Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
(Son Güncelleme: 25.09.2017) Bilinen Paris'in orta yerinde, pek çok kişinin ihmal ettiği ama aslında harika bir gezi ve yürüyüş parkuru olan bir kanaldan, Canal Saint-Martin'den bahsetmek istiyorum size bu yazıda. Yaz-güz fark etmeksizin suyun dinlendirici etkisiyle, ağaçların suda yaptığı yansımalarla, kanal çevresinde akıp giden hayatla Canal Saint-Martin size çok hoş bir Paris atmosferi sunuyor.

Dilerseniz önce Pariste.Net Tv Youtube kanalım için hazırladığım Saint Martin Kanalı  videosunu izleyerek bu bölge hakkında fikir sahibi olabilir, yazıyı okumaya ondan sonra devam edebilirsiniz:



1802'de Napoléon Bonaparte döneminde planlanan projeye 1822'de Louis XVIII zamanında başlanmış ve kanalın açılışı 1825'de X. Charles döneminde yapılmış. Seine Nehri yetmezmiş gibi, Fransızlar bir de 4,5 kilometrelik kanal açıp, su yolu taşımacılığı için artı bir güzergah oluşturmuşlar ve zamanla bu su yolu, hayatın akıp gittiği bambaşka bir sosyokültürel ortama dönüşerek bugünkü şeklini almış.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Canal Saint-Martin Seine Nehri kıyısında, Bastille'den başlayıp, kuzey doğuya doğru Bassin de la Villette'e, sonrasında da Canal de l'Ourcq ve Canal de Saint-Dennis'nin kesiştiği yere kadar devam ediyor.

Burada ideal yürüyüş güzergahı olarak birkaç seçenek var. Birinci seçenek Bastille'den, ikinci seçenek République'ten, üçüncüsü seçenek ise Stalingrad'tan başlamak. Bastille'de başlayan bölüm Port de l'Arsenal olarak geçen küçük bir liman. 1, 5 ya da 8 numaları metro hatlarından biriyle Bastille geldiğinizde güneydeki başlangıç noktasına da ulaşmış oluyorsunuz.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Bastille burada 
Seine Nehri'ne bağlanıyor. Limandaki tekneler insana bir sahil kasabasında yaşıyormuş hissi veriyor olsa da ne yazık ki Paris, Stockholm gibi su kültürü ile harmanlanmış bir şehir değil; Örneğin Stockholm'de her üç kişiden biri tekne sahibi ve tekneler aktif olarak kullanılıyor ama burada sanki "numune olsun diye" koymuşlar gibi bir görüntü var.

Ben o teknelerin ne bu kanalda, ne de Seine Nehri'nde hareket edip seyrüsefer yaptıklarını pek görmedim açıkçası; nadiren yerlerinden kımıldıyorlar, nehir üzerindeyse neredeyse hiç dolaşmıyorlar. O yüzden bu kanalı daha çok ticari amaçlı tekneler kullanıyor; bir de gezi tekneleri.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Her neyse, bu başlangıç noktasından Bastille yönüne doğru yürürseniz kanal hemen yerin altına giriyor ve bu tünelden yürümek imkansız. Zaten gezinin bu kısmını tekne turu ile yapmanız gerekiyor ki o da ayrı bir hoşluk. Bu konuyu ayrı bir başlıkta detaylı olarak yazacağım ama özetle, tuğlalarla kavis oluşturularak yapılmış kanalın içinden uzunca bir süre tekne ile geçmek, ara sıra mazgallardan süzülen ışığı izleyip rüya alemine dalmak ayrı bir keyif.

Şimdilik biz gezimizi yürüyüş rotası üzerinden yapacağımız için yolumuza yürüyerek, Bastille Meydanı'na çıkıp Boulevard Richard Lenoir'a girerek devam ediyoruz. Zaten bu bulvarın ortasından yürürken yer yer göreceğiniz dev mazgallar aşağıdaki kanalı havalandırmak için yapılmış. Yine bu yol üzerinde bazı günler brocante denilen bit pazarları kuruluyor ki öyle bir şeye denk gelirseniz gerçekten şanslı gününüzdesiniz demektir. Yürüdüğünüz yolun altı ise kanal ama bu kısımda kanalı göremiyorsunuz ne yazık ki; biraz daha yürümeniz gerek.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Tabii gezinin bu ilk kısmı kanal gezisinden çok park-bahçe gezisi gibi oluyor. O yüzden uzun yürüyüşlerden hoşlanmıyorsanız ya da çabuk yorulacağınızı düşünüyorsanız parkurun bu kısmını es geçip gezinize doğrudan 3, 5, 8, 9 ya da 11 numaralı metro hatları ile ulaşabileceğiniz République'ten başlayabilirsiniz. Meydandaki heykelin tam arkasındaki sokağa girdiğinizde kanalın tekrar su yüzüne çıktığı asıl yere ulaşıyoruz. Yürüyüşe başlamak için ideal bir nokta diyebiliriz.

