Archive

Mayıs 2014

Browsing

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’e yeni yerleştiğim zamanlarda, dönemin devlet başkanı François Hollande’ın bir seçim mitingini izlemek üzere Château de Vincennes’in arka tarafındaki geniş alana gelmiş, kendime o kalabalıkta mitingi rahatça izlemek için uygun bir yer ararken kalabalığın arasında beliren bir “PARIS” yazısı ile karşılaşmış, o hevesle bu yazının üstüne çıkıp bir fotoğraf çektirmiştim. Hayatımda katıldığım ilk seçim mitingiydi, insanlar şampanyalar içip şarkılar söyleyerek eğleniyor, sonra da kürsüye çıkan Hollande’ı dinleyip alkışlıyorlardı. Tabii ben o zamanlar (Mayıs 2012) tek kelime Fransızca bilmediğim için konuşulanları anlamıyor, sadece atmosferin tadını çıkarmaya çalışıyordum. İşte o zaman rastladığım bu PARIS yazısının neden şimdiye kadar meşhur olmadığına şaşırmış, Amsterdam’daki “I amsterdam” yazısı gibi buranın da gayet popüler bir yer olması gerektiğini düşünmüştüm. Paris Botanik Bahçesi – Parc Floral de Paris Sonra zaman geçti, François Hollande o dönem için devlet başkanı seçildi, ben Fransızca öğrenmeye başladım, Paris’i her geçen gün daha yakından keşfetmek en büyük zevkim oldu. Bir…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’e ilk yerleştiğim zamanlar Fransa’da başkanlık seçimleri vardı ve François Hollande ile Nicolas Sarkozy başkanlık için yarışıyorlardı. İşte o dönemde, yani Mayıs 2012’de ilk kez Vincennes’e gitmiş, Hollande’ın seçim mitingine katılmıştım. Vincennes Şatosu’nun arkasındaki geniş alanda yapılan miting, hayatımda katıldığım ilk seçim mitingiydi o yüzden benim için çok entersan bir deneyimdi. İnsanlar şampanyalarını içerek Hollande’ı dinliyor ve çılgınca eğlenip alkışlıyorlardı. O zaman Hollande’ın söylediklerinin tek kelimesini bile anlamıyordum ama içinde bulunduğum ortam gerçekten etkileyiciydi. İşte bu yüzden Vincennes Şatosu’nun bende ayrı bir değeri vardır. Paris’in hemen yanıbaşında yer alan orta çağdan kalma nefis bir şato olan Vincennes Şatosu – Château de Vincennes (şato dö vensen) 14. yüzyıldan 17. yüzyıla kadar Fransa’nın kraliyet şatosu olarak kullanılmış. 1150’de VII. Louis’nin av köşkü olarak inşa ettirdiği yapı daha sonra 14. yüzyılda gerçek bir kale formunu kazanmış. Gerçekten de baktığınızda kendinizi bir orta çağ kasabasında hissedeceğiniz bu şato, Paris’in hemen yanı başında…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Fransızlar, Paris içine Jardin des Tuileries, Jardin du Luxembourg, Parc Buttes-Chaumont, Parc de la Villette gibi birbirinden güzel parklar yapmakla yetinmeyip şehrin her iki yakasının en uç kısmındaki ormanları da şahane bir peyzajla düzenleyip Parislilerin kullanımına açmışlar ki insanlar bu yemyeşil alanları diledikleri gibi kullansınlar, temiz havaya, oksijene, dinginliğe doysunlar, Paris’te hayat güzelken çok daha güzel olsun. İşte bu iki ormandan ilki, batı yakasındaki Bois de Boulogne’dan daha önce bahsetmiştim, bu yazıda da doğu yakasındaki ikinci ormandan, Vincennes Ormanı – Bois de Vincennes’den bahsetmek istiyorum. Vincennes Ormanı – Bois de Vincennes (bua dö vensen) Paris’in doğu yakasında, Paris Çevre Yolu périphérique’in hemen dışında yer alan 995 hektarlık devasa bir yeşil alan. New York City’deki Central Park’tan yaklaşık 3 kat büyük bir yer olduğunu söylersem belki gözünüzde daha net canlanabilir… Vincennes Ormanı – Bois de Vincennes Vincennes Ormanı – Bois de Vincennes vaktiyle Fransa kralının ikamet ettiği şato olan Château…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in en çok sevdiğim bölgelerinin başında gelen Le Marais, aslında fazla geniş bir alana yayılmış bir yer değil ama neredeyse her köşe başında ilginizi çekebilecek değişik, nitelikli ve cazip bir yer bulunduğu için gez gez bitiremeyeceğiniz