.

Peynir kroket müthiş lezzetliydi ama Carmen'in dediğine göre normalde İspanyol mutfağında böyle bir tapas yokmuş; dediğim gibi yerel mutfaklar farklı ülkelerde oranın damak lezzetine göre değiştirilebiliyor. Zaten orijinal yemekler yapılmaya çalışılsa bile kullanılan malzeme orijinal mutfağın diyarlarından gelmediği için tatlar elbette ki değişiyor; hepsi yerinden gelse bile suyu havası bir şeyleri mutlaka farklı olabiliyor; o yüzden değil mi ki Paris'teki Türk restoranları arasında çok güzel yemekler yapılan yerler olsa bile tatlar hiçbir zaman Türkiye'dekilerle aynı olmuyor.

Normalde blog'ta kullandığım fotoğraflarda insanların yüzlerini blurlarım ki izinleri olmadan resimleri internette görünmesin diye. Aşağıdaki fotoğrafı çekerken de Carmen'le Marian'a mekanın fotoğrafını çekerken onları da çekeceğimi ama endişe etmemelerini, yüzlerini blurlayacağımı söyledim ama fotoğraflarının blog'umda yer almasını seve seve kabul edeceklerini söyleyince, hem o günün anısına hem de mekan hakkında fikir versin diye aşağıdaki fotoğrafı koymayı uygun gördüm. Gerçekten çok keyifli bir günün, lezzetli bir zaman diliminin anısıdır:

Casa San Pablo - Tapas Bar
Dediğim gibi, buraya gelmek için 1 numaralı metro hattının Saint Paul durağında inmeniz yeterli. Sonra çıkıştaki meydanda yolun sağ tarafına, arabaların geldiği yöne doğru yürüyüp Saint Paul Kilisesi'ni sağda gördüğünüz anda yolun karşısındaki sokaktan içeri girip hemen ileride solda Casa San Pablo'yu göreceksiniz.

Küçük bir mekan olduğu için umarım yer bulma problemi yaşamazsınız ama sanmıyorum, dilerim burada oturup bir şeyler yiyip içme şansınız olur ve her seferinde benim aldığım keyfi siz de alırsınız. Belki de yemekler o kadar lezzetli değildir, benim hayattan tat alasım olduğu için yediğim içtiğim her şey bana güzel görünüyordur, bilemiyorum ama umarım size de öyle gelir.

İspanyol mutfağını seviyorsanız, Paris'te nadir bulunan müzikli eğlenceli bir yer arayışındaysanız, bir de Rue Mouffetard'da bulunan El Burro Blanco'ya gitmenizi önerebilirim.

Casa San Pablo'da öğle ya da akşam yemeğinizi yedikten sonrası Marais Bölgesi'nin gizli saklı köşelerini keşfetmeye kalıyor iş. Eh tabii yediklerinizi eritmek için bol bol yürümek gerek  bu güzel ziyafetin sonrasında :)

Keyifli geziler, keyifli keşifler;

Afiyet şeker olsun.

Mutlu günler.





TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i en güzel şekilde gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim 500'e yakın yazıyla bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

0 yorum:

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.