Yolun bundan sonrası ayrı bir keyif. Sağlı sollu binalar, çeşit çeşit dükkanlar, kafeler, restoranlar; mevsimine göre ağaçların yapraklarının aldığı renk ve suya yansımaları; hepsi bir yaşam şenliği sunuyor bize. Kanalın hemen başında, biraz ileride sağda, farklı dekorasyonuyla ilginizi çekebileceğini düşündüğüm kafe-bar Le Comptoir Général'e de bir bakmayı ihmal etmeyin sakın.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Kanal boyunca kot farkını ortadan kaldırmak için inşa edilmiş havuz sistemlerini izlemeye doyum olmuyor. Şansınıza denk gelirse, bir tekne önce o écluse (eqlüz) denilen özel kat havuzunun içine giriyor, sonra kapaklar kapanıyor; içeriye su doldukça tekne yükseliyor ya da alçalıyor ve bir sonraki düzeye ulaşınca diğer kapak açılarak teknenin yoluna devam etmesi sağlanıyor. 

Çocukken okuduğum Dünya Ansiklopedisi'nde Panama Kanalı hakkında anlatılan bu olayı yıllar sonra Paris'te çok küçük ölçekte de olsa yaşamak benim için çok önemli bir an oluyor hep. Gerek dışarıdan, gerekse bir teknenin içinde bu olaya şahit olduğumda yaşadığım mutluluğu tarif etmem çok güç. Bilmiyorum, sizin de aynı şekilde hoşunuza gider mi ama insan gördükleri ve yaşadıkları karşısında çocukça bir keyif alıyor.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Buradan yolunuza devam ederken yer yer, çelik-ahşap karşımı köprülerle karşılaşıyorsunuz, insanın sırf zevk olsun diye bir o tarafa bir bu tarafa geçesi geliyor. Bazen kendinizi eski bir film karesinde, hatta Amélie filminin bir sahnesinde yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Yürüyüşünüz sırasında sol tarafınızda karşınıza çıkacak olan kırmızı vitrinli tasarım kitapçısı Artazart Design Bookstore'a da bir uğramanızı öneririm. Burada mimari ve tasarım konusunda bolca kitap ve birbirinden ilginç aksesuarlar bulunuyor. İçerideki kitaplar kadar mekanın kendisi de ilginç zaten.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Biraz yürüdükten sonra kanalın sağa doğru kıvrıldığı yerde tam solda, yukarıda fotoğrafını gördüğünüz renk renk vitrinlerin olduğu dükkanları göreceksiniz. Bazen bu vitrinlerin suda yansımasının yarattığı tabloya denk geliyorsunuz ki inanılmaz; sırf bunu görmek için bile bu kanalı gezmek gerek sanki. Hava rüzgarlıysa sudaki yansımaları göremiyorsunuz, o zaman sadece dükkanın şeker şeker renklerine bakıp gönlünüzü öyle şenlendiriyorsunuz.

Yürüyüşe devam ettikçe bir süre sonra doku değişip sıradanlaşır gibi oluyor. Burası henüz turistik bir yer olmaktan çok öğrencilerin ve mütevazı yaşamları olan parislilerin tercih ettiği bir bölge olduğu için çok çok şık bir şey beklemeyin ama ortam o kadar keyifli ki, bazen sağda solda göreceğiniz evsizler, kimi zaman çöp yığınları o kadar da sıkmasın canınızı lütfen. Bazen Öteki Paris orta yerde de karşınıza çıkabiliyor ama bu keyifli yürüyüş parkuruna asla gölge düşürmüyor.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Yol üstünde sık sık, bahsettiğim bu écluse'lere rastlıyorsunuz, her seferinde çocukça bir keyif alıyorsunuz. Ecluse'lerin olduğu her bir bölüm ağaçlıklı oluyor ve genelde üzerinden geçen kavisli bir köprü bulunuyor. O kadar güzel bir atmosfer ki, ben karşısına geçip seyretmeye doyamıyorum, çok da güzel fotoğraf veriyor.

Ayrıca yol üstünde birkaç tane de açılır kapanır köprü bulunuyor ama yukarı-aşağı değil, sağa-sola açılıp kapanan köprülerden bunlar. Bu köprülerin açılışını-kapanışını izlemek de çok keyifli; trafiğin durmasını, araçların, yayaların ve bisikletlilerin beklemesini, sonra teknenin geçtikten sonra köprünün tekrar kapanmasını ve hayatın akışının devam etmesini... İnsan kendini Amsterdam'da gibi hissediyor.

