Facebook Facebook Twitter Instagram Google LinkedIn Pariste.Net English

12 Şubat 2014 Çarşamba

Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?

Paris'te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?
(Son Güncelleme: 16.06.2017) Paris'teyiz, elbette bir yandan gezip tozup, bir yandan da yiyip içeceğiz. Birbirinden şık ve sevimli restoranlar, hoş café'ler, neredeyse her köşe başında bulabileceğiniz bistrolar, brasserie'ler... Hepsi farklı menü seçenekleri ile sizleri ağırlamaktan zevk duyacaklardır... Zevk duyacaklar mıdır gerçekten? İşin o kısmı biraz muallalak :)

Çünkü Fransız garsonların suratsızlıkları ve yavaşlıkları dünyaca meşhur... Yine de ben bu kadar sürede onlara alıştım, bana artık tuhaf gelmiyor; hatta bazen çok sevimli garsonlara rastlayınca altın madeni bulmuş gibi bile olabiliyor insan...

Bu yazımda "nereye gitmeli, nerede yemeli?" den çok, bir kafe ya da restorana gittiğinizde nelerle karşılaşacağınız konusunda birkaç konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Çünkü kültürel farklılıklardan dolayı hayal kırıklığına uğramanızı istemiyorum.

Sabah kahvaltısı ile güne başlamak istiyorsanız, herşeyden önce kıyısından köşesinden bir Türk kahvaltısına yaklaşamayacağınızı aklınızın bir köşesine not edin ve "kruvasan+kahve"ye tav olmak için kendinizi alıştırın derim. Zaten şuraya tatile gelmişsiniz, alışkanlıklarınızı yaşamak yerine yerel kültürü deneyimlemek daha eğlencelidir ne de olsa.
 
Paris'te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?
Yine de kruvasan yanında çay içmek isterseniz büyük olasılıkla "sallama çay" içmeye hazır olun. Nadiren tek kişilik demlik çaydanlıkta da çay servisi yapıldığı oluyor ama genelde karşılaşacağınız manzara budur; o yüzden ılık ve kağıt tadında çayla güne başlamaya hazır olun :)

Şansınız varsa tereyağ & ekmek ve konsantre portakal suyu da menüye eklenebiliyor. Ama tereyağlarının muhteşem olduğunu belirtmeden geçemeyeceğim. Özellikle "President" marka tereyağının "demi sel" yani yarı tuzlu ürününü -normalde tereyağı yemeyen biri olarak- çok seviyorum. Ayrıca menüde sıkma portakal suyu varsa kaçırmayın ama konsantre olanlarını oldum bittim sevemedim gitti...

Öğlen ve Akşam yemekleri için çeşitli menüler kapı girişlerinde yazılı oluyor. Gerçi el yazılarını okumak ve okuduğunu anlamak biraz zor ama yine de turistik bir bölgedeyseniz büyük olasılıkla ingilizce menüye ulaşmanız mümkün oluyor. Menülerde "formule (formül)" dedikleri çeşitli gruptaki yemekleri bir arada daha makul fiyata sunma gibi bir alışkanlık var; böyle olunca mutfağı yönetmek daha kolay olduğu için formül fiyatları daha makul oluyor.

Formüller genellikle "Entre+Plat (antğe e pla)" yani antre artı ana yemek, "Plat+Dessert (plat e deseğ" yani ana yemek artı tatlı ya da hepsi birden "Entre+Plat+Dessert" şeklinde olabliyor. Merak etmeyin, büyük olasılıkla fransız garsonlar ingilizce konuşuyor, hele ki gençlerse ingilizce konuşmaya bayılıyorlar.

Paris'te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?

Sadece kafe ve restoranlarda değil, herhangi bir yere ilk girdiğinizde sizi karşılayan görevliye mutlaka ama mutlaka "Bonjour (bonjuğ)" deyip onu selamlamalısınız. Aksi halde büyük kabalık yapmış olursunuz ve siz bu kabalığı yaptığınızın farkına varmadığınız için karşınızdakinin size kaba davranmasının nedenini "Fransızlar fransızca konuşmayanlara kaba davranıyorlar" olarak değerlendirebilirsiniz.

