Archive

Şubat 2014

Browsing
(Son Güncelleme: 01.06.2018) Yurt dışı gezilerinizde gittiğiniz her şehirde gözleriniz Hard Rock Cafe'yi arıyorsa o zaman Hard Rock Cafe Paris'e de uğramadan olmaz. Bugüne kadar sanıyorum Toronto, Londra, Hamburg, Amsterdam ve tabii ki Paris'teki Hard Rock Cafe'lere gittim. Gerçi iki kez de New York'takine gitme çabam oldu ama kapıdaki görevli bir saatlik bekleme sırası verince ikisinde de

(Son Güncelleme: 01.06.2018) Paris’in birbirinden güzel sayısız restoranlarından hangi birini yazacağımı ben de bilmiyorum ama sırası geldikçe, aklıma düştükçe, vakit buldukça gidip bir şeyler yediğim, gerek atmosferini gerekse yemeklerin lezzetini beğendiklerimi de paylaşmak istiyorum sizlerle. Paris’teki en sevimli restoranlardan biri Victoria Station Restaurant… Grands Boulevards’da, Panoramas Pasajı’nın olduğu binada yer alan bu güzel restoran, adını Londra’daki Victoria Tren Garı’ndan alsa da aslında bir İtalyan restoranı… Dekor ve konsept olarak tam bir tren havasındaki restoranın dışı kadar içi de keyifli. Grands Boulevards metro istasyonun birkaç metre ötesinde bulunan restoranın asıl girişi cadde üzerinde. Bir de Panoramas Pasajı’na cephesi var ama orası sadece vitrin; o yüzden sizi yanıltmasın. Victoria Station Restaurant – Grands Boulevards İçeri girdiğinizde önce havayı tam hissedemiyorsunuz. Sizi masanıza yerleştirmek için bir görevli geldiğinde sakın cadde tarafında oturmayın, mümkünse içeriden bir yer rica edin. Çünkü içeri doğru ilerledikçe dekorasyonu daha çok seveceğinize eminim. Eski bir tren vagonu şeklinde kompartımanlar halinde…

(Son Güncelleme: 01.06.2018) Pasajlar cenneti Paris'in görülmeye değer pasajlarından biri olan Jouffroy Pasajı, Fransızcadaki adıyla Passage Jouffroy "pasaj jufrua" ya da "pasaj jufğua" olarak okunuyor ama biz "pasaj jufroy" da diyebiliriz :) 9. arrondissement'da Grands Boulevards'da, balmumu heykel müzesi Musée Grevin'in yanında, bir diğer güzel pasaj olan Panoramas Pasajı'nın tam karşısında bulunuyor. Fransızcadan Türkçeye geçen "pasaj" kelimesi, bildiğiniz gibi, iki
(Son Güncelleme: 01.06.2018) Paris pasaj cennetidir bir bakıma. Şehrin pek çok yerinde, kimisi aralarda gizli kalmış, kimisi yol üstü irili ufaklı yüzlerce pasaj vardır. Pek çoğu Panoramas Pasajı gibi tarihi, orijinalliğinden bir şey kaybetmemiş, tüm cazibesiyle ziyaretçilerini bekler ya da en azından geçip gidecek olanları. Pasaj kelimesi Fransızcadaki "passage" yani "geçit" kelimesinden dilimize yerleşmiş aslında.
(Son Güncelleme: 01.06.2018) Yine Paris'in en hareketli, en yaşam dolu merkezlerinden birindeyiz. Bu kez durağımız, benim de Paris'te en sevdiğim semtlerden biri olan: Grands Boulevards... Grands Boulevards (gran bulvar ya da gğan bulvağ) kelime anlamıyla düşününce "büyük bulvarlar" demek oluyor ve insanın aklına ister istemez bir sürü büyük bulvarın kesiştiği bir yer geliyor ya da

(Son Güncelleme: 12.01.2018) Jardin des Tuileries’nin içinde, kardeşi Orangerie’ye çok benzeyen Jeu de Paume, Tuileries Bahçesi’nin ana girişinde, sol tarafta yer alıyor ve çoğu zaman dikkatli gezginler hariç, klasik Paris turu yapan turistlerin gözünden kaçıyor ama siz dikkatli gezginler olarak bu yazıyı okuduktan sonra Jeu de Paume’u asla kaçırmayacaksınız. Bir çeşit tenis oyunu olan “jeu de paume” (jö dö pom) salonu olarak 1861’de III Napoléon zamanında yaptırılan bina, 1909’da çağdaş sanatlar müzesine dönüştürülmüş ve o günden beri varlığını sürdürüyor. Yüz yılı aşkın süredir pek çok sergiye ev sahipliği yapan müze, özellikle ikinci dünya savaşı zamanında, bünyesinde barındırdığı Yahudi kökenli koleksiyonerlerin eserleri nedeniyle, Naziler tarafından epey bir zarar görmüş. 13 metre genişliğinde, 80 metre uzunluğundaki bina, tarih içinde pek çok restorasyon ve yenileme çalışmaları görerek çağın gereklerini karşılayacak şekilde güncellenmiş. Günümüzde çağdaş sanat eserleri yanı sıra güncel fotoğraf sergilerinin de düzenlendiği müzeyi, Tuileries Bahçesi gezinizde ziyaret edebilir ya da ilginizi çeken…

(Son Güncelleme: 01.06.2018) Tuileries Bahçesi içinde yer alan, Eski Tuileries Sarayı'nın "limonluğu" bir başka deyişle "serası" olan Orangerie 1857'de inşa edilmiş bir yapı ve 1927'den bugüne de Orangerie Müzesi - Musée de l'Orangerie olarak kullanılmakta. Oldum olası "Orangerie"lere bir düşkünlüğüm vardır. Gerek mimari formu, gerek mutlaka bir park içinde yer alıyor oluşu, gerekse büyük camekanlı
(Son Güncelleme: 01.06.2018) Paris'te, Seine Nehri üzerindeki irili ufaklı 37 köprüden en görkemlisi ve bence en güzeli olan Pont Alexandre III (III. Alexandre Köprüsü) 1900 yılında inşa edilmiş eşsiz bir sanat eseri aslında... 1892 Yılında oluşturulan Fransa-Rusya birliğinin ardından 1896'da inşaatına başlanan köprü, dönemin Rus Çarı II. Nicholas'nın babası Çar III. Alexandre'ın adını taşıyor. Champs-Élysées
(Son Güncelleme: 01.06.2018) Abisi Grand Palais gibi 1900 yılında fuar ve sergi sarayı olarak inşa edilen Petit Palais, ilk bakışta ve tabii ki adından dolayı, tarihte saray olarak kullanıldığı izlenimi veriyor. 1902'de müzeye dönüştürülen Petit Palais (pöti pale) Küçük Saray anlamına geliyor ancak hiç de öyle küçük bir bina olduğunu düşünmeyin. Fransızlar gibi gösteriş ve
(Son Güncelleme: 01.06.2018) "Büyük Saray" anlamına gelen Grand Palais'yi (Gran Pale ya da Gğan Pale) ilk gördüğümde "Adamlar vaktiyle ne güzel yerlerde yaşamış" diye aklımdan geçirdiğimi hatırlıyorum. Binanın görkemine ve şehrin tam ortasında tüm heybetiyle yükselişine hayran kalmış, dış cephesi kadar dev çelik-cam çatı formundan da çok etkilenmiştim. Ne var ki daha sonra, bu binanın