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Aslına bakarsanız her yere yakıştırılan "Kuzeyin Venedik'i", "Little Venice", "Amsterdam gibi" yakıştırmaları Saint Martin Kanalı için neden yapılmamış bugüne kadar, hiç bilmiyorum. Oysa burası da pazarlama için "Venedik gibi", "Amsterdam gibi" denilebilecek yerlerden; hani Venedik gibi Amsterdam gibi olmadıkları halde benzetilerek dikkat çekilmeye çalışılanlardan yani :)


Her ne olursa olsun, Saint Martin Kanalı'nın son derece keyifli bir havası olduğu muhakkak. Yürüyüş yapanlar, öğlen yemeklerini yiyenler, sevgilisinin dizlerinde uyuyanlar, yalnız başına kitap okuyanlar, ebedi yalnızlardan olan evsizler, köpeğini gezdirenler, koşanlar ve yürüyüş yapanlar. Şahane bir atmosfer...

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Bir de parkurun sonlarına doğru, biraz ilerde soldaki küçük parkta, ne zaman geçsem deli gibi aletli spor yapan -ve niyeyse her daim yarı çıplak- gençler oluyor. İstanbul'un neredeyse her köşesinde bulunan, parklardaki spor aletlerinden Paris'te bir tek burada mı vardır nedir, hep buradalar... 2024 Olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak bir şehir için normaldir belki de :)

Bu parkı da geçtikten sonra hafif bir rampa çıkıyorsunuz ve bu rampanın baş tarafındaki sokaktan, soldan içeri girerseniz, hemen ileride sağda -bence- Paris'teki en hoş Türk restoranı, Ege mutfağı ağırlıklı  Restaurant Labranda karşınıza çıkıyor. Güzel Türk yemekleri yemek için buraya giderseniz Gönül Abla'ya selamımı söyleyin. Fransız ya da dünya mutfağının farklı örneklerini denemek istiyorsanız zaten kanal çevresinde bolca varlar, dilediğinize, gözünüze kestirdiğinize oturun derim... Akşamları da kanal kenarı açık hava barına dönüşüyor.


Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Parkurun bundan sonra az bir bölümü kalıyor ve o kadar da sevimli değil. Yine de ulaşacağınız son havuz/kanalın sol kısmında, itfaiyeyi geçince solda, biraz underground havası olan bir bar, Point Ephérmère bulunuyor. Burası da enteresan bir yer aslında. Gündüz kendi halinde görünen bu mekan geceleri gençlerin buluşma mekanı oluyor. Duvarlarında da street art'ın ilginç örneklerine rastlamanız mümkün.

Canal Saint-Martin yürüyüşünün son noktası Stalingrad çok sevimli bir yer değil; yine Öteki Paris havasını yaşayacağınız bir bölge ama yorulmadıysanız, hâlâ takatiniz varsa ve yine güzel şeyler görmek istiyorsanız, yürüyüşünüze biraz daha devam etmenizi ve Bassin de la Villette'i de görmenizi şiddetle öneririm. Hatta ondan sonra da parkur üzerinde Parc de la Villette var ama bilmem buna can dayanır mı? Her iki yer hakkında bilgi almak için linklere tıkladığınızda zaten kendinize engel olamayıp, buraları da görmek isteyeceğinizden eminim.  Tıklamasanız mı acaba? :)

Saint Martin Kanalı - Canal Saint-Martin
Kanal gezi parkuru olarak söz ettiğim üçüncü seçenek de bu noktadan, Stalingrad'tan aşağı doğru yürümekti zaten; yani parkuru aşağıdan yukarı doğru değil, yukarıdan aşağı doğru yürümek. Bunun için 2, 5 ya da 7 numaralı metro hatlarından biri ile "Stalingrad"a gelmeniz yeterli ama belki geziye buradan değil de kuzeyden Bassin de la Villette'ten aşağı doğru yapacağınız yürüyüşün devamı olarak mı bir yol izleseniz acaba? Nereden başlarsanız başlayın keyifli bir güzergah olacağına eminim.

Benca Saint Martin Kanalı, Paris'e gelen herkesin mutlaka görmesi gereken bir yer. En azından Paris'te Bir Hafta geçirecek olanların, gezi programlarına almasında yarar var diye düşünüyorum. Vakit yetmezse bir kere dahaki gelişinizde gezersiniz. Paris birçok kez gelinecek kadar fazla seçenek sunuyor ziyaretçilerine...

Keyifli geziler, keyifli keşifler




Adres: Canal Saint-Martin, Paris


TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i en güzel şekilde gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim 500'e yakın yazıyla bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

0 yorum:

Paris Hava Durumu

Megby

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 470'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

Reklam ve Sponsorluk

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.