zengin bir semt. Bu yazımda yine Marais Bölgesi’nin hoş köşelerinden biri olan İsveç Kültür Merkezi – Centre Culturel Suédois’dan bahsetmek istiyorum sizlere. İsveç Kültür Merkezi – Centre Culturel Suédois İsveç dilini ve kültürünü tanıtmak, bu konuda çalışmalar yapmak, sergiler, konserler, konuşmalar ve tanıtımlar düzenlemek için İsveç Krallığı tarafından Paris’te kurulan İsveç Kültür Merkezi – Centre Culturel Suédois (santr kültürel süeduva ya da santğ kültüğel süeduva) elbette kültürel aktiviteleri kadar, içinde bulunduğu bina ve özellikle kafesiyle de gidip görmeye değer özel bir yer. İsveç Kültür Merkezi – Centre Culturel Suédois Yapımı 1560’lada dayanan, son şeklini 1770’lerde alan ve bazı değişikliklerle günümüze kadar ulaşan binanın adı “Hôtel de Marle” olarak geçiyor. İlk yapıldığında özel…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris her köşe başında farklı bir sürprizle karşımıza çıkan, gez gez doyamayacağınız güzellikte bir şehir. Herkesin kafasında tipik mimaride bir Paris algısı varken Fransızlar yeni mimari projelerinde çok iddialı çalışmalar yaparak kente ayrı bir hava katmanın da derdindeler aslında. Villette Parkı – Parc de la Villette Bu bağlamda bir Centre Pompideu olsun, bir Institut du Monde Arabe olsun, şehrin farklı köşelerinde yeni mimari akımların izini görmek mümkün. Çağdaş mimarinin Paris’in dokusunu bozup bozmadığı biraz tartışmalı bir konu olmakla birlikte yer yer cidden çok güzel eserler karşınıza çıkabiliyor. Hele ki bu tür yapılar, asıl merkezin biraz dışına çıkınca, bir parkın ortasında rastlayacağınız eserlerse işte o zaman daha bir etkileyici olabiliyor. Villette Parkı – Parc de la Villette Paris’in pek çok parkından biri olan Villette Parkı – Parc de la Villette (park dö la vilet ya da pağk dö la vilet) 1867’de III. Napoléon’un emriyle kurulan mezbahalar bölgesinin 1974’te şehir…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Marais Bölgesi’nin en hareketli sokaklarından biri “Rue des Archives”dir ve bu sokak adını, üzerinde bulunan Musée des Archives Nationales (müze dez arşiv ya da müze dez ağşiv)’den alır. Dolayısıyla bu bölgede dolaşırken Rue des Archives üzerinde karşınıza çıkacak bu görkemli binayı tanımanın, hakkında genel bir bilgi sahibi olmanın yararlı olacağını düşünüyorum. Tarihi 1300’lere dayanan bu bina günümüzdeki halini 1730’larda almış. Bina o zamanlar “Hôtel de Soubise” olarak geçiyormuş ve Soubise Prensi’nin ikâmetgahıymış. 1808’de Napoléon’un emriyle Imperial Archives (İmparatorluk Arşivleri) olurken, 1939-2006 yılları arasında Musée de l’Histoire de France (Fransa Tarih Müzesi) olarak kullanılmış, 2006’dan günümüze de Musée des Archives Nationales (Ulusal Arşivler Müzesi) olarak kullanılmakta. Binanın girişi Rue de Francs Bourgeois üzerinde, buradaki ana kapıdan avluya girdiğinizde kendinizi çepeçevre sütunlarla çevrelenmiş genişçe bir avluda buluyorsunuz. Karşınızda duran bina oldukça etkileyici; yani elbette ki Paris standartlarında “mütevazı” bir bina olarak anılabilir ama Marais Bölgesi’nin dar sokaklarında karşınıza böyle bir bina çıkması,…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Seine Nehri kıyısındaki bu güzel binayı tanıtacak yazıyı hazırlamadan önce biraz araştırma yapmak istedim ama bu binanın, daha doğrusu bu bina içinde yerleşik olan kurum, Institut de France’ın hikayesinin o kadar karışık olduğunu öğrendim ki; nasıl bir özet yazı çıkarabileceğimi ben de bilmiyorum 🙂 Öncelikle konumundan başlayalım. Institut de France (enstitü dö frans ya da enstitü dö fğans) 6. arrondissement’da, Louvre Müzesi’nin tam karşısında, Pont des Arts’ın öteki ucunda yer alıyor. Paris’teki pek çok görkemli binaya oranla, görece daha küçük ama bir o kadar da etkileyici bir mimarisi var. O yüzden bu civarda