Archive

Eylül 2014

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bugüne kadarki pek çok yazımda Paris’te alışveriş yapma mantığının, bir zamanlar İstanbul’da da olduğu gibi caddelerde, sokaklarda yani hayatın günlük akışı içinde gerçekleştiğinden söz etmiştim. Ve bu söylediğim Paris’te her zaman için geçerli ama elbette Paris’te de bizim anladığımız anlamda büyük alışveriş merkezleri mevcut ama bir farkla: Buradaki AVM’ler şehrin içinde değil dışında… Zaten Türkiye’de, özellikle de büyük şehirlerde ömrümüz ne yazık ki ya işte ya evde ya da AVM’lerde geçiyor, o zaman ne demeye Paris’e geldiğinizde böyle bir yere gidesiniz ki? Haklısınız ama sonuçta burada da AVM’lere gitmek gereken zamanlar olabiliyor. Örneğin Paris’in büyük bölümü Pazar günleri alışveriş yapmak için ölü olabiliyor. Ayrıca çok soğuk ve çok yağmurlu havalarda müze, kafe, sinema gibi yerlerin dışında kapalı bir alanda vakit geçirmek ve bir yandan da ihtiyaçlarınızı karşılamak için bu tür AVM’ler işe yarayabiliyor; aynı şey -nadiren de olsa- çok sıcak günlerde de geçerli 🙂 Les Quatre Temps…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’te gösteri sanatlarına ev sahipliği yapan en önemli yerlerden biri de hiç kuşkusuz Théatre de l’Odéon (Odeon Tiyatrosu). Bildiğiniz gibi “odeon” antik yunanda tiyatro ve konser etkinliklerinin düzenlendiği küçük amfitiyatrolara verilen ad. Odeon Tiyatrosu ise 800 kişilik bir salona sahip oldukça şık ve gösterişli bir yapı. Odeon Tiyatrosu – Théâtre de l’Europe Elbette ki Opéra Garnier’deki gibi bir şaşa söz konusu değil ama yine de salonun dekorasyonu bakımından bordo ve altın varak renklerinin hakimiyeti ile aynı dönemin tarzını yansıtması nedeniyle bu küçük salonun yeterince etkileyici olduğunu söyleyebiliriz. İnsan Beyoğlu’ndaki Ses Tiyatrosu’nu gözünün önüne getiriyor, Ferhan Şensoy’un neyi yaşatmaya çalıştığını daha iyi anlıyor. Odeon Tiyatrosu – Théâtre de l’Europe Hepinizin bildiği gibi Paris’te irili ufaklı sayısız tiyatro, opera ve konser salonu bulunuyor. “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir” düsturunu yüzyıllar öncesinden benimsemiş olan Fransızlar, sanata ve kültüre sınırsız yatırım yapmışlar; yaşamlarıyla, kültürel zenginlikleriyle ve estetik…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Lüksemburg Bahçesi’ni hepimiz biliriz, imkanı olan da mutlaka gidip görmüştür ve hatta bahçenin havuza bakan tarafındaki meşhur Fransız Senatosu – Lüksemburg Sarayı’nı da iyi kötü çoğumuz tanırız ama aranızda bu müthiş yapıyı gezme şansı yakalayan kaç kişi var? Her yıl düzenlenen Avrupa Kültürel Miras Günleri – Journées Européennes du Patrimoine etkinlikerinden 2014’tekine denk gelip, bu kapsamda Fransız Senatosu – Lüksemburg Sarayı kapılarını ziyaretçilere açınca, ben de burayı gezme şansı yakalayan mutlu kişilerden biri oldum ve resimleri toparlayıp gerekli araştırmaları yaptıktan sonra deneyimlerimi, gezip gördüklerimi sizlerle paylaşmak için hazırım. Lüksemburg Sarayı (Fransız Senatosu) – Palais du Luxembourg (Le Sénat) Fransız Senatosu 6. arrondissement’da, Odéon metro istasyonun biraz üst tarafında, Odéon Tiyatrosu’nun hemen arkasında yer alan Rue de Vaugirard üzerinde bulunuyor. Palais du Luxembourg (pale dü lüksanbuğ) olarak geçen sarayın yapımına Kral 13. Louis’nin annesi Marie de Medici’nin emriyle 1615’te başlanmış, 1631’de inşaat devam ederken kraliçe sarayına yerleşerek burada güzel…

(Son Güncelleme: 05.04.2018) Paris'teki bir tanesi araç, altı tanesi yolcu olmak üzere toplam yedi tren garından biri olan Gare Montparnasse (gar monparnas ya da gağ monpağnas) 15. arrondissement'da, Tour Montparnasse - Montparnasse Gökdeleni'nin hemen yan tarafında bulunuyor ve buranın adı yerlerde "Gare de Paris-Montparnasse" olarak geçiyor. Diğer garlara göre epey sevimsiz bir dış cephesi olmasını