Oysa ki fransız kültüründe selamlaşma çok önemli ve tabi teşekkür etme ve bir şeyi rica etme de... Bu konuyla ilgili olarak Fransızla ilgili küçük ipuçları hakkında yazdığım Hayatınızı Kolaylaştıracak Birkaç Fransızca Kelime yazımı okumanızı öneririm.

Paris'te pek çok restorana rezervasyonsuz gittiğinizde açıkta kalma ihtimaliniz olabiliyor; o yüzden sizin için önemli bir yere gidiyorsanız önceden rezervasyon yaptırmanızı şiddetle öneriyorum. Rezervasyon konusunun çok pratik bir çözümü var aslında: Çoğu restoran La Fourchette / The Fork online rezervasyon sistemi üzerinden rezervasyon kabul ediyor. 



Fransa'da yaygın bir şekilde kullanılan La Fourchette'in resmi web sayfasına bu link üzerinden ya da yukarıdaki banner'a tıklayarak kolayca rezervasyon yaptırabilirsiniz. Bu şekilde hem kimseyle muhattap olmadan rezervasyon yaptırma şansınız oluyor, hem de dönem dönem promosyon ve indirimleri yakalayıp üzerine bir de kâra geçebiliyorsunuz. Detaylar ise sizin için hazırladığım Fourchette / The Fork yazısında ...

Bir kafe ya da restorana girdiğinizde garsonun sizi bir yere oturtmasını beklemeniz çok önemli; Hadi kafelerde bu çok geçerli değilse de restoranlarda kafanıza göre bir yere oturmaya kalkarsanız garsonlar kilitleniyorlar, ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Çünkü oturduğunuz yer onların servis sorumluluk alanı dışında olabilir ya da henüz oraya servis açılmamıştır. O yüzden sizi pek de kibar olmayan bir şekilde yerinizden edebiliyorlar ve bunu kesinlikle şahsınıza yapılmış bir hakaret olarak almayın, zavallımlar işleri altüst olduğu için şok geçiriyorlar.

Garson sizi karşıladı, bir yer bulup oturttu, elbette ki yerinizi değiştirmeyi talep edebilirsiniz ama çantanızı koymak için filan yan masadan sandalye filan almaya kalktığınızda da aynı şekilde şoka girebiliyorlar, o yüzen pek yapmamaya çalışırsanız hayrınıza olur.

Paris'te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?
Bir de Paris'te masalar genelde çok küçük. Türkiye'de kafe masası boyutlarındaki bir masa Paris'te yemek masası mantığında kullanılabiliyor; buna alışmanız biraz zor olabilir. Bir de masalar o kadar dipdibe ki, aynı masaya oturmuş hep beraber bir şeyler yiyip içiyormuşsunuz hissine kapılabilirsiniz hiç tanımadığınız insanların arasında :)

Yerleştiniz, açsınız ve doğal olarak menü bekliyorsunuz ama bekleyeceksiniz. Yok öyle "hey garson, evladım bakar mısın?" filan demeler, deseniz de zaten kazara görürse sizi "j'arrive (jağivv) yani "geliyorum" diyor kendileri ama gelmiyorlar hemen :)

Kendilerini ne zaman hazır hissederlerse o zaman gelip menü getiriyorlar ve yine ortadan kayboluyorlar, siz bir şekilde menüyü çözmeye çalışıyorsunuz ve bir beş on dakika daha bekledikten sonra -siz daha önce çağırmaya çalışsanız bile- onlar kafalarına estiği zaman masanıza teşrif edip siparişinizi alıyorlar; kazara soru sorup biraz daha düşünmek isterseniz o zaman bir sonraki sipariş alma turuna kalıyorsunuz, yapmayın derim :)

Sonra siparişinizin durumuna göre, antre ya da ana yemek geliyor. tatlıyı en son söyleyebiliyorsunuz. Size bir tavsiyem de, Türkiye'deki alışkanlıklarınızı sürdürmeye çalışarak yemeklerin içeriklerini değiştirmeye kalkmamanızdır, çünkü anlamıyorlar; anlamıyorlar ve aslında haklılar. İstanbul'dayken "sezar salata istiyoruuum ama sezar sosu olmasıııın" diye abuk taleplerde bulunan o kadar çok insan gördüm ki, burada bu alışkanlığı sürdürmeye kalkışmak biraz faydasız bir çaba olacaktır.

