Archive

Ocak 2015

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Tapas barları sever misiniz? Ben bayılırım. İspanya’yı gezerken tapas barlara mutlaka uğrarım. Tabii ki her yerin kendine özgü yemeğini kendi memleketinde yemek gerek ama Paris gibi gerçekten kozmopolit bir şehirde farklı mutfakların en güzel örneklerini tatma şansı daha bir mümkün haliyle. O yüzden ara sıra da olsa Paris’te canım İspanyol mutfağı çektiği zaman gittiğim yerlerden birinden Marais Bölgesi’ndeki Casa San Pablo’dan bahsetmek istiyorum sizlere. Burayı Paris’e ilk yerleştiğimiz dönemde şans eseri keşfetmiştik. Marais’nin hemen başında Saint Paul Kilisesi’nin tam karşı sokağında bulunan bir restoran Casa San Pablo. Yoldan geçerken içerinin şirinliğine bayılmış, belki İspanya’da yediğimiz gibi güzel tapas yiyebiliriz diye düşünmüştük. Gerçek bir İspanyol olmadığımız için aradaki farkı anlamamız mümkün değildi ama servis de yemeklerin lezzeti de gayet güzeldi. Daha sonra birkaç kez daha gidip aynı zevki alınca; en son da geçtiğimiz gün biri İspanyol biri İrlandalı çok sevdiğim iki arkadaşımla burada yemek yiyip ikisinden de tam…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in kuzey batısında, 8, 9, 17 ve 18. arrondissement’ların kesişme noktasında bulunan Clichy Meydanı – Place de Clichy (plas dö klişi), ortadaki büyük heykel ve altı yöne giden yolların kavşak noktasını oluşturması bakımından şehrin en önemli yerlerinden biri. Günün her saati hareketli ve canlı olan bu meydan, binaların dış cephelerinin birbirlerinden oldukça farklı olmasıyla da enteresan bir görüntü oluşturuyor. Bir zamanlar Clichy Meydanı benim için şehrin uzak bir köşesiydi. Çünkü o zamanlar Paris’te her yerin her yere bu kadar yakın olduğunun farkında değildim. Hatta o kadar ki Opéra Garnier’in arka tarafını bile şehrin uzak bir köşesi sanıyordum 🙂 Sonradan fark ettim ki böyle düşünmemin nedeni her yere metro ile gitmeye çalışırken bir yerden bir yere ulaşmak için bazen gereksiz aktarmalar yaparak yolu uzatmamdı. Aslında her yer birbirine o kadar yakınmış ki, şehri yürüyerek ve otobüsle keşfetmeye başladıktan sonra harita kafamda iyice oturmaya başladı. Clichy Meydanı – Place…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Not: Asıl museum shop’ın restorasyon sonrası yeniden açılması nedeniyle kaldırıldı / kapandı. Yakın zaman önce Louvre Müzesi’nin ana avlusundaki cam piramidin sağ tarafına kırmızı bir yapı inşa ettiklerinin farkındaydım ama hangi ara bitirdiler ve bunu ne amaçla yaptılar işin o kısmını anlamam için birkaç gün geçmesi gerekti. Avlunun orta yerine, aslında orta yeri değil de sağ tarafına -ama sonuçta manzaranın tam içine- böyle kıpkırmızı bir kütleyi neden koydurdular anlayabilmiş değildim; yine Fransızların enteresanlıklarından biri diye düşündüm ama önceki gün yanına gidip de bunun bir “Museum Shop” olduğunu gördüğümde de epey şaşırdım.   Neden tutup da avlunun ortasına, mekanın tüm görkemine gölge düşürecek böylesine bir “prefabrik” görünümlü yapıyı kondurmuş olabilirlerdi ki? Sonra araştırıp, bu museum shop’ın geçici olarak konduğunu öğrenince içim biraz olsun rahatladı. O zaman içeri girdiğimde hissettiğim ferahlık duygusuna gölge düşmemiş oldu.   Müzeleri gezmek kadar müzelerin hatıra mağazaları yani museum shop’ları gezmek, benim kadar sizin…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris denince akla gelen ilk markalardan biri olan Louis Vuitton (lui vüiton) aynı zamanda “çanta” denince akla gelen ilk isimlerden biri elbette. Modelleri, marka imajı ve kalitesi göz önüne alındığında bu ünü hak ettiğini söyleyebiliriz. Her kadın en az bir Louis Vuitton çantası olsun diye hayal kurar sanırım. Tabii “zevkler ve renkler” meselesi; bu herkes için geçerli değildir sanırım genel beğeniye hitap etmesi bakamından Louis Vuitton’un bir rüya marka olduğunu da inkar edemeyiz.   Paris’e gelmişken, yolunuz illa ki Champs-Elysées’ye düşeceğinden, hazır buralardayken Louis Vuitton’un “mabedi”ne de geçerken bir bakmak gerekiyor haliyle. Arc de Triomphe Zafer Takı’ndan aşağı inerken yolun sağ tarafından ilerlerseniz, George V metro istasyonunu geçer geçmez Louis Vuitton tam köşede karşınıza çıkacak.   “Şanzelize”de, son derece prestijli bir konumda yer alan Louis Vuitton mağazasına girmek, içerideki binlerce dolarlık çantalara şöyle bir bakıp fikir edinmek günün hoş bir etkinliği olabilir bu markayı önemseyenler için. Louis…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) En çok bahara yakışacağını düşündüğüm halde her seferinde sonbaharda yolumun düştüğü, her gidişimde de kendimi cennetten bir köşede gibi hissettiğim bir yeri tanıtmak istiyorum bu yazıda sizlere: Grand Lac des Ibis (gran lak dezibis ya da gğan lak dezibis). Paris’in biraz dışında, RER-A ile Champs-Elysées’ye yaklaşık 20-25 dakika mesafede bulunan bu müthiş yeri biz Paris’e ilk yerleştiğimiz zamanlar, bir kış günü keşfetmiştik. Bir Pazar günüydü, Paris ve çevresini keşif turlarımızdı, şehir merkezine inmek yerine biraz şehir dışında yeni yerler öğrenelim derdindeyik. Grand Lac des Ibis La Défense’tan RER-A’ya binip batı yönünde ilerleyip, hiçbir nedeni olmaksızın beş durak sonra inip rastgele sokaklarda dolaşıp keşfetmeye başladık. Allahım, o ne güzel evler ne güzel mahallelerdi öyle… Sırça köşkler mi istersiniz, peri kızının sarayları mı. Üstelik bir kış vakti, doğa ölmüşken, bu kadar huzurlu yaşam alanları nasıl olabiliyordu? Birbirinden güzel, çoğu eski ama bir o kadar da bakımlı evleri gördükçe İstanbul’da…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris aşkın, parfümün, sanatın ve kültürün ama bir o kadar da alışverişin başkenti ya da başkentlerinden biri diyelim. Bu şehirde alışveriş illa lüks mağazalarda, ünlü markalar arasında yapılacak diye bir kural yok. Paris’te her şey satılık, isterseniz yepyeni, isterseniz ikinci-üçüncü-beşinci el; ne ararsanız bulabileceğiniz, her zevke her keseye uygun bir eşyayla karşılaşmanız mümkün. İşte bu yazıda sizlere, sözünü ettiğim alışveriş seçenekleri arasında en keyiflilerinden biri olan,  “Brocante”tan, yani sokaklara kurulan bit pazarlarından bahsetmek istiyorum. Sokaklara Kurulan Bit Pazarları: Brocante & Vide Grenier “Brokant” daha doğrusu “bğokant” olarak okunan Brocante’lar Paris’in hiç ummadığınız bir köşesinde karşınıza çıkıveren muhteşem sokak pazarları. İnsanlar bazen kendilerine ait, bazen başkalarından düşürdükleri kullanılmış ürünleri, bit pazarı havasında sokak tezgahlarında topluca satıyorlar. Normalde yaya yolu, kaldırım ya da park yeri gibi alanlara kurulan brocante’lar kimi zaman da özel binaların içinde “gizli saklı avlularda” da düzenlenebiliyor. Bazen kendi halinde bir kaldırım bir bakmışsınız rengarenk bir bit…