dolaşırken görmemeniz, görüp de etkilenmemeniz mümkün değil. Hazır önünden geçiyorken, bu binanın ne olduğunu ve nasıl tarihi bir öneme sahip olduğunu da bilmekte yarar var diye düşündüm. Türkçeye “Fransa Enstitüsü” olarak çevirebileceğimiz bu kurum, aslında Fransa’da bulunan beş önemli akademinin birleşerek oluşturduğu bir yapılanma. Bu akademileri şu şekilde sıralayabiliriz:   – Academie Français – Fransa Akademisi…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Canal Saint-Martin’in en kuzey noktasında yer alan ve Paris’in en büyük yapay göleti olan Bassin de la Villette (basen dö la vilet) 1808’den bu yana Parislilerin yaşamında önemli bir yere sahip. Yapıldığı yıllarda Canal Saint-Martin, Canal de l’Ourcq ve Canal Saint-Denis arasında bir geçiş yolu, bekleme, yükleme-indirme alanı olarak kullanılan bu su havzası günümüzde daha çok turistik, bir o kadar da günlük yaşam aktiviteleri için bir cazibe merkezi olarak varlığını sürdürüyor. Bassin de la Villette 19. arrondissement’da yer alan, 80 metre genişliğinde, 700 metre uzunluğundaki bu dev gölet, çevresindeki kafelerle, sinema salonları ve rekreasyon alanları ile her zaman cıvıl cıvıl ve gezilip görülesi bir yer. Özellikle yürüyerek Canal Saint-Martin turu yapıyorsanız, güneyden kuzeye doğru ilerledikçe Stalingrad’ı geldiğinizde yol hafifçe sola kıvrılacak, genişçe bir meydandan büyükçe bir fıskiyeli havuza ulaşacaksınız. Stalingrad Paris’in pek de hoş olmayan bir bölgesi, bir bakıma Öteki Paris diye tanımladığım yerlerden aslında. Baktığınızda Paris’in bildik dokusu olarak karşınıza…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Bu yazıda sizlere bir hazır giyim markası olan Uniqlo’nun Marais Bölgesi’inde bulunan, görülmeye değer mağazasından bahsetmek istiyorum. Çünkü Marais’de bir gün geçirmek isteyenlerin gezerken buraya da bir girip çıkmalarını istiyorum. Hayır hayır bu bir reklam yazısı değil, zaten fotoğrafları görünce neden buradan bahsettiğimi ve buranın neden blogda bir yazı konusu olmayı hak ettiğini anlayacaksınız. Yazılarımı düzenli olarak takip edenler bilirler; benim için Marais Bölgesi Paris’in en özel ve en güzel semtlerinden biri. Buraya ne zaman gelsem hiç sıkılmadan sokak sokak gezebilir, her gelişimde de yapacak yeni ve değişik bir şey mutlaka bulabilirim. Bazen aynı şeyleri yapsam da her ziyaretim keyifli bir gün geçirmeme neden olur. Kafeler, restoranlar, galeriler ve kitapçılar kadar burada bulunan butik ve mağazaların çoğu da görülmeye değerdir. Uniqlo – Le Marais Ben bu blog’u ilk yazmaya başladığım zamanlar, yani 2014 başlarında Marais’de bu güzel mağazalara bir yenisi eklendi ve Uniqlo – Le Marais, satılan ürünler kadar binanın…

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Paris’in merkezinde, yürüme mesafesindeki pek çok park ve bahçe zaten başlı başına birer cennetken, bir de şehrin hemen yeni başında, hem batı hem de doğu tarafında, şehir ölçeğine göre düşündüğümüzde neredeyse uçsuz bucaksız iki büyük orman bulunuyor. İşte bu ormanların batıda olanından bahsetmek istiyorum bu yazıda sizlere: Boulogne Ormanı – Bois de Boulogne (bua dö buloyn) yani Boulogne Ormanı. Périphérique dışında yer almasına rağmen Paris sınırları içinde kabul edilen ve 16. arrondissement’a bağlı olan bu nefis yeşil alan, ormanı, yürüyüş yolları, piknik alanları, hayvanat bahçesi, çayırları, göletleri, dereleri, adası ve spor alanları ile eşsiz bir nefes alma mekanı Parisliler için. Sevin, Sarılın, Aşık Olun, Yaşayın Boulogne Ormanı – Bois de Boulogne Boulogne Ormanı 846 hektarlık yüzölçümü ile Central Park’tan 3,3 kat, Hyde Park’tan da neredeyse 6 kat büyük olduğunu söylersem sanırım gözünüzde daha bir iyi canlanacaktır ne denli görkemli bir yeşil alanla karşı karşıya olduğumuz… Yüzyıllarca Fransa krallarının…