Paris'te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?
İçecek olarak şarap tercih ediyorsanız ve hangi şarabı seçeceğinizi bilmiyorsanız garsona danışmak nezakettendir; bayılırlar tavsiyede bulunmaya, iki saat anlatırlar :) Bütçe yapıyorsanız ama yine de iyi bir şey içmek istiyorsanız "le vin de la maison" yani ev şaraplarını gözünüz kapalı isteyebilirsiniz; ben şu ana kadar kötü bir ev şarabına denk gelmedim.

Bu arada suda marka takıntınız yoksa musluk suyu içebilirsiniz. Paris'te musluk suyu güvenle içiliyor; gerçi ılıksa pek çekilmiyor ama serin olduğu sürece tadı gayet güzel. Normal suyu "une carafe d'eau (ün kağaf do)" şeklinde isteyebilirsiniz. tabi "s'il vous plaît" diye lütfeni eklemeyi unutmuyoruz...

Tatlı olarak ekstra bir şey yemek istemiyorsunuz, kahve yanında küçük küçük tatlılar denemek sizin için ilginç olacaksa o zaman café gourmand (kafe guğman) sipariş etmenizi öneririm. Genelde 7€-10€ fiyat aralığında bir kahve yanında küçük küçük tatlılar geliyor. Her restoranın farklı bir seçkisi oluyor ve içlerinden bir şeyleri illa ki seviyorsunuz. Yemeyi tercih etmediklerinizi de birlikte olduğunuz eşinizle dostunuzla paylaşırsınız; hoş olur. Bu café gourmand konusunda belki bir gün ayrı bir yazı yazarım.

Yediniz içtiniz ne güzel. Hesabı ödemek istiyorsunuz "l'addition s'il vous plaît" (ladisyon silvuple) yani "adisyon lütfen" dedikten bir beş on dakika sonra hesap geliyor. Kazara kredi kartı ile ödemek isterseniz bir beş on dakika daha beklemeniz gerekiyor çünkü çok zeki olanları dışında adisyonla birlikte kredi kartı makinesi getiren garsona pek rastladığımı söyleyemeyeceğim, sanırım bu ritüele bayılıyorlar :)

Paris'te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?
"Café Gourmand"
Hesabınızı ödedikten sonra bahşiş bırakma konusuna geliyor sıra. Büyük çoğunlukla servis hizmeti fiyata dahildir ve genelde bu adisyonda belirtilir o yüzden bahşiş bırakmanıza gerek yoktur. Hatta bu konuda bir Amerikalı ile bir garsonun konuşmasına şahit olmuştum, Amerikalı, garsona ideal bahşiş oranını sorduğunda garson "bizim servis payımızı patronumuz ödüyor, bahşiş bırakmanıza gerek yok" demişti ve o günden sonra bahşiş bırakmadığım zamanlarda kendimi hiç kötü hissetmemeye başlamıştım ama geçenlerde bir Fransız arkadaş, bir konuşma esnasında bahşiş bırakılmamasını çok ayıp bulduğunu söyleyince neye uğradığımı şaşırdım :) Oysa ki diğer tüm Fransız arkadaşlarım bahşiş bırakılmaması konusunda hem fikirler? Yani bilemiyorum, siz dilerseniz üç-beş bir şeyler bırakın :)

Kafelerde ve restoranlarda en eğlenceli konulardan biri de tuvalet mevzudur. Her tuvaletin tarzı, kullanımı, ne bileyim bir şeyi illa ki farklıdır. Genelde müşteri harici kullanımına sıcak bakmazlar ama yine de zor durumda olan insanları geri çevirdiklerini de görmedim. Bazı restoranların tuvaletleri için garsondan marka gibi bir şey almanız gerekebilir. Sokak tuvaletleri ile ilgili olarak da bu yazıyı okuyabilirsiniz.