7 Ocak 2015 Charlie Hebdo saldırısı sonrasında bana gelen çok sayıda soru karşısında Paris’teki son durumlar ve güvenlik konularında bir yazı yazmam kaçınılmaz oldu. Sıcağı sıcağına olayları değerlendirmektense biraz vakit geçmesini beklemeyi uygun gördüm bu zaman zarfında, soğuk kanlılıkla ne olup bittiğini anlamaya çalıştım.   Saldırının olduğu 7 Ocak günü exchange arkadaşım Franz ile öğle yemeğindeydim. Telefonum çaldı ve arayan İstanbul’daki annemdi, bana Paris’te bir saldırı olduğundan söz etti ve iyi olup olmadığımı sordu… Hemen internete girip ne olup bittiğini anlamaya çalıştık; durum korkunçtu. Fransa’nın yakın tarihindeki en kanlı terör eylemlerinden biri olduğunu anladık ve canımız epey sıkıldı. Fransa’da günlük hayatın bir kırılma noktasında olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yoktu.   Bu blogda Paris gezi ve yaşam pratikleri üzerine yazılar yer aldığından bu saldırının perde arkasına, siyasi ve dini yönüne dair yorumlarda bulunmak istemiyorum. Zira kişisel düşüncelerimi ve tepkilerimi, şahsi twitter hesabımda yeterince paylaştım ve paylaşmaya devam ediyorum. Bu…