Bu hafta sonu Paris’te olağanüstü iki gün yaşanacak. Journées du Patrimoine (Kültürel Miras Günleri) etkinlikleri kapsamında sayısız devlet kurumu, saray, müze, özel yapılar ziyaretçilere kapılarını ücretsiz olarak açacak; başka zaman gezme fırsatı bulamayacağınız yerleri bu iki gün içinde gezip görme şansı yakalayabileceksiniz.   Kültürel Miras Günleri etkinliği aslında her yıl Avrupa’da ve tüm Fransa’da eşzamanlı olarak gerçekleştiriliyor ve sayısız mekan halka kapılarını açıyor. Çerçeveyi daraltmak ve konuya odaklanmak adına ben haliyle sadece Paris ve civarındaki etkinlikler konusunda size kısa bir bilgi vererek konudan haberdar olmanızı sağlam, daha sonra nerelerin ziyarete açılacağına dair linki paylaşarak yüzlerce seçenek arasında karar vermekte güçlük çekmenize neden olmak istiyorum 🙂   Sırf bu hafta sonuna özel, birbirinden güzel o kadar çok yer ziyarete açık olacak ki, hem aynı anda birkaç yerde birden olamayacağınız için hem de gittiğiniz pek çok yerde uzun kuyruklarla karşılaşma riskiyle karşı karşıya kalacağınız için seçim yaparken epey zorlanacağınızı düşünüyorum.   Aslında bu…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda sizlere bahsetmek istediğim yer, park olmayı biraz aşmış, başlıbaşına bir botanik bahçesi olarak Parislilerin keyfile gezmesini, hayattan biraz daha tat almasını sağlamak için düzenlenmiş nefis bir yer: Jardin des Plantes (jarden de plant ya da jağden de plant). Jardin des Plantes Herkes Tuileries Bahçesi’ni ya da Lüksemburg Bahçesi’ni bilir ama Jardin des Plantes, son derece büyük ve güzel bir park olmasına rağmen Paris’i kıyı-köşe keşfetmeyi sevenlerin ilgi duyabileceği, gezip dolaştıkça da çok seveceği bir park. Jardin des Plantes Burası bitki çeşitliliğini tanıtmak ve tabi ki keyifle vakit geçirmek için yüzyıllardır Parislilerin hizmetinde. Öyle ki bu bahçe ilk olarak 1626’da “Jardin du Roi / Kral Bahçesi” olarak kurulmuş, 1635’te halka açık bir park haline dönüştürülmüş; varın gersini siz düşünün… Jardin des Plantes Jardin des Plantes sadece boş vakitlerinizi geçirebileceğiniz 23 hektarlık “sıradan” bir yeşil alan değil, aynı zamanda birbirinden farklı müzelerin, küçük bir hayvanat bahçesinin, mütevazı bir labirentin ve kış…

(Son Güncelleme: 03.04.2018) Bu yazıda sizlere, "Paris'te nerede kalınır?" sorusuna yanıtını ararken, hangi bölgelerin ideal olacağına dair ipuçlarını paylaşıp, bir yandan da Paris'te otel seçerken dikkat etmeniz gerekenler hakkında bildiklerimi paylaşarak fikir vermesi açısından, konum olarak hangi otellerin sizin için uygun olabileceğine dair örneklerden bahsedeceğim. Bu yazıdaki bilgiler Paris'te ev kiralama ve ev satın alma konusunda,

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’e tatil için, okumak için ya da yaşamak için gelmek ne kadar güzelse, fuar ve toplantı için yani iş gezisi için gelmek bir o kadar tatsız bir şey olsa gerek. Tüm yurt dışı iş gezilerinizde olduğu gibi Paris’e gelirken de herkes size “ooo ne güzel geziyorsun, tadını çıkar, hem de Paris, oooo” derken siz yapacağınız iş görüşmelerini, toplantıları, zorunlu akşam yemeklerini çoktan planlamış biri olarak kendinize ayıracak beş dakikanız bile olmadığını kimselere inandıramamanın sıkıntısını yaşıyor olmalısınız. Tabii  bu sözüm şirketler tarafından Paris’e gezmek için getirilen, yani aslında sadece turist olan diğer meslek grupları için değil. Paris’e fuar organizasyonu için geliyorsanız büyük olasılıkla ya Charles de Gaulle Havaalanı yakınlarındaki Parc des Expositions’da olacaksınız ya da bir diğer seçenek de Paris içindeki Port de Versailles ama orası daha küçük bir fuar merkezi olduğundan önce Parc des Expositions hakkında bir yazı yazmak istedim. Gerçi sık sık yurt dışına iş gezisi için giden…

(Son Güncelleme: 29.01.2018) Pariste.Net'i takip edenler Paris'te 4 tanesi yaya, 33 tanesi taşıtlar için olmak üzere toplam 37 köprü bulunduğunu biliyorlar. Bu yazıda ise bu köprüler arasında Paris'te en çok sevdiğim ikinci köprüyü, Bir Hakeim Köprüsü - Pont de Bir-Hakeim'i tanıyacağız. Laf aramızda ben en çok Pont Alexandre III Köprüsü'nü severim... "En güzel" olma hali görecelidir elbette,

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda Paris’teki en ilginç yerlerden birini daha tanıyacağız hep birlikte: Île aux Cygnes (il o siyn). “Kuğulu Ada” olarak çevirebileceğimiz bu ada, Paris’te alternatif rotalar arayanların yolu üstünde olması gereken bir yer bana göre. Üstelik öyle uzaklarda da değil, uluorta bir yerde, hep gelip geçtiğimiz ama aşağı inip bakmayı ihmal ettiğimiz bir noktada. Seine Nehri’nin ortasında, 15. ve 16. arrondissement’lar arasında 1827’de oluşturulmuş bu yapay adanın, yapay olması dışında benim açımdan birkaç ilginç özelliği daha var. Bu detaylardan yazının ilerleyen bölümlerinde bahsedeceğim. Dilerseniz önce adaya nasıl ulaşacağımızı öğrenelim: Île aux Cygnes Adaya bir kuzey doğu bir de güney batı ucundan iki ayrı giriş var. Ben her zaman kuzey doğu girişinden yani güzeller güzeli Pont de Bir-Hakeim köprüsünü geçerek ulaşmanızı öneriyorum. Benim için bu adayı özel kılan birinci özellik bu köprünün ortasında bulunuyor olması zaten. Üstelik pek çok turistin gelip geçtiği bu köprüden kimsenin aşağı inip de…