Kesin olan bir şey varsa da her restoranın tuvaletindeki lavaboların, daha doğrusu muslukların çalışma prensibinin enteresan oluşudur. Musluğu nasıl açacağınızı bulmanız epey bir vaktiniz alır. Kimi normal musluklu olabileceği gibi kimisinde lavabonun altındaki bir butona basıp çalıştırmanız gerekir, kimisinde bu buton yerdedir, ayağınızla basmanız gerekir; bazen bir kolu çekersiniz, bazen itersiniz; illa ki oyuncaklıdır ve sinir bozucu olduğu kadar da eğlencelidir :)

Özetleyecek olursak, girdiğiniz yer bir kafe bile olsa ve amacınız sadece ve sadece bir kahve içmekse, oturması, sipariş vermesi, siparişin gelmesi, adisyon isteme, hesap ödeme aşaması, kredi kartı makinesini bekleme filan derken minimum yarım saatlik bir etkinliğe dahil olduğunuzu aklınızdan çıkarmamınızı öneririm. Paris'te sabırlı olmak en büyük erdemdir :)

Paris'te Kafe ve Restoranlarda Başınıza Neler Gelecek?

Bir de bazı kafe ve restoranların "take away" servisi var. Yani siparişinizi orada yemiyorsunuz, başka yerde yemek üzere paket yaptırıyorsunuz. Zaten o tür yerler "burada mı yiyeceksiniz yoksa götürecek misiniz?" manasında "sur place ou à emporter?" (süğ plas u a anpoğte?) diye soruyorlar. Orada yiyecekseniz "sur place" paket istiyorsanız "à emporter" demeniz gerekiyor ve paket olarak almak her zaman için daha ucuza geliyor.

Şimdilik bu konuda aklıma gelenler bunlar. Elbette bu bahsettiğim konular ortalama bir kafe ya da restoranda geçerli. Çok çok lüks bir yere gittiğinizde doğal olarak aldığınız hizmetin kalitesi ve şekli de değişiyor. Daha mı iyi oluyor? Buna her zaman garanti veremem...

Bu yazıyı okuduktan sonra bir Paris ziyaretinizde, bir restoran ya da kafede otururken karşılaşacağınız tuhaflıklar karşısında bu satırları hatırlamanızı, mümkün olduğunca sabırlı olmanızı ve beni tebessümle anmanızı rica ediyorum.

Afiyet bal, şeker olsun.






TÜM YAZILAR          ANA SAYFA

PARiSTE.NET


Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Beğendiğiniz yazıları sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız buradaki bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu sitede yer alan tüm fotoğraflar ve site içeriği aksi belirtilmedikçe şahsıma aittir. İçerik ve linklerde rastlayacağınız olası hataları e-posta ile bildirirseniz çok sevinirim. Ayrıca bu yazı ile ilgili görüş, düşünce ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyin lütfen. Özellikle, Paris'te yaşadığınız deneyimleri diğer okuyucularla paylaşmanız daha çok kişinin sizin deneyimlerinizden yararlanmasını sağlayacaktır. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

24 yorum:

  1. Çok teşekkürler. Çok faydalı bir yazı idi. .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginiz ve yorumunuz için ben teşekkür ederim.

      Sil
  2. İyi ki bloğunuza rastladım. Kasım ayında 3 günlük Paris gezisini de içeren Avrupa seyahatimiz olacak.. Yorumunuzun ve önerilerinizin faydalı olacağı muhakkak.Görmeyi çok istediğim 2 yer var, Louvre Müzesi ve Le Pere Lachaise mezarlığı..Bakalım nasl geçicek.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim,
      Kendinize çok güzel noktalar seçmişsiniz, özellikle Père Lachaise Mezarlığı Kasım ayında çok güzel olur.
      İyi tatiller

      Sil
  3. Sayenizde pek çok şeyi öğrendim ve kendime bir gezi planı oluşturdum harika bir iş çıkarıyorsunuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim.
      Şimdiden iyi tatiller...

      Sil
  4. Mukemmel yaziyorsunuz. 16 martta paristeyim ve sizinle karsilasmayi cok isterim. Sayenizde parisi karis karis ogrendim. Lutfen devam edin. Sevgiler Gokce

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Paris küçük yer denk geliriz belki de kim bilir?
      Şimdiden harika bir tatil geçirmenizi dilerim...