(Son Güncelleme: 22.05.2018) OrlyVal, Orly Havaalanı'ndaki iki terminal (Orly Sud ve Orly Ouest) arasında ücretsiz yolcu taşıyan bir raylı sistem olduğu kadar, sizi en yakın toplu taşıma olan RER-B'nin Antony istasyonuna ulaştıracak ücretli bir shuttle servisinin adı. Charles de Gaulle Havaalanı terminalleri arasında ücretsiz çalışan CDGVAL'den bu özelliğiyle ayrılıyor. OrlyVal şehir merkezine inmek için bir

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’te gidecek ne çok yer, görecek ne çok güzellik, keşfedecek daha ne çok şey var. İşte o güzelliklerden biriyle daha birlikteyiz: Merci Used Book Cafe   Daha önce yazdığım, Paris’in en güzel mağazalarından biri olan Merci’nin içinde bulunan üç güzel kafeden biri olan Merci Used Book Cafe’ye gidip içeride oturup bir çay ya da kahve içmek istesem de pek çok kez içerisi kalabalık olduğundan oturmam mümkün olmadı ama birkaç kez de elbet boş bir anına denk geldim ve öylesi zamanlarda burada çayımı içip kitabımı okuyarak hep keyifli vakit geçirdim.   İlk gidişimde komik olan, insanlar sakin sakin bir şeyler yiyip içip sohbet ederken, kimileri de kitaplarına dalmışken benim kimseyi rahatsız etmeden, blog’ta yazacağım yazı için gizlice fotoğraf çekmeye çalışmamdı; inanın her şey sizler için 🙂 Merci Used Book Cafe République’i Bastille’e bağlayan caddede, Boulevard Beaumarchais üzerinde bulunan Merci Used Book Cafe’nin girişi Merci mağazasının içinden; yani giriş…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Dünyaca ünlü hazır giyim markalarından Abercrombie & Fitch’in Champs-Elysées’deki “amiral mağaza”sından söz etmek istiyorum bu kez. Gerçi buraya “mağaza” demek biraz eksik kalır; adamlar Champs-Elysées üzerinde, bildiğiniz bir malikaneyi alıp Abercrombie mağazasına dönüştürmüşler. Marketing departmanlarında çalışan insanların neye niyetlendiklerini bilmiyorum ama benim gözümde Abercrombie Salı Pazarında satılan eşofmanların kalitelisini yapan bir firmadır 🙂 Elbette ki markaya çamur atma niyetinde değilim ama kapitalist dünyada eğer ben de kendilerinin hedef kitlesinde potansiyel bir tüketiciysem onların vermeye çalıştığı imaj kadar benim de algıladığım bir imaj olacaktır herhalde. Bu imajı düzeltmeye çalışmak da onların görevi; işleri ne, çalışsınlar 🙂 Benim anladığım kadarıyla Abercrombie, ürünlerini pazarlamak için hiç şaşmayacak bir yöntem bulmuş; gösteriş, şatafat ve cinsellik… Ürünlerinde sadece yarı çıplak erkek modelleri tüm cüretkârlıkları ile kullanan Abercrombie’nin sağda solda dikkat çekmemesi mümkün değil. Hiçbir şekilde ürün vaadindeki resme benzemeyen bir vücuda sahip bir arkadaş elinde mümkün olan en alt çizgiye kadar çırılçıplak soyunmuş…