      Sil
  5. Bu yazınızı daha önce gözden kaçırmışım. Okurken çok güldüm. Çok doğru yazmışsınız.Elinize sağlık. Ben de bir kaç şey eklemek isterim. Bir çok mekan (IKEA'nın restoranı bile) öğle veya akşam yemek saati değilse servis vermez. Hatta dükkanı kapatıp gitmiş bile olabilirler. Yemek saatlerine çok bağlılar. Tereyağ konusuna da kesinlikle katılıyorum. Benim de favorim Echire Demi-sel.:) Büyük bir kahvaltı yapmak isteyenlerin gitgide yaygınlaşan 'brunch'( kahvaltı +öğle yemeği) servis eden mekanları araştırmasını öneririm. İyi günler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yorumunuz için çok teşekkürler. Aslına bakarsanız brunch konusunda beş yılda doğru dürüst bir mekan bulabilmiş değilim henüz. Daha doğrusu var da benim damak tadıma uygun bir şey bulamadım, önereceğiniz mekanlar olursa ve bizlerle paylaşırsanız her zaman mutlu oluruz. Tekrar teşekkürler.

      Sil
    2. Merhabalar Ahmet Bey,
      Tabi ki bizim menemenli , ballı-kaymaklı uzun Pazar kahvaltılarımızın yerini hiç biri tutamaz :) Benim denemediğim ancak eşimin deneyip beğendiği bir yer 'Le Cafe de Jacquemart Andre' Jacquemart Andre müzesinin kafesi. Eğer henüz ziyaret etmediyseniz belki hem brunch yapıp hem de müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Sevgiler. İyi Haftalar.

      Sil
    3. Balını kaymağını geçtim, tuzlu bir şeylerden oluşmuş bir kahvaltı da benim işimi görür ama buralarda kahvaltılar genellikle tatlı ağırlıklı olduğu için ben dışarıda kahvaltı yapılacak mekan konusunda çoktan pes ettim :) Ama dediğiniz gibi o kafe şahanedir, hatta iyi hatırlattınız ben oraya bir daha gideyim de blog için güzel bir tanıtım yazısı hazırlayayım :) Sevgiler ve iyi haftalar...

      Sil
  6. İyi ki denk geldim, saatlerdir başından kalkamıyorum sitenizin :) Ellerinize ve ruhunuza sağlık, çok güzel olmuş! Sevgiler, Gözde

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, aldığım en güzel yorumlardan biri bu ;)

      Sil
  7. tereyagi konusunda ben ilk zamanlar president kullaniyordum ve cok begeniyordum,daha sonra paysan breton'u kesfettim,simdi president bana hic de guzel gelmiyor!tabi pariste bulabilirmisiniz bilmiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslına bakarsanız tereyağını mümkün olduğunca az tüketiyorum, mutfağımızda ağırlıklı olarak zeytinyağı var; o yüzden mevcut paket bile son kullanma tarihine kadar bitmiyor ama yine de bir gün karşıma çıkarsa önerinizi deneyeceğim, söz.

      Sil
  8. Blogunuz çok faydalı okumaya doyamıyorum ağustosta ailemle paris gezisi planladık blogunuz sayesinde güzel geçecegine eminim teşekkürler not.insallah ahmet kaya ve yılmaz güneyin kabirlerini bulabiliriz tekrar elinize sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim. Umarım Paris'te keyifli bir tatil geçirirsiniz.
      Mutlu günler dilerim.

      Sil
  9. Merhaba Ahmet bey... yaklasik 2 aydir sitenizden haberdarim. Birbirinden güzel yazilarinizi zevkle takip ediyorum. Bende gurbetciyim, 16 yildir Almanya'da yasiyorum. Kismetse esimle yarin sabah hizli trenle Paris'e gidecegiz. Otelimiz Les Halles'te. Yemek konusunda bizde zorlanacagiz. Tamam Fransa'da birkac günde olsa Fransizlar gibi yasamak güzel olur ama yinede Les Halles yakinlarinda önerebileceginiz Türk lokantasi veya restoranti var mi? Emekleriniz ve ilginiz icin tesekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Serkan Bey,
      Öncelikle çok teşekkür ederim. Dönerci vb illa ki vardır ama -bildiğim kadarıyla- doğrudan Les Halles tarafında bir Türk restoranı yok. Biraz kuzeyde Strasbourg-Saint Denis metro istasyonunun oradaki Türk Mahallesindeki Derya Restaurant'ı önerebilirim. Aslında Louis Blanc metro istasyonunun orayadaki Labranda Restaurant benim en sevdiğim Türk restoranıdır Paris'te ama o Pazar günleri kapalı. Eğer tatiliniz yarın ve daha sonrasında da devam edecekse Labranda'ya da bir uğrayıp sahibi Gönül Abla'ya selamlarımı iletiverin...
      Mutlu ve güzel günler, iyi tatiller dilerim...

      Sil
    2. Hizli cevabiniz icin tesekkürler Ahmet Bey. 4 günlügüne geldik �� Bugünlük pizza hut'la yetindik. Buraya gelmeden önce bukadar cafe ve restorant imkani oldugunu bilmiyorduk. Her köse basinda onlarca var. Bugün ilk günümüz olmasina ragmen Paris'in altini üstüne getirdik diyebilirim, elbette big bus hizmeti sagolsun. Hem kirmizi hem mavi turu yaptik. Otele yeni girdik. Yarin sabahta luvre müzesi ve tekrardan eyfel, sanzelize zaten ancak gün yeter. Sali günü disneyland ve vakit kalirsa ahmet abinin mezarini ziyaret (umarim disneylandtan mezarliga gidis kolaydir). Carsambada son kez biraz gezdikten sonra aksama trenle dönüs �� Ilk izlenimlerimiz cok iyi yönde. Su ana kadar londra benim icin en üstteydi ama paris bir baskaymis. Gittigimiz cafelerde hic zorluk cekmedik, insanlar gayet güler yüzlüydü, bizde öyleydik. Bugün cok keyifli gecti tabiiki bunda sizin payiniz cok büyük. Verdiginiz bilgiler sayesinde islerimiz cok kolaylasti. Sonsuz tesekkürler, iyi ki varsiniz ������ Serkan Akduman...

      Sil
    3. Paris'te tatilinizin keyifli başlamasına çok sevindim Serkan Bey... Disneyland'dan Père Lachaise Mezarlığı'na gitmek için RER-A ile şehir merkezine doğru giden trene binin ve Nation istasyonunda inin. Nation'dan 2 numaralı metroya binip Père Lachaise istasyonunda inerseniz kolayca ulaşabileceksiniz. İyi tatiller...

      Sil
    4. Iyi ki Paris'e gelmeden önce sizi tanimisim. Yardimlariniz ve ilginiz icin ne kadar tesekkür etsem azdir... bu sefer kismet olmadi ama bir dahaki gelisimize bir kac saatliginede olsa bulusup size bir kahve ismarlamayi isterim... tesekkürler...

      Sil
  10. Bu arada kusura bakmayin ismimi yazmayi unutmusum. Serkan Akduman.

    YanıtlaSil

Paris Hava Durumu

BİLGİ VE TEŞEKKÜR

Ocak 2014'ten bu yana Paris'i daha kolay gezebilmeniz için hazırladığım ve düzenli olarak yeni yazılarla güncellediğim bu blog'taki bilgilerin ancak paylaşıldıkça değerli olduğuna inanıyorum. Paris üzerine yazdığım 450'den fazla yazı arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızda paylaşmanız, bu bilgilerin daha çok kişiye ulaşmasına yardımcı olacaktır. Yazılarla ile ilgili görüş ve önerilerinizi yorum bölümüne yazmaktan çekinmeyiniz. İlginiz ve desteğiniz için teşekkürler.

Google+ Takip Edenler

Konsolosluk Rehberi

pariste.net kaç kez okundu?

REKLAM ve SPONSORLUK

© 2014-2016 Tüm hakları saklıdır. Yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz Pariste.Net Paris Gezi ve Yaşam Rehberi.
Powered by Blogger.